close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 110. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Venukallibu ef-idetehum veebsârahum kemâ lem yu/minû bihi evvele merratin veneżeruhum fî tuġyânihim ya’mehûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz, onların gönüllerini, gözlerini tersine çevirmişiz, evvelce inanmadıkları gibi gene inanmazlar ve biz, onları taşkınlıklarında şaşkın bir halde terketmişiz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bile bile inkâra kararlı ve kafaları karanlık olanların) Biz onların kalplerini ve gözlerini (gönüllerini Hakk’tan) çeviririz; (bu yüzden davet edildiklerinde) tıpkı ilkin inanmadıkları gibi (her türlü mucizeyi de görseler dahi yine de inanacak değillerdir) ve onları tuğyanları (inkâr, isyan ve azgınlıkları) içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terk ederiz.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onların kalplerini ve gözlerini, gerçekleri görmekten tersyüz edip çeviririz de ilk olarak o Kur'ân'a inanmadıkları gibi, mucize geldikten sonra da inanmazlar. Böylece biz, kör vaziyette, ileri geri yalpalayıp dursunlar diye onları azgınlıkları içerisinde bırakırız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz onların gönüllerini, akıllarını bir tarafa, gözlerini bir tarafa çeviririz. İlk defa iman etmedikleri gibi, hakkı anlamazlar, Kur'ân'ı görmezler, iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içinde bocalar vaziyette bırakırız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona ilk keresinde iman etmedikleri gibi biz onların kalplerini ve gözlerini çeviririz ve kendilerini taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terkederiz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz onların kalblerini ve gözlerini, gerçeği anlayıp görmekten çeviririz; ilk önce buna iman etmedikleri hal üzere kendilerini bırakıveririz de azgınlıkları içinde dalıp giderler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz onların kalplerini ve gözlerini döndürürüz. İlk olarak o Kur’ana inanmadıkları gibi (yine inanmayacaklardır.) Ve onları o azgınlıkları içinde şaşkınlar olarak bırakırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi, mucizeyi gördükten sonra da inanmazlar. Onları şaşkın olarak azgınlıkları içinde bırakırız.
Besim Atalay
swap_vert close
Gözlerin, gönüllerin döndürünüz onların, nitekim, önceden de inanmamış idiler, azgınlıkları içre, şaşırmış bırakırız onları
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar). Biz de onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
İnkârda ısrar edenler, inanmamak için doğru yola açılan bütün kapıları kapatarak Allah’ın davetini anlamayı inatla reddediyorlar, âdeta inanmamak için direniyorlar ve iradelerini Hakk’a karşı direnmede kullanıyorlar. Onlara istediklerinin on katı mucize gelse yine inanmazlar. Çünkü onlar gerçeği kavrama yeteneklerini kaybetmişler ve kararlarını küfürden yana vermişlerdir. Bakara 2/6. ayetinde buyrulduğu gibi inkârcılar, hakikati kabul etmekteki isteksizlikleri sonucunda ona karşı kör kaldıkları sürece kendi azgınlıkları içinde yaşamaya devam edeceklerdir.  
Cemil Said
swap_vert close
Evvelâ îmân itmedikleri içün kalblerini ve gözlerini hakîkatden çeviririz dalâletlerinde kör gibi bırakırız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O’na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi (mûcize gösterdikten sonra da) yine onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onları şaşkın olarak taşkınlıkları içinde bırakırız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onları şaşkın olarak azgınlıkları içerisinde bırakırız.
