close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhâ Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve vecedeke dâllen fehedâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve seni, yol yitirmiş bulup da yol göstermedi mi sana?
Hz. Muhammed (s.a.a)'in, çocukken Mekke vâdilerinde yol yitirdiği ve Ebu-Cehl tarafından bulunup dedesi Abdülmuttalib'e götürüldüğü rivayet edilmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şaşkın ve bunalmış bir durumda iken hidayet (ve inayet) buyurmadı mı? (İlim, hikmet ve ibadet yolunu açmadı mı?)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Seni sapık insanların arasında bulup da, seni doğru yola eriştirip kurtuluşa eriştirmedik mi? Veya çocuk iken kaybolduğunda seni bulup teslim etmedik mi? Veya din, şeriat nedir bilmezdin bunları sana gösterip öğretmedik mi?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Senin, peygamberlikten, Kur'ândan, şeriattan habersiz başına buyruk bir kavim içinde tek başına olduğunu, hidayeti arzuladığını görüp seni hidayete erdirmedi mi, insanlığa rehber yapmadı mı, insanları sana yönlendirmedi mi?
Ahmet Varol
swap_vert close
Seni hidayetten habersiz bir halde bulup da hidayete iletmedi mi?
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Seni, (şeriat hükümlerini) bilmezken, (nübüvvet nimeti ile şer'î) yola koymadı mı?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Vahiyden ve kitaptan haberin olmadığı (şaşkın olduğun) halde, sana doğru yolu göstermedi mi?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şaşkın halde bulup da yol göstermedi mi?
Besim Atalay
swap_vert close
Seni yoldan azmış bulup, doğru yola koymadı mı?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Seni (din hususunda) yol bilmez iken, doğru yola yöneltmedi mi?
Cemil Said
swap_vert close
Seni dalâletde gördi, sana hidâyet itdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
Edip Yüksel
swap_vert close
Seni bir sapık olarak bulup doğruya iletmedik mi?
Bak 47:19; 48:2.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve seni yol bilmez iken yola koymadı mı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sen (henüz peygamberlik vazifenden ve îmân esaslarının tafsilatından) habersizken, (Rabbin bunları) sana (vahiyle) bildirip öğretmedi mi?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Seni (çocukluğunda) gaaib olmuş bulub da yolunu doğrultmadı mı?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (sen henüz peygamberlik ve şer'î hükümlerden) habersiz iken seni bulup, yol göstermedi mi?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (sağlam bir imana sahip olmana rağmen insanları cahiliye karanlığından kurtarmak için doğru yola yönlendirme konusunda) seni şaşkın bir vaziyette bulup (vahiyle) yol göstermedi mi? *
(*) … Bizim de katıldığımız müfessirlerin çoğunluğunun yorumuna göre ise bu âyette Hz. Muhammed’in peygamberlikten sonraki dönemiyle önceki dönemi arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Nitekim o peygamber olmadan önce de başta putperestlik olmak üzere kendi toplumunda hâkim olan inanç ve yaşayışın yanlışlığını, insanın varlık amacına yakışmadığını görüyor, bu gidişi asla beğenmiyordu; ama onların bundan nasıl kurtulacaklarını da bilmiyordu. Âyetteki deyimiyle bu konuda “yol bilmez bir halde” idi. İşte yüce Allah Kur’an’ı göndererek onu bu durumdan kurtarıp yolunu aydınlattı; ona hem varacağı hedefi hem de o hedefe nasıl varacağını öğretti (Râzî (Râzî, XXXI, 215-216; Elmalılı, VIII, 5900-5901) { وَوَجَدَكَ ضَالا فَهَدَى } أي: وجدك لا تدري ما الكتاب ولا الإيمان، فعلمك ما لم تكن تعلم، ووفقك لأحسن الأعمال والأخلاق (تفسير تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان) (وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدى) أي ووجدك حائرا مضطربا في أمرك، مع اعتقادك أن قومك ليسوا على بصيرة من أمرهم، فعبادتهم باطلة، ومعتقداتهم فاسدة (تفسير المراغي )، وقيل معنى ضالا : لم تكن تدري القرآن ولا الشرائع فهداك لذلك (تفسير فتح القدير )هنا الضلال الذي في حق النبي عليه الصلاة والسلام أنَّه لا يعرف الطريف لِهِداية قومِهِ ! فلم يكن يعرف كيف (وَوَجَدَكَ ضَالاًّ } عن علم الحكم والأحكام. {فَهَدَىٰ } فعلمك بالوحي والإِلهام والتوفيق للنظر (انوار التنزيل واسرار التأويل))  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra seni sapmış bir halde bulup da, sonra doğru yola iletmedi mi?