İşte, daha önce kâfirlere¹ karşı kendisiyle zafer kazanmak istedikleri ve o öteden beri bilip durdukları (Peygamber),² onlara Allah katından yanlarında bulunan (Tevrât)’ı doğrultucu bir kitap getirince onu derhâl inkâr ettiler. Allah’ın lâneti bütün kâfirlerin üzerine olsun.
1 Kâfir: İslâm’ı inkâr eden, nimete nankörlük eden, uzak kalan, kaçınan, örten kimse demektir. Terim olarak, imanı olmayan kimseye verilen isimdir. İnanmadığı halde, dışa karşı mü’min görünene “münafık”, Müslümanlığından sonra dinden dönene “mürted” denir. Allah’a başkasını ortak koşan kimseye “müşrik” adı verilir. Allah, Yahudi ve Hristiyanların bozuk inançları yüzünden kâfir durumuna düşmeleri hakkında: “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler, kesinlikle kâfir olmuşlardır...” buyurur. Buna göre; Allah’ı inkâr etmek, O’na şirk koşmak, Allah’ın oğlu olduğuna inanmak, O’nun sıfatlarından birini bilerek inkâr etmek veya O’nun sıfatlarını, her hangi birine vermek kişiyi küfre düşürür. Allah’a şirk küfrün en büyüğüdür. Yani; münafık, mürted, müşrik, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi v.s.lerin hepsi kâfirdir ve küfür kümesinin birer elemanlarıdır. Allahü Teâlâ’yı, isim veya emirlerinden birisiyle alay ederek, hafife almak veya Allah’a noksanlık isnat etmek, O’nun sıfatlarının yaratılmış olduğunu söylemek, Allah’ın ilmini inkâr etmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek veya azabından emin olmak kişiyi dinden çıkarır. Peygamberlik müessesesini kabul etmemek veya herhangi bir peygamberin peygamberliğini inkâr da küfürdür. Bu yüzden diğer peygamberleri kabul etmekle birlikte Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i kabul etmeyen Yahudiler ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini tanımayan ve Hz. İsa’nın Allah olduğuna inanan Hristiyanlar kâfirdirler. Yani bir peygambere ilâhlık isnat etmek küfürdür. Allah’la, Rasûlünün arasını ayırmak, Kur’ân’ın bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkâr etmek küfürdür. Ehl-i sünnet’e göre, büyük günah işlemek, inkâr bulunmadığı sürece o kimseyi dinden çıkarmaz. Kısaca Allah’ın emirlerini, bütün İslamî hükümleri kabul ederek İslam’ı nizam olarak görmek iman gereğidir. Bunlardan bir kısmını veya İslâm’ın çağımızda uygulanmasının mümkün olmadığını ileri sürüp bir hükmünü bile reddeden kimseler kâfir olur.2 Medîne ve civarındaki Yahûdîler, Hz. Muhammed (a.s) Peygamber olarak gelmeden önce, savaştıkları müşrik Araplara; “ahir zamanda çıkacak olan Peygamberin zamanı geldi, gölgesi bastı, biz onunla beraber sizi Âd ve Semûd kavmi gibi yok edeceğiz.” derlerdi. Efendimizin gelmesinden önce Kureyza ve Nadîr Yahudîleri Evs ve Hazrec kabîlelerine karşı onun hürmetine Allah’tan yardım dilerlerdi. Âyet bu olaylara işaret etmektedir.