close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 112. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekeżâlike ce’alnâ likulli nebiyyin ‘aduvven şeyâtîne-l-insi velcinni yûhî ba’duhum ilâ ba’din zuḣrufe-lkavli ġurûrâ(an)(c) velev şâe rabbuke mâ fe’alûh(u)(s) feżerhum vemâ yefterûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin Şeytanlarını düşman ettik; bazısı, bazısına yaldızlı sözler söyleyerek aldatır. Rabbin dileseydi yapamazlardı bunu, onları da bırak, iftiralarını da.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece bütün Nebilere (ve Hakk dava elçilerine), insan ve cinn şeytanlarından düşmanlar kıldık. Onlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldaşırlar. (Hakka davetçilerle onların yakın çevrelerine yerleşmiş bazı şeytani ekipler, sanki birbirlerine güveniyormuş tavrıyla sahte iltifatlar yağdırırlar.) Rabbin dileseydi (izin vermeseydi, elbette) bunu yapamazlardı. Öyleyse onları (Hakk dine ve hizbe sızmış insan suretli şeytanları) yalan olarak uydurmakta oldukları iftiralarıyla baş başa bırak. (Seyret ki sonları nasıl olacaktır!)
[Not: Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette belirtildiği gibi, insanlar; 1- Ya Hizbullah=Allah’ın Tarafgirleri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Maide: 56), 2- Ya da; Hizbüşşeytan=Şeytanın Tâbileri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Mücadele: 19)]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; bunlar birbirlerini aldatmak için zihin çelmeyi amaçlayan, yaldızlı parlak sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı. Bırak onları düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey peygamber, senin karşına kıyasıya mücadele eden düşmanlar çıkardığımız gibi, biz her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlarını düşman haline getirdik. Bunlar, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözlerle vesvese verirler. Eğer Rabbinin sünneti düzeninin yasaları içinde iradesinin tecellisine uygun olsaydı onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/184; 6/34; 25/31; 41/43.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bu şekilde her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. Onlar aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böylece biz her Peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. O şeytanlar, aldatmak için birbirlerine lâfın yaldızlısını telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde, onları, uydurmakta oldukları yalanlarıyla başbaşa bırak.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve böylece her peygambere, cin ve insan şeytanlarını düşman kıldık. (İnsanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazdı. Artık onları ve iftiralarını kaale alma.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Besim Atalay
swap_vert close
Böylece, her peygambere insanların, cinlerin şeytanlarını düşman kılmışız, birbirin aldatmakçin, yaldızlı sözler fısıldıyorlar, eğer Tanrı dileseydi, bunu yapamazlardı, imdi bırak onları iftira etsinler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte böylece Biz, görünen ve görünmeyen varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı sözlerle birbirlerini aldatan şeytani güçleri her peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı. Bırak onları, düzdükleri teorilerle baş başa kalsınlar!
Bkz. 3/184, 6/34, 25/31, 41/43  
Cemil Said
swap_vert close
112, 113. Böylece her nebîye düşman cinler ve şeytânlar yaratdık bunlar biri birilerini gâfilâne aldatmağa çalışıyorlar. Eğer Allâh istemese idi yapmaz idi. Sen ânların iftirâlarından ihtirâz it Âhirete inanmıyanları bırak bu hissiyât ile oyalansınlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
112,113. Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
112-113. Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak da âhirete inanmayanların kalpleri ona (o yaldızlı sözlere) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri kötülüğü bundan böyle de işlemeye devam etsinler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan şeytanları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahyederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma.
112-113 Peygambere yakıştırılarak insanlara "vahiy" adı altında sunulan yaldızlı sözlere, ahiret hayatına gerçekten inanmamış olanlar inanır. İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak putlaştıranlar aslında İsa'nın başdüşmanlarıdır. Nitekim, Buhari başta olmak üzere diğer hadis kitaplarını Kuran ile karşılaştırarak incelediğinizde, o kitapları derleyenlerin aslında peygamberin başdüşmanı olduğunu göreceksiniz.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve böyle biz her Peygambere İns-ü Cinn Şeytanlarını düşman kılmışızdır, bunlar aldatmak için birbirlerine lâfın yaldızlısını telkın eder dururlar, eğer rabbın dilese idi bunu yapmazlardı, o halde bırak şunları uydurdukları hurafât ile haşrolsunlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve böylece biz, (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldayan *insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. (Habibim!) Eğer Rabbin dileseydi (insan ve cin şeytanlarının cüz’î irâdelerine müdahalede bulunur, hakkı zorla kabul ettirirdi de), onlar bunu yapamazlardı. (Lâkin Allah, imtihân gereği insanların ve cinlerin hak-bâtıl tercihlerinde, cüz’î irâdelerine müdahalede bulunmaz.) O halde onları uydurdukları şeyler ile baş başa bırak.
* “… insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık.”; Âyet-i kerîmede geçen “Ca‘l” fiili, Allah Teâlâ’ya izafe edildiği her yerde yaratmak anlamına gelir. Buna göre; “… insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık.” mealindeki cümle, biz her peygamber için her düşmanın düşmanlığını yarattık manasındadır. Cüz’î irâdesi ile şerri ya da hayrı tercih etmek kuldan, yaratmak Allah Teâlâ’dandır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece her nebiye ins¹ ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler.² Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.
1- Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler. 2- Fısıldarlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz, (sana yapdığımız gibi) her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz (ler ve vesveseler) telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu (bu telkıyni) yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber (baş başa) bırak.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; (bunlar)aldatmak için birbirlerine (bâtıl) sözün yaldızlısını fısıldarlar. Hâlbuki Rabbin dileseydi onu(aslâ) yapamazlardı; öyleyse onları ve uydurmakta oldukları şeyleri bırak!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve böylece her peygambere (karşı mücadele eden) insan ve cin şeytanlarının düşman olduğuna hükmettik. (Bu şeytanlar) aldatmak için birbirlerine sözün yaldızlısını fısıldarlar. Ve eğer Rabbin dilemiş olsaydı (eğer imtihan gereği onlara özgür bir irade vermeseydi ya da onları yok etseydi) onu (o düşmanlığı) yapamazlardı. Bu bakımdan, (tebliğ görevini ihmal etmeden) onları (inanmayıp düşmanlık yapanları) düzmekte oldukları yalanlarla baş başa bırak.*
(*) Ayette geçen (جَعَلْنَا لِكُلِّ نِبِيٍّ عَدُوًّا)’’cealna li külli nebiyyin aduvven…’’cümlesinin anlamı;’’Her peygambere insan ve cinni şeytanların düşman olduğuna hükmettik’’ şeklindedir. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. وفي {جَعَلْنَا} وجهان أحدهما: معناه حكمنا بأنهم أعداء.( النكت والعيون الماوردي) {وكذلك جعلنا لكل نبي عدواً} يعني كما خلينا بينهم وبين أعدائهم، كذلك نخلي بينك وبين أعدائك، وقيل: الجعل الحكم أي حكمنا بأنهم أعداء للأنبياء عن أبي علي (تفسير الأعقم – 900 - هجري) (وَلَوْ شَاء رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ) وذلك بأن ينزّل عليهم الطاعون أو نوعاً آخر من العذاب فيهلكهم أجمعين (كتاب المتشابه من القرآن ) ولو أراد ربك - جلَّ وعلا - لحال بينهم وبين تلك العداوة، ولكنه الابتلاء من الله، فدعهم وما يختلقون مِن كذب وزور.( التفسير الميسر) الضّمير المنصُوبُ في قوله : { فعلوه } عائد إلى الوحي . المأخوذ من { يوحى } أو إلى الإشراك المتقدّم في قوله : { ولو شاء الله ما أشركوا } [ الأنعام : 107 ] أو إلى العداوة المأخوذة من قوله : { لكل نبي عدواً (التحرير والتنوير )وثانيها: أن معناه حكمنا بأنهم أعداء وأخبرنا بذلك لتعاملوهم معاملة الأَعداء في الاحتراز عنهم والاستعداد لدفع شرّهم ذلك.( مجمع البيان في تفسير القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece biz her peygamber için bilinen ve bilinmeyen, doğruya karşı çıkanları (şeytanları) düşmanlar yaptık. Kendilerini aldatmak için, süslü sözlerle birbirleriyle fısıltılaşıyorlar. Rabbin dileseydi bunları yapamazlardı. O halde onları uydurdukları ila baş başa bırak.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece Biz her peygambere insanlar, cinler arasından şeytanları düşman kıldık. Onlar da kurumlanmak için birbirlerine yaldızlı sözler gönderirler. Eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları da uydurduklarıyla başbaşa bırak.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte böylece [²] herbir peygambere, insan ve cin şeytanlarını [³] düşman yaptık. Onlar birbirlerine, aldatmak kastiyle yaldızlı sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi onlar bu işi [⁴] işleyemezlerdi. Onları da, iftira ettikleri küfrü de bırak.
[2] Herkese amellerini süslü gösterdiğimiz gibi veya diğer peygamberlere yaptığımız gibi.[3] Pek inatçılarını.[4] Bu düşmanlığı yapmazlardı veya bu telkinatta bulunmazlardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar [yûhî]. Şayet Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Onları, uydurdukları/iftira attıkları şeylerle baş başa bırak.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar) Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte böylece Biz, hem insanlar, hem de cinler arasından azgın kâfirleri, yani şeytanları, gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin ve onların izleyicilerinin can düşmanı yaptık! Bu şeytanlar, hakîkati tersyüz ederek insanları aldatmak amacıyla, birbirlerine gerçekte zararlı olduğu hâlde, görünüşte son derece çekici ve baştan çıkarıcı olan yaldızlı sözler ve şeytânî fikirler ilham ederler. Gerçi Rabb’in dileseydi, irâdelerini ellerinden alırdı ve bunların hiçbirini yapamazlardı. Fakat Allah, imtihân hikmeti gereğince onlara biraz mühlet veriyor. Demek ki Allah, onları zorla imana getirmeyi dilememiş ve özgür irâdeleriyle hakîkate teslim olmadıkları sürece onları imana lâyık görmemiştir!O hâlde, ey Müslüman, onları imana getireceğim diye kendini yiyip bitirme; bırak onları, uydurdukları saçma gelenek ve hurâfeleri ile baş başa kalsınlar! Sen, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Peki, bu şeytanlar ne amaçla birbirlerine yaldızlı sözler ilham eder?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle, aldatmak üzere Söz’ün yaldızlısını birbirine vahyeden, Cinnler’in ve İnsanlar’ın şeytanlarını, her bir nebiyy için düşman yaptık. Senin rabbin dileseydi, bunu yapmazlardı. Onları ve uydurduklarını bırak!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zaten biz, tüm Tanrı’ habercilerine, ins ve cin âleminden, hep bu şekilde şeytanlar musallat ederiz. Bu şeytanlar birbirilerine, habire süslü püslü gururu okşayan sözler fısıldaşırlar. - Rabb'in istese, bunu yapamazlar ama, yine de sen, onları pis yalanlarıyla başbaşa bırak-:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece biz her Nebi’ye, bilinen bilinmeyen bütün inkâr eden insanları ve şeytanları düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldar. Rabbin dileseydi yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak. Rahatça inkârlarının özgürlüğünü yaşasınlar. Nasılsa hesabımıza gelecekler. Onlara gereken ceza verilecektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece biz (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyeden (fısıldayan) [*] insan ve Cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak!
