(Bu amaçla) biz, onun (öldürülen nefsin) bir kısmı ile (katil olmakla şüphelenen) kişiye vurun (faili meçhul cinayetleri çözme yöntemini uygulayın!) dedik. İşte Allah (bu tür prensiplerle) ölüleri böyle diriltir (yani o gün şeriatlarında bulunan bu prensibin uygulanmasıyla insanların kanı ve canı koruma altına alır). Ve aklınızı iyice kullanıp algılayasınız diye böylece ayetlerini size gösterir. *
(*) Konuyla ilgili Muhammed Esed şöyle diyor; İdribûhu bi-ba‘dihâ tabiri, kelime anlamıyla: “onun bir kısmı ile ona vurun” diye çevrilebilir -ve bu karşılık, İsrailoğulları’na, kurban edilen sığırın etinden bir parça ile öldürülen adamın cesedine vurmaları emrinin verildiği, bunun üzerine adamın mucizevî olarak canlanıp katili gösterdiği gibi gülünç bir iddianın pek çok müfessir tarafından ileri sürülmesine neden olmuştur. Ne Kur’an, ne Hz. Peygamber’in herhangi bir sözü, hatta ne de Kitâb-ı Mukaddes, bu son derece hayalî izaha en ufak bir ruhsat vermez. Bu nedenle, söz konusu iddia kabul edilemez. İdribûhu’daki hû zamiri müzekker (eril) iken nefs ismi (ki burada “adam” diye çevrilmiştir) hakikatte müennes (dişil) isimdir: Buradan, idribûhu emrinin muhtemelen nefs’e işaret etmediği sonucu çıkar. Diğer yandan, darabe fiili (kelime anlamı “vurdu”) çok sık sembolik veya mecazî anlamda kullanılan bir fiildir. Mesela, darabe fi’l-ard (“yeryüzünde seyahat etti”), veya darabe’ş-şey’ bi’ş-şey’ (“bir şeyi diğer bir şey ile karıştırdı”), ya da darabe meselen (“benzetme yaptı” veya “bir kıssa anlattı” yahut “bir tasvir yaptı”) veya ‘alâ darbin vâhidin (“aynen uygulandı” veya “aynı şekilde”) veya duribet aleyhim ez-zilleh (“onlar aşağılanmaya uğradılar” veya “onlara aşağılanma uygulandı”) ve diğerleri gibi. Bütün bunları göz önüne alarak, yukarıdaki Kur’an paragrafında görülen idribûhu emrinin “ona” veya “buna uygula” diye çevrilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyim (bu şekildeki bir kullanım ile toplumsal sorumluluk prensibine atıf yapılmaktadır). Ba‘dıhâ’daki (“onun bir kısmı”) hâ müennes zamiri ise, öncesindeki en yakın müennes isim ile ilgilidir -yani, öldürülen nefis (kişi) ile veya üzerinde (fîhâ) toplumun anlaşmazlığa düştüğü cinayet olayının kendisi ile. Böylece, idribûhu bi-ba‘dihâ tabirinin en uygun karşılığı,“bu [prensib]i bu gibi [çözümlenmemiş cinayet olay]larından bazısına uygulayın” olmalıdır: Çünkü, açıktır ki, bilinmeyen şahıs veya şahıslar tarafından işlenen cinayetteki toplumsal sorumluluk prensibi, bu tür bütün durumlara değil, yalnızca bazılarına tatbik edilebilir. (M. Esed Ayet Açıklaması) … Yine M. İslamoğlu, Menar tefsiri sahibi olan R. Rıza’dan ilgili olayı şöyle naklediyor. Bu olay faili meçhul cinayetleri çözümlemek için uygulanan bir yöntemdir. Buna göre, bir cinayet suçu işlendiğinde kâtil tespit edilemez ve maktul de yerleşim birimine yakın bir yerde bulunursa, oranın halkından kim onların şeriatlarında tanımlandığı gibi gelir de kurban edilen ineğin üzerinde elini yıkarsa o cinayeti işlememiştir. Bunu yapmayan kimsenin kâtil olduğu ortaya çıkar. (Menâr, I-351). İdribuhu bi ba‘dıha benzeri deyimsel bir ibare Eski Ahid’de de geçer (Tesniye 21:1-9). [138] Buradaki “ölüyü diriltme” şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “Kim bir hayat kurtarırsa, bütün insanlığı kurtarmış gibi olur” (5:32). Yine “kısasta sizin için hayat vardır” âyetindeki “hayat” da bu anlamdadır. Âyet, kesin deliller olmadan herhangi birinin cinayet suçundan yargılanarak ölüme mahkûm edilmesinin önüne geçmeyi, ölüyü diriltmek olarak nitelendiriyor. Zira cezası ölüm olan bir yargılamada yanlışlık, telafisi imkânsız bir hatadır. Bu konu aşağıya metni alınan A. Vahhap En – Necar’ın eseri olan (قصص الانبياء) ile (تفسير المنار) ve (زهرة التفاسير) adlı eser ve tefsirlerde geçiyor. Ayrıca konuyla ilgili İsmail Yakıt’ın Meal Açıklaması da şöyledir: 54’’ … İsrailoğullarında faili meçhul cinayetlerde faili bulmak için bir yöntem/kural vardı. Katili ortaya çıkarmak için, önce bir sığır kesilir, şüpheli kişiler üzerine ellerini yıkamak suretiyle katili bilmediğine dair yemin ettirme yöntemi kullanılırdı. (Tevrat, Tesniye, 21/1-9). Katili bulmak için yapılan bu yöntemde şüphelinin telaşı, psikolojik davranışı, heyecanı vb. kendini ele verdirirdi. İslam hukukunda da “kasâme” adı verilen yönteme işaret vardır. (Bkz. A. Şener, C. Sofuoğlu ve M. Yıldırım’ın meâli) Ayette “Bu yöntemi uygularsanız bazı cinayetlerin faillerini bulabilirsiniz” iması vardır. Cinayetin engellenmesi veya hayatın korunması anlamına gelen güzel bir sembolik ifadedir. Böylece ferdi intikam olayları, kesin delile dayanmayan yanlış hukuki kararların önlenmesine işaret etmektedir. Burada ayrıca faili meçhul bir cinayetin failinin bulunmasıyla adeta ölü dirilmiş gibi olur yani vicdanlar rahatlar.
...والظاهر مما قدمنا أن ذلك العمل كان وسيلة عندهم للفصل في الدماء عند التنازع في القاتل إذا وجد القتيل قرب بلد ولم يعرف قاتله ؛ ليعرف الجاني من غيره ، فمن غسل يده وفعل ما رسم لذلك في الشريعة بريء من الدم ، ومن لم يفعل ثبتت عليه الجناية . ومعنى إحياء الموتى - على هذا - حفظ الدماء التي كانت عرضة لأن تسفك ، بسبب الخلاف في قتل تلك النفس ، أي يحييها بمثل هذه الأحكام ، وهذا الإحياء على حد قوله - تعالى ( ومن أحياها فكأنما أحيا الناس جميعا (تفسير المن Bkz.1- ( قصص القران ) للمرحوم استاذ عبدالوهاب النجار ) – 2- محمد رشيد ( تفسير المنار ) 3- محمد ابو زهرة ( زهرة التفاسير))