Edip Yüksel
swap_vert close
İlk başta inanmamaya karar verdikleri için anlaklarını ve gözlerini çevirip azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız
İnsanlara verilen seçme özgürlüğü (18:29) ile insan ilk kararını verir ve Tanrı bu doğrultuda ona yol gösterir. Kalbinin derinliğinde, Tanrı'nın mucizelerini inkar etmeyi kararlaştırmış olanlar, bilinç altına yerleşen bu kişisel kararları yüzünden en büyük mucizeleri de görseler kabul edemezler (7:146). Bu kişiler, Mucizeleri "Efsane" veya "Göz boyama" olarak tanımlarlar (6:7, 25).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz onların kalblerini ve gözlerini ters döndürünüz, ilkin buna iymân etmedikleri gibi bırakıveririz kendilerini de tuğyanları içinde kör körüne bocalar giderler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Daha evvel (kendilerine âyetlerimiz ve mu‘cizelerimiz geldiğinde, onlara) îmân etmedikleri gibi (yeniden gönderilecek mu‘cizelere) yine îmân etmeyecekler. (Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr etmelerinden dolayı) biz onların kalplerini ve gözlerini ters çevirip (cüz’î irâdeleri ile kendilerinin tercih etmiş olduğu) azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İlkin ona iman etmedikleri gibi¹, onların gönüllerini ve basiretlerini² tersyüz ederiz ve onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
1- Mucizeyi görseler yine de inanmazlar. 2- Kavrayış, sezgi, görme yeteneği, aydınlanma kaynağı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar, evvelce indirilen (âyet) lere îman etmedikleri gibi (bundan sonra da îman etmeyeceklerdir). Biz, onların gönüllerini ve gözlerini (ters) çevirmiş, kendilerini azgınlıkları, taşkınlıkları içinde serseri ve şaşırmış oldukları halde terketmiş bulunuyoruz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Çünki (onlar) ona ilk def'a îmân etmedikleri gibi (bundan sonra da îmân etmeyeceklerdir)! (Biz de) onların kalblerini ve gözlerini (inkârlarındaki ısrarlarındandolayı, hakdan) çeviririz ve onları bırakırız (da), azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (düşünsünler diye) biz onların (o inkâra şartlanmış olan müşriklerin) akıllarını ve gözlerini (gönderdiğimiz mesajlarla evrendeki ayet ve delillerimize) çeviririz de onlar, daha önce inanmadıkları gibi yine de inanmıyorlar. Ve (bu nedenle) biz de onları kendi azgınlıkları içinde bırakırız da bocalayıp dururlar. *
(*) Ayette bulunan (الأفئدة)’’ ef ’ide’’akıl anlamındadır. Ayrıca yüce Allah onların akıllarını inkâra değil, düşünüp doğruyu bulsunlar diye kevnî ayetlerine/belge ve mucizelere çevirmektedir, ama buna rağmen daha önce inanmadıkları gibi yine inanmıyorlar, bu yüzden yüce Allah onları özgür iradelerinin bir neticesi olan azgınlıklarıyla baş başa bırakır. Aşağıdaki Lügat ve tefsir metinlerine bakılabilir. (وَنُقَلِّبُ أَفْئِدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمم ) أي: نقلب أفئدتهم وأبصارهم بالحجج والآيات، ويردونها؛ فلا يؤمنون كما لم يؤمنوا به أول مرة ْ(تأويلات أهل السنة - الماتريدي) والقاضي بأن المراد: ونقلب أفئدتهم وأبصارهم في الآيات التي ظهرت فلا نجدهم يؤمنون بها آخرا كما لم يؤمنوا بها أولا (تفسير الألوسي – روح المعاني) الفُؤَادُ : عقل والأفئدة: جمع فؤاد وهو القلب، ويطلق على العقل. (الدر المصون) وتقديم الأفئدة على الأبصار لأنّ الأفئدة بمعنى العقول . قال الجبائي: {ونذرهم} أي لا نحول بينهم وبين اختيارهم ولا نمنعهم بمعاجلة الهلاك وغيره لكنا نمهلهم، فإن أقاموا على طغيانهم فذلك من قبلهم (غرائب القرآن و رغائب الفرقان). ثم قال: {وَنَذَرُهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ}، أي: ونمهلهم في الدنيا فلا نعاقبهم، أي: ونتركهم في طغيانهم يتحيرَّون (تفسير الهدايه إلى بلوغ النهايه).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nasıl ki elçi, onlara ilk defa ayetlerimizi getirdiğinde ona inanmamışlardı. Bizde onların kalplerini ve gözlerini (doğrulardan) çevirerek, onları isyankâr halleri ile boğuşur bir halde bırakırız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İlkin inanmış olmadıkları için, Biz de onların gözlerini gönüllerini yamuturuz da onlar ilkin nasıl inanmadılarsa yine de öyle inanmazlar. Onları kendi taşkınlıkları içinde gözleri kör olarak bırakırız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların gönüllerini, gözlerini hak cihetinden çeviririz de [⁹] ilk defa mucizelere inanmadıkları gibi yine öyle inanmazlar. Onları azgınlıklarında şaşkın şaşkın bırakırız [¹⁰].
[9] Bunu da bilmezsiniz.[10] Yahut onların ilk defa inanmadıklarına ceza olarak onların kalplerini, gözlerini çeviririz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz onların kalplerini ve gözlerini çeviririz; ilk kez ona inanmadıkları gibi (yine inanmazlar). Onları taşkınlıkları içinde bocalar bir vaziyette bırakırız.³⁵
35 Krş. Bakara, 2/10; En’âm, 6/108  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz (bu yüzden iman etmezler); nitekim ilkin (istedikleri mucize inmeden önce) de ona (Allah'ın indirdiğine) iman etmemişlerdi. Onları taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terk ederiz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz de, başlangıçta Kur’an mesajını ilk duyduklarında onu nasıl bile bile inkâr ettilerse, yine kalplerini imandan çevirecek ve onları, azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakacaktık. Göklerdeki ve yerdeki sayısız mûcizeleri görmezlikten gelen bu insanlar, sizin elinizle gerçekleşecek mûcizelerle imana gelecek değillerdi. Öyle ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların görmelerini ve gönüllerini, ilk defasında inanmadıkları gibi çeviririz. Onları, bocalayacakları azgınlıkları içinde bırakırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ta başlarda nasıl inanmamış iseler, yine biz, gözlerini ve gönüllerini çelecek ve kendilerini azgınlıkları ile baş başa bırakacağız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz onların istediği şekilde ayet göndersek bile; inkâra yönelik önyargılarından dolayı, kalplerini, gözlerini inkâra yöneltirler. İnkârlarının şaşkınlığıyla bocalarken azgınlıklarına devam ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona (vahye) iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Onları azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:15; A‘râf 7:186; Yûnus 10:11; Hicr 15:72; Mü’minûn 23:75; Neml 27:4.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, onların gönüllerini ve gözlerini çeviririz de¹ onlar, tıpkı daha önce îman etmedikleri gibi, yine îman etmezler. Biz de onları, kendi hâllerine bırakırız (onlar da) azgınlıklarında (ısrarla) kalmaya devam ederler.
1 Yani mecâzen; tereddüt içerisinde kalırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
kalplerini ve gözlerini [hakikatten] ayırdığımız sürece, ⁹⁵ tıpkı ona ilk başta inanmadıkları gibi: ve [böylece] Biz, körce ileri geri yalpalayıp dursunlar diye onları küstahça kibirleri ile başbaşa bırakırız.
