Gözler O’nu (evreni yaratmış olan Allah’ı asla ve hiçbir zaman) idrak etmez (hiçbir şey onu, yani evrenin yaratıcısını göremez); O (nun ilmi) ise, bütün gözleri idrak eder (görüp ihate eder). O, Latîf (kullarına lütfu ve ihsanı bol), habir (her şeyden haberdar) olandır.*
(*) Bu ayeten kesin anlaşılıyor ki ne dünyada ne de ahirette Allah’ın gözle görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle Allah ahirette gözle görülebilir diyen rivayetler uydurma olup Kur’an’a da aykırıdır. Taberi tefsirindeki Süddî ‘nin görüşü de şöyledir. (لايراه شئ وهو يري الخلائق) ‘’Hiçbir şey onu göremez, ama o bütün yaratıkları görür.’’ Ayrıca Sahihi Müslimde de geçtiği gibi Hz. Aişe’den gelen rivayet şöyledir. ‘’Kim, Muhammed’in Rabbini gördüğünü iddia etse, O Allah’a büyük bir iftira yapmıştır, Zira Necm süresindeki (ولقد رآه بالأفق المبين ) (Muhakkak onu en yüksek ufukta görmüştür’’ cümlesindeki (ONU) zamiri ile vahiy meleği olan Cebrail kast edilmektedir. Yani bu konuyu Hz. Aişe, bizzat Hz. Peygamberden sormuştur, o da bu şekilde cevap vermiştir... Özetle, Allah gözle görülmez, eğer görülseydi, tanımı yapılabilecekti, tanımı yapılan ise cisim olması gerekir, eğer cisim olursa, bazı şeylerin bir araya gelmiş olması ile olmuştur, eğer bazı şeylerin bir araya gelmesiyle oluşmuşsa, o zaman o da yaratılmış olur. Oysa bu, Allah hakkında muhaldır. Demek ki yüce Allah’ı gözle görmek mümkün değildir. Ayrıca (لاتُدْرِكُهُ)’’la tudrikühü’’ ifadesi, geniş ve bütün zamanı, yani dünya ve ahireti kapsamaktadır. Çünkü olumsuz edatı olan (لا) harfi, geniş zaman içindir. Yani dünyayı da ahireti de kapsıyor. Ama eğer bunun yerinde olumsuz edatı olan (ما) harfi, yani (ما تدركه)’’ ma tüdrikühü’’ şeklinde gelseydi, o zaman ayetin anlamı, şu an, yani dünyada gözler onu idrak etmez şeklinde olurdu. Zira olumsuz edetları olan (لا - ما)’’ lâ ile m’a’’ arasında bir fark vardır. Yani (ما) edatı şimdiki zamanı olumsuz yapıyor, (لا) ise, geniş, yani bütün zamanları olumsuz yapıyor. Detay içn
buradaki Arapça tefsir metinlerine de bakılabilir. وقوله سبحانه: «لا تُدْرِكُهُ الْأَبْصارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ» إشارة أنه سبحانه لطيف لا يرى، إذ لو رؤى لتحدّد، ولو تحدّد لتجسّم، ولو تجسّم لكان مركبا، ولو كان مركبا لكان مخلوقا... (التفسير القراني للقران)ُ» ...عن السدي : " لا تدركه الأبصار " ، لا يراه شيء ، وهو يرى الخلائق (الطبري - ابن كثير ) ففي صحيح مسلم عن مسروق قال : كنت متكئا عند عائشة ، فقالت : يا أبا عائشة (وهى كنية مسروق)" ، ثلاث من تكلم بواحدة منهن فقد أعظم على الله الفرية . قلت : ما هن ؟ قالت : من زعم أن محمدا رأى ربه فقد أعظم على الله الفرية . قال : وكنت متكئا فجلست فقلت : يا أم المؤمنين ، أنظريني ولا تعجليني ، ألم يقل الله عز وجل ولقد رآه بالأفق المبين . ولقد رآه نزلة أخرى ؟ فقالت : أنا أول هذه الأمة من سأل عن ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال : إنما هو جبريل لم أره على صورته التي خلق عليها غير هاتين المرتين رأيته منهبطا من السماء سادا عظم خلقه ما بين السماء والأرض . فقالت : أولم تسمع أن الله عز وجل يقول : لا تدركه الأبصار وهو يدرك الأبصار وهو اللطيف الخبير ؟ أولم تسمع أن الله عز وجل يقول : وما كان لبشر أن يكلمه الله إلا وحيا أو من وراء حجاب أو يرسل رسولا إلى قوله علي حكيم ؟ قالت : ومن زعم أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كتم شيئا من كتاب الله فقد أعظم على الله الفرية ، والله تعالى يقول : ياأيها الرسول بلغ ما أنزل إليك من ربك وإن لم تفعل فما بلغت رسالته قالت : ومن زعم أنه يخبر بما يكون في غد فقد أعظم على الله الفرية ، والله تعالى يقول : قل لا يعلم من في السماوات والأرض الغيب إلا الله . وإلى ما ذهبت إليه عائشة رضي الله عنها من عدم الرؤية ، وأنه إنما رأى جبريل : ابن مسعود ، ومثله عن أبي هريرة رضي الله عنه. وقال بإنكار هذا وامتناع رؤية الله جماعة من المحدثين والفقهاء والمتكلمين (تفسير القرطوبي) *
ما دلالة استعمال أداة النفي (ما) و(لا)؟(د.فاضل السامرائى) (ما) التي تدخل على المضارع هي لنفي الحال، (لا) يقولون للاستقبال وقسم من النُحاة يقولون قد تكون للحال وللاستقبال -- (ما) الداخلة على الفعل الماضي تنفي زمن الماضي فقط والنفي بها غير مؤكد واذا دخلت على الفعل المضارع تنفي زمن الحاضر فقط اما (لا ) فأنها تنفي الزمنين الحاضر والمستقبل : (الفرق بين ( لا ) النافية و ( ما ) النافية من حيث المعنى)