close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 109. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veaksemû bi(A)llâhi cehde eymânihim le-in câet-hum âyetun leyu/minunne bihâ(c) kul innemâ-l-âyâtu ‘inda(A)llâh(i)(s) vemâ yuş’irukum ennehâ iżâ câet lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, kendilerine bir delil gelirse inanacaklarına dair çok sıkı yemin ettiler. De ki: Deliller, Allah katındadır, fakat delil gelse de inanmayacaklarını anlamaz mısınız?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet (mucize, elçi ve hak ölçüleri-adalet sistemi) gelirse, kesin olarak ona inanacaklarına (ve tâbi olacaklarına) dair Allah’a yemin ettiler. De ki: "Ayetler (mucizeler), ancak Allah katındadır." Kaldı ki onlara (mucizeler) geldiği vakit bile, yine kesinlikle inanmayacaklarının farkında ve şuurunda değil misiniz?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şimdi en emin ve kararlı şekilde Allah'a yemin ediyorlar, eğer kendilerine bir mucize gelmiş olsaydı, bu ilâhî kitaba gerçekten inanacaklardı... De ki: Mucizeler yalnız Allah'ın elindedir. Ama mucize geldiğinde de, inanmayacaklarının farkında mısınız?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine, seni tasdik eden bir âyet, bir mûcize gelirse, ona mutlaka inanacaklarına dair peşpeşe Allah'a büyük yeminler ettiler. “Mûcizeler ancak Allah katındadır" de. Onlara mûcizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini sen nereden bileceksin?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/59.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine bir mucizenin gelmesi durumunda iman edecekleri konusunda bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler Allah katındadır." Üstelik o gelse de onların yine iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?
109-110.İbnu Cerir`in Muhammed bin Ka`b el-Kurezi`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) Kureyşilere bir konuşma yaptı. Onlar da: "Ey Muhammed! Musa`nın beraberinde bir bastonunun olduğunu ve onunla taşa vurduğunu, İsa`nın ölüleri dirilttiğini, Semud kavmi için deve çıkarıldığını bildiriyorsun. Sen de bize bir mucize getir seni doğrulayalım" dediler. Resulullah (a.s.): "Size nasıl bir mucize getirmemi istersiniz?" diye buyurdu. Onlar: "Safa`yı (Mekke`de bir tepe) bizim için altın yapmanı" dediler. Resulullah (a.s.): "Eğer bunu gerçekleştirirsem beni doğrulayacak mısınız?" diye sordu. Onlar: "Vallahi evet" dediler. Resulullah (a.s.) da kalkıp dua etmeğe başladı. Bu sırada Cibril (a.s.) gelerek: "İstersen o altın olsun. Ama bu durumda eğer seni doğrulamazlarsa mutlaka onlara azab ederiz. İstersen de onları kendi hallerine bırak içlerinden tevbe eden etsin" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah'a yemin ettiler. De ki: 'Ayetler, ancak Allah katındadır; onlara (mucizeler) gelse de kesinle inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Müşrikler, kuvvetli olarak Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine istedikleri gibi bir âyet (mûcize) gelirse, muhakkak ona iman edeceklerdir. De ki: “-Âyetler ancak Allah katındadır.” Ey müminler ! Siz farkında değilsiniz; o âyet (mûcize) geldiği vakit de iman etmiyecekler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Var güçleriyle yemin ettiler ki: “Eğer bir mucize gelirse, ona inanacağız.” De ki: “Mucizeler, Allah’ın katındandır. Nereden bileceksiniz ki; onlara mucize gelse de onlar inanmayacaklardır.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair, olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır.” Hem bilir misiniz, o gelmiş olsa da onlar inanmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Eğer bir belge gelirse, inan edeceklerine, Allaha çok sağlam ant içtiler, diyesin ki: «Belgeler ancak Allahın katındadır, sizler ne bilirsiniz, belgeler gelse dahi inan etmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar kesin bir dille Allah adına yemin ederek, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona (ilahi kelama) mutlaka inanacaklarını söylediler. De ki: “Mucizeler sırf Allah'ın katındadır/yetkisindedir.” Şunu iyi bilin ki (ey mü'minler; onlara) mucize gönderilseydi bile, (yine de) inanmayacaklar(dı).
Bkz. 17/59Mûcize göstermek, Peygamberlerin elinde değil, Allah’ın takdirindedir. Onun ne zaman, nerede, hangi şartlarda ve nasıl gösterileceğine Allah karar verir. Çünkü mûcize doğrudan Allah’ın fiilidir. Ancak peygamberlerin elinde zuhur eder.  