Burada ve En‘âm 6:121’de geçen [vahy] kavramıyla ilgili fiiller, olumsuz içerikte geldiği ve şeytanlar için kullanıldığı için “fısıldamak” ve “vesvese vermek” gibi anlamlarda değerlendirilmelidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
112,113. İşte böylece Biz her Peygambere, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söyleyen insan ve cin şeytanlarını,¹ düşman yaptık. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazlardı.² Artık sen onları âhirete inanmayanların kalplerini o yaldızlı sözlerle kandırmak, ondan hoşlanmalarını sağlamak ve yaptıkları kötülükleri yapmaya devam ettirmek için uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
1 (شَيَاط۪ينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ) Terkibinin izafeti için, beyaniyye veya lâmiyye olması hakkında iki görüş vardır. Eğer bu terkip beyaniyye olarak tercüme edilirse; insanlardan olan şeytanlar ve cinlerden olan şeytanlar demek olur. Ve şeytanların bir kısmının insan cinsinden, bir kısmının da cin cinsinden olduğu anlaşılır. Lâmiyye olarak tercüme edilirse; insanlara musallat, insan aldatmağa mahsus şeytanlar, cinne mahsus, cinnîleri aldatmağa mahsus şeytanlar demek olur. O zaman da şeytanın insan ve cin olmayan, üçüncü bir cins olduğu ve fakat bir kısmı insanlara, bir kısmı da cinlere musallat olmak üzere iki çeşidi bulunduğu anlaşılır. İbnu Abbas, Ata, Mücahid ve Hasen bu terkibi beyaniyye olarak kabul etmişler ve: “insan ve cinden serkeş, mütekebbir, fitneci, kaypak, yola gelmez olanların hepsine şeytan denilir. Cinden de şeytanlar vardır insandan da şeytanlar vardır” demişlerdir. Peygamberimiz, Ebû Zerr’e: “Cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığındın mı?” buyurunca, Ebû Zerr: “İnsanlardan da şeytanlar var mıdır?” der. O da: “Evet onlar, cin şeytanlarından daha şerlidir.” buyururlar. (Taberî) Birçok müfessir bu manayı tercih etmişlerdir.2 Yani; ya onlara o gücü vermezdi veya o gücü verdiği halde engel olur, yaptırmazdı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE İŞTE böylece, Biz, hem insanlar hem de görünmez varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı/parlak yarı-hakikatleri ⁹⁸ birbirlerine fısıldayan şeytanî güçleri her peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dilemedikçe onlar bunu yapamazlardı: o halde, onlardan ve onların mesnedsiz hayallerinden uzak durun!
98 Lafzen, “akıl çelici süslü konuşmaları” yahut “cilalı yalanları” (Lane III, 1223) -yani, aldatıcı çekicilikleriyle insanı baştan çıkaran ve onu bütün gerçek ruhsal değerleri gözardı etmeye yönelten yarı hakikatleri (bkz. ayrıca 25:30-31). Cinn kelimesini “görünmez varlıklar” olarak çevirmem konusunda bkz. yukarıdaki not 86 ve Ek III. Diğer taraftan şeyâtîn terimi (lafzen, “şeytanlar”) Kur’an’da çoğunlukla hem insanda hemde ruhsal dünyada mevcut olan şeytanî güçler anlamında kullanılır (karş. 2:14 ve ilgili not). Taberî tarafından nakledilen birçok sahih Hadis’e göre Hz. Peygamber’e, “İnsanlar arasında şeytanlar var mı?” diye sorulduğunda, “Evet, üstelik onlar görünmez varlıklar (cinn) arasındaki şeytanlardan daha kötüdürler”. şeklinde cevap verdi. Böylece, yukarıdaki ayetin anlamı şöyle olmaktadır: her peygamber, her ne sebeple olursa olsun, hakikatin sesine kulak vermeyi reddeden ve başka insanları saptırmaya çalışan şeytanî kimselerin manevî -ve çoğu zaman da maddî- düşmanlığına karşı koymak zorunda kalmıştır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar birbirlerine insanları aldatmak için akıl çelici birtakım yaldızlı sözler fısıldamalarından dolayı görünür görünmez şeytanlar, her nebiye düşman oldular. Gerçi Rabbin seçme hakkı vermeseydi onu da yapamazlardı ya. Öyleyse onlardan ve uyduruk dinlerinden uzak dur! 4/60-120, 14/12-22, 16/63, 27/24, 47/24-25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve böylece Biz, görünür-görünmez şeytanları[¹¹⁰⁵] her nebiye düşman kıldık. Onlar aldatmak amacıyla birbirlerine yaldızlı yalanlar telkin ediyorlar.[¹¹⁰⁶] Ama eğer Rabbin isteseydi, onlar bunu yapamazlardı:[¹¹⁰⁷] o hâlde onlardan da, uyduruk teorilerinden de uzak dur!
[1105] İns ve cin 18 yerde birlikte kullanılır. Birlikte kullanıldığı yerlerde genellikle “görünen-görünmeyen” iradeli varlık çiftini ifade eder. İnsin kökü olan uns, “yakın olan, bilinen, görülen”dir ki vahşî olanın karşıtıdır (İnsan için bkz: 103:2, not 2). Nasıl ki insin karşıtı cinn ise, insanın (aslı insiyân) karşıtı da cânndır. “Toplum”u ifade eden nâs ise ferdin karşıtıdır. Görünen şey yakınlık ve ilgi, görünmeyen şey korku ve kaygı nedenidir. Birlikte geldiği her yerde “iradeli varlıkların hepsi” vurgusunu taşır. Görünen kısmında bir numarayı insân, görünmeyen kısmında bir numarayı cânn temsil eder. Âdem ve şeytan karşıtları da bu çiftle alâkalıdır. İns-cinn karşıtlığı mesela Rahmân sûresinin tekrar âyetlerindeki kumâ zamirlerinde olduğu gibi bir hakikatin iki yüzünü ihsas eder (Krş: 76:1, not 2). [1106] Bu telkinin “vesvese” olduğunu, daha önce inmiş olması muhtemel olan Nâs sûresinden anlıyoruz (Krş. âyet: 121). [1107] Sözgeliminden: “..ama istemedi”. Kötülüğün hep var olacağına dair yasaya atıf.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık, onlar (halkı) aldatmak için birbirine yaldızlı sözler fısıldarlar, eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı! Onun için onları, uydurdukları şeylerle başbaşa bırak! (Bırak ki onlar belalarını bulsunlar)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte böylece biz her Nebiye insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve böyle her peygamber için insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Onların bazısı bazısına, aldatmak için sözün yaldızlısını telkin eder. Ve eğer Rabbin dilemiş olsaydı onu yapmazlardı, artık onları ve iftira eder oldukları şeyleri bırak.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için birtakım yaldızlı sözler fısıldayıp telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde onları, düzmekte oldukları yalanlarıyla baş başa bırak! [3, 184; 6, 34; 41, 43; 25, 31]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana diğer rasûllere oldığı gibi insân ve cin şeytânlarından düşmanlar kıldık. Onlar süsli sözlerle birbirine ilkâ-yı gurûr iderler. Eğer rabbin dilese onlar bu düşmanlığı idemezlerdi. Onları ve iftirâlarını terk it (ehemmiyet virme).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her nebiye insan ve cin şeytanlarından, tıpkı bunlar gibi düşmanlar oluşturmuşuzdur. Bu, yaldızlı sözler fısıldayarak (yanlışlar içindeki o kimselerin) birbirlerini aldatmaları içindir. Rabbinin tercihi farklı olsaydı (zorlayıcı bir düzen kursaydı)[*] bunu yapamazlardı. Onları uydurduklarıyla baş başa bırak.
[*] Allah Teâlâ, insanlara ve cinlere, iradelerini kullanarak kendi tercihlerini yapma özelliği vermiştir. Eğer Allah'ın tercihi farklı olsaydı (tercihi kendisi yapsaydı) yerde ve göklerde O'na iman etmeyecek kimse olamazdı Bkz. Bakara 2/20 ve Maide 5/48 ve dipnotları  
Şaban Piriş
swap_vert close
Böylece, Biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Her peygambere insan ve cin şeytanlarını Biz böylece düşman ettik ki, bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler ilham ederler. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı; onun için sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyle, biz [her] peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ancılayın eyledük her peyġambere düşmān ādemįler şeyŧānlarını daħı perįlerüñ gizlü söyler bir nicesi bir niceye sözüñ bezenmişini aldamaķ içün. daħı eger dilese- idi çalabuñ işlemeyelerdi anı pes ķo anları anuñ-ile kim yalan baġlarlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi ḳılduḳ her peyġambere düşmanlar ādem şeyṭānlarından, cinşeyṭānlarından. Daḫı biri birine bıraġurlar yaman sözleri azdurmaġ‐ıçun ḫalḳı. Eger dilese‐y‐di Tañrı Ta‘ālā anı işlemezlerdi. Ḳo anları yalan sözleri bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Beləcə, Biz hər peyğəmbər üçün insan və cin şeytanlarından düşmənlər yaratdıq. Onlar (biri digərini) aldatmaq məqsədilə bir-birinə təmtəraqlı (zahirən gözəl, daxilən çirkin) sözlər təlqin edərlər. Əgər Rəbbin istəsəydi, onlar bunu etməzdilər. Onları uydurduqları yalanlarla birlikdə boşla getsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thus have We appointed unto every Prophet an adversary devils of humankind and jinn who inspire in one another plausible discourse through guile. If thy Lord willed, they would not do so; so leave them alone with their devising;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Likewise did We make for every Messenger an enemy,- evil ones(941) among men and jinns, inspiring each other with flowery discourses by way of deception. If thy Lord had so planned, they would not have done it: so leave them and their inventions alone.
941 What happened in the history of the Holy Prophet happens in the history of all righteous men who have a Message from Allah. The spirit of evil is ever active and uses men to practise deception by means of highly embellished words and plausible excuses and objections. Allah permits these things in His Plan. It is not for us to complain. Our faith is tested, and we must stand the test steadfastily.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَذٰلِكَ
ve işte böylece
جَعَلْنَا
kıldık
لِكُلِّ
herbi- rine
نَبِيٍّ
nebî
عَدُواًّ
bir düş- man
شَيَاط۪ينَ
şeytanlarını
الْاِنْسِ
insan
وَالْجِنِّ
ve cin
يُوح۪ي
vahyeder
بَعْضُهُمْ
bazıları
اِلٰى بَعْضٍ
bazısına
زُخْرُفَ
yaldızlısını
الْقَوْلِ
sözün
غُرُوراًۜ
aldatmak için
وَلَوْ
ve eğer
شَٓاءَ
dile- seydi
رَبُّكَ
Rabbin
مَا فَعَلُوهُ
onu yapa- mazlardı
فَذَرْهُمْ
artık onları bırak
وَمَا
ve o şeyle ki
يَفْتَرُونَ
iftira ediyorlar
İşte böylece Biz her nebî için insan ve cin şeytanlarını (vahye) düşman kıldık. (Bunlar kendilerini ve mü'minleri) Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahy(edip telkin) ederler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı; artık onları (Rabblerine) iftira ettikleri şeylerle (baş başa) bırak.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
اِنْس
İsim
ا ن س
İnsan
جِن
İsim
ج ن ن
Cin
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
زُخْرُف
İsim
ز خ ر ف
Yaldızlı, ziynet, altın
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
غُرُور
İsim
غ ر ر
Aldatmak
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti