9,10,11. Öyleyse sakın yetimi hor görme, isteyeni de azarlama.¹ Ve Rabbinin nîmetini (minnet ve şükranla) anlat da anlat. ²
1 Sâil (السَّائِلُ): “dilenci ve soru soran,” anlamına gelir. Azarlama emri; kovmamayı gerektirdiği için, dilenciyi, azarlamanın yasaklanmış olması, istemede ısrar etmediği durumdadır. Eğer istemede ısrar eder de yumuşak bir şekilde reddetmek fayda vermezse o vakit azarlamada bir sakınca yoktur. Hasan el-Basri’ye göre, “sail”den maksat, mal isteyen değil, “ilim ve din ile ilgili soru soran” demektir ve ilim soran kimseye ilmi olan kimsenin cevap vermemesi kesinlikle yasaktır. Bir hadis-i şerifte: “Kendisine bir ilim sorulup da onu gizleyen kimseye, ateşten bir gem vurulur” buyrulmuştur. Mutlak manada “sâil” lafzı, dilenci manasında asıl olmakla beraber “dileyen, dilenen” veya hangi suretle olursa olsun “isteyen, soran,” mutlak olarak da “talep eden” manasını taşır. (Elmalılı)2 Bu sûreden itibaren “Nas sûresinin” sonuna kadar her sûrenin bitiminde “tekbir” almak sünnettir.