95 Yani, hakikati kabul etmekteki isteksizlikleri sonucunda ona karşı kör kaldıkları sürece -bu, Allah’ın mahlukatı üzerine koyduğu sebep-sonuç kanunu ile uyumlu bir durumdur (bkz. sure 2, not 7).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz de, onların kalplerini ve basiretlerini tersine çeviririz de ilk defa inanmadıkları gibi yine de inanmazlardı. Biz de onları, azgınlıkları içinde öylece bocalamaya terk ederiz. 7/101, 15/3, 18/55...59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz de onların gönüllerini ve gözlerini çeviriverirdik, tıpkı ilk başta ona inanmadıkları konumda olduğu gibi; ve Biz onları küstahça taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın debelenmeye terkederiz.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Çünkü biz, kalplerine kuşku sokar, gözlerini (haktan) çeviririz de, evvelce (indirilen ayetlere) iman etmedikleri gibi, o mucizeye de inanmazlar. Biz onları böylece azgınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız! (Nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
Gönüllerini ve görüşlerini ters çeviririz, ilkin ona iman etmedikleri gibi ve onları, azgınlıkları içinde bırakırız bocalayıp dururlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz onların kalplerini ve gözlerini O'na evvelce de imân etmedikleri gibi tersine döndürürüz. Ve onları o tuğyanları içinde körükörüne yuvarlanır gider bir halde bırakırız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz. İlkin ona inanmadıkları gibi o mûcizeyi gördükten sonra da inanmazlar ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi (mu'cizeyi gördükten sonra da inanmazlar) ve bırakırız onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz. Evvelce îmân itmedikleri gibi yine îmân itmezler. Ve onları kendi tuğyân ve 'isyânlarında sergerdân bırakırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Başlangıçta[*] inanmadıkları sırada olduğu gibi (bu davranışlarından dolayı) şimdi de inanmazlarsa gönüllerini ve gözlerini döndürür, azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. Onların kalplerini ve gözlerini döndürürüz de bundan (mucize gösterilmesinden) önce inanmadıkları gibi (gösterildikten sonra bile) azgınlıkları içerisinde bocalar halde bırakırız.
[*] Daha önce kendilerine mucize gösterilmesine rağmen görmezlik edenlerde olduğu gibi (Hz.Musa, Hz.İsa, diğer peygamberler ve mucizeleri ve bunlara rağmen toplumlarının inanmaması)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların kalplerini ve basiretlerini tersine çeviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz onların kalplerini ve gözlerini çeviririz de onlar, daha önce inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Ve onları azgınlıkları içinde bırakırız; öylece bocalayıp dururlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı döndürürüz göñüllerini daħı gözlerini [70b] nite kim įmān götürmediler aña ilergi gez daħı ķoyavuz anları azġunlıķları içinde sergerdān olalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı dönderür‐biz anlaruñ yüreklerini, gözlerini daḫı. Nite kim inanmadı‐lar aña evvelde. Daḫı ḳoyar‐biz anları azġunluḳlar içinde ḥayrān olurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onların ürəklərini və gözlərini əvvəlcə ona (Qur’ana və ya göndərdiyimiz hər hansı ayəyə) iman gətirmədikləri kimi tərsinə çevirər və onları öz azğınlıqları içində şaşqın bir vəziyyətdə qoyarıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We confound their hearts and their eyes. As they believed not therein at the first, We let them wander blindly on in their contumacy.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We (too) shall turn to (confusion) their hearts(938) and their eyes, even as they refused to believe in this in the first instance: We shall leave them in their trespasses, to wander in distraction.(939)
938 Where there is sheer obstinacy and ridicule of faith, the result will be that such a sinner's heart will be hardened and his eyes will be sealed, so that he cannot even see the things visible to ordinary mortals. The sinner gathers impetus in his descent towards wrong. 939 Cf. 2:15 . Allah's grace is always ready to help human weakness or ignorance, and to accept repentance and give forgiveness. But where the sinner is in actual rebellion, he will be given rope, and it will be his own fault if he wanders about distractedly, without any certain hope or refuge.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنُقَلِّبُ
ve ters çeviririz
اَفْـِٔدَتَهُمْ
kalplerini
وَاَبْصَارَهُمْ
ve gözlerini
كَمَا
o şey gibi ki
لَمْ يُؤْمِنُوا
iman etmediler
بِه۪ٓ
ona
اَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍ
defa
وَنَذَرُهُمْ
ve onları bırakırız
ف۪ي طُغْيَانِهِمْ
azgınlıkları içinde
يَعْمَهُونَ۟
bocalayıp dururlar
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da iman etmezler) ve onları (kendi) azgınlıkları içinde bırakırız da bocalayıp dururlar.
قَلَّبَ
Fiil-II
ق ل ب
Ters çevirdi, ovuşturdu, evirip çevirdi
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel
مَرَّة
İsim
م ر ر
Defa
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
طُغْيَان
İsim fiil
ط غ ي
Azgınlık
عَمَهَ – عَمِهَ
Fiil-I
ع م ه
Bocalayıp durur, bocalar