Cemil Said
swap_vert close
Bir mu’cize geldiği vakit îmân ideceklerini Allâh’ın huzûrunda kasem iderek ’alenen te’mîn itdiler, ânlara di ki: "Allâh’ın mu’cizeleri çokdur fakat ey mü’minler ne biliyorsunuz! Ânlara mu’cize geldiği vakit dahî îmân itmiyeceklerdir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine bir mûcize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair Allah adına kuvvetle yemin ettiler. De ki: “Mûcizeler ancak Allah’a aittir.” Ama mûcize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine bir mucize gelse ona mutlaka inanacaklarına dair tüm güçleriyle ALLAH'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler ALLAH'ın yanındadır." Mucize geldiği zaman da onların inanmıyacağını bilmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır". Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de olanca yeminleriyle Allah kasem ettiler ki: eğer kendilerine bam başka bir âyet gelirse imiş her halde ona iymân edeceklermiş, de ki «Âyetler ancak Allahın nezdinde» siz ne bileceksiniz ki doğrusu: onlar o âyet geldiği vakit de iymân etmiyecekler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler), eğer kendilerine istedikleri gibi bir mu‘cize gelirse, muhakkak ona inanacaklarına Allah’ın adıyla kuvvetlice yemin ettiler. (Habibim, onlara) de ki: “Mu‘cizeler ancak Allah’ın tasarrufundadır (dilerse, mu‘cizeyi yaratacak olan O’dur).” Ey mü’minler! Siz farkında değilsiniz, onlara mu‘cizeler geldiği vakit de îmân etmeyecekler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer kendilerine bir âyet¹ gelirse, ona² inanacaklarına dair kesin bir yeminle³ Allah'a yemin ettiler. De ki: “Âyetler⁴ ancak Allah'ın yanındadır.” O mucize gelmiş olsa da onların yine de inanmayacaklarının bilincinde değil misiniz?
1- Mucize, kanıt, gösterge. 2- Kur'an'ın mesajına. 3- Bütün güçleri ile 4- Mucizeler, kanıtlar, göstergeler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allaha yeminlerinin bütün hızıyla andetdiler ki eğer kendilerine (istedikleri gibi) bir âyet (bir mu'cize) gelirse her halde ona inanacaklar. De ki: «Âyetler ancak Allahın nezdindedir». O (âyet) geldiği zaman da onların yine îman etmeyeceklerinin siz farkında değil misiniz?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat kendilerine bir mu'cize gelirse, ona mutlaka inanacaklarına, bütün güçleriyle Allah'a yemîn ettiler. De ki: “Mu'cizeler, ancak Allah katındadır.” (Ey mü'minler!) Peki gerçekten o (mu'cize) geldiği zaman (onların yine) îmân etmeyeceklerini siz ne bileceksiniz?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer kendilerine (istedikleri türden) bir ayet (belge, mucize) gelirse, mutlaka ona iman edeceklerine dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. (Resulüm!) De ki: “ayetler (belgeler, mucizeler) ancak Allah katındadır. Oysa onlar (o belge ve mucizeler) geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”*
(*) Lafzen, ‘’Ayetler/mucizeler yalnız Allah katındadır”. Ayet terimi, yalnızca “mucize”yi olağan/ herkes tarafından gözlemlenebilen tabii işleyişin ötesindeki bir olay) değil, aynı zamanda bir“işaret”i veya“mesaj”ı da ifade eder: Bu sonuncu karşılık, Kur’an’da en sık karşılaşılanıdır. Böylece, herkes tarafından “mucize” olarak tanımlanan şey, gerçekte Allah’tan gelen bir olağan-dışı mesajı anlatır ve normal olarak insan aklının ulaşamayacağı ruhî/manevî bir hakikati -bazan sembolik biçimde de olsa- gösterir. Ama böyle olağanüstü, mesajlar bile “tabiatüstü” olarak nitelendirilemezler: Zira “tabiat kanunları” denilen şey, yalnızca, Allah’ın yaratma konusundaki “sünnetinin/ sünnetulahın kavranabilir tezahürleridir-ve sonuç olarak, hadiselerin olağan akışına uygun olsun ya da olmasın, var olan ve meydana gelen yahut var olması veya meydana gelmesi beklenebilir olan her şey, kelimenin en derunî anlamıyla “tabii”dir. (M. Esed. Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer onlara elçiliğinin kanıtı olarak bir mucize getirirsen, sana inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ediyorlar. Deki “Bütün mucizeler Allah’ın elindedir. Size onu göstermiyor.” Hem, o mucize onlara gelse de inanmayacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar inançlarının bütün gücüyle Allah’a and ettiler ki eğer kendilerine bir belge gelecek olursa inanacaklardı. De ki: "Gerçekten belgeler Allah’ın katındadır. Daha anlıyamadınız mı?" gerçekten o belgeler gelse bile onlar yine de inanmıyacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendilerine istedikleri bir mucize geldiği takdirde mutlak iman edeceklerine dair Allah/a olanca yeminleriyle yemin ettiler. Onlara de ki «— Mucizeler yalnız Allah/ın elindedir. Zaten farkında değilsiniz ki geldiği surette de iman etmeyeceklerdir [⁸].
[8] Onların iman edeceklerini bilmezsiniz; fakat ben bilirim. Onlar yine iman etmezler. Veyahut iman etmeyeceklerinin farkında değilsiniz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer onlara bir mucize [âyet] gelse, ona mutlaka inanacaklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah’ın katındadır.”³⁴ Nereden fark edebilirsiniz ki bir mucize [âyet] gelmiş olsa onlar yine de inanmazlar!
34 Krş. Ankebût, 29/50  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: “Mucizeler, ancak Allah katındadır.” Onların mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini size kim bildirecek?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendilerine Safa tepesinin altına dönüşmesi veya gökten meleklerin inmesi gibi istedikleri türden bir mûcize gösterilmiş olsa, kesinlikle iman edeceklerine dâir olanca güçleriyle Allah’a yemin ediyorlar. Ve bazı müminler de, belki bu inkârcılar imana gelirler ümidiyle, böyle olağanüstü hâdiselerin gerçekleşmesini arzu ediyorlar. Onlara de ki: “Mûcizeler, yalnızca Allah’ın katındadır. Onu ne zaman, nerede, nasıl göndereceğine O karar verir. Unutmayın ki, Allah sizi imtihân ediyor, siz Allah’ı değil!” Ey müminler! Şunu iyi bilin ki, onlara mûcize gönderilseydi bile, haksız önyargıları, kibir ve inatları yüzünden, yine de imana gelmeyeceklerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara bir âyet geldiğinde elbette ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah adına yemin ettiler. De ki: “Doğrusu Âyetler Allah’ın katındadır”. Geldiği zaman, onlara inanmadıklarını size fark ettirmiyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onlar yemin billah etmişler. Güya: " kendilerine bir mucize gelseymiş hemen inanacaklarmış " Resulüm de ki: " mucize Allah'ın tekelindedir. Onlar, mucize gelse de inanmazlar Allah’ın bu takdirini nasıl bilebilirsiniz ki? "
Mehmet Çoban
swap_vert close
İstedikleri gibi bir ayet gelirse mutlaka inanacaklarına yemin ettiler. De ki: “Ayetler Allah’ın katındandır. Allah dilediği ayeti gönderir. Nasıl bir ayet göndereceğini de kimseye sormaz. Şu var ki; istediğiniz bir ayet bile gelse siz yine de inkâr etmek için bahane bulursunuz.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine bir ayet (mucize) gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair güçlü bir şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. [*] De ki: “Ayetler (mucizeler) yalnızca Allah’ın katındadır. (Mucizeler) geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?” [*]
Ayetten de görüldüğü gibi müşrikler, kendilerine bir uyarıcı (peygamber) veya bir ayet, sıra dışı bir delil gelmesi halinde ona muhakkak inanacakları ve diğer milletlerden daha çok hidayette olacaklarını iddia etmekte ve bu iddialarını yeminlerinin konusu edinmektedirler. Bu ifade müşriklerin En‘âm 6:157’de dile getirdikleri sözleriyle benzeşmektedir. Onlar kendilerine herhangi bir peygamber gönderilmesi durumunda önceki milletlerden daha iyi bir şekilde doğru yolu tutacaklarını, daha içten bir samimiyetle kabul ve tasdik edeceklerini söylemişlerdi Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199; Sebe’ 34:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Müşrikler kendilerine (istedikleri) bir mûcize gelse, ona mutlaka îman edeceklerine olanca güçleriyle yemin edip duruyorlar. (Ey Muhammed! Sen, onlara): “Mûcizeler getirmek sadece Allah’a aittir.”¹ de. (Ey îman edenler!) Siz onların mûcize geldiğinde de inanmayacaklarını bilmiyorsunuz.
1 Mûcize getirmek, Peygamberlerin elinde olmayıp, Peygamberlerin elinde gerçekleşir ve onun takdiri tamamen Allah’a mahsustur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Şimdi en emin ve kararlı şekilde Allah’a yemin ediyorlar ki eğer kendilerine bir mucize gösterilmiş olsaydı bu [ilahî kelâm]a gerçekten inanmış olacaklardı. De ki: “Mucizeler yalnız Allah’ın elindedir!” ⁹⁴ Ve hepinizin bildiği gibi, onlara bir mucize gösterilmiş olsaydı bile ona inanmazlardı
94 Lafzen, “Mucizeler yalnız Allah katındadır”. Kur’an’daki âyet terimi, yalnızca “mucize”yi (olağan -yani, herkes tarafından gözlemlenebilen tabii işleyişin ötesindeki bir olay) değil, aynı zamanda bir “işaret”i veya “mesaj”ı da ifade eder: Bu sonuncu karşılık, Kur’an’da en sık karşılaşılanıdır. Böylece, herkes tarafından “mucize” olarak tanımlanan şey, gerçekte Allah’tan gelen bir olağan-dışı mesajı anlatır ve normal olarak insan aklının ulaşamayacağı ruhî/manevî bir hakikati -bazan sembolik biçimde de olsa- gösterir. Ama böyle olağanüstü, “mucizevi” mesajlar bile “tabiatüstü” olarak nitelendirilemezler: Çünkü, “tabiat kanunları” denilen şey, yalnızca, Allah’ın yaratma konusundaki “sünneti”nin (sünnetullâh) kavranabilir tezahürleridir -ve sonuç olarak, hadiselerin olağan akışına uygun olsun ya da olmasın, var olan ve meydana gelen yahut var olması veya meydana gelmesi beklenebilir olan her şey, kelimenin en derunî anlamıyla “tabii”dir. Şimdi işaret edilen olağanüstü mesajlar, kural olarak, “peygamber” olarak adlandırılan, özel yeteneklerle donatılmış ve ilahî olarak seçilmiş şahıslar aracılığıyla kendilerini ortaya koyduklarından, onlardan bazan “mucize gösterici” olarak söz edilmektedir -Kur’an’ın “mucizeler yalnız Allah’ın elindedir” sözleriyle dışladığı bir yanılgı. (Bkz. ayrıca 17:59 ve ilgili not 71.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar kendilerine bir mucize gösterilirse, O’na mutlaka iman edeceklerine var güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. De ki: “Mucizeler göndermek Allah’ın elindedir. Hem siz şunun farkında değil misiniz ki mucize gelse bile onlar da inanmazlardı.” 13/7-27, 17/59, 21/5-6, 40/78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şimdi kendilerine (mucizevi) bir kudret delili gösterilmesi hâlinde bu vahye iman edeceklerine dair var güçleriyle yeminler ediyorlar. De ki: “Tüm kudret delilleri Allah katındadır!” Ve farkında değil misiniz ki,[¹¹⁰³] onlara bir (mucizevi) kudret delili gelmiş olsaydı dahi yine de inanmazlardı.
[1103] Alternatif anlamları: “iyi bildiğiniz bir şeydir”; ya da “Ah, bilemezsiniz siz” (İbn Atıyye); veya “siz farkına varamazsınız” (Zemahşerî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Müşrikler, kendilerine (istedikleri gibi) bir mucize gelirse, iman edeceklerine dair Allah'a yemin ettiler. (Ey Muhammed) De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır, (benim elimde değildir. Ey iman edenler o mucize gelecek olsa, onların imana geleceklerini mi umuyorsunuz) Bilmeniz gerekir ki, o mucize gelse bile, onlar yine asla iman etmeyeceklerdir!
