close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Cuma Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yusebbihu li(A)llâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardi-lmeliki-lkuddûsi-l’azîzi-lhakîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Tenzih eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde; her şeye sahip ve mutasarrıf olan, ayıplardan ve noksanlardan arı bulunan üstün, hüküm ve hikmet sahibi Allah'ı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların tümü, (yegâne) Melik (kâinatın ve mahlûkatın asıl hükümdarı); Kuddûs (her türlü noksanlık ve kusurdan münezzeh olan); Azîz (daima galip ve güçlü bulunan); Hakîm (hikmet ve hâkimiyet sahibi) olan Allah’ı tesbih etmektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan herşey, herşeye sahip olan, ayıp ve noksanlıklardan uzak olan, mağlup olmayan güce sahip ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapan, Allah'ın sınırsız şanını yüceltmektedir.
İslâm davetini engellemek için Medine’deki Yahudilerin yaptıkları tüm çabalar boşa gitmiş hepsi böl-geyi terketmişlerdi. Tüm Yahudiler peygamberin kendilerinden geleceğini tahmin ederler, ümmî Araplardan gel-mesini istemezlerdi. Tevrat’ı bilmelerine rağmen O’na aykırı hareketle kitap yüklü merkeplere benzetilen bu kimseler Allah’ın sevgili kulları olduklarını da söyleyen fakat ölümü de istemiyen Yahudilerden bahseden bu sûre Cuma namazı hükümlerinden bahsederek son bulur.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Göklerdeki varlıkların, imkânların ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı; mülkün sahibini, hâkimini, her türlü noksanlıktan, ayıptan uzak en büyük kutsalını, kudretlisini, hikmet sahibini ve hükümranını, Allah'ı, koyduğu düzen içinde görevlerini yaparak tesbih ve zikrediyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa mülkün sahibi, kutlu, yüce ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih etmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, öyle bir Melik ki, Kuddüs'dür= her noksan şeyden münezzehtir, Azîz'dir= her şeye galibdir, Hakîm'dir= bütün işlerinde hikmet sahibidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki her şey, Allah’ı tesbih ediyor (O’nun yüceliğini ve münezzehiyetini ilan ediyor.) O, her şeyin idaresi elinde olan, mukaddes (pak,) üstün kuvvet sahibi ve her şeyi yerli yerinde yapandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih ediyor/anıyor.[638]
[638] Cum’a sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 267.  
Besim Atalay
swap_vert close
Yerde, gökte bulunan her şey, egemen olan, kutsal olan, emre olan, bilge olan Allaha tespih eder
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan her şey, mülkün sahibi, eksiklikten ve noksanlıktan uzak, aziz ve hâkim olan Allah'ı tesbih eder (O'nun verdiği vazifeyi icra ederek O'na karşı sorumluluğunu yerine getirir).
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda ve arzda ne kadar mevcûdât var ise hükümdârlığında şerîk ve zevâl olmayan Allâh’a hamd iderler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hükümran, çok kutsal, güçlü ve Hakim olan Allah'ı tesbih ederler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Göklerde bulunanlar da yerde bulunanlar da egemenliğin mutlak sahibi, her türlü eksiklikten uzak, üstün ve her işi hikmetli olan Allah’ı tesbih ediyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.
Edip Yüksel
swap_vert close
Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Kraldır, En kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların hepsi padişah, mukaddes, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih etmektedir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tesbîh eder Allah için Göklerde ki ve Yerdeki o öyle lekesiz kuddûs melik ki hem azîz hem hakîm
Emrah Demiryent
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki her şey, bütün mülkün yegâne sahibi, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh, her işinde mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tesbih eder.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik¹, Kuddûs², Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih³ etmektedir.
1- Evrenin sahibi, egemeni, yöneticisi. 2- Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz. 3- Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksaanı mucib herşeyden pâk ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi Allâhı tesbîh (ve tenzîh) etmekdedir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Göklerde olan ve yerde bulunanlar, Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden), Kuddûs (bütün noksanlıklardan münezzeh olan), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hakîm(her işi hikmetli olan) Allah'ı tesbîh eder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Göklerde (uzayda) ne var, yerkürede ne varsa hepsi melik (kâinatın gerçek hükümdarı), kuddûs (çok yüce, her noksandan münezzeh), azîz (üstün, galip), hakîm olan (doğru hüküm veren) Allah’ı (Allah’ın evrende koyduğu yasalara boyun eğerek lisani hâl ile) tesbih eder. *
(*) Not: Varlık âleminin tesbihi, yüce Allah’ın teşrii değil, tekvini, yani yaratılışları için evrende koyduğu sünnetullaha /ilahi kanunlara boyun eğmek suretiyle gerçekleşmektedir. Bu tesbih, kal diliyle değil, hâl diliyledir. Yani zerreden/atomlardan/ kürreye kadar, her şey sunnetullah/ evren için konular yasalar/gereği kendi fonksiyonlarını yerine getirip, varlıklarını sürdürmeleri yaratıcıya tesbihtir. Tesbîh Kavramı ve İlgili diğer kavramlar: Tesbîh ((تسبيح kelimesi, sebh ( (سبح kökünden türemiştir. Sebh, karada, suda veya havada hızlı bir şekilde ilerlemek, koşmak, akıp gitmek, yüzmek ve uçmak anlamlarına gelmektedir. İşte Yasin -33. ayetten başlayarak 40. ayette kadar Arz’dan (yerküreden), güneşten ve aydan söz edilerek, bunların uzaydaki hareketleri ve yerkürenin kendi ekseni etrafında dönmesi sonucunda gece ve gündüzün meydana gelmesi, Kur’an’da yesbehûn kelimesiyle ifade edilmiştir. Yani yüce Allah’ın evren için yarattığı kevni yasalar gereği bunların uzayda hareket edip varlıklarını sürdürmeleri, kendi fonksiyonlarını gereçekleştirmeleri, kendileri için yüce Allah’ın koyduğu kevni yasalara boyun eğmeleri, onların hâl diliyle yüce Allah’a tesbih etmeleridir. İşte her şeyin yüce Allah’ın kevni/yaratılış kanunlarına boyun eğmek suretiyle hâl dilleriiyle onu her türlü noksanlıktan arındırmak, övgü ile yüceltmek ve onun varlığının, birliğinin ve kudretinin delillerini göstermek anlamında olan tesbihte bulunuyorlar. Bu nedenle bunların (bu şuursuz varlıkların) tesbihi, şekil bakımından akıllı ve şuurlu varlıkların dil ile söyledikleri tesbihten farklıdır. (الله اعلم) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan her şey, bütün mülkün sahibi, kendisinden başka kutsal olmayan, en güçlü ve her şeyin hükmünü veren Allah’ı yüceltirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Kutsal, erkli, doğruyu bildirici olan o hakan uludur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan her bir şey muazzam bir padişah [²], pek mukaddes, yegâne galip, hâkim olan Allah/ı tenzih eder,
[1] Medine'de nâzii olmuş (11) âyettir.[2] Veya her şeye mutasarrıf, her şeye mâlik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi; Melik, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih eder.¹
1 Krş. İsrâ, 17/44  
Kadri Çelik
swap_vert close
Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi kâinatın gerçek hükümdarı, her noksandan münezzeh, çok güçlü ve hikmet sahibi olan Allah'ı tesbih eder.
(Medine’de nazil olmuştur ve 11 ayettir. Adını, 9. ayetinde geçen “cum’a” kelimesinden almıştır)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, Mutlak Hükümran, Mukaddes, Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah’ın sınırsız kudret ve azametini övgüyle anıp yüceltmektedir. Şu muhteşem kâinat nizamı içerisinde yer alan her şey, kendisini yaratan Allahu Teâlâ’nın her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olduğunu haykırmakta, O’nun sonsuz ilim, kudret, merhamet, hikmet, iyilik, güzellik ve adâletini gözler önüne sermektedir. Eğer çevrenizdeki varlıklara ibret nazarıyla bakacak olursanız, her zerresinin Allah’ı zikrettiğini duyacak, göreceksiniz. İşte, Allah’ın sınırsız kudret ve hikmetinin bir tecellîsi olarak:
Medîne döneminin başlarında gönderilen bu sûre, adını Cuma namazını emreden dokuzuncu ayetinden almıştır. 11 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer’dekiler ve Gökler’dekiler, Hakîm Azîz Kuddûs Melik Allah için tesbih ediyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan tüm varlıklar, Allah'ın erişilmez yüceliğini dile getirirler. Allah, her şeyin başı, saygın, güçlü ve egemendir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Göklerdeki yerdeki her bir şey O’nu tesbih eder. O, mülkün sahibi olan Mutlak güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’tır. Allah’tan başka kutsanacak varlık yoktur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, (gerçek) hükümdar, kutsallığın kaynağı, güçlü, doğru hüküm veren Allah’ı [tesbih] eder (yüceltir).
Mehmet Türk
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan her şey, O her şeyi hükmü altına alan, mukaddes,¹ çok şerefli,² hüküm (ve hikmet) sahibi³ olan Allah’ın şânını yüceltir.⁴
1 Kuddûs: Kelime anlamı olarak, gayet mukaddes, her türlü şaibeden münezzeh, temiz, hiç bir lekesi olmayan, bütün eksiklik ve kusurlardan münezzeh olan, herhangi bir eksikliği kabul etmeyen ve güzel sıfatlardan dolayı övülen demektir. Istılahta ise; Kuddûs, Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. Bu isme göre O, zatına yakışmayan her şeyden münezzeh, bütün vasıflarda en mükemmel, tasvire sığmayan, övülmeye lâyık kemâl, fazilet ve güzellik sıfatları kendisinde olandır. (Haşr: 23)2 Azîz: Allahu Teâlâ’nın güzel isimlerinden biridir. Allah’ın, hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak gâlip gelen, son derece izzetli ve yüce olan manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah’tır. Bk. (Haşr: 23)3 Hakîm: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Arapça (حَكَمَ) fiilinden türemiştir. Bu fiil, kötülüğe engel olmak, sağlam kılmak gibi anlamlara gelir. Hüküm, hikmet, hâkim, hakem, hâkimlerin hâkimi (ahkem’ül-hâkimîn) hükmedenlerin en hayırlısı (hayr’ul-hâkimîn), el-Hakîm ve el-Hakem kelimeleri de bu fiilden türemiştir. Yüce Allah yegâne hüküm ve hikmet sahibidir. Hikmet, her şeyde doğruyu bulmak ve yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler, demektir. Buna göre “Hakîm”, doğruyu bulan, yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler, koyan demektir. Bu önermeler ise ancak vahiyle ortaya konulur. Kâinattaki yegâne “hikmet”, Allah tarafından Peygamberlere gönderilen ilâhi kitaplardır. Bu da şu anda sadece Kur’an’dır. Hakîm’i, Gazzâli: “En iyi tarafı, en üstün bir ilimle bilen” diye tarif etmiştir.4 Burada (يُسَبِّحُ) fiilinin şimdiki zaman olması süreklilik içindir. Yani sürekli olarak tesbîh ederler. Bununla beraber önceki Sûrede (سَبَّحَ) buyurulduğu halde burada (يُسَبِّحُ) denilmesi; “size va’dolunan zafer ve galibiyetlere erdiğiniz zaman bütün eşya gibi siz de tesbîh ve tenzîhte sürekliliği unutmayın ve Yehûdiler ve Hıristiyanların düştükleri hallere düşmeyin” demektir. Benzer ifâdeler için Bk. (Haşr: 23)  
Muhammed Esed
swap_vert close
GÖKLERDE ve yerde olan her şey, Mülkün Sahibi, Mukaddes, Kudret ve Hikmet Sahibi Allah’ın sınırsız şanını yüceltmektedir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi, kâinatın yegâne sahibi, kutsalın tek kaynağı, mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan Allah’ın koyduğu yasaya boyun eğmekte ve ona göre hareket etmektedir. 14/2-3, 53/31-32
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
GÖKLERDE olanlar da, yerde olanlar da mutlak otorite sahibi, mukaddes, her işinde mükemmel ve her hükmünde tam isabet sahibi Allah için hareket ederler.[⁵⁰⁹⁴]
[5094] Benzer bir âyet, tesbih ile ilgili bir not ve âyetin sonundaki esmanın bağlamla münasebeti için bkz: 59:1. Bu, kozmik ilâhîye katılım çağrısıdır. Zımnen: Ya sen ey insan! Sen kim adına hareket ediyorsun? el-Melik ve el-Kuddûs Allah’ın hayata aktif ve aktüel müdâhalesine, el-‘Azîz insanı vahiy ile onurlandırmasına (43:44); el-Hakîm de, her hükmünün mutlak doğru oluşuna delâlet eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa; Melik, Mukaddes her şeye gücü yeten ve hikmet sahibi olan Allah'ı tesbih eder. (Her şeyi hikmet iledir, nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Melik, Kuddûs, Azîz, Hakim olan Allah için göklerde ne varsa ve yerde ne varsa tesbihte bulunur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi melik (kâinatın gerçek hükümdarı), kuddûs (çok yüce, her noksandan münezzeh) azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih ve tenzih eder.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi padişah, mukaddes, aziz, hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan şeylerin cümlesi kavî, gâlib ve hakîm olan melikü'l mülük Allâh Te'âlâ'yı tesbîh ve tenzîh iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na[1]; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah’a boyun eğer[2].
[1] İltifat [2] Boyun eğme ya zorunlu ya da gönüllü olur. İmtihana tabi olan insan ve cinler de dahil her şey, varlığını sürdürebilmek için Allah'ın koyduğu kanun ve kurallara uymak zorundadır. Gönüllü boyun eğme, imtihanla ilgili konulardadır. İman, küfür, günah ve sevap; imtihana tabi olan insan ve cinlerin, tercihleriyle oluşur. Zorunlu kulluğu konu olan şeylerin oranı, gönüllü kulluğa konu olanlarla kıyaslanamayacak kadar fazladır. Allah'a isyan etmek için bile zorunlu kulluk şartlarına uymak gerekir. Mesela bir hayvanı Allah rızası için kesen ile putu için keseni ayıran tek şey onun niyetidir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa; hükümran, kuddüs, güçlü ve hakim olan Allah'ı takdis ederler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Göklerde ne var, yerde ne varsa, hepsi, yegâne egemenlik sahibi olan, her türlü eksiklik ve çirkin sıfattan temiz ve yüce olan, kudreti herşeye üstün olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah'ı tesbih eder.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göklerdekiler ve yerdekiler o Melik, o Kuddûs, o Azîz, o Hakîm Allah'ı tespih ediyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
teşbiḥ eyler Tañrı’ya ol kim göklerdedür daħı ol kim yirdedür pādişāh gey arı beñdeşsüz dürüst işlü sözlü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tesbīḥ ider Allāha gökler ehli ve yirler ehli. Ol Allāh pādişāhdur, her ‘ayb‐dan münezzehdür, ‘azīzdür, ḥakīmdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göylərdə və yerdə nə varsa, (hamısı) mülkün (yer-göy mülkünün) hökmdarı (sahibi), müqəddəs (pak), yenilməz qüvvət, hikmət sahibi olan Allahı təqdis edib Onun şə’ninə tə’riflər deyər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
All that is in the heavens and all that is in the earth glorifieth Allah, the Sovereign Lord, the Holy One, the Mighty, the Wise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Whatever is in the heavens and on earth, doth declare(5449) the Praises and Glory of Allah,- the Sovereign,(5450) the Holy One, the Exalted in Might, the Wise.
5449 See n. 5408 to 59:24, where I have explained the difference in signification between sabbaha and yusabbihu. The latter form is used here to express an actual fact. 'Everything declares the Praises and Glory of Allah, because Allah's mercies extend to all His creatures: He sends His Revelation for the benefit of the ignorant and unlettered as well as for those who have learning in their midst, especially as the latter are apt, by the very weight of their ponderous learning, to miss the real point and spirit of Allah's Message.' 5450 See 59:23, and n. 5402. Here we have two of the divine attributes repeated from 59:23 and two from the end of 59:24, implying a reminiscence of all the beautiful divine attributes mentioned in that passage.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يُسَبِّـحُ
tesbih
eder
لِلّٰهِ
Allah'ı
مَا
o şey- ler ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَمَا
ve o şeyler ki
فِي الْاَرْضِ
yerdedir
الْمَلِكِ
Melik
الْقُدُّوسِ
Kuddûs
الْعَز۪يزِ
Azîz
الْحَك۪يمِ
Hakîm
Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey, Melik (mülkündeki herkesi ve her şeyi idare eden), Kuddûs (mukaddes, tertemiz ve her türlü eksiklikten münezzeh olan), Azîz (bütün şerefin ve kudretin sahibi), Hakîm (her işinde hikmet ve hayır) olan Allah'ı tesbih eder.
سَبَّحَ
Fiil-II
س ب ح
Tesbih etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَلِك
İsim
م ل ك
Melik (Allah'ın ismi, esmasıdır. Mülkündeki herkesi ve her şeyi idare eden demektir), hükümdar, efendi, kral
قُدُّوس
Sıfat
ق د س
Kuddûs (Allah'ın ismi, esmasıdır. Mukaddes, tertemiz ve her türlü eksiklikten münezzeh olan demektir)
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
حَكِيم
İsim
ح ك م
Hakîm (Allah'ın esması, ismidir. Her işinde hikmet ve hayr olan demektir), hikmet dolu, hikmetli