close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Câsiye Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eferaeyte meni-tteḣaże ilâhehu hevâhu ve-edallehu(A)llâhu ‘alâ ‘ilmin ve ḣateme ‘alâ sem’ihi ve kalbihi ve ce’ale ‘alâ basarihi ġişâveten femen yehdîhi min ba’di(A)llâh(i)(c) efelâ teżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gördün mü dileğini mabud edineni ve halini bildiği halde Allah tarafından sapıklığa terkedileni ve onun kulağını ve kalbini mühürlemiştir ve gözüne de perde çekmiştir; artık Allah'tan sonra kim doğru yolu gösterebilir ona? Hala mı öğüt ve ibret almazsınız?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şimdi Sen, kendi (nefsi) hevâsını ilah edinip (bencil tutkularına, boş gurur ve kuruntularına tapınmaya başlamış) kimseyi görmez misin? Ki Allah da onu bir ilim üzere saptırmış, (yani bazı bilgi ve becerilerine kibirlenerek, onları yanlış tefsir ve tatbik ederek ve kendisini herkesten üstün görerek azıtmış olduğundan Cenab-ı Hakk) kulağına ve kalbine mühür basmış, (böylece nasihat dinlemez ve İlahi hükümleri kabullenmez şekilde hidayeti kararmış) ve gözleri üstüne bir perde asılmış, (bu yüzden gerçekleri göremez şekilde feraseti alınmış kimselerin sapkınlığını ve azgınlığını fark edip sakınmanız gereken kişileri artık bilmelisiniz!) Şimdi Allah’tan sonra, kim ona hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendi arzu ve hevesini ilah edinen ve Allah'ın bir bilgi sebebiyle saptırdığı, kulak  ve kalbini mühürlediği, gözüne perde çektiği kişiyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra, kim onu doğru yola iletebilir. O halde hiç düşünüp ders çıkarmaz mısınız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şahsî arzu ve ihtiraslarını, kendisine ilâh haline getireni; hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmeyeceğini bildiği için, Allah'ın hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanıdığı, kulaklarını duyarsız, kalbini, kafasını anlayışsız hale getirdiği, gözlerine perde çektiği, basiretini bağladığı kimseyi görmüyor musun? Allah'ın dışında kim onu doğru yola iletebilir? Hâlâ öğüt almayacak mısınız?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/186.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Arzularını kendine ilah edinmiş ve Allah'ın kendisini bir bilgi üzere saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık onu Allah'tan sonra kim doğru yola iletebilir? Yine de düşünmüyor musunuz?
23.İbnu Münzir ve İbnu Cerir`in Said bin Cubeyr`den rivayet ettiklerine göre Kureyşiler belli bir süre bir taşa tapıyorlardı, sonra ondan daha gösterişli bir şey bulduklarında birinciyi bırakıp buna tapıyorlardı. Bu ayeti kerimede de onların bu tutumlarına işaret edilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), şimdi o kimseyi gördün ya: (Hidayeti bırakıb keyfine taparcasına) zevkini kendisine ilah edinmiş, Allah'da (sapıklığını bildiği) bir ilim üzerine onu şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyib gözüne de bir perde çekmiştir. Artık onu Allah'dan başka kim yola getirir? Hâlâ düşünmez misiniz?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Heva ve hevesini kendine ilah edinip de Allah’ın, (ondaki) bilgi ve serbest seçim üzere saptırdığı, kulak ve kalbini (iç ve dış duyularını) mühürlediği, gözüne perde çektiği kişiyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra kim onu doğru yola iletebilir? Neden düşünüp idrak etmiyorsunuz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Arzusunu tanrısı edineni; Allah'ın bir bilgiye dayanarak saptırdığı, kulaklarını ve kalbini mühürlediği ve gözlerinin üzerine bir perde çektiği insanı, hiç düşündün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola iletebilir? O halde, hiç düşünüp ders almaz mısınız?[548]
[548] Tanrıyı hevası edinmek hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 470-473.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi istediğin, Tanrı edinen kimseyi görmedin mi sen? Bilerek, Allah onu doğru yoldan çıkardı, damga vurdu kulağına, gönlüne; gözüne de örtü koydu, Allahtan başka, doğru yola, onu kim iletecek? Öğüt almaz mısınız?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Kendi arzu ve özlemlerini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde (yaptıkları yüzünden) Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Allah(ın onu terk etmesin)den sonra kim ona doğru yolu gösterebilir? O halde, hiç düşünüp ders almaz mısınız?
Bu ayet, değişken arzuların arkasına takılan, kendi heva ve hevesini tanrı edinen, anormal isteklerinin ve ihtiraslarının kölesi olan, menfaatin önünde eğilen ve böylece kişiliğini bütünüyle kaybeden insanla ilgili bir portre ortaya koyuyor. Böyle kimselerin gönüllerinde hidayete yer kalmadığı için kendi istekleri ve seçimleri doğrultusunda gerçekleri duymayacak ve hissetmeyecek şekilde kulaklarının ve kalplerinin mühürlendiği, hakkı görmeyecek ve doğruları kavramayacak biçimde gözlerinin perdelendiği ve basiretlerinin kendi amelleriyle bağlandığı anlatılıyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Göriyor mısın? Hırs ve hevâsını kendine bir Allâh yapan âdemi, Allâh ’âkıbetini bilerek dalâlete sevk ider, ânın kalbini ve sâmi’asını mühürlemişdir. Gözlerine perde çekilmişdir. Allâh dalâlete sevk itdikden sonra böyle bir âdemi kim tarîk-i hidâyete rücû’ itdirebilür? Bunı düşünmeyecek misiniz?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Arzularını tanrı yerine koyan, Allah’ın -bilgisine rağmen (sapmayı tercih ettiği için)- kendini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi bir tasavvur et! Allah’tan sonra onu kim yola getirecek? Düşünmüyor musunuz?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?
Edip Yüksel
swap_vert close
Egosunu tanrı edinen kimseye dikkat ettin mi? Nitekim ALLAH onu bilerek saptırmış, işitme duyusunu ve beynini mühürlemiş ve görüşüne perde koymuştur. ALLAH'tan başka kim onu doğruya iletebilir? Öğüt almaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya şimdi baksan a o kimseye ki ilâhını hevası ittihaz etmiş, Allah da onu bir ılm üzerine şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir, artık onu Allahdan sonra kim yola getirir? Hâlâ da düşünmezmisiniz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hevâsını ilâh edineni ve Allah’ın (dünyada kâfir olarak yaşayıp sonunda âhirete de kâfir olarak intikal edeceğini ezelî ve ebedî) ilmiyle bilmesi üzere (kişinin kendi cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlıkta bıraktığı, kulağını ve kalbini (manen) mühürleyip, gözlerinin üzerine de (manen) perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah’tan başka kim onu doğru yola iletebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hevasını¹, ilahlaştıran kimseyi gördün mü? Allah, bir bilgiye dayalı olarak,² onu sapkınlıkta bıraktı. Ve onun kulağını ve kalbini mühürledi. Gözlerine perde çekti. Artık Allah'tan başka kim onu doğru yola iletebilir? Öğüt almıyor musunuz?
1- Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan olanakları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak. 2- Onun tercihlerini bildiğinden.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şimdi bana haber ver: Hevaa (ve heves) ini Tanrısı edinmiş, kendini, bir ilim üzerine, Allah şaşırtmış, kulağını, kalbini mühürlemiş, gözüne de bir perde germiş bir adama Allahdan başka kim hidâyet edebilir? Haalâ iyi düşünmeyecek misiniz?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte (nefsinin) arzusunu kendisine ilâh edinen ve Allah'ın (ezelî olan) bir ilim üzere(küfürlerindeki inadları yüzünden) dalâlete attığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üzerine de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Peki onu, Allah'dan sonra kim hidâyete erdirebilir? Hiç ibret almıyor musunuz?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Heva ve hevesini (bencil tutkularını, boş gurur ve kuruntularını) tanrı edinmiş bulunan, bilgisi olduğu hâlde (sapıklığı tercih etmesi yüzünden) Allah’ın sapık bulduğu, (gerçekleri de duymak istemediğinden) kulağını ve (gerçekleri anlamak istemediğinden melekler âleminde tanınması için) kalbini (akıl merkezi olan beynini manen) işaretlediği ve (gerçekleri görmek istemediğinden) gözünü de (manen) perdelediği (bu durumda olan) kimseyi hiç düşündün mü? Artık (buna devam ettiği sürece) onu Allah’tan başka kim doğru yola ulaştırabilir? O hâlde, hâlâ düşünmeyecek misiniz? *
(*) (هوي)’’heva’’, tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler, sahip olunan olanakları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine uydurulan şeylere uymak. Ayrıca ayette geçen (اضله) ‘’edallehu‘’ onu saptırdı veya saptırır’’anlamında değil, bilakis (inkâr edip sapıklığı tercih ettiğinden) ‘’onu sapık buldu veya sapıklıkta bırakmış’’şeklindedir. (أضله)‘’edallehu’’nun anlamı nedir? Sorunun cevabı aşağıda metni bulunan (المعجم المعاني) adlı lügat kitabında verilmiştir. Not: (ختم)’’hatm’’ ile ilgili detaylı açıklama için Bakara-7. Ayetin açıklamasına bkz: اضله - أي وجده ورأه ضالا - (المعجم المعاني) يضل الله من يشاء ويهدي من يشاء - أي يجد ويراه ضالا ما معني أضله ؟  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen, kendi nefsini ilah edineni gördün mü? Allah kendisinde olan bir bilgiden dolayı, o’nu sapıklık içerisinde bırakmış, kulaklarına ve kalbine mühür vurmuş ve gözlerinin önüne perde çekmiştir. Artık böyle birisini Allah’dan başka kim doğru yola getirebilir ki, düşünmüyor musunuz?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen ne dersin o kimseye ki kendi tutkularını kendine tanrı edinmiş, Allah da onu bile bile doğru yoldan saptırmış, kulaklarını, gönlünü tıkamış, gözlerine de örtü çekmiştir. Böylesini Allah’tan başka kim doğru yola iletebilir? Yine de öğütlenmiyecek misiniz?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Arzusu olan putu tutup da kendine mâbut edinen, Allah, halini bilerek kendisini sapık kılan, kulağına, kalbine mühür basan, gözüne de perde koyan bir kimseye ne dersin? Hidayete erecek mi? [¹] Allah böylesini yoldan çıkardıktan sonra onu kim doğru yola götürebilir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?
[1] Veya böyle bir kimseyi gördün, bildin mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sen, kendi heva ve hevesini/kötü arzularını tanrı edinen, Allah’ın (doğru yola girmeyi reddettiği için) kendisini saptırdığı, kulağının ve kalbinin üzerine mühür vurduğu, gözüne perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi böyle birini Allah’tan sonra kim doğru yola ulaştırabilir? Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Kadri Çelik
swap_vert close
Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbi üzerine mühür vurduğu ve gözü üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hala hatırlayıp kendinize gelmez misiniz?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendi arzu ve heveslerini hayatın biricik gayesi hâline getirerek ihtirâslarını tanrı edinen ve Allah’ın da,sapıklığı hak ettiğini bildiği için kulağını ve kalbini mühürleyip gözlerinin üzerine perde çekerek hidâyetten mahrum bıraktığı insanın acıklı hâlini bir düşünsene! Söyler misiniz; Allah böyle birini saptırdıktan sonra, artık kim onu doğru yola iletebilir? Öyleyse, ey insanlar, bunları düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gördün mü, kendi hevâsını kendi ilahı edinmiş kimseyi? Allah onu bilgi üzere / bilgiye göre şaşırttı. Kulağına ve kalbine mühür vurdu. Gözüne perde çekti. Kim onu Allah’ın sonrasından hidayete eriştirebilir? Öğüt alıp düşünmez misiniz?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendi düşüncelerini putlaştırana bakın! onca ilmine rağmen Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği şu adama bakın! Şimdi Allah'tan başka kim onu yola getirebilir düşünsenize bir!?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Arzularını heveslerini ilah edinen, kalbini ön yargılarıyla kalıplaştıran, ayetlerimizle gösterilen gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz olan kişiyi gördün mü? Allah böylelerini bütün yaptıkları amelleri ile birlikte, kendi hayatlarının şahidi olarak, hesaba çekmek üzere huzuruna kabul eder. Yaratılışta insana koyduğumuz yasa gereği ön yargıları; gözlerine perde, kulaklarına sağırlık olur. Onlar artık görmezler, duymazlar. Böylelerini Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala düşünüp ders almayacaklar mı? Allah kendi yasalarını değiştirip onları zorla doğru yola getirmez. Öylece bırakır! Sen de bırak! Üzerlerine gitme, zorlama, baskı kurma! Çünkü Rabbin kendi isteğiyle inanan, ayetlerindeki gerçekleri gören, yasalarına göre yaşayanlarla, kendi isteğiyle inkâr eden, ayetlerine karşı kör, sağır, dilsiz olan, yasalarına aykırı yaşayanları ayırmak ister. Onun için hiç kimseye baskı yapmaz. Dünya hayatının sınavı budur. Sanma ki kötülük yapanlar kötülükleriyle kalır. Elbette hesap günü cezaları verilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Arzusunu ilahı edineni [*] ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, işitme (duyu)sunu ve kalbini mühürlediği ve gözünün üstüne de perde çektiği kişiyi gördün mü? [*] Şimdi onu, Allah’a rağmen kim doğru yola ulaştırabilir ki! [*] (Gerçeği) hatırlamayacak mısınız?
