Size ne oluyor da (helâl kılınan hayvanlardan olmak şartıyla, kesim esnasında) üzerine Allah’ın adı anılan (hayvan) lardan yemiyorsunuz? (Size helâl kılınan hayvanlardan kendinizi niçin mahrum bırakıyorsunuz?) Oysa (Allah,) çaresizlik sonucu (açlıktan ölmeyecek kadar yemek şartıyla) yemek zorunda kaldıklarınız müstesna olmak üzere, harâm kıldıklarını size açıklamıştır. *Gerçek şu ki; birçokları, (ilâhî bir hükme dayanmaksızın) bilgisizce, kendi keyiflerine uyarak (helâli harâm, harâmı da helâl yapmak sûretiyle, insanları) dalâlete düşürüyorlar. Şüphesiz ki Rabbin, haddi aşanları en iyi bilendir.
* “Gerçek şu ki”; birçokları, (ilâhî bir hükme dayanmaksızın) bilgisizce, kendi keyiflerine uyarak (helâli harâm, harâmı da helâl yapmak sûretiyle, insanları) dalâlete düşürüyorlar”; Müfessirlerimizin beyanı veçhile; âyet-i kerîmedeki “birçokları” ifadesinden kasıt, müşriklerdir. Zira müşrikler, deve ve koyun gibi bazı hayvanlara kutsallık atfederek “Bahîre”, “Sâibe”, “Vasîle” ve “Hâm” diye isimler verirlerdi. Bu hayvanlar putlara adandıktan sonra serbest bırakılır, böylece kutsal bir mahiyet kazandığına inanılan bu hayvanlardan bir daha hiçbir şekilde faydalanılmazdı. Mâide Sûresi 103. âyet-i kerîmede bu sapkınlık izah edilmiş ve böylesi sapkın adetler uyduranlar kınanmıştır.
“Allah, (koyun ve deve gibi bazı hayvanlara kutsallık atfederek, onlara binilmemesi, kesilmemesi yahut kulaklarının yarılıp işaretlendikten sonra putlara adanması ve böylelikle insanların kullanımından alıkonmasıyla ilgili olarak o hayvanlara) “Bahîre”, “Sâibe”, “Vasîle” ve “Hâm” diye (isimler vermediği gibi hiç kimseye böyle) bir şey emretmiş (de) değildir. Fakat o kâfirler (bize böyle yapmamızı Allah emretti demekle) Allah adına yalan söyleyerek ona iftira ediyorlar. Onların çoğu aklını kullanmayanlardır.” (Mâide, 5/103)