close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Cinn Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-en levi-stekâmû ‘alâ-ttarîkati le-eskaynâhum mâen ġadekâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve eğer yolda dosdoğru yürüselerdi onları bolbol suvarırdık elbette.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Rabbimiz buyurdu;) Eğer onlar (insanlar ve cinnler, İslam’ın çizdiği) yol üzerinde (tarikatte) ’dosdoğru bir istikamet tuttursalardı’, mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (bereketli bir rızık ve nimet verir, böylece huzur ve mutluluğu tattırırdık).
[Not: Tarikat, Arapça’da yol demektir. Kur’an’da ise, mezhep, yol, tarz, metot, hareket biçimi anlamlarında kullanılmıştır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şayet o insanlar ve cinler doğru yolda gitmiş olsalardı, onlara bol bol rızık ve nimetler verirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şayet doğru, muhkem, güvenli yolda, İslâmî hayat tarzında, itaatte daim olsalardı, elbette onlara, gökten bol su indirir, yeryüzündeki kaynaklardan çağlayan sular akıtır, onları servete sâmâna boğardık.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/66; 6/44; 7/96; 23/55-56.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Gerçek şu ki onlar yolda dosdoğru gitselerdi onlara bolca su verirdik.
16.Mukatil`den rivayet edildiğine göre bu ayeti kerime Mekke müşriklerinin yedi yıl kuraklık çekmeleri üzerine indirildi.Bu kuraklık olayı ile ilgili bazı rivayetler şöyledir:Buhari ve Müslim, Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`un şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir:Kureyşiler İslâm`a girmekten kaçınıyorlardı. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onların aleyhlerine dua etti ve başlarına kıtlık geldi. Bundan dolayı helak oldular. Ölü hayvan etlerini ve kemikleri yemek zorunda kaldılar. Sonunda Ebu Süfyan O`na (Resulullah (a.s.)`a) gelerek dedi ki: Ey Muhammed! Sen akrabaya iyiliği emretmek üzere geldin. Senin kavminse helak oldu. Onlar için Allah`a dua et." Bunun ardından şu ayeti kerime indirildi: "Artık sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle." (Duhan, 44/10) Ancak müşrikler daha sonra yine küfürlerine döndüler."Bir rivayette de şöyle denmektedir: "Resulullah (a.s.) insanların yüz çevirdiklerini görünce şöyle buyurdu:Ey Allah`ım! Bunlara Yusuf`un yedi (yıl)ı gibi bir yedi (yıl) ver.Bunun ardından öyle bir kıtlığa maruz kaldılar ki her şeyi etkiledi. Öyle ki derileri, ölü hayvan etlerini ve cifeleri yemek zorunda kaldılar..." devamı yukarıdaki gibidir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer insanlar ve cinler, İslâm ve iman yolunda hep dosdoğru gitselerdi. Elbette biz onların hepsine bol bol su (rızık) verirdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Ve bana bildirildi ki:) “Eğer o zalimler doğru yolda gitmiş olsalardı, onlara bol bir su verirdik. (Rızıklarını bollaştırırdık.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
16,17. “Eğer doğru yolda yürüselerdi, onları onun içinde imtihan edelim diye bol su ile suvarırdık. Kim Rabbinin öğüdünden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
Besim Atalay
swap_vert close
16,17. Eğer yolda doğru yürüselerdi, —bununla onları sınamak için— bol su ile su verirdik onlara, Tanrısını anmaktan yüz çeviren kimseyi, Tanrısı yorucu azaba atar!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah şöyle buyuruyor:) Eğer onlar, İslâm ve iman yolunda (diğerleri gibi) hep dosdoğru gitselerdi. Elbette biz onların hepsine bolca su (bereket ve rızık) verirdik.
Cemil Said
swap_vert close
Niçün tarîk-i istikâmetde yürümüyorlar? Biz ânlara mebzûl su virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
16,17. Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
16,17. Yine de ki: “Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
16-17. Eğer (kullarımız) hak yolda dosdoğru yürürlerse kendilerini, içinde denemek üzere nimetlere boğarız; kim de rabbini anmaktan yüz çevirirse Allah onu gitgide artan bir azaba uğratır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
16, 17. Şayet doğru yolda gitselerdi, bu hususta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Doğru yola girselerdi onlara bol su verirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve hakıkat o tarikat üzere istikametle gitselerdi elbette kendilerini bol bir su ile suvarırdık
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah buyurdu ki:) “Eğer onlar (îmân edip) hak yolda dosdoğru gitselerdi, onlara (bulutlar vasıtasıyla) bol bol yağmur yağdırırdık (da nimetlere gark ederdik).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer onlar, yolda¹ dosdoğru gitselerdi, onları kesinlikle bol su² ile sulardık ki;
1- Hakk yol, doğru yol. 2- Bolluk, nimet, bereket verirdik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Bana) şu hakıykat da (vahyedildi:) Eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru gitselerdi elbette onlara bol su içirirdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Habîbim!) Eğer (o kâfirler) o yolda (İslâm yolunda) dosdoğru gitselerdi, elbette onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Resulüm!) Eğer onlar (ahirete inanmayan müşrikler) hak yolu üzerinde dosdoğru yürüselerdi, mutlaka onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik. *
(*) Not: Bu âyetten önceki ifâdeler, hikâye edilen cinlerin sözleridir. Ama bu âyetten itibaren söz Allah’a ait olup konusu da inkârcı insanların durumlarıyla alakalıdır. Bol yağmur ise, bol ürün demektir. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. وأن لو استقاموا على الطريقة هذا من قول الله تعالى . أي لو آمن هؤلاء الكفار لوسعنا عليهم في الدنيا وبسطنا لهم في الرزق . وهذا محمول على الوحي ; أي أوحي إلي أن لو استقاموا (تفسير القرطبي)اتفق القراء العشرة على فتح همزة أن لو استقاموا ، فجملة أن لو استقاموا معطوفة على جملة أنه استمع نفر من الجن ، والواو من الحكاية لا من المحكي ، فمضمونها شأن ثان مما أوحي إلى النبيء - صلى الله عليه وسلم - وأمره الله أن يقوله للناس . والتقدير : وأوحي إلي أنه لو استقاموافضمير استقاموا عائد إلى المشركين ، وذلك كثير في ضمائر الغيبة التي في القرآن ، وكذلك أسماء الإشارة كما تنبهنا إليه ونبهنا عليه ، ولا يناسب أن يعاد على القاسطين من الجن إذ لا علاقة للجن بشرب الما (التحرير والتنوير )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar dosdoğru bir yol takip etselerdi, o zaman onlara bol sulardan içirirdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer onlar doğru yolu tutsalardı ne de olsa Biz onlara bol su içirirdik,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yine bana vahiy olundu ki «— Eğer onlar doğru yolda sabit kalsalar biz onlara bol su içirirdik [¹],
[1] Yâni bu kâfirler veya yoldan çıkmış olan cinler imana gelselerdi onlara bolluk ve saadet verirdik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) “Eğer onlar (doğru) yolda gitmiş olsalardı, Biz onlara bol bol su verirdik,”
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer onlar (insanlar ve cinler hak) yol üzerinde dosdoğru bir istikamet tuttursalardı, mutlaka biz onları bol miktarda su ile suvarırdık.
(Burada suyun sağanak halde olması, nimetlerin bolluğuna kinaye olarak kullanılmıştır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Bakın, Rabb’imiz buyuruyor ki: “Eğer insanlar ve cinler Kur’an’ı pratik hayata yansıtarak doğru yolda doğru bir şekilde yürümüş olsalardı, üzerlerine bereketli yağmurlar yağdırır ve daha bu dünyada onları ödüllendirerek, hepsini huzur ve esenlik içinde yaşatırdık.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Tarîkat’ın (Yol’un) üzerinde doğru yönde gitselerdi, onları bol suyla (kana kana) sulardık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah diyor ki: Eğer hep dosdoğru gitselerdi, biz insanlara bol bol sular verir,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm! İşte bunlar sizin bilmediğiniz yabancı toplulukların aralarındaki konuşmalardır. Onlar hac mevsiminde Mekke’ye geldiklerinde senin ayetlerimizi okumanı dinlediler. Kalplerinde inanç oluştu. Onlar ayetlerimizi senden işitip aralarında konuşarak Müslüman oldular. İnkâr ederek karşı çıkanlar, seni üzenler sanmasınlar ki, kendilerinin inkâr ettiği gibi başkaları da inkâr edecekler. Onlar ayetlerimize kimin inanacağını, kimin inanmayacağını bilemezler. İnkâr edenler seni yalnız bıraktıklarını sanıyorlar. Tanıdıklarını sana düşman etmeye çalışıyorlar. Böyle yaparak senin önünü kestiklerini, toplumlarının gözünde küçük düşürdüklerini sanıyorlar. İşte bak! Senin bilmediğin onların da bilmediği yabancı bir topluluk Müslüman oldu. Ne yapacaklar şimdi? Sana da soramıyorlar. Kim bunlar? Sorsalar ne olacak? Sen de kimler olduğunu bilmiyorsun ki! Aralarında tartışıp duruyorlar. Kim bunlar? Bilseler üzerlerine saldırarak zulmedecekler. Hikmetimiz gereği onları senden de onlardan da gizledik! Böylece rahat rahat inançlarını pekiştiriyorlar. İnkâr edenler Rabbinin nimetlerini bilmezler. İnkâr edenlerin bilmediği, senin de bilmediğin kendini gizleyen birçok Müslüman var. İnkâr edenler istiyor ki bütün Müslümanlar ortaya çıksın! Onlara dersini verelim! Yok öyle! Artık ipler onların elinde değil. Şimdi onlar kara kara düşünüyorlar. Rabbin onlara müthiş bir ceza verdi. Artık onlar kendilerinden habersiz Müslüman olanları bilemiyor. Bilip üzerlerine gidemiyor. Dostlarını Müslümanlara karşı kışkırtamıyorlar. Şayet inkâr edenler gönderdiğimiz ayetlere inansalar, doğru yolumuzdan gitseler, onları bolca nimetlendiririz. Onları bol sularla destekleriz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
16,17. Doğru yolda olsalardı, kendilerini nimetler içerisinde imtihan edelim diye onlara bol su verirdik. Zaten kim Rabbinin [zikr]inden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sürükler. [*]
Benzer mesajlar: Tâhâ 20:124; Zuhruf 43:36; Müddessir 74:17.  
Mehmet Türk
swap_vert close
16,17. Eğer (insanlar ve cinler)¹ dosdoğru yola girmiş olsalardı, (bu konuda) Biz, kendilerini denemek için onlara bitmez-tükenmez nîmetler² verirdik. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbin) onu gittikçe şiddeti artan bir azaba sürükler.
1 Bu âyete kadar olan ifâdeler, cinlerin sözleridir. Bu âyetten itibaren söz Allah’a aittir. Parantez de bu sebeple ilave edilmiştir.2 Bol yağmur: “sınırsız ve tükenmeyen nîmetten” mecâz olduğu için, tercümede bu mecâzî anlam tercih edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ÖYLEYSE, [bilin ki] onlar, [çağrımızı duyanlar,] şaşmadan [doğru] yoldan gidecek olurlarsa kendilerine sınırsız nimetler ¹² yağdıracağız,
12 Lafzen, “bol yağmur”: Kur’an’da çok sık tekrarlanan cennetin “ırmakları”na temsîlî atıfları yansıtan bir mutluluk mecazı (Ebû Müslim, Râzî’nin nakli).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer onlar doğru yolda yürüselerdi, onlara bol bol yağmur yağdırır ve bolca nimete gark ederdik. 2/120, 30/48-49, 42/28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi, eğer onlar yolda doğru dürüst giderlerse, elbet Biz de onları bitimsiz bir suyla sularız;[⁵³⁵⁸]
[5358] Burada, “Cinlerin su ile ne alâkası olabilir ki?” denilebilir. Muhtemel cevabı, gerçek birçokanlamlı kavram olan el-cinnin taşıdığı muhtemel anlamlar içinde aramak gerekir. 1. âyetin 2. notuna bkz. Gerçek anlamı “görünmeyen varlıklar” olan bu kavram, mecazen “uzaklardan gelen, bölgede tanınmayan, ender görülen garip kimseler” anlamına da gelir. Allahu a‘lem. (İnsan ve cinlere kendi türlerinde elçi gönderildiğiyle ilgili bkz: 6:130).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
16,17. (Biliniz ki şayet onlar o yol üzerinde dosdoğru gitselerdi (o insanlar ve cinlerin hepsi İslam yolunda dosdoğru gitselerdi) İmtihan edelim diye onların hepsine bol bol su içirirdik. (Bakalım bolluk içindeyken Rablerini unutmayıp şükredecekler mi diye) Kim Rabbinin zikrinden (Rabbine ibadetten) yüz çevirirse Rabbi onu şiddetli bir azaba sokar.
Osman Fırat
swap_vert close
Şâyet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer onlar, o yol üzerin de dosdoğru gitse idiler, elbette kendilerine bol bol su içirirdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer insanlar ve cinler, Allah'ın yolunda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. [5, 66; 7, 96; 6, 44; 23, 55-56]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şayet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
16,17.Ve bana vahy olundı ki: Eğer ins ve cin bir tarîkat üzerinde istikâmet itselerdi, onları bununla imtihân itmek içün onlara mâl-ı kesîr virir ve dünyâda vâsi' rızık ile yaşadırdık ve rabbinin zikrinden i'râz idüb yüz çevireni Allâh meşâkkatli 'azâba uğradır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Allah şöyle der:) Doğru yolu tutsalar elbette onlara bol su veririz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer doğru yolda yürüselerdi, onlara bol bol yağmur verirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Eğer insanlar ve cinler doğru yolda gitselerdi, Biz onları bol bol yağmurla rızıklandırırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer yolda, kıvamında yürüselerdi, onları bol bir su ile suvarırdık,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ eger ŧoġru olmışlarmıssa yol üzere ya'nį islām śuvarduġ-ıdı anları śu çoķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger doġru dursalardı Ḥaḳ yolı üstine, anlara çoḳ ṣular içürüpni‘metler bitürdük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Sonra mənə belə vəhy olundu: ) Əgər onlar (Məkkə müşrikləri) o yolda (islam dinində) doğru olsaydılar, Biz onlara (yeddi il davam edən quraqlıq və qıtlıq əsnasında) bol yağış verərdik ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
If they (the idolaters) tread the right path, We shall give them to drink of water in abundance
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(And Allah.s Message is): "If they (the Pagans) had (only) remained on the (right) Way, We should certainly have bestowed on them Rain(5740) in abundance.
5740 Rain: literally, water: stands for all kinds of blessings, material, moral, and spiritual. Among the spiritual blessings, is the insight into higher things, which results from our will and endeavour to stand firm on the right Way, the natural, moral, and spiritual Law established by Allah. All blessings come by way of trial: the more we have, the more is expected of us. A man of gifts, talents, or insight is expected to show a higher standard of love and unselfishness than one less gifted, just as a rich man is expected to give more in charity than a poor man.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنْ
ve şüp- hesiz biz
لَوِ
eğer
اسْتَقَامُوا عَلَى
istikamet üzere gitselerdi
الطَّر۪يقَةِ
o yolda
لَاَسْقَيْنَاهُمْ
elbette onları sulardık
مَٓاءً
bir su ile
غَدَقاًۙ
bol
(Resulüm!) Şayet o (âyetlerimizi inkâr eden)ler istikamet üzere (Allah'ın rızasına varan) yolda gitselerdi, Biz onları bol bir su ile sular (onların rızıklarını bollaştırır)dık.
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اِسْتَقَامَ
Fiil-X
ق و م
Dürüst davrandı, istikamet üzere oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
طَرِيقَة
İsim
ط ر ق
Yol
اَسْقَى
Fiil-IV
س ق ي
Suladı, içirdi, sunuldu
مَٓاء
İsim
م و ه
Su
غَدَق
Sıfat
غ د ق
Bol, bolluk