close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 89. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velemmâ câehum kitâbun min ‘indi(A)llâhi musaddikun limâ me’ahum vekânû min kablu yesteftihûne ‘ale-lleżîne keferû felemmâ câehum mâ ‘arafû keferû bih(i)(c) fela’netu(A)llâhi ‘ale-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Evvelce kafir olanlara üst gelmek için imdat isterlerken Allah tarafından, onların inandığı kitabı tasdik eden bir kitap geldi, bildikleri, tanıdıkları zuhur etti mi ona kafir oldular. Hay Allah'ın laneti kafirlere olsun.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ne zaman ki onlara Allah tarafından, yanlarında bulunanı (Tevrat ve İncil’in tahrif edilmemiş haber ve hükümlerini) doğrulayıcı bir Kitap (Kur’an) gelince... (Üstelik) Daha önce kâfirlere karşı (Allah’tan) fetih ve destek isteyip durdukları (ve bir peygamberin gelişini umdukları ve kolladıkları) halde, O tanıyıp bildikleri (ve bekledikleri Kur’an ve Hz. Muhammed Aleyhisselam) kendilerine geldiğinde tutup Onu inkâr ettiler (ve kâfir oldular); artık Allah’ın laneti (böyle bile bile gerçeği gizleyen) kâfirlerin üzerinedir. (Onlar Allah’ın kahrına uğrayacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Daha önce, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere üstün gelmek için yardım isterlerken, Allah tarafından kendi inandıkları Allah'ın kitabını doğrulayan bir kitap gelip te, ellerindeki Allah'ın kitabından bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince, hemen Allah'tan gelen gerçekleri görmezlikten geliverdiler. Artık, Allah'ın rahmetinden uzak kalmak, o hakkı örtbas eden kâfirlerin üzerinedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah katından ellerindeki geçerli bilgileri tasdik eden kitaplar gelmişken, öteden beri kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, kâfirlere, inanmayanlara karşı görevlendirilecek peygamberin adını kullanarak üstünlük sağlamaya, insanlardan, tekrar tekrar geleceği ile ilgili haberleri öğrenmeye, mevcut kutsal kitaplardaki bilgileri yeniden değerlendirmeye alarak geleceğini teyide çalışırlarken, Allah'tan yardım ve zafer talebinde bulunmaya devam ederlerken, işte bu sırada bildikleri, tanıdıkları peygamber Muhammed ve tebliğ ettiği din ile yüz yüze gelince, Muhammed'i, Kur'ân'ı, tebliğ ettiği dini, kendi kitaplarını inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın lâneti, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, kâfirleredir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 98/1-3.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Daha önce kâfirlere karşı kendilerine bir ilahi yardımın gelmesini diledikleri halde; Allah katından kendi yanlarında olanı doğrulayıcı bir Kitab, özelliklerinden tanıdıkları şey kendilerine gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti de inkar edenlerin üzerine olsun. [17]
89.Hakim`in el-Mustedrek`te Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, Hayber yahudileri Gatafan kabilesine karşı savaşıyorlardı. Yahudiler onlarla ne zaman karşı karşıya gelseler yeniliyorlardı. Bunun üzerine yahudiler Allah`tan yardım dileyerek: "Ey Allah`ımız! Bize son zamanda (ahir zamanda) çıkaracağını vaad ettiğin ümmi peygamber olan Muhammed`in hakkı için onlara karşı bize zafer vermeni diliyoruz" diye dua ettiler. Bundan sonra Gatafan kabilesi ile her karşılaşmalarında bu duayı okuyor ve onlara üstün geliyorlardı. Ancak Peygamber (a.s.) gönderilince onu yalanladılar. Bundan dolayı Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.İbnu Ebi Hatim`in bir başka tarıktan Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de yahudiler Hz. Peygamber (a.s.)`in gönderilmesinden önce onun hakkı için Evs ve Hazrec kabilelerine karşı Allah`tan yardım diliyorlardı. Ama Allah onu Arapların içinden çıkarınca yalanladılar ve daha önce söyledikleri sözleri de inkâr ettiler. Bunun üzerine Muaz bin Cebel (r.a.), Bişr bin Bera ve Davud bin Seleme (r.a.) onlara: "Ey yahudiler topluluğu! Allah`tan korkun ve Müslüman olun. Biz şirk üzere insanlar iken siz Muhammed`in hakkı için bize karşı Allah`tan yardım istiyordunuz, bize onun gönderileceğini haber veriyor ve özelliklerinden de sözediyordunuz" dediler. Buna karşılık Nudayr oğulları kabilesinden olan Selâm bin Mişkem: "Bize bildiklerimizden bir şey getirmedi. Bu bizim size daha önce sözünü ettiğimiz kişi değildir" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.17.Resulullah (a.s.) gelmeden önce yahudiler onun geleceğini biliyor ve "Tevrat`ta kendisinden söz edilen peygamber çabuk gelsin de biz onunla birlikte kâfirleri yenip eski şerefimizi elde edelim" diye dilekte bulunuyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s.) peygamber olarak gönderilince, onu özellikleri ile tanıdıkları halde, kendi içlerinden değil de Arapların arasından gönderilmiş olması dolayısıyla inkar ettiler.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah katından ellerinde olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkâr edenlere karşı fetih istiyorlardı. İşte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkâr ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Vaktâ ki onlara (Yahudî'lere), Allah katında beraberlerindekini (Tevrat'ı iman esaslarında) tasdîk eden Kur'an geldi, (bunu tanımadılar); halbuki Kur'an gelmeden önce, (bu yahudîler, arap müşrikleri ile mücadelelerinde zor duruma düştükleri zaman: Tevrat'da anılan âhir zaman Peygamberi gelseydi de bize yardım etseydi diye) o müşriklere karşı (Allah'dan) imdat diliyorlardı. İşte o (Tevrat'da vasfını) bildikleri (Peygamber) onlara gelince, onu inkâr ettiler. Artık Allah'ın lâneti o kâfirler üzerine olsun...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah katından Tevrat’ı tasdik edici bir kitap, onlara geldiğinde –ki, daha önce müşriklere (kâfirlere) karşı: “Bir peygamber gelecek, bizi sizden kurtaracak” diye fetih bekledikleri halde- o tanıdıkları kitap ve peygamber onlara geldiğinde onu yalanladılar. Artık Allah’ın laneti o inkârcıların üzerine olsun!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından, yanlarındakilerini doğrulayan bir kitap gelip de öğrendikleriyle karşılaşınca inkâr ettiler. İşte Allah'ın laneti böyle inkârcılaradır.
Besim Atalay
swap_vert close
Ne zaman ki onlara, Allahın katından, yanlarında bulunan kitabı gerçekleyen bir kitap geldi, halbukiyse önceden, kâfirler üzerine yardım istiyorlardı, tanıdıkları bir şey geliverince, ona karşı küfrettiler, Allahın laneti kâfirleredir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ın aslını) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince (Yahudiler) onu inkâr ettiler. Oysa daha önce (bu kitabı getirecek resul ile) inkârcılara (müşriklere) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu resul) kendilerine gelince bu sefer (bu İsmailoğullarındandır, İsrailoğullarından değildir diye) kendileri onu inkâr ettiler. Artık Allah'ın lâneti bütün inkârcıların üzerinedir.
Müslümanlarla Yahudiler arasında bu hadiseler yaşanırken, Yahudilerin elindeki Tevrat’ın tahrif edilmemiş bölümlerinde ise aynen şöyle yazıyordu: “Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir elçi çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyarak ona emredeceğim her şeyi onlara aktaracak.” (Tesniye 18)  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlere karşu Allâh’dan imdâd isteyorlardı. Evvelkileri tasdîk iden ve evvelce kendilerine ihbâr olunan bir kitâb Allâh tarafından nâzil oldığı vakit îmân itmediler. Kâfirler Allâh’ın la’netine mazhar olsunlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin üzerine olsun.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara Allah katından ellerindekini (Tevrat) doğrulayan bir kitap gelince, daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken işte şimdi bilip tanıdıkları (Kur’an) kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti böyle inkârcılaradır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkârcılaradır.
