close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 113. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velitesġâ ileyhi ef-idetu-lleżîne lâ yu/minûne bil-âḣirati veliyerdavhu veliyakterifû mâ hum mukterifûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, ahirete inanmayanların gönülleri meyletsin ve hoşnut olsunlar da yapageldiklerine devam etsinler diye söylerler o sözleri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ta ki ahirete inanmayanların (dini ve davayı bile dünyalarına araç yapanların) kalpleri ona (marazlı münafıklara) meyletsin de, ondan (bu yaldızlı ve saptırıcı iddia ve iftiralardan) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını (suçlarını ve sorumluluklarını) yüklenedursunlar (diye Allah CC bu fırsatı onlara tanır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ahirete inanmayanların kalpleri o yaldızlı sözlere kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye o şeytanlar böyle yaparlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Âhirete, ebedî yurda iman etmeyenlerin kalpleri, akılları yaldızlı sözlere kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçu, günahı işlemeye devam etsinler diye böyle vesvese vermeye devam ederler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere meyletsin, onlardan hoşnut olsunlar ve kendilerinin yaptıklarını onlar da yapsınlar diye (böyle sözler fısıldarlar).
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de o yaldızlı lâfa, âhirete inanmıyanların kalbleri meyletsin, ondan hoşlansınlar ve kazanmakta oldukları günahı onlar da kazansınlar diye, öyle yaparlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Allah bu sözlerine izin verir ki;) Ahirete inanmayanlar ona kulak versinler, ona kansınlar ve yapmakta oldukları suçları yapmaya devam etsinler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âhirete inanmayanların kalpleri, yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ahrete inanmamış bulunanların gönülleri ona aksın, hoşnut olsunlar, yaptıkların yapsınlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
Cemil Said
swap_vert close
112, 113. Böylece her nebîye düşman cinler ve şeytânlar yaratdık bunlar biri birilerini gâfilâne aldatmağa çalışıyorlar. Eğer Allâh istemese idi yapmaz idi. Sen ânların iftirâlarından ihtirâz it Âhirete inanmıyanları bırak bu hissiyât ile oyalansınlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
112,113. Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
112-113. Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak da âhirete inanmayanların kalpleri ona (o yaldızlı sözlere) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri kötülüğü bundan böyle de işlemeye devam etsinler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Âhirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).
Edip Yüksel
swap_vert close
Ahirete inanmıyanların kalbi ona kansın, ondan hoşlansın ve gerçekten yapmak istediklerini yapabilsinler diye. . .
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçları işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de o yaldızlı lâfa Âhırete inanmıyanların gönülleri aksın ve onu hoşlansınlar ve bu ele geçirmekte oldukları varidatı elde etsinler diye öyle yaparlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Şeytanlar,) âhirete inanmayanların kalpleri o (uydurma) sözlere meyletsin, onlardan hoşnut olsunlar ve kendilerinin yaptıklarını onlar da yapsınlar diye (yaldızlı sözler fısıldarlar).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece ahirete inanmayanların gönülleri ona¹ yönelsin, ondan hoşlansınlar: yaptıkları şeyleri yapmaya devam etsinler.²
1- Şeytana. 2- Şeytan, onları işledikleri günahlara devam ettirsin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir de (bu telkıyni) âhirete inanmazların gönülleri ona ağsın, ondan hoşlansınlar, kazanmakda oldukları (günâhı) onlar ko-kazana dursunlar diye (yapar).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir de (o şeytanlar bu telkini) âhirete inanmayanların gönülleri ona (o yaldızlı sözlere) meyletsin, ondan hoşlansınlar ve onlar işleyici oldukları (günahları)nı işlesinler diye (yaparlar).(1)
(1)“Kâinâttaki şerlerin, zararların, beliyyelerin (belâların) ve şeytanların ve muzırların (zararlı şeylerin) halk ve îcadları (yaratılmaları), şer ve çirkin değildir. Çünki çok netâic-i mühimme (mühim netîceler) için halk olunmuşlardır (yaratılmışlardır). Meselâ: Melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkıyâtları (yükselmeleri) yoktur, makamları sâbittir, tebeddül etmez (değişmez). Kezâ (bunun gibi)hayvanâtın dahi şeytanlar musallat olmadıkları için mertebeleri sâbittir, nâkıstır. Âlem-i insâniyette ise merâtib-i terakkıyât ve tedenniyât (yükselme ve alçalma mertebeleri) nihâyetsizdir. Nemrudlardan, Fir‘avunlardan tut, tâ sıddîkīn-i evliyâ ve enbiyâya kadar gāyet uzun bir mesâfe-i terakkī var.İşte kömür gibi olan ervâh-ı sâfileyi (alçak ruhları), elmas gibi olan ervâh-ı âliyeden (yüksek ruhlardan)temyîz ve tefrîk (seçip ayırmak) için, şeytanların hılkatiyle (yaratılmasıyla) ve sırr-ı teklîf (imtihan sırrı) ve ba‘s-i enbiyâ (peygamberlerin gönderilmesi) ile, bir meydân-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsâbaka açılmış. Eğer mücâhede ve müsâbaka olmasa idi, ma‘den-i insâniyetteki (insanlık ma‘denindeki) elmas ve kömür hükmünde olan isti‘dadlar (kābiliyetler), berâber kalacaktı. (...) Demek şeyâtîn (şeytanlar) ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî netîceye baktığı için îcadları (yaratılmaları) şer değil, çirkin değil!” (Mektûbât, 12. Mektûb, 32)Ayrıca şeytanın hîleleri hakkında bakınız; (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 71-91; Sözler, 21. Söz, 96-100)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de (o şeytanlar bu telkini) âhirete inanmayanların akılları ona (o yaldızlı sözlere) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri (suç ve günahları)nı işlemeye devam etsinler diye (bu telkinleri yaparlar).*
(*) 1- Bu ayet, Hz. peygambere bir teselli mahiyetinde olup kendisinin bu tür kibirli, inatçı, azgınlarla denendiği ve bunlarla çok sıkıntı çektiği gibi ondan önceki peygamberler de aynı şekilde cin ve insi şeytanlar ile aynı sıknıtıyı çektiklerine vurgu yapmaktadır. 2- Peygamberlerin bu tip düşmanlarla karşı karşıya gelmelerinin bir sebebi de ahiret günü inkârcılar, ey Rabbimiz! Cin ve insi şeytanlara karşı direnemedik, onlara yenildik, eğer onlarla imtihan edilmeseydik belki bu durumda olmazdık diye bir mazeret ileri sürebilirler, ama onlara bakınız; bu şeytanlar sizin gibi birer beşer olan peygamberlere de karşı mücadele veren azılı düşmanlar idiler. Onlar, bu azılı düşmanlara karşı nasıl kendilerini koruyabildiseler, siz de kendinizi koruyabilirdiniz. Ama siz onlara özgür iradenizle boyun eğerek teslim oldunuz, inkâra ve delalete saplandınız, doğru yoldan çıktınız, işte bu nedenle mazeretiniz geçersizdir,’’denilecek. ومعنى الآية: أنَّها معطوفة على ما قبلها، والتقدير: يوحي بعض هؤلاء الشياطين إلى بعضٍ المُزَيّن من القول ليَغرُّوا به المؤمنين، و (لكي تصغى) إليه أفئدة الذين لا يؤمنون [بالآخرة(تفسير الهدايه إلى بلوغ النهايه) (وَلِتَصْغى إِلَيْهِ أَفْئِدَةُ الَّذِينَ لا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ) أي يوحى بعض هؤلاء الشياطين إلى بعض المموّه من القول به ليغروا المؤمنين من أتباع الأنبياء فيفتنوهم عن دينهم، ولتميل إليه قلوب الذين لا يؤمنون بالآخرة، لأنه الموافق لأهوائهم إذ هم يميلون إلى حب الشهوات التي من جملتها مزخرفات الأقاويل،.(تفسير المراغي  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ahirete inanmayanların gönülleri, kendi aralarındaki süslü sözlere meyletsinler ve tercih ettiklerine razı olsunlar ve birbirlerini istedikleri derecelere yükseltsinler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şunun için ki öbür dünyaya inanmıyanların gönlü o sözlerle ağsın, o sözlerle kıvansınlar, kazanacakları günahları da varsın kazansınlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bir de âhirete inanmayanların kalpleri ona [⁵] meyil etmeleri, ondan hoşnut olmaları, irtikâp ettikleri günahları irtikâp etmeleri kastiyle [⁶] telkin ederler.
[5] Aldatmaya, yaldızlı sözlere, peygamber düşmanlığına.[6] Yani zikri yaraşmayan fenalıkları da.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Onların amacı), Ahirete inanmayanların kalpleri, onların yaldızlı sözlerine kansın ve böylece onlardan/şeytanlardan hoşnut/razı olsunlar ve işlemekte oldukları suçları işlemeye devam etsinler.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Rabbin bunu dilemedi ki) Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) meyletsin, ondan hoşlansın ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Zulüm sisteminin önderleri, böyle süslü ve aldatıcı propagandalarla her çeşit kötülüğü telkin etmeye çalışırlar ki, âhirete inanmayanların kalpleri o yaldızlısözlere yavaş yavaş meyletsin, böylece ondan iyice hoşlansınlar ve güç ve serveti elinde bulunduran zâlimler, halkı kandırıp kendi saflarına çekerek öteden beri yapageldikleri o çirkin işleri yapmaya devam etsinler.O hâlde ey Müslüman! Zâlimlerin, —bu yaldızlı propagandanın bir parçası olarak— ancak Yahudi ve Hıristiyanların onaylaması şartıyla Kur’an’a inanabilecekleri iddiasına karşılık, onlara de ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Âhiret’e inanmayanların gönülleri akarsa aksın; ondan hoşlansınlar; suç işlemeye devam etsinler!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü, ahirete inanmayanın gönlü, hep şeytandadır. Bu gibiler, şeytanları memnun etmeye ve onları taklit etmeye pek heveslidirler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ahirete inanmayanların kalpleri onların süslü laflarına kansın! Onlar akıl, bilim diye onları aldatmaya devam etsin! Kendi kendilerini kandırmaktan hoşlanarak suç işlemeye devam etsin! Ne çıkar? Hesabımıza gelmeyecekler mi? Onların akıl dedikleri şeyi onlara biz vermedik ki? Onların bilim dediği şey yarattığımız varlıklara koyduğumuz yasa değil mi? Sanki onlar kendi kendilerine aklı mı bulmuşlar? Kendi kendilerine yarattığımız varlıklara yasa mı koymuşlar? Bizim olan şeylerle bizimle mücadele mi ediyorlar? Onların yaptıkları densizliklerin hesabını isteyeceğimiz gün şaşırıp kalacaklar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).
Mehmet Türk
swap_vert close
112,113. İşte böylece Biz her Peygambere, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söyleyen insan ve cin şeytanlarını,¹ düşman yaptık. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazlardı.² Artık sen onları âhirete inanmayanların kalplerini o yaldızlı sözlerle kandırmak, ondan hoşlanmalarını sağlamak ve yaptıkları kötülükleri yapmaya devam ettirmek için uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
1 (شَيَاط۪ينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ) Terkibinin izafeti için, beyaniyye veya lâmiyye olması hakkında iki görüş vardır. Eğer bu terkip beyaniyye olarak tercüme edilirse; insanlardan olan şeytanlar ve cinlerden olan şeytanlar demek olur. Ve şeytanların bir kısmının insan cinsinden, bir kısmının da cin cinsinden olduğu anlaşılır. Lâmiyye olarak tercüme edilirse; insanlara musallat, insan aldatmağa mahsus şeytanlar, cinne mahsus, cinnîleri aldatmağa mahsus şeytanlar demek olur. O zaman da şeytanın insan ve cin olmayan, üçüncü bir cins olduğu ve fakat bir kısmı insanlara, bir kısmı da cinlere musallat olmak üzere iki çeşidi bulunduğu anlaşılır. İbnu Abbas, Ata, Mücahid ve Hasen bu terkibi beyaniyye olarak kabul etmişler ve: “insan ve cinden serkeş, mütekebbir, fitneci, kaypak, yola gelmez olanların hepsine şeytan denilir. Cinden de şeytanlar vardır insandan da şeytanlar vardır” demişlerdir. Peygamberimiz, Ebû Zerr’e: “Cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığındın mı?” buyurunca, Ebû Zerr: “İnsanlardan da şeytanlar var mıdır?” der. O da: “Evet onlar, cin şeytanlarından daha şerlidir.” buyururlar. (Taberî) Birçok müfessir bu manayı tercih etmişlerdir.2 Yani; ya onlara o gücü vermezdi veya o gücü verdiği halde engel olur, yaptırmazdı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yine de, ahirete inanmayanların kalpleri O’na yönelebilsin ve O’nda tatmin bulabilsinler diye, ayrıca ulaşabilecekleri [fazilet derecesi]ne ulaşabilsinler diye,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların amacı da ahirete inanmayanların kalplerini o sözlere meylettirerek, ondan hoşnut olmalarını sağlamaktır ki böylece işledikleri günahları işlemeye devam etsinler. 10/7, 16/22, 27/4-5,
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Zaten onların bundan amacı, âhirete inanmayanların gönüllerini o (yaldızlı yalanlarla) çelmektir ki, berikiler ondan hoşlansınlar ve ulaşmak için çabaladıkları kötü sonuca ulaşabilsinler.[¹¹⁰⁸]
[1108] “Ağacın ya da yaranın kavlayan kabuğu” anlamına gelen iktiraf, genellikle olumsuz anlamda kullanılır (Râğıb). Bu âyet bir üstteki âyetle bağlantılı olarak, âhirete inanmayan kimselerin parlak ve yaldızlı teorilere aldanarak, kendilerini aldatan görünür görünmez şeytanların ekmeğine yağ sürdüğünden söz eder. Esed, 112. âyette yer alan “aldanışa” atıf olan ileyhi ve yerdavhudaki zamirleri, ikna edici bir delil sunmadan Allah’a ait olarak yorumlar. Ne var ki, âyetin muhtevasını tersine çeviren böyle bir tasarrufun güçlü bir karineye dayanması şarttır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onlar bu yaldızlı sözlerle ancak) Ahirete inanmayanların kalplerini (küfre) meylettirerek günahlardan hoşlanmalarını sağlarlar ve olmadık suç işlemeye teşvik ederler, (müminlere ise hiçbir zarar veremezler)
(Ey Muhammed, o insan şeytanları sana, -aranızdaki ihtilaflı bir konuyu halletmek için- kitap ehlinden bir hakem tutmayı da teklif etme küstahlığında bulunurlar)  
Osman Fırat
swap_vert close
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o (yaldızlı) sözlerle ahirete inanmayanların gönülleri ona meyletsin ve ondan hoşlansınlar ve onlar irtikab eder olduklarını irtikab etsinler diye telkin eyler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de bu telkini, âhirete inanmayanların gönülleri ona meyletsin, derken ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diye yaparlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki ahirete inanmayanların kalbleri o(nların yaldızlı sözleri)ne kansın, ondan hoşlansınlar ve onlar, işledikleri suçları işlemeğe devam etsinler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Tâ ki âhirete îmân itmeyenlerin kalbi ona meyl idüb râzı ve hosnûd ola ve günâhdan kazanacakları mikdârı kazanalar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunun bir sebebi de Ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diyedir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar bunu, âhirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı sözlere meyletsin, sonra ondan hoşlansınlar ve işlemekte oldukları kötülükleri işlemeye devam etsinler diye yaparlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki âhirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı tā meyl eyleye anuñ yaña göñülleri anlaruñ kim inanmazlar āħirete daħı tā rāżį olalar aña daħı tā ķazanalar yazuķdan anı kim anlar ķazanıcılardur
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳulaḳ dutmaġ‐ıçun aña yürekleri bile, ol kişiler ki inanmazlar āḫiretedaḫı rāżī olmaġ‐ıçun aña, daḫı kesb eylemeg‐içün yaman işleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(İnsanlardan və cinlərdən olan şeytanlar bu təmtəraqlı sözləri) axirətə inanmayanların ürəkləri onlara meyl etsin, onlar ondan (həmin sözlərdən) xoşlansınlar və gördükləri çirkin işləri bir daha görsünlər (deyə, təlqin edərlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That the hearts of those who believe not in the Hereafter may incline thereto, and that they may take pleasure therein, and that they may earn what they are earning.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To such (deceit) let the hearts of those incline, who have no faith in the hereafter: let them delight in it, and let them earn from it what they may.(942)
942 People who have no faith in the future destiny of man listen to and are taken in by the deceit of evil. If they take a delight in it, let them. See what they gain by it. Their gains will be as deceitful as their delight. For the end of evil must be evil.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلِتَصْغٰٓى
ve meyletmesi için
اِلَيْهِ
ona
اَفْـِٔدَةُ
gönülleri
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiyorlar
بِالْاٰخِرَةِ
âhirete
وَلِيَرْضَوْهُ
ve ondan hoş- lanmaları için
وَلِيَقْتَرِفُوا
ve kazanmaları için
مَا
o şey- leri ki
هُمْ
onlar
مُقْتَرِفُونَ
kazanan kimselerdir
Bir de (o insan ve cin şeytanları), âhirete iman etmeyenlerin gönülleri o (yaldızlı sözler)e meyletsin, ondan hoşlansınlar ve kazandıkları (günahları)nı kazanmaya devam etsinler diye (böyle yaparlar).
صَغَا
Fiil-I
ص غ و
Meyletti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
اِقْتَرَفَ
Fiil-VIII
ق ر ف
Kazandı, işledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُقْتَرِفُون
Etken fiil-VIII
ق ر ف
Kazanan kimseler