Ve (bilin ki), kesinlikle mescitler (secde edilen mekânlar, ibadethaneler vs. yalnızca) Allah’a mahsustur; öyleyse Allah’ın yanı sıra başka hiç kimseye yalvarıp dua (ve ibadet) etmeyin. (*)
(*) İbadet (veya dua) ederken Allah’tan başkasının adının anılması; başkasından destek ve yardım istenmesi, meded beklemesi kesinlikle doğru değildir. Kendisinden bir şey istenilen kimse Nebi Muhammed de olsa, bu Allah’ın yanı sıra başkasına çağrıda bulunmak/dua etmek olur ki bu da açıkça “şirk koşmaktır.”(E. Aktaş Meali 18.Ayet Açıklaması) Çünkü yardım için Allah’tan başkasına dua edilemez. Ayrıca bazı müfessirler, Mescitlerden başka Kilise ve Havraların da dâhil edildiğini söylerler. Mesela Kiliselerde Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın ve Meryem’in ve hatta azizlerin ikonları önünde ibadet ve ayin yaparlar. Bunlara da bir ikaz yapıldığını düşünürler. (İ. Yakıt Meal Açıklaması) Yine Saîd bin Cübeyr’den şöyle nakledilmiştir: “Buradaki mescidler kelimesi ile, iki ayak, iki diz, iki el ve yüzden ibâret olan yedi uzuv kasdedilmiştir ki, kul secdesini bu a‘zâlarıyla yapar.” (Râzî, c. 15/30, 164) Ayrıca İslama göre namaz ve ibadetler, yüce Allah’ın emirlerine uygun yaşamak için yalnız camilere ve belli yerlere hasredilmiş olmadığından, bütün yeryüzü mescid sayılır. Yani eğer Allah’ın yanı sıra başkasına yalvararak dua ederseniz, onların koruması kurtarması için yalvarırsanız; onlardan meded beklerseniz vs. apaçık bir şirkin içine girmiş olursunuz. Çünkü sizi koruyacak, sizi kurtaracak, size yardım edecek sadece Allah’tır.
حدثنا بشر، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيد، عن قتادة، قوله: {وأنَّ المَساجِدَ لِلَّهِ فَلا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أحَداً} كانت اليهود والنصارى إذا دخلوا كنائسهم وبِيَعهم أشركوا بالله، فأمر الله نبيه أن يوحِّد الله وحده (جامع البيان في تفسير القرآن – الطبري) {وَأَنَّ ٱلْمَسَاجِدَ لِلَّهِ} بنيت لذكر الله {فَلاَ تَدْعُواْ} فلا تعبدوا {مَعَ ٱللَّهِ أَحَداً} في المساجد ويقال المساجد مساجد الرجل الجبهة والركبتان واليدان والرجلان (تفسير القرآن - الفيروزابادي)