 83. âyette geçen açıklamaya bakınız.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılara karşı yardım beklemelerine rağmen, onlara ALLAH katından yanlarındakini doğrulayıcı bir kitap, bu bekledikleri şey, kendilerine gelince onu inkar ettiler. ALLAH'ın laneti, inkarcılara olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yanlarındakini tasdıklamak üzere onlara Allah tarafından bir kitab gelince önceden küfredenlere karşı istimdad edib dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular ona küfrettiler imdi Allahın lâneti kâfirlerin boynuna
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ne zaman ki onlara, Allah tarafından, yanlarında bulunan (Tevrât’ın, tahrif edilmemiş kısımların) ı tasdik eden bir Kitap (Kur’ân) gelince, daha önceden inkârcılara (putperestlere) karşı (savaşlarda galip gelmek için dualarında kendisini vesile ederek) Allah’tan yardım istediklerini (son peygamberi) inkâr ettiler. Allah’ın lâneti kâfirlerin üzerinedir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara, Allah katından yanlarındakini¹ tasdik edici bir kitap² gelince; daha önce Allah'tan kâfirlere karşı üstünlük kazanmak için böyle bir şey istedikleri halde, onlara bildikleri şey³ gelince bu kez onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti, gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerinedir.
1- Tevrat. 2- Kur'an. 3- Kitap  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Vaktaki onlara Allah katından nezdlerinde bulunan (Tevrat) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) bir Kitab (Kur'an) geldi, ki daha evvel küfredenlerin (Arab müşriklerinin) aleyhine (Allahdan böyle bir) feth istiyorlardı, işte (Tevrâtın şehâdet ve saraahatiyle) tanıdıkları o şey (Kur'an) kendilerine gelince ona (hasedlerinden ve mevki' hırsından dolayı) küfretdiler. Artık Allahın lâ'neti o kâfirlerin tepesine.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onlara Allah tarafından, yanlarında bulunanı (Tevrât'ı) tasdîk edici bir Kitab(Kur'ân)(1) gelince, ki daha önce (o gönderilecek peygamberi vesîle yaparak) inkâr edenlere karşı zafer istiyorlardı; işte (bu kadar iyi) tanıdıkları (o peygamber) kendilerine gelince, onu inkâr ettiler.(2) Bu yüzden, Allah'ın lâ'neti o kâfirler üzerinedir!
(1)“Ey ehl-i kitab! (Hristiyanlar ve yahudiler!) İslâmiyet’i kabûl etmekte size bir meşakkat yoktur. Size ağır gelmesin! Zîrâ size bütün bütün dîninizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak i‘tikādâtınızı ikmâl(inançlarınızdaki eksikliklerinizi tamamlayınız) ve yanınızda bulunan esâsât-ı dîniye (dînin temelleri)üzerine binâ ediniz diye, teklifte bulunuyor. Zîrâ Kur’ân, bütün kütüb-i sâlifenin (geçmiş kitabların)güzelliklerini ve eski şeriatlarının kavâid-i esâsiyelerini (temel kāidelerini) cem‘ etmiş (toplamış) olduğundan, usûlde (asıl mes’elelerde) muaddil ve mükemmildir (düzeltici ve tamamlayıcıdır). Yani ta‘dîl ve tekmîl edicidir. Yalnız, zaman ve mekânın teğayyür etmesi (değişmesi) te’sîriyle tahavvül ve tebeddüle (değişikliğe) ma‘rûz olan fürûât kısmında (esâsa âid olmayan mes’elelerde) müessistir (yeni hükümler getirir). Bunda aklî ve mantıkī olmayan bir cihet yoktur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 44)(2)“Pek çok yahudi ulemâsı (âlimleri) ve nasârâ (hristiyan) ulemâsı, ikrâr (kabûl) ve i‘tirâf etmişler ki: ‘Kitablarımızda Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın evsâfı (vasıfları) yazılıdır.’ (...) Ulemâ-i yehûdun en meşhurlarından İbn-i Sûriyâ ve İbn-i Ahtâb ve onun kardeşi Kâ‘b ibn-i Üseyd ve Zübeyr ibn-i Bâtıyâ gibi meşhur ulemâ ve reisler, gayr-ı müslim kaldıkları hâlde ikrâr etmişler ki: ‘Evet, kitablarımızda onun evsâfı vardır, ondan bahsediyorlar!’ ” (Zülfikār, 19. Mektûb, 67)Ayrıca Tevrât, İncîl ve Zebûr’da Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’dan bahseden yerler için, bakınız; (Zülfikār, 19. Mektûb, 66-73)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve daha önce inkâr etmiş olanlara karşı üstün gelmek için yardım isterlerken, kendilerine Allah katından yanındakilerini (Tevrat’ın aslını ve onda bulunan hakikatleri) doğrulayan bir kitap (Kur’an) gelip de (ondan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler. İşte Allah’ın dışlaması (rahmetinden uzaklaştırması) böyle inkârcılaradır.*
(*) Yahudiler son peygamberin kendilerinden gelmesini umuyorlardı, böyle olmayınca inkâr etiller. Bkz: konu ile ilgili 83.ayetin açıklamasına.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın katından, onların yanındakini tasdik eden bir kitap (Kur’an) geldiğinde, daha önceden (Tevrat’ı) inkâr edenlere karşı zafer istiyorlardı. Şimdi onların iyi bildiği vahiy geldiğinde, inkâr ediyorlar. Allah’ın laneti gerçekleri inkâr edenlerin üzerinedir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Allah katından kendilerine önce verilen Tevrat’ı doğrulayan Kur’an geldi. Daha önce Allah’ı tanımayanlara karşı yardım isteyen bu kimseler Kitap geldikten sonra onu tanımaz oldular. Onun için Allah’ın laneti o tanımazların üzerine olsun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki ind-i İlâhiden onlara yanlarındaki Tevrat/larını tasdik eden Kur/an geldi. Halbuki daha evvel kâfir olanlara [¹] karşı yardım istiyorlardı [²]Tanıdıkları gelince onu tanımadılar, artık Allah/ın laneti kâfirler üzerine olsun.
[1] Arap müşriklerine.[2] Yani «Yâ Rab! Bize Tevrat'ta na'ti mubareki mezkûr olan ahırzaman peygamberi ile müşriklere karşı nusrat ihsan et» derlerdi. Nazm-ı Celildeki «sin» talep için olmayıp mübalâğaya hamlolunursa mânâ şöyle olur: Arap müşriklerine peygamberin yakında ba's olunacağını haber verirlerdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara Allah katından yanlarında bulunanı tasdik edici bir Kitap/Kur’an geldiğinde, daha önce inkâr edenlere karşı yardım isteyip durdukları hâlde, o bildikleri (peygamber) geldiğinde bu sefer onu tanımayıp inkâr ettiler. Allah’ın laneti inkârcıların üzerine olsun!
Kadri Çelik
swap_vert close
Daha önce küfre sapanlara karşı kendilerine yardım gelmesini diledikleri halde böylece Allah katından onlara, kendilerinde olanı onaylayan kitap ve tanıdıkları (Peygamber) gelince onu inkâr ettiler. Allah'ın lâneti, kâfirlerin üzerine olsun!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara Allah tarafından, yanlarındakini doğrulayan,yani ellerindeki Tevrat’ı —değiştirilmiş, bozulmuş kısımlarını düzelterek— onaylayan bir kitap gelince —ki, öteden beri putperestlere karşı onun sayesinde zafer kazanacakları ümidiyle Son Elçinin gelmesini bekleyip duruyorlardı— işte o tanıdıkları ve bekledikleri Son Elçi onlara gelince, kendi ırklarından değil diye onu inkâr ettiler.O hâlde, Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara Allah katından, yanlarındaki şeyi tasdik edici (onaylayıcı) bir kitap geldiğinde, hâlbuki önceden, inkâr etmiş olanlara karşı fetih istiyorlardı, evet, tanıdıkları şey onlara geldiğinde onu inkâr ettiler. Allah’ın laneti İnkârcılar’a olsun!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah tarafından kendi kitaplarını doğrulayan bir Kitap gelince, Yahudilere bir şeyler oldu. Halbuki daha önceleri en azından inkarcılara yanaşıp açılırlardı. Birden tanıdık bir yüzle karşılaşınca, selâmı sabahı kestiler. Yazıklar olsun gerçekleri göz ardı edenlere!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yahudilere ellerindeki Tevrat’ı tasdik eden Kur’an’ı okuyunca hemen inkâr ettiler. Oysa daha önce putperestlere karşı sizden yardım istiyorlardı. Tevrat’ta özellikleri belirlenen Nebi onlara gelince niçin inkâr ediyorlar? Bilmiyorlar mı Allah’ın lâneti inkârcıların üzerinedir?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap (Kur’an) ulaşıp da (Tevrat’tan) bildikleri gerçekler kendilerine gelince onu inkâr etmişlerdi. (İşte) Allah’ın laneti böylesi kâfirlerin (üzerine)dir.
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte, daha önce kâfirlere¹ karşı kendisiyle zafer kazanmak istedikleri ve o öteden beri bilip durdukları (Peygamber),² onlara Allah katından yanlarında bulunan (Tevrât)’ı doğrultucu bir kitap getirince onu derhâl inkâr ettiler. Allah’ın lâneti bütün kâfirlerin üzerine olsun.
1 Kâfir: İslâm’ı inkâr eden, nimete nankörlük eden, uzak kalan, kaçınan, örten kimse demektir. Terim olarak, imanı olmayan kimseye verilen isimdir. İnanmadığı halde, dışa karşı mü’min görünene “münafık”, Müslümanlığından sonra dinden dönene “mürted” denir. Allah’a başkasını ortak koşan kimseye “müşrik” adı verilir. Allah, Yahudi ve Hristiyanların bozuk inançları yüzünden kâfir durumuna düşmeleri hakkında: “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler, kesinlikle kâfir olmuşlardır...” buyurur. Buna göre; Allah’ı inkâr etmek, O’na şirk koşmak, Allah’ın oğlu olduğuna inanmak, O’nun sıfatlarından birini bilerek inkâr etmek veya O’nun sıfatlarını, her hangi birine vermek kişiyi küfre düşürür. Allah’a şirk küfrün en büyüğüdür. Yani; münafık, mürted, müşrik, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi v.s.lerin hepsi kâfirdir ve küfür kümesinin birer elemanlarıdır. Allahü Teâlâ’yı, isim veya emirlerinden birisiyle alay ederek, hafife almak veya Allah’a noksanlık isnat etmek, O’nun sıfatlarının yaratılmış olduğunu söylemek, Allah’ın ilmini inkâr etmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek veya azabından emin olmak kişiyi dinden çıkarır. Peygamberlik müessesesini kabul etmemek veya herhangi bir peygamberin peygamberliğini inkâr da küfürdür. Bu yüzden diğer peygamberleri kabul etmekle birlikte Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i kabul etmeyen Yahudiler ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini tanımayan ve Hz. İsa’nın Allah olduğuna inanan Hristiyanlar kâfirdirler. Yani bir peygambere ilâhlık isnat etmek küfürdür. Allah’la, Rasûlünün arasını ayırmak, Kur’ân’ın bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkâr etmek küfürdür. Ehl-i sünnet’e göre, büyük günah işlemek, inkâr bulunmadığı sürece o kimseyi dinden çıkarmaz. Kısaca Allah’ın emirlerini, bütün İslamî hükümleri kabul ederek İslam’ı nizam olarak görmek iman gereğidir. Bunlardan bir kısmını veya İslâm’ın çağımızda uygulanmasının mümkün olmadığını ileri sürüp bir hükmünü bile reddeden kimseler kâfir olur.2 Medîne ve civarındaki Yahûdîler, Hz. Muhammed (a.s) Peygamber olarak gelmeden önce, savaştıkları müşrik Araplara; “ahir zamanda çıkacak olan Peygamberin zamanı geldi, gölgesi bastı, biz onunla beraber sizi Âd ve Semûd kavmi gibi yok edeceğiz.” derlerdi. Efendimizin gelmesinden önce Kureyza ve Nadîr Yahudîleri Evs ve Hazrec kabîlelerine karşı onun hürmetine Allah’tan yardım dilerlerdi. Âyet bu olaylara işaret etmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir [yeni] vahiy geldiyse, daha önce, hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı üstün gelmek için yalvarıp yakardı[klarını çarçabuk unutarak] daha önce tanıdıkları [hakikati] bu defa inkara kalkıştılar. Ve Allah’ın lâneti, hakikati inkar eden herkesin üzerinedir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah katından, onlara yanlarında bulunanı tasdik eden bir kitap geldiğinde; oysa daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmayı bekliyorlardı. Fakat o tanıdıkları mesaj gelince buna inanmadılar. Böylece Allah’ın laneti bu kâfirlerin üzerine olsun. 2/41, 12/111
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah katından onlara, ellerindekini (genel olarak) doğrulayan bir kitap geldiğinde;[¹⁶²] -ki daha önce inkâr edenlere (o kitap ve rasullerle) istikbalde galip gelecekleri (tehdidinde) bulunuyorlardı- işte böylesine tanıdıkları o şey kendilerine geldiğinde onu inkâr ettiler:[¹⁶³] Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun![¹⁶⁴]
[162] Kur’an’ın “kitap ehlinin hâlen sahip oldukları hakikati doğrulamasının” anlamı, indiği zamanda elde bulunan Tevrat ve İncil’i tasdik etmesi değildir. Kaldı ki, Kur’an’ın indiği dönemde de Yahudi ve Hıristiyanların ellerinde her birinin “en doğrusu budur, diğeri muteber değildir” dediği birden fazla kitap bulunuyordu. Kilisenin onayladıklarına “kanonik”, reddettiklerine “apokrif” adı verilir. Bu durumda Kur’an’dan eldeki kanonik ve apokrif Tevrat ve İncil’lerden hangisini tasdik etmesini bekleyebiliriz? Şu hâlde, vahyin dile getirdiği kitap ehlinin hâlen sahip oldukları hakikati doğrulama olayı, ilâhî mesajın zarfı olan metinlere değil, o metinlerin mazrufu olan hakikate bir atıftır. [163] Âyette men ‘arafû (tanıdıkları kimse) yerine mâ ‘arafû (tanıdıkları şey) gelmesi, “Yahudilerin “öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıdıkları” (6:20) şeyin Hz. Muhammed’in şahsı değil, bir nebinin geleceğine dair kanaate dayalı itikat olduğu sonucu çıkar. Medine Yahudileri, bölge Araplarına yakında bir nebi geleceğini, kendilerinin gelmesi beklenen o nebi sayesinde Araplara karşı üstünlük elde edeceklerini iddia ediyorlardı. Hatta, Yesriblilerin Rasulullah’ın davetine ilk icâbet eden toplum olmasında Yahudilerin bu tehdidinin payı büyüktü (Taberî, Tefsir I, 455). [164] Bu âyet Medine Yahudileri üzerinden herkese şunu söyler: Her toplum kendi geçmişini sırtında taşır: Ey Muhammed ümmeti, öyle bir miras bırakın ki, onu gelecek nesiller boyunlarında bir zincir gibi değil, göğüslerinde bir nişan gibi taşısınlar (Allah’ın lâneti için bkz: 61. âyet, not 111).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar daha evvel müşriklere karşı (Ahır zamanda bir peygamber gelecek, onun yardımıyla size galebe çalacağız diye böbürlendikleri ve "Ey Allah'ımız, Tevrat'da özelliklerini yazılı bulduğumuz ahır zaman nebisiyle bize yardım et!" diyerek) Rablerinden yardım isteyip durdukları halde; Ne zaman ki onlara Allah katından, yanlarında olanı (Tevrat'ı) tasdik eden bir Kitab (Kuran ve bekledikleri Son Peygamber) geldi.. bu kez (gelen Peygamber - Resulullah s.a.s. -kendilerinin ırkından- İsrailoğullarından- olmadığı için) onu (Kuranı ve Resulullah s.a.s.'ı) inkar etmekten çekinmediler!.. İşte Allah'ın laneti böyle kafirlerin üzerinedir.
Osman Fırat
swap_vert close
Ne zaman ki, onlara Allâh katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitap (Kur’ân) geldi, daha önce inkâr edenlere (Arap müşriklerine) karşı yardım talep ederlerken bu sefer o bildikleri (Kur’ân) kendilerine gelince onu (Kur’an’ı) inkâr ettiler; artık Allâh’ın la’neti, inkarcıların üzerine olsun!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki onlara taraf-ı ilâhîden yanlarındakini musaddık olan bir kitap geldi, halbuki evvelce kâfirlere karşı fetih ve nusret isterlerdi. Fakat o bildikleri şey kendilerine gelince onu inkar ettiler. Artık Allah'ın lâneti kâfirler üzerinedir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gönderildiği zaman. Daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmak için “ahir zaman Peygamberi hakkı için” diye dua ettikleri halde. Evet o tanıyıp bekledikleri Peygamber kendilerine gelince, onu inkâr ettiler. Bu sebeple sebeple, Allah'ın lâneti de kâfirlerin boynuna olsun!
Kur’an’ın Tevrat’ı tasdiki: 1- Allah’a, peygamberlere, meleklere, ahirete, kadere iman gibi Tevrat’ta yer alan din esaslarını vurgulaması 2- Hz Muhammed (a.s.m)’ın gelmesiyle Tevrat’ta son peygamberin geleceğine dair yer alan haberlerin gerçekliğini fiilen ispatlaması tarzında olur. Yahudilerin kendi kitaplarındaki bilgilere dayanarak, yakında gelecek bir Peygamber bekledikleri Medine’de meşhur idi. Şu söz devamlı ağızlarında idi: “Şu putperestler biraz daha hükmetsinler bakalım! Peygamber geldiğinde onların hesabını göreceğiz.” Fakat o gelince, sırf ırkçılık sebebiyle ona düşman oldular.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ne zaman ki, onlara Allah katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitap (Kur'an) geldi, daha önce inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o bildikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'ın la'neti, inkarcıların üzerine olsun!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki onlara, ellerindeki kitâbı (Tevratı) tasdîk idici kitâb (Kur'ân) geldi, onlar evvelce onunla (Kur'ân'la) müşriklere karşı fetih ve nusret isterlerdi [¹] Bildikleri o kitâb gelince inkâr iylediler. Allâh'ın la'neti kâfirler üzerinedir.
[1] Yehûd'un kitâb ve rasûl-u mev'ûd ile fetih ve nusret istemeleri bahsinde iki kavil vardır.: Biri: Üzerlerine düşman ta'arruz ve hücûm itse "Ya rabbî! Bu âhir zamânda ba's iyleyeceğini Tevrat'da haber virdiğin peygamber hürmetine bizi iddi'âmıza mansur iyle" diye du'â iderlerdi. Diğeri: Müşrikler ile aralarında bir nizâ' ve cidâl vukû' bulsa "Hele Tevrat'da mev'ûd nebî gelsun, o vakit biz ona ittibâ' ider ve sizden intikâmımızı alırız" diyorlardı. Her iki kavil de bir den vâki' olmak câizdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Nihayet Allah katından, yanlarında olanı onaylayan kitap geldi. Önceleri kâfirlere karşı önlerinin bu Kitapla açılmasını bekliyorlardı. Ama tanıdıkları [*] Kitap gelince onu görmezlikten geldiler. Allah’ın laneti (dışlaması) böylesi kâfirleredir.
[*] Geleceğini bildikleri.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah katından, onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kafirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerinde olanı(47) doğrulayan bir kitap Allah katından geldiğinde—ki daha evvel onunla kâfirlere karşı zafer kazanmak için dua edip duruyorlardı(48)—işte o tanıdıkları kitap geldiğinde, onu da inkâr ettiler. Allah'ın lâneti işte böyle kâfirleredir.
