close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Câsiye Sûresi 32. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ kîle inne va’da(A)llâhi hakkun ve-ssâ’atu lâ raybe fîhâ kultum mâ nedrî mâ-ssâ’atu in nezunnu illâ zannen vemâ nahnu bimusteykinîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve size, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve kıyamette şüphe yoktur dendi mi, kıyamet nedir derdiniz, bilmiyoruz ki, ancak bir zanda bulunmadayız ve biz, iyideniyiye bilmedik, anlamadık ki.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey iman içlerine oturmamış ve dünya hayatı kendilerini aldatıp kuşatmış kimseler!) Size: "Gerçekten Allah’ın va’adi Hakk’tır ve (kıyamet-ahiret ve hesap) saati kesindir (ve gelecektir)" denildiği zaman siz (şöyle cevap vermiştiniz: "Hesap ve kıyamet) saati de neymiş? (Biz bunu yakinen ve kesinlik derecesinde) Biliyor (ve inanıyor) değiliz. Bunları sadece bir zan ve ihtimal olarak görmekteyiz... Kesin ve yakin bir bilgiyle iman etmemekte (ama zahiren elbette Müslüman geçinmekte)yiz!" demekten (sakınmamıştınız).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Size Allah'ın verdiği söz, mutlaka yerini bulacaktır. Beklenen kıyametin kopacağında da şüphe yoktur, denildiği zaman: “Kıyamet nedir? Onun boş bir zan ve tahminden başka birşey olmadığını düşünüyoruz ve biz bu işi iyiden iyiye anlayıp bilmiş de değiliz” derdiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara: “Diriltilme, hesap ve ceza ile ilgili Allah'ın va'di haktır, doğrudur. Kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve hesap sorulacağında şüphe yoktur.” denildiğinde: “Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnızca bir düşünceden, bir tasavvurdan ibaret sanıyoruz. Bu hususta ilme, delile dayanan kesin bir bilgiye, inanca sahip değiliz.” demiştiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Allah'ın vaadi gerçektir ve kıyamet(in geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman da: "Biz kıyamet nedir bilmiyoruz. Sadece bir zanda bulunuyoruz ve kesin bir bilgiye dayanarak inanıyor değiliz" demiştiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiç bir kuşku yoktur' denildiği zaman, siz: 'Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz' demiştiniz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem (size ey kâfirler): “- Allah'ın (ölüleri dirilteceğine dair) vaadi hakdır ve kıyametin kopmasında şübhe yoktur.” denildiğinde, demiştiniz ki: Bilmiyoruz, kıyametin kopması nedir? Ancak bir zandan ibaret olduğuna kaniyiz; ve biz yakinen inananlar değiliz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve: “Allah’ın va’di haktır, kıyametin kopacağında asla şüphe olamaz” dendiği zaman, siz: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz ancak (böyle bir şey olacağını) sanıyoruz, kesin bir kanaatimiz yoktur” dediniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Allah'ın vaadi gerçektir, kıyametin kopacağından hiç şüphe yoktur” dendiğinde, şöyle derdiniz: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece öyle bir şey sanıyoruz, ama biz onun gerçekleşeceğine de inanmıyoruz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Allahın va'di haktır, kıyametçe şüphe yok!» denildiğinde; «Kıyamet ne, bilmeyiz; ancak bir sanımız var, yakından bilmiyoruz!» demiş idiniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Gerçekten Allah'ın vaadi haktır. Kıyamet günü şüphe götürmez bir gerçektir” denildiği zaman siz demiştiniz ki: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.”
Cemil Said
swap_vert close
Size "Allâh’ın va’adleri hakdır, vakit ve sâ’atin geleceği muhakkakdır" dinildiği zamân "Vakit ve sâ’atin ne dimek oldığını bilmiyoruz buna dâir kat’î bir fikrimiz yokdur, buna hiç mutma’în değiliz" cevâbını viriyor idiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise; “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Allah’ın vaadi gerçektir, kıyamet konusunda da bir kuşkuya yer yoktur” denildikçe, “Kıyamet nedir bilmiyoruz, biz bu konuda tahminde bulunmanın ötesinde bir şey yapamayız, kesin bir bilgiye sahip değiliz” dediniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Allah'ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.  
