close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Cinn Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yehdî ilâ-rruşdi feâmennâ bih(i)(s) velen nuşrike birabbinâ ehadâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Doğru yolu göstermede, derken inandık ona ve kesin olarak hiçbir kimseyi, Rabbimize ortak saymayacağız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Cinnler) "O (Kur’an), ‘Hakka ve doğruya’ yöneltip-iletmektedir. Bu yüzden Ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız" (diye söz vermişlerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Doğru ile eğriyi ayırt etme bilincine ulaştıran bir Kur'ân ve böylece O'na iman ettik ve artık Rabbimizden başka kimseye ilahlık yakıştırmayacağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Doğru, huzurlu ve aydınlık yola ileten bir kitap. Biz o kitaba, Kur'ân'a iman ettik. Hiç kimseyi, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Rabbimize asla ortak koşmayacağız.”
Ahmet Varol
swap_vert close
O (Kur'an) doğruluğa iletiyor. Biz de ona iman ettik. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
Ali Bulaç
swap_vert close
'O (Kur'an), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize asla hiç kimseyi ortak koşmıyacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“O Kur’an, doğru kararlara iletir. Biz ona inandık ve Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2. De ki: Cinlerden bir grubun, Kur'ân'ı dinleyip toplumlarına şöyle dedikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yola ileten eşsiz bir Kur'ân dinledik. Bu yüzden ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.” [683][684]
Besim Atalay
swap_vert close
1,2. Diyesin ki: «Bana vahiy olundu, cinlerden bir bölük, kulak tutarak dediler ki: «Doğru yola götüren, ne güzel bir Kur'anı dinledik bizler, biz ona inanmışız, kimseyi, Tanrımıza hiç de eş tutamayız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
‘Şüphesiz biz doğru yola ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.'” 
Bkz. 46/29-32  
Cemil Said
swap_vert close
"Bu Kur’ân bizi hakîkate îsâl idiyor, biz âna inanırız ve artık rabbimize şerîk koşmayız."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2. De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2. (Ey Muhammed!) De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-2. De ki: Cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle söyledikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yolu gösteren harika bir okuma dinledik ve ona iman ettik. Artık kesinlikle rabbimize kimseyi ortak koşmayacağız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, doğru yola ileten hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik de ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.  
 Hz. Peygamber’in Tâif dönüşünde Batn-ı Nahle denen yerde kıldırdığı sabah namazı esnasında, söz konusu cinler Kur’an’ı duymuşlar, dinlemişlerdi. Tefsirler bu sırada Hz. Peygamber’in onları görmediğini, durumun daha sonra bu âyetlerle kendisine bildirilmiş olduğunu belirtmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"O doğruya iletiyor ve biz ona inandık; bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rüşde irdiriyor, biz de ona iyman eyledik, rabbımıza hiç kimseyi şerik koşmıyacağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2. (Habibim!) De ki: “Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur’ân’ı) dinleyip de (kavimlerine döndükleri zaman) şöyle söyledikleri bana vahyolundu: ‘Şüphesiz biz, doğru yola ileten harikulâde güzel bir Kur’ân dinledik de ona îmân ettik. Bundan böyle hiç kimseyi (hiçbir şeyi) asla Rabbimize ortak koşmayacağız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Her konuda doğru yola iletiyor; ona iman ettik. Artık kesinlikle Rabb'imize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«ki o, Hakka ve doğruya götürüyor. Bundan dolayı biz de ona îman etdik. Rabbimize (bundan sonra) hiçbir (şey') i asla ortak tutmayacağız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ve demişler ki:) “(O Kur'ân) doğru yola götürüyor; artık (biz de) ona îmân ettik. Ve Rabbimize hiçbir şeyi aslâ ortak koşmayacağız!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (Kur’an) doğruya iletiyor ve biz ona inandık; bundan böyle Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Doğru ile yanlış olanı ayırmayı (olgunlaşmayı) öğretiyor. Bizde ona inandık ve Rabbimize hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O, doğru yolu gösteriyor, olgunluğa eriştiriyor. Artık biz ona inandık, bundan böyle de çalabımıza hiç bir kimseyi ne olursa olsun eş koşmıyacağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
1, 2. De ki bana vahiyle bildirildi ki birkaç peri Kur/an okuduğuma kulak verip avdetlerinde şöyle dediler: Hakka götürür çok hoş [²], bir Kur/an işittik, O/na iman ettik, bundan böyle Rabbimize hiçbir ferdi şerik koşmayacağız.»;
[1] Mekke'de nâzil olmuş (28) âyettir.[2] Harikulâde, insan sözüne benzemez, örneksiz, emsalsiz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Doğru yola iletiyor ve biz de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.”¹
1 Krş. Ahkâf, 46/29-32  
Kadri Çelik
swap_vert close
(O cinler dediler ki:) “O (Kur'an), kemale hidayet eder. Bu yüzden biz ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ve derhal ona iman ettik! O hâlde söz veriyoruz: Artık Allah’tan başka hiçbir varlığı ilâhî niteliklerle yüceltmeyecek, O’ndan başka hiçbir güce kayıtsız şartsız boyun eğmeyecek; hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Rabb’imize ortak koşmayacağız!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Rüşd’e / Doğruluğa iletiyor; ona inandık. Rabbimize kimseyi asla ortak koşmayacağız”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
aklımızı başımıza getirdi, bu yüzden de ona hemen inandık, artık bundan böyle Tanrı'ya aracı koymak yok.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Dinlediğimiz şeyler insanları doğru yola iletiyor. Biz okunan şeylere inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Rabbimizin emirlerinden başkasına uymayacağız. Eğer Rabbimizden başka varlıkların emirine uyarsak Allah’a ortak koşanlardan oluruz.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
1,2. De ki: “Cinlerden [*] bir grubun (beni) dinlediği ve şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: ‘Şüphesiz ki doğruya götüren [*] harikulade bir Kur’an dinledik ve ona inandık; artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.
[Cin] kelimesi, “örtülü”, “saklı”, “görünmeyen” anlamlarına gelen [cinnî] kelimesinin çoğuludur. Görünmedikleri için saklı varlıkların bir bölümüne [cin/cân] adı verilmektedir. Cinlerin, sanılanın aksine güçsüz oldukları, insanların onları gereksiz yere şımartıp daha da azgınlaşmalarına sebep oldukları, cinlerin çeşitli itiraflarından anlaşılmaktadır. 13. ayette ise, Allah’a güvenen insanlara hiçbir şekilde zarar veremeyecekleri belirtilmektedir. Burada sözü edilen cinler, sorumluluk sahibi kılınan görünmeyen varlıklardır Cinlerin Kur’an’la ilgili bu değerlendirmelerini Tevrat için de yaptıkları Ahkâf 46:30’da dile getirilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2. (Ey Muhammed!): “Gerçekten bana, cinlerden¹ bir grubun² beni dinleyip de: ‘Doğrusu biz benzeri görülmedik güzellikte ve en doğru yola ileten bir Kur’an dinledik ve biz ona îman ettik. (Artık) Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’ dedikleri, vahyolundu.” de.
1 Cinn (cânn): Cinnî kelimesinin çoğuludur. Kelimenin kök anlamı: bir şeyi örtmek, gizlemek demektir. Aynı kökten; “cünne”; kalkan, “cenin”; henüz doğmamış çocuk, kabir, “cenan”; kalp, “cennet”; zemini örtmüş bağ-bahçe, “cünun”; delilik, anlamlarına gelir ve hepsinde de bir gizlilik anlamı vardır. Araplar, cinler ile Allah arasında bir soy yakınlığı bulunduğunu söylerler. Onları, Allah’ın ortakları mertebesine çıkarırlar, onları dev, peri, şeytan, şeklinde isimlendirirlerdi ve onlardan yardım dilerlerdi. Cinnin varlığı Kitap ve sünnet ile sabittir ve inkârı, küfrü gerektirir. Cinler, insanlar gibi yeryüzünde bulunurlar. Mü’minleri ve kâfirleri vardır. Cinler insanlar gibi sorumlu olup, onlara da peygamberler gönderilmiştir. (En’âm: 130, Ahkâf: 29-32) Peygamberimiz (s.a.v), cin’lerin davetine icabet buyurmuş, onları görmüş ve irşat etmiştir. (Müslim) Peygamber (s.a.v), ashâbıyla Batn-ı Nahle’de sabah namazını kıldırmış, bir grup cin gelip Kur’an dinlemiş ve Müslüman olmuştur. (Buhârî ve Müslim) İbnu Mes’ud (r.a): Bir gece, Hz. Peygamber (s.a.v) ile beraberdik. Derken aramızdan kayboldu. Vadilerde, dağlarda aradık bulamadık. O geceyi, hep endişe içinde geçirdik. Nihayet sabah olunca bir baktık ki Hîra tarafından geliyor. ‘Ya Rasûlallah, sizi kaybettik, aradık bulamadık. Bu yüzden bütün gecemiz endişe içinde geçti.’ deyince; ‘Bana, cinlerden bir davetçi geldi. Onunla beraber gittim. Onlara Kur’an okudum’ buyurdu. (Kurtubî) Cinler, ğaybı bilemezler, (Sebe: 14) Allah’ın peygamberlerine bildirdiği şeyleri de öğrenemezler (Şuarâ: 212), İnsanlardan önce ve ateşten yaratılmışlardır. (Hicr: 27) Fakat boyutları farklı olduğu için görülemezler, erkek ve dişi olanları vardır, evlenirler, çoğalırlar, yerler, içerler, ihtiyarı, genci vardır. Cinler de insanlar gibi Allah’ın emir ve yasaklarına uymak zorundadır. (Zariyat: 56) Cinlerin yaratılışları, türlü şekillere girmeye, ağır işler görmeye elverişlidir. (Neml: 12, 39) İlk şeytanlaşan varlık olan İblis de cinlerdendir. (Bakara: 24) Felsefecilerin çoğu, özellikle İbnu Sina, Farabî ve Mu’tezile (Müslüman olduklarını söyleyen rasyonalistler) cinlerin varlığını kabul etmezler. Çağdaş Mutezilîler ise ataları kadar cesur davranmayarak cinlere “görünmeyen varlıklar” gibi ne olduğunu kendilerinin de bilmediği bir kısım yakıştırmalarla iman ve inkâr arasında bir bocalama içerisinde kıvranıp durmaktadırlar. Hatta Cin: 1-2. ayetlerin iniş sebebini ve bu konuda sahabeden gelen rivayetleri görmezden gelerek ve adeta rivayetlerle ve Müslümanların aklıyla alay ederek bunların; “o bölge insanının tanımadığı yabancı insanlar veya Peygamberimizi o görmeden dinleyen bazı kimseler” olarak anlamaya çalışmışlardır. Peygamberimiz onlara İslâm’ı öğretmiştir. (Müslim, Ebû Davûd) Cinler, bizden tamamen farklı yaratıklardır. Onları, büyü gibi kötü işlerde kullanmak, haramdır. Onların iç hallerini, ancak Allah bilir. Bize buna sadece îman etmek, düşer. 2 “Nefer” kelimesi, bir kişi anlamına gelirse de Arapçada genellikle birle üç kişi veya birle kırk kişi için kullanılır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
doğru ile eğriyi ayırd etme bilincine bizi ulaştıran (bir hitabe); ve böylece ona iman ettik. Ve artık Rabbimizden başka kimseye asla ilahlık yakıştırmayacağız,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Bu Kuran dosdoğru yolu gösterdiği için biz ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak ederek şirk koşmayacağız. 6/130, 51/56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
doğru bir bilinç İnşâ eden (bir hitab)… Böylece ona iman ettik: artık asla Rabbimizden başkasına ilâhlık yakıştırmayacağız;
Orhan Kuntman
swap_vert close
“Ki, o, Hakk’a ve doğruya götürüyor. Biz ona iman ettik, Rabbimize bundan sonra hiçbir şeyi asla ortak koşmayacağız.”
Osman Fırat
swap_vert close
Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Doğru yola rehberlik ediyor, artık biz ona imân ettik ve Rabbimize hiç bir kimseyi ortak tutmayacağız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur'ân'ı dinledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur'ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler. [37, 1;46, 29-33]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın Kur’ân dinleyen cinleri görüp görmediği hakkında farklı rivayetler vardır. Hadisçiler cinlerin Kur’ân dinlemek için farklı zamanlarda altı ayrı defa geldiklerini kabul ederler. Hadiseye şahid olan Abdullah İbn Mes’ud (r.a)’ın Efendimizin onları gördüğü şeklindeki tesbiti, birçok müfessirce tercih edilmektedir.Cinlerin insanların dillerini bildikleri anlaşılıyor. Bütün dilleri bilmeseler bile, yaşadıkları bölgenin dillerini öğrendikleri düşünülebilir. 6. âyetle ilgili olarak İbn Abbas (r.a) “Cahiliyede Araplardan biri ıssız bir vadide konakladığında bir tehlikeden korktuğu zaman, o vâdinin büyüğü diye düşünülen cinne sığınırdı.” Allah’ın dünyaya halife kıldığı insanoğlu, Allah’tan gaflet edip cinlere sığınınca, onlar da gururlanmış, azmış ve onlara daha fazla eziyet etmeye başlamışlardı. 6. âyetten, bu anlaşılıyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
1,2. Yâ Muhammed di ki: "Kur'ân okudığımı cinlerden birkaçının işitdikleri bana vahy olundı. Bu cinler (arkadaşlarının yanına 'avdet iylediklerinde) "Biz, hakka ve doğrıya götürür şâyân-ı hayret bir Kur'ân işitdik ve ona îmân itdik. Bundan sonra rabbimize bir kimseyi şerîk itmeyiz."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Olgunlaşmanın[1] yolunu gösteriyor. Ona inanıp güvendik; artık kimseyi Rabbimize[2] ortak sayamayız.
[1] Rüşd: Olgunluk, erişkinlik, reşit olma hali [2] Sahibimize  
Şaban Piriş
swap_vert close
Doğru yolu gösteriyor. Biz ona iman ettik. Rabbimiz'e hiç kimseyi ortak tutmayacağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“O doğru yola iletiyor; biz de ona iman ettik. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
1-2. eyit “vaḥy olındı baña kim bayıķ ķulaķ duttı işitmeġe bir bölük perrįlerden pes eyittiler «bayıķ biz işiddük ķur’ān ŧañ ŧoġru yol gösterür ŧoġru yol bulmaķdın yaña. pes įmān getürdük aña. daħı hergiz ortaķ eylemeyevüz çalabumuza kimseyi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Hidāyet virür doġru yola. Pes aña inanduḳ. Daḫı Tañrımuza hīç şirk getürme‐züz, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O, (xalqa) haqq yolu göstərir. Biz ona iman gətirdik və biz bir daha heç kəsi Rəbbimizə şərik qoşmayacağıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Which guideth unto righteousness, so we believe in it and we ascribe unto our Lord no partner.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
´It gives guidance to the Right, and we have believed therein: we shall not join (in worship) any (gods) with our Lord.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَهْد۪ٓي
hidâyet ediyor
اِلَى الرُّشْدِ
rüşde
فَاٰمَنَّا
artık iman ettik
بِه۪ۜ
ona
وَلَنْ نُشْرِكَ
ve asla şirk koşmayacağız
بِرَبِّنَٓا
Rabb-imize
اَحَداًۙ
hiçbir kimseyi
"(O Kur'ân, onu dinleyen herkesi manevi olarak kemale erdirecek) Rüşde hidâyet eder. Artık biz ona iman ettik ve asla hiç kimseyi Rabbimize şirk koşmayacağız."
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رُشْد
İsim
ر ش د
Rüşd, olgunluk
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir