close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhân Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ kâşifû-l’ażâbi kalîlâ(en)(s) innekum ‘â-idûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki birazcık gidereceğiz azabı, fakat gene şüphe yok ki kafirliğe döneceksiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz (şimdi) sizden bu azabı (duman ve düşman sıkıntısını) biraz açıp-gidereceğiz (sizi rahata ve huzura erdireceğiz; ama siz yine Hakk’tan cayıp bâtıla) dönecek olanlarsınız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz yine de bu azabı birazıcık kaldıracağız, oysa siz kendi saplantılarınıza yeniden döneceksiniz, ama
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, o azâbı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka, eski halinize dönersiniz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/28; 7/88-89; 10/98; 23/75.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz azabı az bir süre kaldıracağız ama siz yine (küfre) döneceksiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz o (vaadettiğimiz açlıktan ibaret) azabı biraz kaldıracağız. Fakat siz yine (küfre) döneceksiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz sizden az bir miktar azabı kaldırırız, fakat siz eski halinize dönersiniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz azabı biraz kaldırırsak, siz yine eski halinize dönersiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz biraz azabı kaldıracağız, siz yine dönersiniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şimdi Biz, az bir süre için (bu) azabı (sizden) kaldıracak olsak, siz hemen eski halinize dönersiniz.
Cemil Said
swap_vert close
’Azâblarını cüz-îce tahvîf idelim yine küfre ’avdet iderler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz azabı biraz hafifleteceğiz, kuşkusuz siz de hemen eski halinize döneceksiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.  
 Hz. Peygamber’in duasıyla kıtlık kaldırıldıktan sonra, inkârlarına dönmüşlerdir. Başka bir yoruma göre de, kıyamet kopmadan önce etrafı kaplayan dumanı kâfirler görünce, Allah’a sığınıp dua edecekler, Allah kısa bir süre için dumanı kaldıracak, fakat onlar buna rağmen tekrar küfre döneceklerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz azabı birazcık kaldıracağız; ama siz yine döneceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz o azâbı biraz biraz açacağız, fakat siz yine döneceksiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, o azabı sizden bir süre kaldırırız ama siz mutlaka, eski hâlinize (şirk ve isyana) dönersiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, azabı biraz kaldırsak, siz kesinlikle dönersiniz!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz bu (duman) azâbı (nı) biraz açıp kaldıracağız. (Fakat) siz, şübhe yok ki, tekrar dönücülersiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki biz, (sizden) azâbı biraz açı(verip kaldırı)cılarız; (ama) siz gerçekten yine (küfre) dönecek olan kimselersiniz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Buna rağmen o zaman) Biz bu (gaz ve toz bulutu) azabı (nı) biraz açıp kaldıracağız, (Fakat) Şüphe yok ki (hesap vermek üzere yine) siz (bize) döneceksiniz. *
(*) Lafzen, “kaldıracağız”. Bu, açıkçası, içinde yaşanılan anda -yani, Son Saat’in gelmesinden önce- söylenmektedir ki günahkârlara pişmanlıklarını ifade etmeleri için bir fırsat verilmiş olsun. (M. Esed. Ayet Açıklaması) Yani Kıyamet kopmadan önce etrafı kaplayan dumanı inkârcılar görünce, Allah’a sığınıp dua edecekler, Allah da kısa bir süre için dumanı kaldıracak, fakat durum ne olursa olsun hesap vermek üzere yine Allah’ın huzuruna döneceklerdir. Ayrıca ‘’... Ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.’’ şeklindeki mealler pek isabetli görülmüyor. Çünkü 1) 16. ayetin başında bulunan (يوم)’’yevme’’ kelimesi mansup ve zaman zarfı olup 15. ayetteki (عائدون) ‘’aidüne’’ ye tealluk etmesi/ yani onunla bağlantılı olması daha uygundur. Bağlantısını yaptığımız zaman ayet şöyle olur. (انكم عائدون يوم نبطش البطشة الكبري)’’ inneküm aidüne yevme nebtışu-l beşte-l kübra’’ Yani ‘’Şüphesiz ki, büyük bir yakalayışla (suçluları) yakalayacağımız günde (kıyamette) siz (bize) döneceksiniz’’ şeklinde olur. 2) İnsanlar o büyük olayı/kıyamet alametini görecekler ve iman edecekler, ama azap kalkınca yine eski hallerine (inkâra) dönecekler’’ şeklindeki açıklama pek de mantıklı değildir. 3) ‘’yevme’’ (يوم) kelimesinin ‘’(عائدون)’’ aidüne’’ye tealluk eden mansup ve zaman zarfı olduğunu gösteren Kur’an îrabiyle ilgili aşağıdaki metin ve bazı tefsirlerdeki görüşlere bakılabilir. (إنّكم عائدون) لا محلّ لها تعليل للاستئناف المتقدّم 16- (يوم) ظرف زمان منصوب متعلّق ب (عائدون) :المصدر : (فصل: سورة الدخان - نداء الإيمان وجملة: (إنّكم عائدون) لا محلّ لها تعليل للاستئناف المتقدّم 16- (يوم) ظرف زمان منصوب متعلّق ب (عائدون) : المصدر : موسوعة إعراب القرآن الكريم : إعراب سورة الدخان). حدثنا بشر، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيد، عن قتادة { إنَّا كاشِفُوا العَذَابِ قَلِيلاً } يعني الدخان - وقيل المعنى: إنكم عائدون إلينا بالبعث، والنشور- ( فتح القدير) وقيل: معنى {إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ} إلينا؛ أي مبعوثون بعد الموت. وقيل: المعنى «إِنَّكُمْ عَائِدُونَ» إلى نار جهنم إن لم تؤمنوا. (الجامع لاحكام القرآن) حدثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابن ثور، عن معمر، عن قتادة{ إنَّكُمْ عائِدُونَ } إلى عذاب الله (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) الغيب وقيل المعنى: إنكم عائدون إلينا بالبعث، والنشور،(فتح القدير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Dünyadaki) Azabı kaldıracak olanlar yine biziz ve ama az sonra eski halinize dönersiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Biz bu azabı kısa bir zaman için üzerinizden kaldıracağız. Ancak siz, yine de tanımazlığa döneceksiniz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz üzerinizden bu azabı az bir müddet kaldıracağız, siz ise yine küfüre düşeceksiniz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Biz azabı birazcık kaldıracak olsak, hiç şüphesiz siz eski hâlinize dönersiniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz sizden bu azabı biraz açıp gidereceğiz; (ama yine inkâra) dönecek olanlarsınız siz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bütün bunlara rağmen, ey zâlimler; Biz yine de başınızdaki azâbı birazcık kaldıracak ve kısa bir süreliğine de olsa, size refah ve huzuru tattıracağız fakat siz, içtenlikle tövbe etmediğiniz için, çok geçmeden verdiğiniz sözleri unutacak ve eski nankörlüğünüze yeniden döneceksiniz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, Azab’ı biraz kaldırmaktayız; siz, tekrar dönmektesiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, cezanın dozunu biraz kısabiliriz ama siz, yine de dönersiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlardan azabı kısa bir süre kaldıracağız. Bakalım ne yapacaklar? Azabı üzerlerinden kaldırdığımızda eski hallerine dönerler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Azabı kısa bir süre kaldıracağız; (ama) siz (yine eski hâlinize) döneceksiniz.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz sizden bu azabı yakında kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz [yine de] bu azabı kısa bir süre erteleyeceğiz, ⁹ oysa siz [kendi saplantılarınıza] yeniden döneceksiniz: [ama]
9 Lafzen, “kaldıracağız”. Bu, açıkçası, içinde yaşanılan anda -yani, Son Saat’in gelmesinden önce- söylenmektedir ki günahkarlara pişmanlıklarını ifade etmeleri için bir fırsat verilmiş olsun.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi biz kısa süreliğine bu azabı kaldırsak siz hemen eski halinize geri döneceksiniz. 43/46...52, 21/58.70
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbet Biz cezayı bir süreliğine askıya alacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.[⁴⁴⁴⁰]
[4440] Krş: “ama eğer siz (günaha) dönerseniz, Biz de (cezaya) döneriz” (17:8).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Evet siz ey müşrikler sizler yalancısınız!.. Nitekim) Biz o azabı - üzerinizden- az bir süre kaldıracağız, ama sizler gene -eski halinize- döneceksiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz o azabı kısa bir süreliğine kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize dönersiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak Biz, o azabı biraz açıcılarız, sizler ise şüphe yok ki, dönüvericilersiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Azabı üzerinizden biraz kaldıracağız, fakat siz yine eski halinize döneceksiniz. [6, 28; 23, 75; 10, 98; 7, 88-89]
12. âyetin açıklamasında bildirildiği üzere Hz. Peygamber’den dua rica etmeleri üzerine o da dua etti. Cenab-ı Allah kıtlığı kaldırdıktan sonra, şükür yerine tekrar inkârlarına döndüler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz 'azâbı az bir şey def' itsek siz derhâl şirkinize 'avdet idersiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz o azabı kısa bir süre için kaldırırız ama siz yine de cayarsınız.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Biz, azabı biraz kaldırırız siz de tekrar dönerseniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz azabı biraz kaldıracak olsak siz yine inkâra dönersiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz azabı biraz kaldırırız; siz eski halinize tekrar dönersiniz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz gidericivüz 'aźābı az bayıķ siz girü dönicilersiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz giderecek‐biz ‘aẕābı. Taḥḳīḳ siz ḳaytarsız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz sizi bu əzabdan azacıq qurtaracağıq, siz isə (yenidən küfrə) qayıdacaqsınız!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We withdraw the torment a little. Lo! ye return (to disbelief).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We shall indeed remove(4699) the Penalty for a while, (but) truly ye will revert (to your ways).
4699 Allah gives every chance to all His creatures, however rebellious. He gives them a little trial, perhaps personal, perhaps economic, to see if that would bring them to their bearings, and train their will in the right direction. Some are thus reclaimed, and some do not learn. Perhaps, for the latter, He gives them a chance by removing the trial; some are reclaimed, and some still remain obdurate. And so, in His wisdom, He allows His grace to work, again and again, until, at the last, Judgement must seize the last and irreclaimable remnant "with a mighty onslaught". Such working of Allah's Providence is clearly visible in the story of Quraysh. It is a pity that the economic conditions of Makkah have not been studied in detail in any of the standard biographies of the Prophet. The so-called biographies by non- Muslims, e.g., Muir's Life, do not even mention any Makkan famine or its reactions on Quraysh mind!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّا
şüphe- siz Biz
كَاشِفُوا
açıcıyız
الْعَذَابِ
azabı
قَل۪يلاً
biraz
اِنَّكُمْ
şüphe- siz siz
عَٓائِدُونَۢ
dönecek o- lanlarsınız
Şüphesiz Biz (dilersek, bu felaket taşıyan duman) azabı(nı sizden) kısa bir süre kaldırırız; ama siz yine (eski hâlinize) dönersiniz.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَاشِف
Etken fiil
ك ش ف
Açacak, açıcı
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَٓائِدُون
Etken fiil
ع و د
Dönecek olanlar