“Bana teslim olun, ey Allah’ın kulları! ¹⁰ Ben size [gönderilen] bir elçiyim, güvene layık [bir elçi]!” demişti.
10 Klasik müfessirlerin büyük çoğunluğu (mesela Taberî, Zemahşerî, Râzî, Beydâvî), bu ifadenin iki şekilde anlaşılabileceğine işaret ederler: Ya, “bana teslim olun, ey Allah’ın kulları (‘ibâd)” şeklinde, ki Mısırlılar’a (bütün insanlar “Allah’ın kulları” olduğu için) Hz.Musa’nın kendilerine tebliğ etmek üzere olduğu ilahî mesajı kabul etmeleri çağrısını kasdeder; yahut “Allah’ın kullarını bana teslim edin”, yani Mısır’da köle olarak tutulmuş olan İsrailoğulları’nı şeklinde. ‘İbâde kelimesinin telaffuzunun hem hitap/seslenme halini (münâdâ bih/vocative) hem de nesne/belirtme (mef‘ûl bih/accusative) halini kapsıyor olması, bu her iki yorumu da mümkün kılmaktadır.