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer kendilerine bir mu’cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: "Mu’cizeler ancak Allâh’ın yanındadır. " Hem bilir misiniz o (mu’cize) gelmiş olsa da onlar yine iman etmezler?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah Teâlâ'ya olanca yeminleriyle kasem ettiler ki, eğer onlara bir âyet gelirse elbette O'na imân edecekler. De ki: «Âyetler ancak Allah'ın indindedir.» Size ne bildirecektir ki, o âyet geldiği vakit de yine imân etmeyeceklerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine bambaşka bir mûcize geldiği takdirde mutlaka ona inanacaklarına dair vargüçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: “Mûcizeler ancak Allah'ın yanındadır. ” O istedikleri mûcize geldiği zaman onların yine de iman etmeyeceklerinin siz farkında değil misiniz? [17, 59]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer kendilerine bir mu'cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mu'cizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem bilir misiniz o (mu'cize) gelmiş olsa da onlar yine inanmazlar?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer onlara bir mu'cize gelse (kendi istedikleri gibi) ona îmân ideceklerine kuvvetli yemînler ile yemîn iderler. Onlara di ki: "Âyât ve mu'cizât Allâh Te'âlâ 'indindedir" (Dilerse gönderir). Eğer o (istedikleri) âyet gelse de îmân itmeyeceklerini bilmez misiniz?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hele kendilerine bir mucize gelsin ona mutlaka inanacaklar, diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki "Mucizeler Allah katındadır." Farkında mısınız? İstedikleri mucize gelse yine de inanıp güvenmeyeceklerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. De ki:-Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır. Hem mucize gelse bile ona inanmazlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine bir mucize gelirse sana iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: Mucizeler Allah katındadır. Yoksa mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır." Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı and içdiler Tañrı’ya andlarınuñ bezgiregin eger gelür ise anlara nişān inanalar aña. eyit “bayıķ nişānlar Tañrı ķatındadur.” daħı ne nesene bildürür size kim ol ķaçan gele inanmayalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
And içdiler Tañrı Ta‘ālā adı‐y‐la ulu and içmek. Eger özlerine āyetleri gelseīmān getüreler. Eyit yā Muḥammed: Āyetler gelmez illā Tañrı Ta‘ālā ḳatından,daḫı ne bildüñüz ol āyetleri. Gelicek anlara īmān getürmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Məkkə müşrikləri) Allaha ürəkdən and içdilər ki, əgər onlara bir ayə gəlsə, ona mütləq inanacaqlar. (Onlara) de: “Ayələr ancaq Allahın yanındadır. (Ey müşriklərin imana gəlməsini istəyən müsəlmanlar!) Siz nədən bilirsiniz ki, onlara (istədikləri) ayə (mö’cüzə) gəldikdə yenə də iman gətirməyəcəklər!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they swear a solemn oath by Allah that if there come unto them a portent they will believe therein. Say: Portents are with Allah and (so is) that which telleth you that if such came unto them they would not believe.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They swear their strongest oaths by Allah, that if a (special) sign came to them, by it they would believe. Say: "Certainly (all) signs are in the power of Allah. but what will make you (Muslims) realise that (even) if (special) signs came, they will not believe"?(937)
937 If the unbelievers are merely obstinate, nothing will convince them. There is no story more full of miracles than the story of Jesus. Yet in that same story we are told that Jesus said: "A wicked adulterous generation seeketh after a sign; and there shall no sign be given unto it, but the sign of the Prophet Jonah": Matt. 16:4. There are Signs given by Allah everyday-understood by those who believe. A mere insistence upon some particular or special Sign means mere contumacy and misunderstanding of the spiritual world.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَقْسَمُوا
ve yemin ettiler
بِاللّٰهِ
Allah'a
جَهْدَ
en güç- lüsüyle
اَيْمَانِهِمْ
yeminlerinin
لَئِنْ
andol- sun eğer
جَٓاءَتْهُمْ
kendile- rine geldi
اٰيَةٌ
bir âyet
لَيُؤْمِنُنَّ
mutlaka iman edecekler
بِهَاۜ
ona
قُلْ
de ki
اِنَّمَا
ancak
الْاٰيَاتُ
mucizeler
عِنْدَ
katın- dadır
اللّٰهِ
Allah
وَمَا يُشْعِرُكُمْۙ
ve size ne fark ettirecek
اَنَّـهَٓا
şüphe- siz o
اِذَا
o za- man ki
جَٓاءَتْ
geldi
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmeyecekler
(Müşrikler) Kendilerine bir âyet (ve mucize) gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair bütün çaba ve gayretleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. (Ey mü'minler!) O (mucize) geldiğinde de (onların) iman etmeyeceklerinin farkında değil misiniz?"
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَهْد
İsim fiil
ج ه د
En güçlü, şiddetli
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَشْعَرَ
Fiil-IV
ش ع ر
Sezdirdi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı