Ve eğer biz onlara (inkâra şartlanmış o müşriklere) melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, (zatım olan) Allah’ın dilemesi (iradelerini ellerinden alarak onları imana zorlaması) müstesnâ, yine da onlar (küfür, inat, kibir ve azgınlıkları sebebiyle) inanacak değillerdi. Ama onların çoğu (yaptıkları cahilliğin kendilerini nereye götüreceğini) bilmezler. *
(*) Yani onları zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça, inat, kibir ve azgınlıkları sebebiyle yine inanacak değillerdi. Çünkü melekleri görebilmeleri için beşer suretinde görünmeleri gerekirdi, ama bu defa da bunlar melek değil bizim gibi beşerdirler diyeceklerdi. Ölülerin/ruhların konuşmalarına gelince bunlar da gözle görülmeyen cinlere aittir veya büyü, hayalet vb. olaylardır diyeceklerdi. Çünkü insanın inanmaya yönelik niyet ve iradesi yoksa inanmamak için kendine her türlü bahaneyi bulmaya çalışır. Özetle, yüce Allah insanı ne zaman hidayete erdirir?” sorusunun doğru cevabı bellidir: “İnsan istediği ve bu yönde iradesini kullandığı zaman”