close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Beled Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ uksimu bihâżâ-lbeled(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun bu şehre.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yoo hayır! (Asla bu Kur’an’ın yalanı ve yanlışı yoktur!) Bu şehre (Mekke’ye) yemin ederim (ki müşrikler azıtıyor ve hadlerini aşıyorlar).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yoo, andolsun bu şehre ki,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Başka söze gerek yok. Bu beldeye yemin ederim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hayır. Bu beldeye yemin ederim.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hayır; bu şehre yemin ederim,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yemin ederim bu beldeye (Mekke şehrine),
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Güven şehri olan Mekke’ye yemin ederim.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki, [759][760]
[759] Beled sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 129.[760] Yemin edilen üç varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 132-133.  
Besim Atalay
swap_vert close
İşbu kente ant ederim
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yemin ederim bu Beldeye (Mekke şehrine) ki (iş o inkârcıların sandığı gibi değil).
Cemil Said
swap_vert close
1,2. Senin gelüb ikāmet itdiğin bu belde (Mekke) nâmına yemîn iderim. (Yâ Muhammed) sen bu beldede mukîmsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2. Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yemin ederim şu beldeye;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Edip Yüksel
swap_vert close
And içerim bu kente,
1-4 Kuran'daki yeminlerin fonksiyonu için bak 89:5.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun bu beldeye
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yu... Kasem ederim bu beldeye
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bu şehre (Mekke’ye) kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hayır! Bu beldeye yemin ederim!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Hakıykat kâfirlerin dediği gibi değildir). Şu beldeye yemîn ederim.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yemîn ederim bu beled'e (Mekke'ye)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
(*) 1. ‘’Lâ uksimu’’ başındaki Lâ harfi üzerinde durulmadığı zaman, bu ifadenin birebir çevirisi “yemin etmem” dir. Burada ise “hayır, yok vs.” gibi olumsuz bir ifadeden sonra yemini pekiştirmek için kullanılan deyimsel bir ifade mevcûttur. Bu ifade, “Bu yeminin üzerine söylenecek ve dinlenecek başka söz yoktur; ancak şu söyleyeceğim hakikat vardır.” anlamına gelir. Yemini ve şâhitliği pekiştirmektedir. Bundan dolayı alttaki âyetler kimsenin inkâr edemeyeceği ve herkesin bildiği hakîkatler olmalıdır. “El-beled” ifadesinden kasıt herkes tarafından bilinen Mekke şehridir. Kur’an’da nerede bu kalıp kullanılmışsa orada Mekke şehri kastedilmiştir. (Bkz İbrahim:35) Yani İlk ayetin başında bulunan (لا)‘’la’’ harfi, olumsuz edatı olup ‘’Gerçek o inkârcıların düşünüp sandıkları gibi değil’’ diye ayette bir anlam katmaktadır. 2: “Ve ente hıllun” ifadesi, bir yere inmek, konaklamak yerleşmek, ikâmet etmek manasındadır. Hz. Muhammed’in bu beldede dünyaya gelip ikamet etmesinin sebebi açıklanacağı için böyle bir giriş yapılmaktadır. Hz. Muhammed’in; zulmün, şirkin, ahlâksızlığın zirve yaptığı bir beldede, çok ağır bir görevi üstlenme sebebine dâir aklındaki sorular cevaplandırılmaktadır. Her insan bir amaç için bir yerlerde dünyaya gelir. İnsan için önemli olan ne yapabileceğini fark edip yaratılış amacına uygun seçimler yapmaktır. 3. Valid, baba anlamına kullanılan ’eb’ kelimesi gibidir. Eb daha genel olarak bir şeyin icat, ıslah veya zuhuruna sebep olan herkese denilirken, vâlid daha çok fiilî olarak baba olan kimse için kullanılır. İnsan bir çocuk sahibi olmadıkça vâlid diye isimlendirilmez. Fakat eb böyle değildir. Çünkü insanlar birinin biyolojik babası olmayan kişiye de ebû fülânin (falanın babası) künyesini verirler. Bu âyetteki “vâlid”ise biyolojik baba demektir. Veled, doğan çocuk demektir... (Rağıb) (Kurandan Hayata) Ayrıca burada (وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ) ifadesinin anlamı genel olup yüce Allah’ın emriyle her doğuran ve doğandır. Zira bununla yüce Allah canlıların ve özellikle insanlığın yaratılışı için koymuş olduğu kendi yaratılış yasasına, yani insanların doğup büyeme ve üreme yasası olan evrendeki sünnetullah’a yemin etmek suretiyle dikkatimizi bu ilahi yasaya çekmek ve üzerinde düşünmemizi sağlamak istemiştir. (الله اعلم) وقال مجاهد : إن " لا " رد على من أنكر البعث ، ثم ابتدأ فقال أقسم ، والمعنى : ليس الأمر كما تحسبون (تفسير فتح القدير)القول الثاني: أنّ (لا) للنّفي ومنفيُّها محذوفٌ ، وهي ردٌّ على أمرٍ ذكره الكفّار، فقيل لهم: لا ، ثم ابتدأ اللَّهُ تعالىقَسَماً. اختاره الفراء والطبري وابن قتيبة [7] وابن العربي والقشيري . قال الفراء في قوله تعالى لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ١[القيامة:1]: « القرآن جاء بالرد على الذين أنكروا : البعث ، والجنة ، والنار ،فجاء الإقسام بالرد عليهم فى كثير من الكلام المبتدأ منه ، وغير المبتدأ ».-- (وَوالِدٍ وَما وَلَدَ) أي وكل والد وكل مولود من الإنسان وغيره.وفي القسم بهذا لفت لأنظارنا إلى رفعة قدر هذا الطور من أطوار الوجود وهو طور التوالد، وإلى ما فيه من بالغ الحكمة وإتقان الصنع، وإلى ما يعانيه كل من الوالد والمولود في إبداء النشء، وتبليغ الناشئ وإبلاغه حده من النمو المقدّر له.انظر إلى البذرة في أطوار نموها، كم تعاني من اختلاف الأجواء، ومحاولة امتصاص الغذاء مما حولها من العناصر إلى أن تستقيم شجرة ذات فروع وأغصان، وتستعد لأن تلد بذرة أو بذورا أخرى تعمل عملها، وتزين الوجود بجمال منظرها.وأمر الإنسان والحيوان في ذلك أعجب وأعظم، والتعب والعناء الذي يلاقيا كل منهما في سبيل حفظ نوعه، واستبقاء جمال الكون بوجوده أشد وأكبر ( تفسير المراغي) - وقوله - عز وجل -: {وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ}: فيكون القسم بالخلائق أجمع، (تأويلات أهل السنة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hayır! Bu beldeye yemin ederim ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu kente ant olsun ki,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu şehire yemin ederim ki,
[1] Mekke'de nazil olmuş, (20) âyettir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun bu beldeye,¹
1 Bu belde, Mekke’dir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hayır! Bu şehre yemin ederim.
(Mekke’de nazil olmuştur ve 20 ayettir. Adını, ilk ayette geçen, Mekke’yi anlatan ve “şehir” anlamına gelen “beled” kelimesinden almaktadır. Bu surede insanın yaratılışından, onun bazı davranışlarından, insana verilen üstün vasıflardan, o vasıfları iyiye kullanmayanın kötü akıbetinden, iyiye kullananların da mutlu geleceklerinden söz edilir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi! Andolsun Mekke’ye, İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, Son Elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu emîn beldeye!
Mekke döneminin başlarında gönderilen bu sûre, adını birinci ayetinde geçen ve kutsal Mekke şehrine işâret eden “el-Beled: şehir, belde” kelimesinden almıştır. 20 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yoo hayır! Yemin ederim bu BELDE’ye!
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2. Mekke şehrine yemin edip derim ki // " bir gün sen, bu şehre özgürce gireceksin. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bütün gerçeğiyle yaşadığınız beldeye andolsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hayır bu şehre (Mekke’ye) yemin ederim.
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye,¹ şu senin içerisinde oturduğun² beldeye yemin ederim.
1 Beled / belde: Sınırlı, belli ve içinde bulunanların toplanma ve oturmalarıyla etkilenen yere denir. Şehre belde denilmesi de bunun içindir. İmar edilmemiş, bayındır olmayan çöle belde denilmesi, vahşi hayvanların mekânı; toprağa belde denilmesi, haşere ve böceklerin mekânı; mezarlığa belde denilmesi de ölülerin mekânı olmalarından dolayıdır. Bu bilgilerden anlaşılır ki Mekke-i Mükerreme’ye “el-Beled” denilmesi, “Şüphesiz bütün âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak, insanlar için (yeryüzünde) kurulan ilk ev, Bekke’dekidir. İbrahim’in makamı olan orada, apaçık mûcizeler vardır…” (Âlu İmran: 96-97) ayetleri gereğince Beyt-i Atik olan Kâbe-i Muazzama, âlemin bir fazilet yurdu olarak hürmet ve saygıyla tanınması vacip, mübarek, bilinen bir şehir olduğuna işarettir. 2 Hıll: Kelime olarak “haram, harem, ihram” karşılığı olarak sıfat veya isimdir. Terim olarak ise, Mekke’de harem bölgesinden dışarıda kalan yer, o helal yerde bulunmak, ihramdan çıkmak veya ihramdan çıkan ve yeminin sorumluluğundan çıkan manalarına gelir ki asıl manası bir “serbestlik” ifade eder. Bir şeyin üzerine inmek, konmak manasına olabildiği de söylenmiştir. Burada muhatap olan Hz. Peygamber (s.a.v)’in bir vasfı olduğu açıktır. Bu da başlıca üç manada düşünülebilir. 1. Bir yere inmek, konmak manası öne alınırsa: Allah Beled-i Haram’a yemini Hz. Peygamber (s.a.v)’in ona girmesi ile kayıtlamıştır ki bunda peygamberin faziletinin büyüklüğünü gösterme ve bir yerin şerefinin, o yerde bulunanların şerefi ile olduğunu bildirme mânâsı vardır. (Beydâvî) 2. Hıll’in, bir yere inmek manasına gelen hulul kökünden türetilmiş bir sıfat olması sebebiyle Hz. Peygamber (s.a.v)’in oradan hicret edip de daha sonra fetih ile oraya gireceği hale de işaret olmasıdır. 3. Allahu Teâlâ gökleri ve yeri yarattığı gün Mekke’yi haram kıldı. O, kıyamet kopana kadar da haramdır. Bundan dolayı onun ağacı budanmaz, otu biçilmez, avı ürkütülmez, sokağında bulunup alınan ve sahibi belli olmayan şey, onu araştırıp sorandan başkasına helal olmaz.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BEN bu beldeyi tanıklığa çağırırım,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ötesi yok, işte ben yemin ediyorum bu beldeye. 25/7…10, 93/1...11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ÖTESİ yok, işte Ben yemin ediyorum[⁵⁷²⁶] bu beldeye;[⁵⁷²⁷]
[5726] Lâ uksimu Kur’an’da 8 yerde gelir ve hepsinde de yemin Allah’a isnat edilir. Lânın tekit için geldiği söylenmişse de, Arapça’da tekit için bu kadar edat varken üstelik lânın aslî anlamı olumsuzken neden bu formda geldiğinin beyânî izahı yapılmamıştır. “Yemine gerek yok” mânası verilebilir (Abduh). Lâ hakikidir diyen Ebu Hayyan şu mânayı verir: “Bu beldelere yemin etmem, zira oranın sakinleri oranın hürmetini ihlal ettiler”. Fakat Vâkı’a 75-76’nın delâletiyle bu mâna da isabetli değildir. Tercihimiz bu formdaki tüm yeminlerin Allah’a isnadına ve lânın aslî anlamına dayanmaktadır. Allah’ın ettiği yeminin azametini, yani “ondan ötesinin yokluğunu” ifade eder (Krş: Âişe Abdurrahmân, et-Tefsiru’l-Beyani, 165-170). [5727] Kur’an’da hâze’l-beled formu hassaten Mekke’ye delâlet eder (Krş: 95:3; 14:35). Yani: İnsanlığı ilk misafir eden ve insanlığın ilk mabedine ev sahipliği yapan Mekke’ye.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Şu beldeye (Mekke’ye) yemin ederim ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Bu beldeye kasem olsun ki,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yemin ederim bu beldeye.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hayır! Gerçek, kâfirlerin dediği gibi değil. Bu şanlı belde hakkı için!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoo, and içerim bu kente,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu belde ile yemîn iderim
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hayır! Bu şehre dikkatinizi çekerim
Şaban Piriş
swap_vert close
Hayır, Yemin ederim, bu şehre!
Ümit Şimşek
swap_vert close
1,2. Yemin ederim bu beldeye—ki sen de bu beldenin sakinisin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
and içerin uşbu şara ya'nį mekke’ye
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kāfirler eyitgen gibi ben and içerin bu Mekke şehrine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And içirəm bu şəhərə (Məkkəyə) -
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nay, I swear by this city
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
I do call to witness(6130) this City;-
6130 The appeal to the mystic ties between the Prophet and his parent city of Makkah has been explained in the Introduction to this Surah. It is a symbol of man's own history. Man is born for toil and struggle, and this is the substantive proposition in verse 4 below, which this appeal leads up to.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَٓا
hayır
اُقْسِمُ
yemin ederim
بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
bu beldeye
Hayır (hakikat sizin zannettiğiniz gibi değil)! Bu beldeye (Mekke'ye) yemin ederim!
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَلَد
İsim
ب ل د
Belde, diyar, memleket, şehir, ülke