Muhakkak ki size Rabbinizden basîretler (kalb gözünüzün nûru olan deliller)gelmiştir. Artık kim (hakkı) görürse, kendi lehinedir. Kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir.(2) Ve ben, sizin üzerinize (yaptıklarınızı gözetici bir) muhâfız değilim!
(2)“Gözün nûru, nûr-ı îmanla ışıklanırsa ve kavîleşirse (kuvvetlenirse), bütün kâinât gül ve reyhanlar ile müzeyyen (süslü) bir Cennet şeklinde görünür. Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinât safhalarında menkuş (nakışlı) gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet (alışkanlık) gibi usâre (özsu) ve şiralarından vicdanda o tatlı, îmanlı balları yapar. Eğer o göz küfür zulmetiyle (karanlığıyla) kör olursa, dünya, genişliğiyle berâber bir hapishâne şekline girer. Bütün hakāik-ı kevniye (kâinâtın hakīkatleri), nazarında gizlenir. Kâinât ondan tevahhuş eder (yabancılaşır). Kalbi ahzân (hüzünler) ve ekdâr (kederler) ile dolar.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 65)