Göklerde ve yerde olan her şey, O her şeyi hükmü altına alan, mukaddes,¹ çok şerefli,² hüküm (ve hikmet) sahibi³ olan Allah’ın şânını yüceltir.⁴
1 Kuddûs: Kelime anlamı olarak, gayet mukaddes, her türlü şaibeden münezzeh, temiz, hiç bir lekesi olmayan, bütün eksiklik ve kusurlardan münezzeh olan, herhangi bir eksikliği kabul etmeyen ve güzel sıfatlardan dolayı övülen demektir. Istılahta ise; Kuddûs, Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. Bu isme göre O, zatına yakışmayan her şeyden münezzeh, bütün vasıflarda en mükemmel, tasvire sığmayan, övülmeye lâyık kemâl, fazilet ve güzellik sıfatları kendisinde olandır. (Haşr: 23)2 Azîz: Allahu Teâlâ’nın güzel isimlerinden biridir. Allah’ın, hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak gâlip gelen, son derece izzetli ve yüce olan manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah’tır. Bk. (Haşr: 23)3 Hakîm: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Arapça (حَكَمَ) fiilinden türemiştir. Bu fiil, kötülüğe engel olmak, sağlam kılmak gibi anlamlara gelir. Hüküm, hikmet, hâkim, hakem, hâkimlerin hâkimi (ahkem’ül-hâkimîn) hükmedenlerin en hayırlısı (hayr’ul-hâkimîn), el-Hakîm ve el-Hakem kelimeleri de bu fiilden türemiştir. Yüce Allah yegâne hüküm ve hikmet sahibidir. Hikmet, her şeyde doğruyu bulmak ve yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler, demektir. Buna göre “Hakîm”, doğruyu bulan, yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler, koyan demektir. Bu önermeler ise ancak vahiyle ortaya konulur. Kâinattaki yegâne “hikmet”, Allah tarafından Peygamberlere gönderilen ilâhi kitaplardır. Bu da şu anda sadece Kur’an’dır. Hakîm’i, Gazzâli: “En iyi tarafı, en üstün bir ilimle bilen” diye tarif etmiştir.4 Burada (يُسَبِّحُ) fiilinin şimdiki zaman olması süreklilik içindir. Yani sürekli olarak tesbîh ederler. Bununla beraber önceki Sûrede (سَبَّحَ) buyurulduğu halde burada (يُسَبِّحُ) denilmesi; “size va’dolunan zafer ve galibiyetlere erdiğiniz zaman bütün eşya gibi siz de tesbîh ve tenzîhte sürekliliği unutmayın ve Yehûdiler ve Hıristiyanların düştükleri hallere düşmeyin” demektir. Benzer ifâdeler için Bk. (Haşr: 23)