41, 42. O gün (ahiret günü), hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. Ve onlara (başka yerlerden de) yardım edilmez (herkes dünyada yaşadığının karşılığını alacak). Ancak (yardımı hak edenlerden) Allah’ın rahmet ettikleri müstesna (onlara o gün yardım edilecektir). Kuşkusuz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir. *
(*) Bu ve Kur’an’ın muhtelif yerlerinde bu anlamdaki ayetleri gördükten sonra hâlâ birilerinden şefaat umarak günah işleme rahatlığını gösterenleri anlamak mümkün değil. Âyetler çok açık, Allah’ın kararı çok nettir. Kimsenin kimseye bir faydasının olmayacağı çok kesin. Torpilin, kayırmanın, arka çıkmanın, sahiplenmenin işe yaramayacağı belirgin. Kişinin kendi amellerinden başka Allah’ın rahmetinin ve mağfiretinin dışında ona yardım edecek hiçbir gücün olmayacağı aleni. Buna rağmen birilerinin şefaatine, himmetine, kayırmasına güvenme rahatlığı nereden geliyor? Eğer Kur’an’daki bu ayetlere gerçekten inanırsak işte o zaman şefaatçi aramak yerine güvenebileceğimiz çalışmalar yaparız, daha doğru ve verimli bir hayat ortaya koyarız. Birilerine güvenmek, birilerinin gönlünü almak ve kapıkulu olmak yerine Allah’a güveniriz, O’nun rızası için çalışırız, O’na kul oluruz, O’na sığınırız, yaptıklarımızı O’na arz ederiz, her şeyi O’ndan bekleriz, O’nun rahmetine güvenir ve O’nun rızasını kazanmak için mücadele veririz. İşte o zaman kimsenin bize şefaat etmesini beklemeyiz, zaten gerek de kalmaz. (C. Külünkoğlu Meali 41.Ayet Açıklaması)