Benzer mesaj: Furkân 25:43. Bu cümle “İlahını arzusu edineni gördün mü?” şeklinde de tercüme edilebilir Kalplerin mühürlenmesiyle ilgili bkz. Bakara 2:7.,Yüce Allah’ın saptırdığının yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:23, 36; Mü’min 40:33.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şimdi sen, o ilâhını keyfine¹ göre tanımlayan,² Allah’ın (inanmayacağını) bildiği için saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve (gönül) gözüne de perde çektiği adamı görüyor musun?³ Şimdi Allah’ın dışında kim, ona hak yolu gösterebilir? (Ey kâfirler!) Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?
1 Heva: Nefsin kendiliğinden meylettiği arzusu, şehvetlere eğilimi, keyfe düşkünlüğü ve ilim sahibi olmadan sahibine hükmeden nefis anlamında kullanılan Kur’anî bir kavramdır. Kur’an’a göre hevâ, dalaletin en yakın sebebidir. Bu nedenle hevâlarına uyanlar, dalalete düşenler, sapkınlık içinde olanlardır. Bu bölüm meallerde genellikle “arzularını ilâh” edinen şeklinde tercüme edilmiştir. Esasen (اتَّخَذَ)fiilinin birinci mef’ulü (اِلٰهَهُ), ikinci mef’ulü ise (هَوٰيهُ)’dur. Bu mef’ul sıralamasına göre bu bölümünün anlamının; “Şimdi sen, o ilâhını hevası edinen, yani (keyfine göre tanımlayan)” şeklinde olması gerekir. Elmalılı merhum da bunu; “o kimseyi ki ilâhını hevası ittihaz etmiş” şekilde tercüme etmiştir. Bu anlam gerçeklere çok daha uygundur. Zira “arzularını ilâh edinen” kimsenin zararı, sadece kendisinedir. Ama senelerce “ilahını keyfine göre tanımlayan” toplum mühendisleri, Kur’an’da tarif edilen “Allah kavramı” yerine tamamen “keyfi bir Allah kavramı” oturtmuşlardır. Bu konuda bilhassa tasavvuf ekollerinin ve şia kaynaklı meşreplerin tarif ettikleri Allah kavramlarının İslam’la ve Kur’an’la hiçbir alakası kalmamıştır. Bugün Müslümanların pek çoğu maalesef Kur’an’daki Allah’a değil “efendilerinin tarif ettikleri Allah’a” iman gibi bir cehalet içerisinde yuvarlanıp gitmektedirler.2 Yani bunlar kendilerine, canlrının istediğinden başka ilâh kabul etmeyen, ilahlarının nasıl olması gerektiğine kendileri karar veren ve ilahlarını kendi keyiflerine göre tanımlayan kimselerdir. Bunlar; dini, insanın sadece keyif ve zevkinden ibaret görüp, gönülleri neyi isterse, ona taparlar. Hattâ ona tapıyor görünüp diğer insanların da tapmalarını sağlayarak onları baskıları altında tutarlar. Hâlbuki Allah, Hz. Âdem’den itibaren gönderdiği Hak Dinler’de, Kendisini hep Kendisi tanımlamış ve bizim de Ona tanımladığı ve istediği şekilde iman etmemizi istemiştir. Bk. (Furkan: 43)3 Zîrâ boş arzular ve şehvet, gönül gözünü kör, kulağı sağır, kalbi hissiz eder ve o kimse, âlim de olsa ilmine rağmen hakkı duymaz olur. Nitekim filozofların, bilerek veya bilmeyerek filozoflar gibi yaşayanların, dünya hayatına düşkün ve satılmış sözde din âlimlerinin ve temelsiz bilimlerini kendilerine din edinen sözde bilim adamlarının birçoğu, bugün bu durumdadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
KENDİ arzu ve özlemlerini tanrı edinen ve [bunun üzerine] Allah’ın, [zihninin hidayete kapalı olduğunu] bilerek ²⁴ saptırdığı, kulaklarını ve kalbini mühürlediği ve gözlerinin üzerine bir perde ²⁵ çektiği [insan]ı, hiç düşündün mü? Allah[ın onu terk etmesin]den sonra kim ona doğru yolu gösterebilir? O halde, hiç düşünüp ders çıkarmaz mısınız?
24 Zemahşerî’nin 14:4 ile ilgili 4. notta uzun uzun nakledilen görüşlerini yansıtan Râzî’nin yorumu.25 Bkz. 2:7, not 7.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendi heva ve hevesini ilah edinen ve hakikati bilmesine rağmen yüz çeviren böylece Allah’ın mesajlarına kulaklarını ve kalbini kapatan gözlerine de perde çeken ve sapıklığı tercih eden şu kimseyi görüyor musun? Böyle bir kimseyi Allah’tan başka kim doğru yola iletebilir? Hala düşünüp ibret almayacak mısınız? 25/43, 47/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
TANRISI olarak keyfî kanaatini benimseyen ve Allah’ın kişiyi, (fıtrî) bir bilgiye rağmen (sapmayı tercih ettiği için) saptırdığı,[⁴⁴⁸⁶] kulaklarını ve kalbini mühürlediği, gözlerinin üzerine de tarifsiz bir perde çektiği malum tipleri gözünde canlandırabilir misin?[⁴⁴⁸⁷] Artık onu Allah da ulaştırmazsa, kim doğru yola ulaştırabilir? Hâlâ düşünüp ders almayacak mısınız?
[4486] ‘Alâ ‘ılmin, öznesi insan olarak okunduğunda bu anlama gelir. Sapmayı tercih eden insanın kendisine rağmen saptığı “ilim”, Allahu a’lem insanın vicdanına ve fıtratına yaratılıştan nakşedilmiş olan hakikate yatkınlık bilgisidir. Bu ibare Allah’ın bir toplumu ısrarla yaptıklarından dolayı cezalandıracağını söyleyen 14. âyetle birlikte okunmalıdır. Sözdiziminde bu ibarenin rolü, öznesi birden fazla olan men yeşâ’ ibarelerine benzemektedir (Bkz: 24:21, not 24). Her iki ibare ve ait oldukları metin şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “(Allah) yoldan çıkmışlardan başkasını kesinlikle saptırmaz” (2:26). [4487] Âyette çizilen tipin nüzul ortamındaki karşılığına ilişkin Mukâtil (Bu rivayeti Mukâtil’in kendi tefsirinde göremedim) şu olayı nakleder: Ebu Cehil bir gün Velid b. Muğire ile tavaf etmektedir. Söz Allah Rasûlü’ne gelir ve Ebu Cehil şöyle der: “Vallahi ben onun sözünde sadık olduğunu biliyorum!” Muğire “Peh!” der, “Bunu neye dayanarak söylüyorsun?” Ebu Cehil: “Onu daha yeni yetme bir delikanlıyken “sadık” ve “el-emin” diye adlandıran bizdik; fakat aklı kemale erip olgunluk yaşına geldiğinde tuttuk onu “Yalancı, hain” diye adlandırdık.” Muğire “O zaman ona iman etmene mani olan nedir?” deyince, Ebu Cehil: “Kureyş dilberlerinin benden Ebu Talib’in yetimine tâbi olmuş biri olarak söz etmeleridir. Bu yüzden sonsuza kadar Lat ve Uzza’ya tâbi olacağım!” (İbn Âşûr) Eğer sahihse, bu rivayet âyete verdiğimiz alternatif anlamı destekler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Hevâ ve hevesini ilah edinen (nefsinin güzel gördüğü her- şeyin peşinde koşan, çirkin gördüğü şeyi -hak daveti- ise reddeden) şu kimseye bak.. ki Allah onu (hak davete ulaştıktan sonra bile bile şirk ve küfürde direndiği için) doğru yoldan saptırmış kulağını, kalbini mühürlemiş ve gözünün üstüne de bir perde çekmiştir. Şimdi onu, Allah'tan başka kim hidayete erdirebilir? (Ey müşrikler bu uyarılardan da) hâlâ ibret almayacak mısınız? (Kalbleriniz mühürlenmeden tevbe edip imana gelmiyecek misiniz)?
Osman Fırat
swap_vert close
Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; bir bilgi ile saptırdığı ve işitmesini ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Gördün mü o kimseyi ki kendi hevâsını kendisine tanrı edinmiş ve onu Allah bir bilgi üzerine şaşırtmış ve kulağı ve kalbi üzerine mühür basmış ve gözü üzerine bir perde kılmış? Artık ona Allah'tan sonra kim hidâyet edebilir? Hâlâ düşünmez misiniz?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah'ın kendisini şaşırtıp, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözlerine de perde çektiği kimsenin haline! Hakkı görmemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah'ın şaşırttığı bu kimseyi kim yola getirebilir? Düşünmüyor musunuz? [7, 186]
Bu meal, “alâ ilmin” kısmının mef’ul zamirinden hal kabul edilmesi durumuna göre verilmiştir. İnsan, aklını ve ilmini, ilahî vahyin ışığı ile aydınlatmaz da, benlik iddiasına girerse, güneşin aydınlığından kendisini mahrum bırakıp, azıcık ışığına güvendiği için kendisini gecenin karanlığına mahkûm eden ateş böceği durumuna düşer. Çünkü heva ve şehvet, gözü kör, kulağı sağır, kalbi duygusuz eder. O kimse bilgin de olsa, ilmine rağmen hakkı duymaz olur. Nitekim filozofların ve dünya menfaatlerine düşkün din bilginlerinin birçoğu böyle olmuştur. Diğer muhtemel mâna ise, “alâ ilmin” kaydını: failden hal saymaktır. Buna göre “Allah’ın, durumunu bildiği için şaşırttığı, yahut Allah’ın bir bilgiye göre şaşırttığı” demek olur.Âhireti inkâr etmek insanın ahlâkını tamamen felç eder. Zira insanı insanlık dairesinde tutan şey, yaptıklarından âhirette hesap verme inancıdır. Bu inanç olmazsa insan vahşi hayvanlardan daha zalim olabilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Keyfini tanrı edinen ve Allah'ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi ona Allah'tan sonra kim doğru yolu gösterecek? Düşünmüyor musunuz?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Hevâsını kendisine ilâh ittihâz ideni görmez misin ki bu fi'ilinin 'âkıbeti ne oldığını bilir iken Allâh onı hizlâna düşürdi. Kulağına ve kalbine mühür urub gözine perde çekdi. Öyle birini hidâyete irsâl idecek Allâh'dan başka kim vardır? Bunı tezekkür itmez misiniz?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendi arzusunu kendine ilah edineni gördün mü? Allah onu, bilgili olmasına rağmen sapık saymıştır. Sanki Allah onun kulağına ve kalbine mühür basmış, gözünün üstüne de perde çekmiştir. Allah kabul etmedikten sonra, kim onu doğru yolda sayabilir. Bilginizi kullanmayacak mısınız?”
Şaban Piriş
swap_vert close
Şu heva ve hevesini ilah edineni gördün mü? Allah onu bir bilgi üzerinde sapıklıkta bırakmıştır. Kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözüne de perde çekmiştir. Allah'tan sonra kim onu doğru yola çıkarabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gördün mü heveslerini tanrılaştıranı? Allah onu bilgiyle saptırmış,(2) kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözlerini de perdelemiştir. Allah'tan sonra artık ona kim yol gösterebilir? Hiç düşünmüyor musunuz?
(2) Bu ifade iki şekilde yorumlanmıştır: (1) Heveslerini tanrılaştırdığı için, bilgisi o kimse için bir hidayet aracı olamamış, tam tersine onu daha da saptırmıştır. Nitekim 17’nci âyette de kendilerine gelen bilgiden sonra sapanlardan söz edilmiştir. (2) Allah, o kimsede hidayeti kabul edecek bir hal bulunmadığını bildiği için saptırmıştır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almış kişiyi gördün mü? Allah onu bir ilim üzerine saptırmış, kulağı ve kalbi üzerine mühür basmış, gözünün üstüne de bir perde çekmiştir. Allah'tan sonra ona kim kılavuzluk edecektir. Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy gördüñ mi anı kim duttı Tañrısın nefs dilegin? daħı azdurdı anı Tañrı bilmek üzere daħı mühr urdı ķulaġı üzere daħı göñli üzere daħı ķıldı gözi üzere örtü. pes kim ŧoġru yol göstere aña Tañrı’dan śoñra? iy ögütlenmez misiz?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görür misin ol kimseyi ki hevāsını ma‘būd idindi. Daḫı azdurdı anı Allāh‘ilmi‐y‐le ve mühr urdı ḳulaġı ve yüregi üstine. Daḫı gözi üstine perdevardur. Pes kim hidāyet virür aña Tañrıdan ṣoñra? Niçün fikr itmezsiz?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Nəfsini özünə tanrı edən və Allahın bilərəkdən (onu hələ yaratmamışdan gələcəkdə kafir olacağını bildiyi üçün) yoldan çıxartdığı, qulağını və qəlbini möhürlədiyi, gözünə də pərdə çəkdiyi kimsəni gördünmü? Allahdan başqa kim onu doğru yola sala bilər?! Məgər düşünüb ibrət almırsınız? (Haqqı bildiyi halda küfr edənin cəzası, haqqı bilmədən, cahilliyi üzündən küfr edənin cəzasından daha ağırdır. Çünki alimlə cahilin məs’uliyyəti eyni ola bilməz!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou seen him who maketh his desire his god, and Allah sendeth him astray purposely, and sealeth up his hearing and his heart, and setteth on his sight a covering? Then who will lead him after Allah (hath condemned him)? Will ye not then heed?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then seest thou such(4761) a one as takes as his god his own vain desire? Allah has, knowing (him as such), left him astray, and sealed(4762) his hearing and his heart (and understanding), and put a cover on his sight. Who, then, will guide him after Allah (has withdrawn Guidance)? Will ye not then receive admonition?
4761 If a man follows, not the laws of Allah, which are also the laws of his own pure nature as made by Allah, but the desires of his own distorted self, as shaped by the rebellion of his will, the inevitable consequence will be the withdrawal of Allah's grace and guidance. All his faculties will then be debased, and there will be nothing to guide him, unless he turns in repentance again to Allah. 4762 Cf. 2:7 and notes.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَفَرَاَيْتَ
ve gördün mü
مَنِ
o kim- seyi ki
اتَّخَذَ
edindi
اِلٰهَهُ
kendisi- ne ilâh
هَوٰيهُ
hevâsını
وَاَضَلَّهُ
ve onu da- lâlette bıraktı
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى عِلْمٍ
bir ilim üzere
وَخَتَمَ
ve mühür- ledi
عَلٰى سَمْعِه۪
kulağını
وَقَلْبِه۪
ve kalbini
وَجَعَلَ
ve kıldı
عَلٰى بَصَرِه۪
gözünün üzerine
غِشَاوَةًۜ
bir perde
فَمَنْ
şimdi kim
يَهْد۪يهِ
onu hidâ- yete erdirir
مِنْ بَعْدِ
sonra
اللّٰهِۜ
Allah'tan
اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
hâlâ tezekkür etmezmisiniz
(Resulüm! Nefsinin) Hevâsını (arzu ve isteklerini) kendisine ilâh edinen ve Allah'ın (ezeli olan) bir ilim üzere (küfürdeki inadı yüzünden) dalâlette bıraktığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hâlâ (bunu) tezekkür ed(erek düşünüp ibret al)maz mısınız!
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
هَوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâ, bomboş, nefs, arzu, heves
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
خَتَمَ
Fiil-I
خ ت م
Mühür vurdu, mühürledi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
غِشَاوَة
İsim
غ ش و
Perde
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti