Onlar, [haksız] bir iddia ile, “Şu hayvanlar ve tarla mahsulleri kutsaldır; bizim izin verdiklerimiz dışında hiç kimse onlardan yiyemez!” derler ¹²⁵ ve bazı tür hayvanların sırtına yük vurulmasının yasak [olduğunu ilan eder]ler; öyle hayvanlar var ki onlar üzerinde Allah’ın ismini telaffuz etmezler; ¹²⁶ [ve bu âdetlerin kaynağını] haksız yere O’na isnad ederler. [Ama] Allah, onları bütün bu mesnedsiz hayallerinden dolayı cezalandıracaktır.
125 İslam öncesi Araplar, bu ayetin son bölümünde açıklandığı gibi, bu tabuların Allah tarafından emredildiğini haksız şekilde iddia ettiler. Bu farazî, keyfî “emirler”den biri, yalnız belli bir puta tapan ruhanî şahsiyetlerin ve belli bir kabileye mensup bazı kimselerin böyle adanmış hayvanların etlerini yiyebileceklerini, kadınların ise bunu yapamayacaklarını öngörmekteydi (Zemahşerî).126 Yani, onları putlarına kurban ederlerken (bkz. ayrıca 5:103 ve ilgili not). Bu işaretten anlaşılmaktadır ki, putperest Araplar, kural olarak, kestikleri hayvanlar üzerinde Allah’ın -ki O’nu yüce ilâh olarak görmekteydiler- ismini anıyorlardı; ancak yukarıdaki istisnaî durumda onlar, Allah’ın yasaklamış olduğunu düşünerek onu yapmaktan kaçınmışlardı.