close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 134. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne mâ tû’adûne leât(in)(s) vemâ entum bimu’cizîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Muhakkak size vaadedilen şeyler gelecek ve siz, olacak şeylerin önüne geçemezsiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hiç şüphesiz, size va’ad edilen (her şey) mutlaka gelecek (ve gerçekleşecek)tir. Ve (ey kâfirler ve zalimler) siz (Bizi asla) aciz bırakacak değilsiniz. (Allah’ın va’adini ve takdirini asla engelleyemezsiniz!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphe yok ki, size vaad olunan o hesaplaşma vakti mutlaka gelecektir. Ve siz ondan kaçamayacaksınız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Size va'dedilen şey, nihaî yargı mutlaka gerçekleşecektir. Siz Allah'ın koyduğu kanunların dışına çıkarak bunun önüne geçemezsiniz, yakanızı kurtaramazsınız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Size vaad edilenler mutlaka gelecektir ve siz onun önüne geçemezsiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz (bizi) aciz bırakacak değilsiniz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Size edilen vaad (kıyametin kopması gibi şeyler) muhakkak başınıza gelecektir, siz onun önüne geçemezsiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hiç şüphesiz vaad edildiğiniz şeyler gelecektir. Ve siz Biz’den kurtulamazsınız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Size vaad edilen mutlaka gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Size söz verilen şey, herhalde gelecektir, engel olamazsınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphe yok ki size vaat edilen o (hesaplaşma günü) mutlaka gelecektir. Siz, onu engelleyemezsiniz.
Cemil Said
swap_vert close
Size haber virilen şeyler vâki’ olacakdır ve siz ânları tebdîlden ’âcizsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz size va’dedilen şeyler mutlaka gelecektir.[193] Siz bunun önüne geçemezsiniz.
Âyetteki “va’dedilen şeyler” ile, öldükten sonra dirilme, hesap, cennet, cehennem, iyilere iyi derece, kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Size bildirilen mutlaka gelecektir; bunu önleyemezsiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz bunu önleyemezsiniz.  
 Âyet-i kerimedeki vaadden maksat, kıyametin kopması, ölümden sonra dirilmek, haşir ve hesap günleridir, gibi çeşitli manalar verilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Size söz verilenler elbette yerine gelecektir ve onun önüne geçemezsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Size vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun önüne geçemezsiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Size edilen va'd-ü vaîd muhakkak başınıza gelecektir, siz onun önüne geçemezsiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Size vadedilen (kıyametin kopması, tekrar dirilme, hesap günü gibi) şeyler muhakkak gelecektir. Ve siz buna (asla) engel olamazsınız!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Size yapılan uyarı kesinlikle yerine gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, size (başınıza geleceği) va'd olunan şeyler elbette gelib çatacakdır. Siz, önüne geçebilecekler değilsiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki ne va'd olunuyorsanız mutlaka gelecektir ve siz (ona) mâni' olacak kimseler değilsiniz!(3)
(3)“Hiç mümkün müdür ki: Alîm-i Mutlak, Kadîr-i Mutlak (sonsuz ilim ve kudret sâhibi) olan şu masnûâtın Sâni‘i, (san‘atlı varlıkların san‘atkârı) bütün enbiyânın (peygamberlerin) tevâtürle (yalan olması aklen imkânsız sayıdaki) haber verdikleri ve bütün sıddîkīn ve evliyânın icmâ‘ (fikir birliği) ile şehâdet ettikleri (şâhidlik yaptıkları) mükerrer (tekrarlı) va‘d ve vaîd-i İlâhîsini (mükâfât ve cezâ va‘dlerini) yerine getirmeyip, hâşâ, acz ve cehlini göstersin?Hâlbuki va‘d ve vaîdinde bulunduğu emirler (işler), kudretine hiç ağır gelmez. Pek hafif ve pek kolay! Geçmiş baharın hesabsız mevcûdâtını (varlıklarını), gelecek baharda kısmen aynen, kısmen mislen(benzerleriyle) iâdesi kadar kolaydır. Îfâ-yı va‘d (va‘din yerine getirilmesi) ise, hem bize, hem herşeye, hem kendisine, hem saltanat-ı rubûbiyetine (umum kâinâtı terbiye edişindeki saltanatına) pek çok lâzımdır. Hulfü’l-va‘d (va‘dinden dönmek) ise; hem izzet-i iktidârına zıddır, hem ihâta-i ilmiyesine (herşeyi kuşatan ilmine) münâfîdir (terstir).” (Zülfikār, 10. Söz, 32)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insanlar!) Şüphe yok ki, size vaad olunan (o hesaplaşma vakti) mutlaka gelecektir. Ve siz onu asla engelleyemezsiniz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbetteki size vaat edilen şey (hesap günü) gelecektir. Siz ona asla engel olamazsınız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten size önceden ne dendiyse o kesenkes olacaktır. Onun önüne geçemezsiniz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Size vadolunan şey mutlak gelir. Siz onu âciz kılacak değilsiniz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Size vaat edilen mutlaka gerçekleşecektir, siz onu asla engelleyemezsiniz? [mu’cizîn].
