112,113. İşte böylece Biz her Peygambere, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söyleyen insan ve cin şeytanlarını,¹ düşman yaptık. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazlardı.² Artık sen onları âhirete inanmayanların kalplerini o yaldızlı sözlerle kandırmak, ondan hoşlanmalarını sağlamak ve yaptıkları kötülükleri yapmaya devam ettirmek için uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
1 (شَيَاط۪ينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ) Terkibinin izafeti için, beyaniyye veya lâmiyye olması hakkında iki görüş vardır. Eğer bu terkip beyaniyye olarak tercüme edilirse; insanlardan olan şeytanlar ve cinlerden olan şeytanlar demek olur. Ve şeytanların bir kısmının insan cinsinden, bir kısmının da cin cinsinden olduğu anlaşılır. Lâmiyye olarak tercüme edilirse; insanlara musallat, insan aldatmağa mahsus şeytanlar, cinne mahsus, cinnîleri aldatmağa mahsus şeytanlar demek olur. O zaman da şeytanın insan ve cin olmayan, üçüncü bir cins olduğu ve fakat bir kısmı insanlara, bir kısmı da cinlere musallat olmak üzere iki çeşidi bulunduğu anlaşılır. İbnu Abbas, Ata, Mücahid ve Hasen bu terkibi beyaniyye olarak kabul etmişler ve: “insan ve cinden serkeş, mütekebbir, fitneci, kaypak, yola gelmez olanların hepsine şeytan denilir. Cinden de şeytanlar vardır insandan da şeytanlar vardır” demişlerdir. Peygamberimiz, Ebû Zerr’e: “Cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığındın mı?” buyurunca, Ebû Zerr: “İnsanlardan da şeytanlar var mıdır?” der. O da: “Evet onlar, cin şeytanlarından daha şerlidir.” buyururlar. (Taberî) Birçok müfessir bu manayı tercih etmişlerdir.2 Yani; ya onlara o gücü vermezdi veya o gücü verdiği halde engel olur, yaptırmazdı.