Tıpkı bunun gibi, müşriklerden çoğuna Allah’a ortak koştukları¹ (ilâhları), hem onları mahvetmek, hem de dinlerini bozmak için çocuklarını bile öldürmeyi güzel gösterdi.² Eğer Allah dileseydi onlar bunu yapamazlardı.³ O halde sen onları uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
1 Şirk: “شرك” fiilinin mastarıdır ve ortak olma demektir. Dinî anlamda şirk, “Allah’a eş ve ortak koşma” manasına gelir. “Müşrik” de, “Allah’a ortak koşan” demektir. Şirk, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur’an’da yüz elli’yi aşkın yerde geçmektedir. Allah’ın birliğine ortak kabul etmek şirk olduğu gibi, kudret ve tasarrufunda O’na ortak kabul etmek de şirktir. Şirk’in diğer bir çeşidi de, “yalnız Allah’tan beklenmesi gereken sonuçları, Allah’tan başka güç ve kişilerden beklemektir.” Şirk’in zıddı tevhid’dir. O da, Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmekle beraber, O’nun tasarruflarında tek kudret sahibi olduğunu, hüküm ve irâdesinin her şeyin üstünde bulunduğunu kabul etmektir. İbadetlere gösterişi karıştırmak da küçük şirktir. O da, Allah’ın rızasından sapmaktır. İtikadî noktadan şirk ise, Allah’tan başka gizli veya açık tapılacak mabut, hükmüne uyulacak hakem, emir ve yasakları din gibi algılanan zatlar tanımak demektir. Bir müşrik hareketlerinde bazen Allah’ı dahi hesaba katma ihtiyacından uzak kalamamakla beraber, ekseriya kendisine daha yakın farzettiği diğer mabutları, şerikleri namına yürür ve bunun için kazancında hakka muhalif emeller takip ettiği gibi sarfiyatında da haksız ve beyhude olarak o mabutları namına bir takım masraflara mahkûm olur. Ve artık onun bütçesinde iki masraf vardır. Birisi Allah için harcamayı hissettiği az bir hayır, birisi de Allah’a şirk koştuğu putların, şeyhlerin, efendilerin yüklediği beyhude, havai ve hayırsız olan masraftır. İşte bu harcama ve himmet soygunları, memleketleri yıkan, milletleri harap eden en önemli sebeplerden biri olan buhran ve sefaletin ana sebebidir. Bu, harcamaların hiç biri Allâh için olmaz ve boşuna soyulmaktan başka hiç bir şey ifade etmez. Bilakis Allâh için ayrılan kazançları bile kendilerine çeker. Ve artık bu halde bulunanların hiç bir hayırları olmaz. Bütün amelleri ve bütün kazançları, şeytanlar uğuruna hebaen mensûrâ olur gider. 2 O taptıkları ve namlarına masraflar yaptıkları şerikleri, o insan ve cin şeytanları müşriklerin çoğuna evlatlarını öldürmeyi hoş gösterdi. Kazandıklarını ellerinden aldılar, sıkıntılara soktular. Akıllarını fikirlerini, hislerini ifsat ettiler. Geçim sıkıntısı, fakirlik korkusu ve bir takım bâtıl düşünce ve duygularla yetişmiş evlatlarını öldürmeyi, putlara kurban etmeyi, kızlarını diri diri gömmeyi, doğum kontrolü adı altında çocuklarını daha dünyaya gelmeden ana karnında telef etmeyi ve bu suretle kendi nesillerini kendilerine kırdırmayı bir iktisat, bir ilim, bir din işi gibi iyi bir şey diye telkin ettiler. Ve bunu, müşrikleri helâk etmek ve peygamberler vasıtasıyla gelen hak dinlerini kirletmek ve bozmak gibi iki önemli maksat için yaptılar.3 Yani; ya onlara o gücü vermezdi veya o gücü verdiği halde engel olur, yaptırmazdı.