Kadri Çelik
swap_vert close
Size vaat edilen, mutlaka (yerine) gelecektir. Siz O'nu aciz kılıcılar değilsiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç şüpheniz olmasın ki, size vaad edilen o Kıyâmet Günü kesinlikle gelecektir ve hiç biriniz buna engel olamayacaksınız!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Size vaad edilen şey elbette gelmektedir; siz aciz bırakacak / kaçıp kurtulacak değilsiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Size sözü edilen felaket, mutlaka gelecektir. Asla buna engel olamayacaksınız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Size söz verilen gün mutlaka gelecektir! Siz o günü önleyemezsiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz (bunları) asla aciz bırakıcılar değilsiniz. [*]
Benzer mesajlar: Enfâl 8:59; Tevbe 9:2, 3; Yûnus 10:53; Hûd 11:20, 33; Nahl 16:46; Nûr 24:57; ‘Ankebût 29:22; Fâtır 35:44; Zümer 39:51; Şûrâ 42:31; Ahkâf 46:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey insanlar!) Size vâdedilenler mutlaka gelecektir ve siz, bunu asla önleyemezsiniz.
Muhammed Esed
swap_vert close
Şüphe yok ki size vaad edilen o [hesaplaşma] mutlaka gelecektir ve siz ondan kaçamayacaksınız!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Size vaat edilen o şey mutlaka gelecektir ve siz ona asla engel olamayacaksınız. 10/55, 14/47, 30/60, 39/74
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kaçış yok: tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir: ve siz ona asla engel olamayacaksınız.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz size va'd olunan şeyler (öldükten sonra dirilme hesap ve ceza) elbette gelip çatacaktır ve siz bunu asla önlemeyezsiniz!
Osman Fırat
swap_vert close
Size ne va’ad edildiyse O muhakkak gelecektir, siz onu engelleyemezsiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, vaad olunduğunuz şey elbette gelecektir. Ve siz onu bertaraf edebilecek değilsinizdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Size vâd edilen şeyler mutlaka gelecektir, siz bunun önüne geçemezsiniz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Size söylenen uyarı, muhakkak gelecektir, siz onu engelleyemezsiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Size va'd olunan (kıyâmet ve 'azâb) muhakkak gelecekdir ve siz Allâh Te'âlâ'yı 'âciz idicilerden değilsiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Tehdit edildiğiniz şey mutlaka olacaktır. Siz önüne geçemeyeceksiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Size yapılan vaat mutlaka gerçekleşecek ve siz onu engelleyemeyeceksiniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Size vaad edilen mutlaka gelecektir; onun önüne geçemezsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Size vaat edilen şeyler kesinlikle meydana gelecektir. Siz engel olamazsınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ ol kim va'de virilürsiz gelicidür daħı degülsiz fevt olıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ size va‘de olan ḳıyāmet güni geleçekdür şeksüz. Daḫı siz TañrıTa‘ālā[yı] ‘āciz eylemezsiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sizə və’d edilən (qiyamət günü), şübhəsiz ki, gələcəkdir. Siz onun qarşısını ala bilməzsiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! that which ye are promised will surely come to pass, and ye cannot escape.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
All that hath been(956) promised unto you will come to pass: nor can ye frustrate it (in the least bit).
956 Both the good news and the warning which Allah's messengers came to give will be fulfilled. Nothing can stop Allah's Universal Plan. See n. 947 to 6:125.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
مَا
o şey ki
تُوعَدُونَ
vaad olunu- yorsunuz
لَاٰتٍۙ
mutlaka gelicidir
وَمَٓا اَنْتُمْ
ve siz değilsiniz
بِمُعْجِز۪ينَ
âciz bırakacak kimseler
Size vaad edilen (kıyamet günü) mutlaka gelecektir ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz (o günün gelmesini önleyemezsiniz).
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اٰتِي
Etken fiil
ا ت ي
Gelen, gelici, gelecek
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
مُعْجِز
Etken fiil-IV
ع ج ز
Âciz bırakan, âciz bırakıcı