(47) Tevrat’ı.(48) Tevrat’ta haber verilen peygamber ve kitap geldiğinde, onunla beraber olup müşriklere karşı zafer kazanacaklardı. Lâkin onlar peygamberin de, kitabın da kendi içlerinden çıkacağını umuyorlardı.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yanlarındakini doğrulamak üzere kendilerine Allah katından bir kitap geldiğinde, daha önce inkâr edenlere karşı zafer isteyip durdukları halde, tanıyıp bildikleri kendilerine gelince, onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti, küfre sapanların üstüne olsun!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim geldi anlara kitāb ya'nį ķur’ān Tañrı ķatından; girçek dutıcı anı kim anlar geldi. daħı oldılardı, ilerden, nuśret isterler [7b] anlaruñ üzere kim kāfir oldılar. pes ol vaķt kim geldi anlara, ol kim bildileridi; kāfir oldılar aña. pes Tañrı la'neti kāfirler üzeredür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim kitāb geldi anlara Tañrı Ta‘ālā ḳatından, girçek dutucı, ḳatlarında olan kitābı ki Tevrītdür. Muḥammed resūl gelmezden burun nuṣret dilerlerdi Ḳur’ān bile, yā Muḥammed bile kāfirler üstine. Pes ol vaḳtkim geldi anlara, özleri bilgen kimse ki nebīdür. Kāfir oldılar, inkār eyledi‐ler anı. Pes Tañrı Ta‘ālānuñ la‘neti kāfirler üstinedür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara Allah tərəfindən əllərindəkini (Tövratı) təsdiq edən bir kitab (Qur’an) göndərildiyi zaman (onu qəbul etmədilər). Halbuki əvvəlcə (Muhəmməddən qabaq) kafirlərə (ərəb müşriklərinə) qələbə çalmaq üçün (“Tövratda adı çəkilən axirüzzəman peyğəmbər gəlib bizə yardım edəydi!” - deyə Allaha) yalvarırdılar. Bildikləri (peyğəmbər) gəldikdə isə, (paxıllıq edib) ona inanmadılar. Allah kafirlərə lə’nət eləsin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when there cometh unto them a Scripture from Allah, confirming that in their possession though before that they were asking for a signal triumph over those who disbelieved and when there cometh unto them that which they know (to be the Truth) they disbelieve therein. The curse of Allah is on disbelievers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when there comes to them a Book(94) from Allah, confirming what is with them,- although from of old they had prayed for victory against those without Faith,- when there comes to them that which they (should) have recognised, they refuse to believe in it but the curse of Allah is on those without Faith.
94 The Jews, who pretended to be so superior to the people without Faith—the Gentiles—should have been the first to recognize the new Truth—or the Truth renewed—which it was Muh ammad's mission to bring because it was so similar in form and language to what they had already received. But they had more arrogance than faith. It is this want of faith that brings on the curse, i.e., deprives us (if we adopt such an attitude) of the blessings of Allah. Again the lesson applies to a much wider circle than the Jews. We are all apt, in our perverseness, to reject an appeal from our brother even more summarily than one from an outsider. If we have a glimmering of the truth, we are apt to make ourselves impervious to further truth, and thus lose the benefit of Allah's Grace.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
كِتَابٌ
bir Kitâb
مِنْ عِنْدِ
katından
اللّٰهِ
Allah
مُصَدِّقٌ
doğrulayıcı
لِمَا
o şeyi ki
مَعَهُمْۙ
yanların- dadır
وَكَانُوا
ve idiler
مِنْ قَبْلُ
bundan önce
يَسْتَفْتِحُونَ
zafer istiyorlar
عَلَى الَّذ۪ينَ
o kimselere karşı ki
كَفَرُواۚ
kâfir oldular
فَلَمَّا
işte ne zaman ki
جَٓاءَهُمْ
kendilerine geldi
مَا
o şey ki
عَرَفُوا
tanıyıp bildiler
كَفَرُوا
inkâr ettiler
بِه۪ۘ
onu
فَلَعْنَةُ
bu yüzden laneti
اللّٰهِ
Allah'ın
عَلَى
üzeri- nedir
الْكَافِر۪ينَ
inkâr edenler
Çünkü onlara Allah katından yanlarında bulunan (Tevrât)ı doğrulayıcı bir Kitâb (olan Kur'ân) ve daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken (Tevrât'tan) tanıyıp bildikleri (resulümüz) kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti inkârcıların üzerinedir.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مُصَدِّق
Etken fiil-II
ص د ق
Tasdik edici, doğrulayıcı, tasdik eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اِسْتَفْتَحَ
Fiil-X
ف ت ح
Zafer istedi, fetih istedi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَرَفَ
Fiil-I
ع ر ف
Tanıyıp bildi, tanıdı, farkına vardı, arif oldu
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَعْنَة
İsim
ل ع ن
Lanet
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler