Bir de (o şeytanlar bu telkini) âhirete inanmayanların gönülleri ona (o yaldızlı sözlere) meyletsin, ondan hoşlansınlar ve onlar işleyici oldukları (günahları)nı işlesinler diye (yaparlar).(1)
(1)“Kâinâttaki şerlerin, zararların, beliyyelerin (belâların) ve şeytanların ve muzırların (zararlı şeylerin) halk ve îcadları (yaratılmaları), şer ve çirkin değildir. Çünki çok netâic-i mühimme (mühim netîceler) için halk olunmuşlardır (yaratılmışlardır). Meselâ: Melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkıyâtları (yükselmeleri) yoktur, makamları sâbittir, tebeddül etmez (değişmez). Kezâ (bunun gibi)hayvanâtın dahi şeytanlar musallat olmadıkları için mertebeleri sâbittir, nâkıstır. Âlem-i insâniyette ise merâtib-i terakkıyât ve tedenniyât (yükselme ve alçalma mertebeleri) nihâyetsizdir. Nemrudlardan, Fir‘avunlardan tut, tâ sıddîkīn-i evliyâ ve enbiyâya kadar gāyet uzun bir mesâfe-i terakkī var.İşte kömür gibi olan ervâh-ı sâfileyi (alçak ruhları), elmas gibi olan ervâh-ı âliyeden (yüksek ruhlardan)temyîz ve tefrîk (seçip ayırmak) için, şeytanların hılkatiyle (yaratılmasıyla) ve sırr-ı teklîf (imtihan sırrı) ve ba‘s-i enbiyâ (peygamberlerin gönderilmesi) ile, bir meydân-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsâbaka açılmış. Eğer mücâhede ve müsâbaka olmasa idi, ma‘den-i insâniyetteki (insanlık ma‘denindeki) elmas ve kömür hükmünde olan isti‘dadlar (kābiliyetler), berâber kalacaktı. (...) Demek şeyâtîn (şeytanlar) ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî netîceye baktığı için îcadları (yaratılmaları) şer değil, çirkin değil!” (Mektûbât, 12. Mektûb, 32)Ayrıca şeytanın hîleleri hakkında bakınız; (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 71-91; Sözler, 21. Söz, 96-100)