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O, seni yolunu şaşırmış bulunup da sana yol göstermedi mi?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Seni yolunu şaşırmış gördü de doğru yola götürmedi mi? [²]
[2] Sen ahkâm-ı şer'iye'yi bilmiyorken sana Kitap vermedi mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, seni şaşırmış² bulup da (sana) doğru yolu göstermedi mi?³
2 Ayette “dâllen” kelimesi geçmektedir. Bu ise sapan, şaşıran anlamındadır. Eğer bir kimse doğru yolu reddetmiş sapmış veya terk etmiş ise o zaman “sapan” şeklinde tercüme edilir. Ancak, ne yapacağını bilememe durumunda kalmışsa o zaman da “şaşıran, şaşkın” şeklinde tercüme edilir. Hz. Peygamber, nübüvvetten önce, Mekkeli müşriklerin içinde onların yanlış yolunu görüyor, doğru yol için ne yapacağını henüz bilmiyordu. İşte bu belirsizlik içinde şaşırmış bir vaziyette idi. Ayet bu hususa işaret etmektedir. 3 Krş. Ankebût, 29/48; Şûrâ, 48/52  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve seni (kitap ve iman nedir) bilmezken bulup hidayete eriştirmedi mi?
(Buradaki “dallin” kelimesi Arapçada birkaç anlama gelir. Bir manası “sapıklıktır.” İkinci manası, yol bilmeyen ve yol ayrımında şaşkınlık içinde hangi tarafa döneceğini bilmeyen kimsedir. Diğer bir manası da “kaybolmuş kimse”dir. Çoğunlukla, çevresinde ağaç bulunmayan tek ağaca da “dalle” denmektedir. Bir şeyin kaybolması anlamında da “dalle” kullanılmaktadır. Gaflet içinde bulunmayı anlatmak için de “dalel” kelimesi kullanılır. Ayetteki anlamı ise yol bilmeyen, kitap ve iman nedir bilmeyen anlamındadır. Resulullah çocukluktan nübüvvete kadar hayatında hiçbir zaman putperestlik yapmamış, şirke inanmamıştır. Bu nedenle ayetteki “dalle” kelimesine, akide ve amel bakımından sapıklık içinde bulunduğu anlamı verilemez.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Seni kitaptan, imandan haberi olmayan (42. Şura: 52) yol bilmez bir kişi olarak bulup da, Kur’an’la tanıştırıp doğru yola iletmedi mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Seni şaşkın bulup doğru yola iletmedi mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Seni şaşkın bulup kolundan tutmadı mı?
Mehmet Çoban
swap_vert close
İçinde bulunduğun ortamdan, çaresizliklerden bunalmıştın. Ne yapacağını bilmez ne söyleyeceğini bilmez şaşırmış bir haldeydin. Kendini uzaklara atıyor, insanlardan ayrı durarak, sürekli kurtuluş yolu arıyordun. Şaşkınlık ve umutsuzluk içindeydin. Rabbin seni bu halde bulmadı mı? Hatırla o zamanları! Ne kadar içine kapanık, ne kadar düşünceli, ne kadar şaşırmış haldeydin? Rabbin seni o halde bulup yol göstermedi mi? Bilgilerin doğrusunu sana öğretmedi mi? Sana kitaptan bilgiler vererek aydınlatmadı mı? Sen karanlıklarda dolaşırken sana aydınlığı göstermedi mi? Rabbinin hidayeti aydınlık olarak hayatına bir kuşluk vakti gibi, doğmadı mı? Geceni sabaha doğurmadı mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şaşkınken seni bulup doğru yola ulaştırmıştı. [*]
Burada mesaj Hz. Muhammed’in hakikati bilmemesi nedeniyle risalet öncesi dönemdeki şaşkınlığıdır. Ayetteki [dallen] kelimesi “sapkın” değil, “şaşkın” anlamında yorumlanmalıdır. hidayet ise şaşkınlığın giderilmesidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Seni, ne yapacağını bilmez bir durumda bulup,¹ hak yola iletmedi mi?
1 Dâll: Yitik, hangi yola gireceği hususunda şaşkın yahut yanlış yola giden, yolunu sapıtmış manalarına gelir. “Sizin arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da.” (Necm: 2) buyurulmuş olan Rasulullah (s.a.v) hiçbir zaman akıl ve dinde sapık mânâsına “dâll” olmamıştır. Allah’ın birliğine inanarak yetişmiş, hiçbir puta secde etmemiş, Allah’tan başka ilâh tanımamış ve hiç bir kötü fiil işlememişti. Her hususta güvenilir kişi olarak tanınmıştı. Takip edilmesi gereken, soyut akıl ile bulunması mümkün olmayan, Hak din ve şeriatının ne olması gerektiğini ve Dünyayı saran bu buhranın içerisinden nasıl çıkılıp da Hakk’a ulaşılacağını, bilmiyordu. Kitap okumasını bilmez, cihana ruh yayacak olan iman ve İslâm’ın ayrıntılı temel esaslarından gafil idi. (Yusuf: 3, Ankebut: 48, Şura: 52) İşte burada, “Seni yol bilmez buldu.” buyurulması, bu şekilde peygamberlikten önce ve çocukluk çağlarındaki gafillik ve şaşkınlık hallerine işarettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve yolunu kaybetmiş görüp seni doğru yola ulaştırmadı mı?
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Seni bir arayış ve bocalayış içinde bulup sana vahiyle doğru yolu göstermedi mi? 16/9, 17/9, 27/40
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yöneltmişti.[⁵⁷⁷⁹]
[5779] Krş: “Sen bundan önce kitap nedir iman nedir bilmezdin” (42:52). Dalâl lugavî anlamı olan “şaşırmak” mânasınadır (12:8, 26:20; 2:282). Kavminin yanlış yola gittiğini fark etmiş fakat doğru yolun ne olduğunu bilememenin ıstırabıyla şaşırmış bir vaziyette kalakalmıştı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Seni sapıklık içinde (yaşayan bir toplumda) bulup, seni hidâyete erdirmedi mi? (Seni seçip Peygamber yapmadı mı?)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve seni dalalette bulup doğru yola iletmedi mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve seni bir şaşırmış halde buldu da doğru yolu göstermedi mi?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Seni dinin hükümlerinden habersiz bulup seçerek dosdoğru yola koymadı mı?
Hz. Peygamber (a.s.) hayatında hiçbir zaman akıl ve din yönünden sapık olmamıştır. Puta hiç tapmamış, Allah’ın birliğine küçüklüğünden beri inanmıştır. Ahlâk yönünden hep takdir edilmiştir. Fakat Peygamberliğinden önce sırf akıl ile idrâk edilmesi mümkün olmayan hak dini bilmiyordu. Bu dinin hükümlerinden habersizdi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve seni 'ilimden ve hikmetden ve doğrı yoldan mahrûm bulub hidâyet iylemedi mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Seni şaşkın[*] görüp yol gösterdi.
[*] Toplumdaki yanlış tutum ve davranışları görüyor fakat ne yapacağını bilemiyordu.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Seni dalalette bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sen şaşırmışken O sana yol göstermedi mi?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı buldı seni azmıssañ pes ŧoġru yol gösterdi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı seni azmış ṭapup saña hidāyet virmedi mi?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sənin şaşqın (yaxud: uşaq vaxtı Məkkə vadisində azmış) vəziyyətdə tapıb yol göstərmədimi?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Did He not find thee wandering and direct (thee)?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And He found thee wandering, and He gave thee guidance.(6183)
6183 (2) The Prophet was born in the midst of the idolatry and polytheism of Makkah, in a family which was the custodian of this false worship. He wandered in quest of Unity and found it by the guidance of Allah. There is no implication whatever of sin or error on his part. But we may err and find ourselves wandering in mazes of error, in thought, motive, or understanding: we must pray for Allah's grace ever to give us guidance. The Arabic root dalla has various shades of meaning. In 1:7, I have translated it by the verb "stray". In 53:2 the Prophet is defended from the charge of being "astray" or straying in mind. In 12:8 and 12:95 Jacob's sons use the word for their aged father, to suggest that he was senile and wandering in mind. In 32:10 it is used of the dead, and I have translated it "hidden and lost" (in the earth).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَوَجَدَكَ
ve seni buldu
ضَٓالاًّ
şaşırmış
فَهَدٰىۖ
hidâyete erdirdi
Ve seni şaşırmış (bir hâlde) bulup hidâyete erdirmedi mi?
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
ضَالٌّ
Etken fiil
ض ل ل
Dalâlette kalan, dalâlette olan, şaşıran, dalâlete düşen
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti