1,2,3,4, 5. Burçlar (galaksiler, takımyıldızlar) sahibi semaya, o (geleceği) vaad edilen güne (hesap gününe), şahit olana (zatımın varlığına, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık eden bütün varlık âlemine) ve şahit olunana (bütün varlık âlemi tarafından varlık delilleriyle birliğine, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık edilen zatıma) kasem ederim ki, (iman edenleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar (rahmetten) dışlanmıştır. (*)
(*) Buruc; uzayda bulunan galaksiler, takımyıldızlar demektir. Yevmi-l mev’ud ise, gerçekleşmesi vaad edilen kıyamet günü demektir. Şahid ve meşhud konusunda ise birçok yorum vardır. Bizce bunlardan en doğrusu şudur: ‘’Şahid’’ varlık delilleriyle yaratıcının varlığına, birliğine ve kudretine tanıklık eden bütün varlık âlemidir/kâinattır. Meşhud ise, varlık âlemi tarafından kendi varlığına, birliğine ve kudretine tanıklık edilen yüce yaratıcı olan Allah’ın zatıdır. Yani burada yüce Allah hem kendi zatına hem de kendi eseri olan kâinata kasem ederek Kendi kudretine ve eşsiz-ortaksız oluşuna “bütün varlık âlemini/kâinatı/kanıt, delil ve tanık olarak göstermektedir. Bkz: (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) (er- Razi tefsiri) (الله اعلم) Ayrıca, Sûrede sözü edilen “ashâbü’l-uhdûd”, İslâmiyet’ ten önceki bir devirde müminleri dinlerinden döndürmek için ateş dolu hendeklere atarak işkence eden kimseleri ifade eder. Ashâbü’l-uhdûd ile ilgili farklı rivayetler olmasına rağmen en meşhur rivayete göre Yemen’de geçmiş bir olaya temas edilir. Yahudi kral Zûnuvas ve adamları, Yahudiliği kabul etmeyen Necran Hıristiyanlarını, Hendek içinde yakılmış bir ateşe atarak yakarlar ve yanmakta olan insanları seyrederler. Bu şekilde işkence ile yakılıp öldürülen kimseler inançları uğrunda ölmüşlerdir. Ayrıca 4. ayette geçen (قتل) ‘’kutile’’ise, edilgen geçmiş fiil kipidir, (لعن) ’’luine’’anlamında olup (rahmetten) dışlanmışlardır, yani haber cümlesidir. Bunun inşa cümlesi ve beddua ile hiçbir alakası yoktur. Bu nedenle bazı meallerde (kahrolsun, kahrolası veya canı çıksın!) gibi ifadeler çok yanlıştır. وقال آخرون: عُنِي بذلك: والسماء ذات النجوم، وقالوا: نجومها: بروجها.(تفسير الطبري) وقال الحسن وقتادة : البروج النجوم ، وسميت بذلك لظهورها . وارتفاعها (تفسير القرطبي) ورابعها: أن يكون الشاهد هو جميع الممكنات والمحدثات، والمشهود عليه واجب الوجود، وهذا احتمال ذكرته أنا وأخذته من قول الأصوليين هذا الاستدلال بالشاهد على الغائب، وعلى هذا التقدير يكون القسم واقعاً بالخلق والخالق، والصنع والصانع (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - ) وقيل: الشاهد الخلق يشهدون لله عزّ وجلّ بالوحدانية، والمشهود له بالوحدانية هو الله سبحانه، (فتح القدير) القول العاشر: الشاهد جميع المخلوقات والمشهود به وجود خالقها وإثبات صفاته (التسهيل لعلوم التنزيل) وأولي التأويلين بقوله: ( قُتِلَ أَصْحَابُ الأخْدُودِ ) : لُعِنَ أصحاب الأخدود الذين ألقوا المؤمنين والمؤمنات في الأخدود.( جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) أى : وحق السماء ذات البروج ، وحق اليوم الموعود ، وحق الشاهد والمشهود ، لقد قتل ولعن أصحاب الأخدود ، وطردوا من رحمة الله بسبب كفرهم وبغيهم (تفسير الوسيط – تفسير البغوي – ابن كثير – القرطوبي - معنى قُتِلَ في القرآن الكريم) {قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلأُخْدُودِ } أي لعن (مدارك التنزيل وحقائق التأويل)