close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 63. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż eḣażnâ mîśâkakum verafa’nâ fevkakumu-ttûra ḣużû mâ âteynâkum bikuvvetin veżkurû mâ fîhi le’allekum tettekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gene bir vakit sizden söz almıştık, Tur dağını üstünüze yüceltmiştik. Size verdiğimiz kitabı azimle alın, sakınanlardan olmak için de içindeki emirleri anın demiştik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Beni İsrail!) Hani o zaman sizden misak (sağlam bir söz ve ahit) almış ve (kahrımızı ve kudret harikamızı göresiniz diye) Tûr’u üstünüze yükseltmiştik (Tûr Dağı’nı göğe doğru kaldırıp üstünüze düşecek gibi göstermiştik ve demiştik ki:) "Size verdiğimize (Tevrat hükümlerine ve Hz. Musa’nın öğütlerine) sımsıkı yapışın ve onda olanı (İlahi kuralları sürekli) hatırlayıp (uygulayın, olur) ki böylelikle (küfür ve kötülükten) sakınasınız (takvaya ulaşıp korunasınız)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hani bir zamanlar, Tur dağını üzerinize yükselterek sizden sağlam bir söz almıştık ve size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sımsıkı sarılın, Tevrat'ta olanları devamlı hatırlayın ki, yolunu Allah'ın kitabıyla bulan müttakilerden olasınız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim, sizin ciddi ve samimi taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Tûr'u üstünüze kaldırıp, “Size verdiğimize, kitaba sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın. İçindekileri ezberleyin, iyi düşünüp tahlil edin. Umulur ki, Allah'a sığınmanıza, emirlerine yapışmanıza, günahlardan arınıp, azaptan korunmanıza, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmanıza, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanıza vesile olur." demiştik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/171; 23/20; 95/2.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani sizden kesin bir söz almış ve Tur dağını üstünüze yükseltmiştik. "Size verilen Kitab'a sımsıkı yapışın ve içinde olanları sürekli anın ki, belki böylelikle (fenalıklardan) sakınırsınız."
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) 'Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın, ki sakınasınız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakit de, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam söz almıştık; Tûr'u da (söz veresiniz diye tehdîden yerinden sökerek) üstünüze kaldırıb demiştik ki: “- Size verdiğimiz kitabın hükümlerini kuvvetle tutun ve içindekinden gâfil olmayın, onları hatırlayın; gerek ki cehennemden ve isyandan korunursunuz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine bir vakit sizden söz aldık ve Tur dağını üzerinizde yükselttik(*) ki; size verdiğimiz (vahiy kitabını) sıkıca tutun, onun içindekilerini iyice hatırlayın. Belki bu şekilde korunursunuz.
(*) Tur dağı, vahiy mesajlarına mazhar olmakla manen yükselmiş oldu.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hani sizden sağlam bir söz almış, Tûr'u da üstünüze kaldırmış ve “Size verdiğimiz kitabın hükümlerine sımsıkı sarılınız, içinde olanları hatırlayınız ki, ruh olgunluğuna ulaşasınız” demiştik.[22]
[22] Mîsâk/söz kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 502-503.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ne zaman ki biz sizlerden ahdalmıştık, üstünüze Tûr'u yüceltmiştik, kuvvetle alınız verdiğimizi, içinde olanı unutmayınız, ola ki sakınasız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani, (şiddetli bir sarsıntı ile) Tûr (-i Sina) dağını üzerinize (düşüverecek gibi) yükselttiğimiz sırada sizden söz almıştık ve size şöyle emretmiştik: “Size verdiğimiz mesaja sımsıkı sarılın, onun muhtevasını hatırdan çıkarmayın ki bu sayede (kötülüklerden) korunasınız.”
Cemil Said
swap_vert close
Sizin ’ahdinizi kabûl itdiğimiz ve başınızın üstüne Cebel-i Tûr’ı ta’lîk itdiğimiz vakit size virdiğimiz kânûnları kabûl idiniz ve muhteviyâtını düşününüz didik. Belki Allâh’dan korkarsınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. "Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demiştik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hatırlayın ki, sizden sağlam bir söz almış, üzerinize de dağı kaldırmıştık. “Size verdiğimizi sıkı tutun, onda bulunanları daima hatırlayın; umulur ki korunursunuz” (demiştik).
