close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhâ Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-emmâ-lyetîme felâ tekhar
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık sen de yetimi horlama.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Öyle ise (eline imkân ve iktidar geçince) sakın yetim ve öksüz (çocukları, dul ve kimsesiz zavallıları hor ve hakir görüp) kahretmeye (kalkışmayasın!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde yetime haksızlık yapma veya yetime yüzünü ekşitme.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimlere, dullara eziklik içinde bir hayat yaşatma.
Ahmet Varol
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öyleyse, sakın yetimi üzüp-kahretme.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ise, yetime gelince; zulüm etme.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık sen sakın yetimi ezme!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Besim Atalay
swap_vert close
Öksüze kıymayasın
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Öyleyse sen de yetimi güçsüz, kimsesiz görüp, ona kötü davranma!
Cemil Said
swap_vert close
Yetîme bed mu’âmele itme,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O halde sakın yetimi ezme!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Öyleyse yetimi sakın ezme.
Edip Yüksel
swap_vert close
Öyleyse, öksüzü yüzüstü bırakma.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Öyle ise amma yetîme kahretme
Emrah Demiryent
swap_vert close
O hâlde yetime güzel davran.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi¹ hor görme.²
1- Kimsesizi. 2- Güçsüzü, zayıfı önemsiz görme.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O halde, yetime gelince: (Ona sakın) kahretme.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O hâlde yetîme gelince, sakın (onu) ezme!
İhsan Aktaş
swap_vert close
O hâlde yetime (kimsesize) gelince, sakın (onu) ezip kahretme (onu himaye edip koru ve bütün maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşıla!)
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yetime gelince, sakın onu ezmeye kalkma.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyleyse sakın öksüzü ayak altına alma.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sakın yetime zulüm ve kötü muamelede bulunma,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Öyleyse yetime gelince, ona kötü davranma/surat asma!⁵
5 Krş. Bakara, 2/83; İnsan, 76/8; Fecr, 89/17; Beled, 90/14-16; Mâûn, 107/1-2  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ama yetime gelince, sakın (yetimi) ezme.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, ey yetim Peygamber; sakın incitme yetimi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Artık ne olursa olsun, Yetim’i hor görüp ezme!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bundan böyle yetimi horlama!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbinin seni bulup koruduğu, doğru yolu sana gösterdiği gibi, sen de yetimleri kolla gözetle! Yolda kalmışlara yardım et! Yolunu şaşırmışlara yol göster! Sakın yetimleri ezme! Onları horlama! Onları geri çevirme! Onların haklarını yeme! Onlara daima sahip çık!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yetimi sakın ezme!
Mehmet Türk
swap_vert close
9,10,11. Öyleyse sakın yetimi hor görme, isteyeni de azarlama.¹ Ve Rabbinin nîmetini (minnet ve şükranla) anlat da anlat. ²
1 Sâil (السَّائِلُ): “dilenci ve soru soran,” anlamına gelir. Azarlama emri; kovmamayı gerektirdiği için, dilenciyi, azarlamanın yasaklanmış olması, istemede ısrar etmediği durumdadır. Eğer istemede ısrar eder de yumuşak bir şekilde reddetmek fayda vermezse o vakit azarlamada bir sakınca yoktur. Hasan el-Basri’ye göre, “sail”den maksat, mal isteyen değil, “ilim ve din ile ilgili soru soran” demektir ve ilim soran kimseye ilmi olan kimsenin cevap vermemesi kesinlikle yasaktır. Bir hadis-i şerifte: “Kendisine bir ilim sorulup da onu gizleyen kimseye, ateşten bir gem vurulur” buyrulmuştur. Mutlak manada “sâil” lafzı, dilenci manasında asıl olmakla beraber “dileyen, dilenen” veya hangi suretle olursa olsun “isteyen, soran,” mutlak olarak da “talep eden” manasını taşır. (Elmalılı)2 Bu sûreden itibaren “Nas sûresinin” sonuna kadar her sûrenin bitiminde “tekbir” almak sünnettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Öyleyse yetime haksızlık yapma,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O halde sen de yetime kötü davranma! 76/6...24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Dolayısıyla, asla yetimi ezme![⁵⁷⁸²]
[5782] Veya tekhar okuyuşuna göre: “surat asma!” (Krş: 28:77) Tercihimiz kahrın Kur’an’daki kullanımına dayanmaktadır. Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Allah’tan başka kimsesi olmayan hakkında Allah’tan korkun Allah’tan”. “Ben ve yetime kefil olan kimse cennette yan yanayız” (Buhârî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
9,10. O halde sakın yetimi azarlama (ona iyi davran) senden bir şey (bilgi) isteyeni boş çevirme. (İhtiyacını gider, ona nasihatte bulun, doğru yolu göster)
Osman Fırat
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık yetime sakın kötü bir muamelede bulunma.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle ise, sakın yetimi güçsüz bulup hakkını yeme, sakın onu küçümseyip üzme!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Öyleyse sakın öksüzü ezme,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yetîmi kahr itme
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Öyleyse sakın yetimi ezme.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şimdi yetimi hor görme.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Öyleyse yetime sakın kötü davranma.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O halde, yetimi örseleme!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ammā ögsüze cevr eyleme ya'nį malın alma.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes yetimlere ḳahr eyleme.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Elə isə yetimə zülm etmə!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Therefore the orphan oppress not,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Therefore, treat not(6185) the orphan with harshness,
6185 Verses 9-11 carry, to a step further, the triple argument of verses 6-8, as explained in the preceding notes. The Prophet treated all orphans with tender affection and respect, setting an example to his contemporaries, who frequently took advantage of the helpless position of orphans, and in any case looked upon them as subordinate creatures to be repressed and kept in their place. Such an attitude is common in all ages. Helpless creatures ought, on the contrary, to be treated as sacred trusts, whether they are orphans, or dependants, or creatures of any kind unable to assert themselves, either through age, sex, social rank, artificial conditions, or any cause whatever.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَمَّا
öyleyse
الْيَت۪يمَ
yetimi
فَلَا تَقْهَرْۜ
sakın kahretme
Öyleyse yetimi sakın (üzüp) kahretme!
اَمَّا
Edat
اَمَّا
Fakat, ama, ancak, öyleyse
يَتِيم
İsim
ي ت م
Yetim
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَهَرَ
Fiil-I
ق ه ر
Kahretti