 Âyette geçen vaad tabiri, ölümden sonra dirilme gerçeği ile ilgili olarak Allah’ın verdiği söz biçiminde yorumlanmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine ALLAH'ın sözünün bir gerçek ve Saat'in kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, "Saat'in ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz," derdiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem Allahın va'dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakîn edinmiş değiliz
Emrah Demiryent
swap_vert close
“Şüphesiz, Allah’ın (sizleri, öldükten sonra yeniden diriltme) vaadi haktır, kıyamet (in kopması) hakkında da hiçbir şüphe yoktur” denildiği zaman ise, “Biz onun (sizin tarafınızdan uydurulmuş) boş bir zandan başka bir şey olmadığı kanaatindeyiz ve ona kesinlikle inanmıyoruz” demiştiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at'in¹ geleceğinden kuşku yoktur.” dendiği zaman, siz: “Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz.” dediniz.
1- Kıyamet.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Ey kâfirler, size:) «Şübhesiz Allahın va'di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur» denildiği zaman siz «O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat'î inan ve bilgi besleyenler değiliz» dediniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (size): “Şübhesiz ki Allah'ın va'di haktır; kıyâmet(in geleceği) ki onda hiç şübhe yoktur!” denildiği zaman: “Kıyâmet nedir, bilmiyoruz; sâdece bir zan(dan ibâret)olduğunu sanıyoruz; zâten biz (onun geleceğine) kat'î olarak inanıcılar değiliz!” demiştiniz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten Allah’ın vaadi haktır, kıyamet hakkında hiçbir kuşku yoktur” denildiği zaman siz, (inkâr ederek) “Kıyamet de neymiş, biz bilmiyoruz. Biz, onun ancak bir varsayım olduğunu sanıyoruz. Kesin bilgi edinmiş değiliz” demiştiniz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Şüphesiz, Allah’ın vaadi gerçekleşecek ve kıyamet saatinin olacağında hiçbir şüphe yok” denildiğinde “Kıyamet saati de nedir? Biz bilmeyiz. Bizim zannımız bu olup, kıyamet saatinin olacağı bizim için, kesin bir bilgi değil” demiştiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Size Allah’ın verdiği söz doğrudur. Kalkış olacağında hiç işkil yoktur" denilince siz dediniz: "Biz kalkış nedir bilmiyoruz, öyle sanıyoruz, o kadar! Bunun olacağına kanasıya inanmış değiliz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Size, Allah/ın, vaadi doğrudur [⁵] kıyametin kopmasında şüphe götürecek hiçbir şey yoktur, denildiği zaman onu garip görerek, kıyamet nedir? Bilmiyoruz. Biz, onu ancak zan ve tahmin ederek düşünüyoruz, onun hakkında yakînen bilgimiz yoktur» derdiniz [⁶].
[5] Veya herhalde vâki olacaktır.[6] Bu kısım münkirler kıyametin kopmasında şaşırmış olan; evvelkiler ise kıyamet kopmayacağını yakînen bilen, lerdir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır. Kıyamet vakti [es-sâ’at] ise kesin gelecektir” dendiği zaman, “Kıyamet [es-sâ’at] nedir bilmiyoruz, onu sadece bir zan olarak zannediyoruz. Biz bu konuda kesin bir bilgiye sahip değiliz” demiştiniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
“Gerçekten Allah'ın vaadi haktır, kıyamet hakkında hiç bir kuşku yoktur” denildiği zaman siz, “Kıyamet de neymiş, biz bilmiyoruz; onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz” demiştiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Size dünyadayken, “Allah’ın verdiği söz mutlaka gerçekleşecektir ve kıyâmet hakkında asla şüphe yoktur!” denildiğinde, “Biz kıyâmetten filan anlamayız! Evet, bu konuda birtakım zanlarımız yok değil fakat asla iknâ olmuş değiliz!” dememiş miydiniz?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Allah’ın vaadi de gerçektir, hakkında kuşku olmayan Saat de!” denildiği zaman: -“Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece bir zann olduğunu sanıyoruz. Biz kesin inanca-bilgiye sahip değiliz” dediniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Allah'ın dediği olacak, kıyamet kopacak " denirken sizler hep bir ağızdan: " Biz kıyamet falan tanımıyoruz bu bir olasılık, doğrusu aklımıza yatmış değil " diye yaygara ediyordunuz?!
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Şüphesiz Allah’ın sözü gerçektir. Kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur," denildiği zaman; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz," demiştiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara) “Allah’ın vaadi gerçektir; o (Son) Saat’te de hiçbir şüphe yoktur.” dendiği zaman, “O (Son) Saat’in ne olduğunu bilmiyoruz; (o konuda) sadece zanda bulunuyoruz; [*] asla ikna edilmiş değiliz!” demiştiniz. [*]
Bu ifade şöyle de anlaşılabilir: “O (Son) Saat’in ne olduğunu bilmiyoruz; (bunun) bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) asla ikna edilmiş değiliz!”,Benzer mesajlar: Kehf 18:36; Fussilet 41:50.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Ve size; -Allah’ın sözünün gerçek olduğu ve kıyametin geleceğinden de asla şüphe olmadığı- söylendiği zaman siz: ‘kıyamet de neymiş? Biz onun sadece boş bir laf olduğu kanaatindeyiz ve ona kesinlikle inanmıyoruz,’ demiştiniz.” (denilir.)
Muhammed Esed
swap_vert close
Çünkü ‘Bakın, Allah’ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat[in gelişi] hakkında hiçbir şüphe olamaz’ denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: ‘Son Saat’in ne olduğunu bilmiyoruz: onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz, ve [sonuçta] ona kani olmuş değiliz!’”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira “Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir ve o saat dünyanın sonunun geleceğinde kuşku yoktur,” denildiğinde, siz: – O saat de neymiş? Biz böyle bir şey bilmiyoruz. Bu sadece bir evhamdan ibarettir böyle bir şeyin gerçekleşeceğine de kesinlikle inanmıyoruz, diyordunuz. 6/116, 10/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Size ne zaman, ‘Bakın, Allah’ın vaadi gerçekleşecektir ve Son Saat asla kuşku kaldırmaz!’ denilmişse, siz şu cevabı vermiştiniz: ‘Bilmiyoruz, ‘Son Saat’ nedir? Ne ki biz onun bir zandan ibaret olduğunu sanıyoruz ve biz (bu konuda) ikna olmuş değiliz.’[⁴⁴⁹⁴]
[4494] Hepsi de müşrik olmakla birlikte, 24-25. âyetlerde ele alınan “malum tipler” ile bu âyette ele alınan tiplerin âhirete bakışları aynı olmasa gerektir. Zaten bu farka Kur’an’da dikkat çekilir: “Ki onlar o (haber) hakkında ihtilaf ediyorlar” (78:3). İşte müşrikler arasında âhiretin varlığına ilişkin yaklaşımdaki farkı burada görüyoruz. 24-25. âyetlerde sözü edilenler, sayıları bir düzine civarında olan, Allah’ın hayata müdâhalesini reddeden, nihilist ve “dehri” kodamanlardı. Bize göre, 24-25. âyetlerde sözkonusu olanlar âhireti tümden inkâr eden ve her şeyi “kör zamanın kısır döngüsüne” (dehr) bağlayan Mekkeli seçkinler, burada sözkonusu olanlar ise âhiret konusunda bilinemezci bir tereddüde sahip olan geniş kitlelerdir (10:18, not 30 ve 78:3, not 4).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Allah’ın va'di haktır, o saatin geleceğinden asla kuşku yoktur" denildiği zaman, "O saat de neymiş? Onun ne olduğunu bilmiyoruz, onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi edinmiş değiliz.” (başımıza böyle bir şey gelmedi ki) diyen sizler değil miydiniz" diye nida olunur.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Allah’ın va’di haktır, kıyametin kopacağı şüphesizdir denildiğinde siz de: ’’ Biz kıyametin kopuşu nedir bilmiyoruz eğer bir zannımız varsa o da; bu konuda kesin kanaat sahibi olmadığımızdır" demiştiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şüphe yok ki, «Allah'ın vaadi haktır ve o Kıyamette bir süphe yoktur» denildiği zaman siz dediniz ki, «Kıyamet nedir? Biz (bunu) bir zandan başka bir şey sanmıyoruz ve biz (bu hususta) yakîn edinmişler değiliz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Size: “Allah'ın vâdi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir” denildiğinde siz: “Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız. ” demiştiniz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Size Allâh'ın va'di hakdır ve kıyâmet şübhesizdir denildikde siz: 'Kıyâmet nedir bilmeyiz, bunun, sizin zannınızdan 'ibâret oldığını tahmîn idiyoruz. Bizim ona yakînimiz yokdur.' didiniz" denilür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Allah’ın verdiği söz doğrudur; kıyamet saatinden şüphe duyulamaz.” denilince şöyle demiştiniz: “Kıyamet saati de ne oluyor? Biz bunu sadece bir olasılık olarak görüyoruz. Kesin bir kanaate varmış değiliz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman:-Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Allah'ın vaadi gerçektir; kıyametin geleceğinde de hiçbir kuşku yoktur” dendiğinde, siz dediniz ki: “Kıyamet neymiş, biz bilmeyiz. Biz onu bir tahminden ibaret sanıyoruz; kesin bir bilgi sahibi değiliz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece bir şeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim eydildi “bayıķ Tañrı va'desi ḥaķdur; daħı ķıyāmet gümān yoķdur anuñ içinde” eyittüñüz “bilmezüz nedür ķıyāmet śanmazuz illā sanmaķ daħı degülüz biz gümānsuz olıcılar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan eyidilse‐y‐di size ki Tañrı Ta‘ālā va‘desi girçekdür, daḫı ḳıyāmetdeşek yoḳdur, eydürdüñüz: Bilmezüz ḳıyāmet ne nesnedür. Biz bir gümāniderüz, daḫı biz aña yaḳīn inanmazuz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Sizə: ) “Allahın (ölüləri dirildəcəyi barədəki) və’di haqdır və o saata (qiyamətin qopacağına) heç bir şəkk-şübhə yoxdur!” – deyildiyi zaman: “O saat nədir, bilmirik! Onun ancaq bir zənn (güman) olduğu qənaətindəyik. Biz (qiyamətin qopacağına) əmin deyilik!” – deyə cavab verdiniz.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when it was said: Lo! Allah's promise is the truth, and there is no doubt of the Hour's coming, ye said: We know not what the Hour is. We deem it naught but a conjecture, and we are by no means convinced.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And when it was said that the promise of Allah was true, and that the Hour- there was no doubt about its (coming), ye used to say, ´We know not what is(4769) the hour: we only think it is an idea, and we have no firm assurance.´"
4769 There is arrogance as well as untruth in this pretence. The coming of Judgement has been proclaimed times out of number by every Prophet of Allah. They cannot dismiss it as a mere idea or superstition. Their object is merely an ostentatious and lofty rejection of Faith.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
ق۪يلَ
denildi
اِنَّ
şüp- hesiz
وَعْدَ
vaadi
اللّٰهِ
Allah'ın
حَقٌّ
haktır
وَالسَّاعَةُ
ve o saat ki
لَا رَيْبَ
şüphe yoktur
ف۪يهَا
onda
قُلْتُمْ
demiş- tiniz
مَا نَدْر۪ي
bilmiyoruz
مَا
nedir
السَّاعَةُۙ
o saat
اِنْ نَظُنُّ
sanmıyoruz
اِلَّا
an- cak
ظَناًّ
bir zan
وَمَا نَحْنُ
ve biz değiliz
بِمُسْتَيْقِن۪ينَ
kesin bilgi sahipleri
(Size) "Allah'ın vaadi haktır, (kıyamet) saat(inin geleceğiy)le ilgili hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise, "(kıyamet) saatin(in) ne olduğunu bilmiyoruz, onun bir zan(dan ibaret) olduğunu sanıyoruz ve biz (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" demiştiniz.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَيْب
İsim
ر ي ب
Şüphe, felâket
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَرَى
Fiil-I
د ر ي
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
مُسْتَيْقِنِين
Etken fiil-X
ي ق ن
Kesin bilgi sahipleri