close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhân Sûresi 28. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Keżâlik(e)(s) ve evraśnâhâ kavmen âḣarîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Böyle işte ve onları miras verdik bir başka topluluğa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte böyle; Biz bütün bunları, (iman ve itaat ehli olan) başka bir kavme miras olarak vermiştik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böyle oldu ve sonra başka bir toplumu, onların geride bıraktıklarına varis kıldık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte böylece, biz onların servetlerini başka kavimlere, miras olarak devrettik.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böyle. Biz onları başka bir topluluğa miras bıraktık.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte böyle; Biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte bize isyan edenlere böyle yaparız. Onların mülklerini başka bir kavme miras bıraktık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Biz, onları başka bir kavme miras bıraktık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece biz de bıraktıklarına başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte, bunculayın, bizler de onu, başka bir ulusa miras bıraktık
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Bkz. 26/57-57  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar bu halde idi fakat biz ânların mîrâsını diğer bir kavme terk iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte böyle oldu. Biz de bunları başka bir topluluğa miras olarak verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte böyle! Biz onlara (Firavun ve kavminin geride bıraktıkları mala, mülke) başka bir topluluğu (İsrâiloğullarını) vâris kıldık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte (emir) böyledir. Biz (bütün) bunları başka başka kavmler) e mîras verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte böyle! Artık onları, başka bir kavme (İsrâiloğullarına) mîras bıraktık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte böylece biz de onları (onların geri bıraktıkları her şeyi) başka bir topluma miras bıraktık.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte kaybettikleriniz bunlar. Biz onları diğer bir topluluğa (arkadan gelenlere) miras olarak verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte böyle, Biz de onların nesi var nesi yoksa hepsini başka bir ulusa bıraktırdık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları böyle mahrum ettiğimiz gibi yerlerine dinleri, kavmiyetleri başka bir kavmi [³] vâris yaptık.
[3] İsrail oğullarını veya başkalarını.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras bıraktık.¹¹
11 Krş. Şuarâ, 26/57-59  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte böyle, biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte böyledir zâlimlerin âkıbeti… Ve onların ardından, başka bir toplumu bu nimetlere varis kıldık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle! Onları sonraki bir kavime miras bıraktık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bütün bu güzellikleri olduğu gibi başka bir topluma devrettik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte böylece onları (o nimetleri) başka bir topluma miras bırakmıştık. [*]
Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:57-59.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece Biz de bunları başka bir topluma miras olarak verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte böyle oldu. Ve [sonra] başka bir toplumu [onların geride bıraktıklarına] varis kıldık;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet onlar işte böyle yok olup gittiler. Biz bunların hepsini başka topluma bıraktık. 7/104...110, 10/88.92, 44/19...33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte böylece biz -geride kalan nimetleri- başka kavimlere mirasçı kıldık.
Osman Fırat
swap_vert close
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte böyle oldu, ve onları başkalar olan bir kavmi miras kıldık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
28, 29. İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi. [26, 59; 7, 137]
Hasan el-Basrî (r.a.) mirasçı toplumun İsrailoğulları olduğunu söyler. Katâde ise der ki: “Bunlar, Firavun hanedanlarından sonraki toplumlardır. Zira İsrailoğullarının tekrar Mısır’a döndüklerine dair bilgi yoktur.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu sûretle emvâl ve emlâki diğer kavme (Benî İsrâîl'e) mîrâs itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hepsi geride kaldı. Biz de onları başka bir halka (İsrailoğullarına) verdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte böyle... Onu bir başka topluma miras bıraktık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bütün bunlara Biz başka bir halkı vâris yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[265a] ancılayın daħı mįrāŝ virdük anları bir ķavma ayruķlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi mīrāẟ itdürdük anları özge ḳavmlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onları) belə (cəzalandırdıq) və ona (onların sərvətlərinə, mülklərinə) başqalarını (İsrail oğullarını) varis etdik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Even so (it was), and We made it an inheritance for other folk;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَذٰلِكَ۠قف
işte böylece
وَاَوْرَثْنَاهَا
ve onları miras bıraktık
قَوْماً
bir kavme
اٰخَر۪ينَ
başka
İşte böylece Biz de onları başka bir kavme miras bıraktık.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَوْرَثَ
Fiil-IV
و ر ث
Vâris kıldı, mirasçı kıldı, miras bıraktı
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki