Hiç (manen) ölü iken (vahiy, iman, ilim ve hidayetle) kendisine hayat verdiğimiz ve onunla insanların arasında yürüyeceği bir nur (manevi ışık, akıl, ilim ve anlayış) verdiğimiz kimse, içinden çıkma imkânı bulamayacağı zifiri (cahiliye) karanlıkları içinde kalıp, ondan (o cahiliye karnlığından) hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi mi olur? İşte böylece inkârcılara yaptıkları kötülükler süslü (çekici) görünmüştür.*
(*) Buradaki “ölü” kelimesi, mecazı olup bildiğimiz ölü anlamına gelmemektedir. “Ölü iken” ifadesi, hakikati anlayıp iman etmeyen insana işaret etmektedir. Yani burada vahiysiz hayat ölüme, vahyin yaşandığı hayat ise canlılığa işaret olarak dile getirilmiştir. Çünkü Kur’an’da inkârcılar ölüye benzetildiği birçok ayet vardır. (Yâsîn 69, 70, Fâtır 19-22, Neml 80) İşte manen ölü iken kendisine hayat verilen, cahiliye karanlığı içinde, gerçeklerden habersiz ve şirk içindeyken Kur’an’la aydınlanan, tevhid inancıyla arındırılarak doğru yola iletilen kimsedir.