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağının altında, size verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, korunursunuz (demiştik de);
Edip Yüksel
swap_vert close
Sina dağını üzerinize kaldırarak bir zamanlar sizden söz almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle sarılın, içindekileri hatırlayın ki korunasınız," demiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir vakit de misakınızı almıştık, ve Turu üstünüze kaldırıp demiştik ki verdiğmiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekinden gafil olmayın, gerek ki korunursunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, (Tevrât’ın hükümleri ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış (ancak vermiş olduğunuz ahdi bozmanız sebebiyle, kudretimizle) Tûr dağını üzerinize kaldırmış ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, “Size verdiğimiz Kitâb’ı (Tevrât’ın hükümlerini) kuvvetle tutun (onunla amel edin), içerisindekileri hatırınızdan çıkarmayın, (gaflete düşmeyin)” buyurmuştuk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani bir zamanlar, takva sahibi olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sizden söz almıştık. Ve Tur'u¹ üzerinize kaldırmıştık.
1- Musa'yı dağa çıkarmıştık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani sizden (Tevrat ile âmil olacağınıza dâir) sapasağlam söz almışdık, «Tur» u da (tepenize iniverecek bir durumda) üstünüze kaldırmışdık, (ve demişdik ki:) «Size verdiğimiz (Kitab) ı (n hükümlerini) kuvvetle tutun, onda onlar (la amel etmek lüzumun) u hatırlayın. Tâ ki (cehennemden, günahlardan) sakınmış olasınız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve bir zaman sizin sağlam sözünüzü almış, Tûr (dağın)ı da üzerinize (hemen yıkılacak bir vaziyette) kaldırmıştık. “Size verdiğimiz (Kitâb)ı kuvvetle tutun ve içinde bulunanları (amel ederek) hatırlayın ki, (günahlardan) sakınasınız!” (buyurmuştuk).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman Tu’ru (Sina dağını) üzerinize yüksek tutarak (dağın eteğinde) sizden söz almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle (sımsıkı) sarılın, içindekileri (onda olanı) anımsayın ki sakınasınız (demiştik).*
(*) İsariloğullarının o zaman, dağın gölgesinde oldukları beyan edilmektedir. Bazen büyük bir dağın çıkıntısı böyle bir gölge oluşturur. Burada dağın yerden koparılarak üzerlerine kaldırılması söz konusu değildir. Mesela: 88/13 Gaşiye sûresinde (فيها سرر مرفوعة) ’’Orada yükseltilmiş tahtlar vardır’’ ve yine 56/34. Vakia sûresinde de ( وفرش مرفوعة) ‘’ve furuşun merfuatun’’ Ve onlar yükseltilmiş döşekler üstündedirler.’’ İşte bunlar için (مرفوعة) ‘’merfuetun’ yani yükseltilmiş ifadesi kullanılmıştır, ama ne o tahlar ne o döşekler havada duruyor, yani bunlar cennetin zemini üzerinde olup yerden kopuk değillerdir. İşte bu ayette geçen (رفعنا)’’refeana’’Dağı onların üzerinden yüksek tuttuk’ ’kelimesi de aynıdır. Buna göre Allah onların üzerinde dağı havaya kaldırmamıştır, fakat kendilerinden misak alınınca onlar dağın eteğinde, yani altında idiler. Mevcut Tevrat nüshalarında ise bu konuda net bir bilgi yoktur. Sadece Çıkış kitabında (19/18; 20/18-19) Sînâ dağının tüttüğünden, dağın dumanından ve titrediğinden söz edilmektedir… Konuyla ilgili aşağıdaki (التحرير والتنوير) metnine bkz: Ayrıca yüce Allah tehdit ederek, korkutarak onlardan misak alacak durumda da değildir. Eğer korkularından dolayı misakı kabul etseler bunun ne anlamı kalır? Firavun da suda boğulacağını anlayınca iman etti de neden imanı kabul edilmedi? Haşa yüce Allah tehdit, korku ve zorlama ile mi onlardan misakı alacak? Herşeye gücü yeten yüce Allah hakkında böyle bir şey düşünmek mümkün mü? Bu nedenle Tur dağı yerinden sökülmemiş, belki dağın yamacında onlardan bu misak alınmıştır. ‘’ الله اعلم ‘’Ayette geçen (فوق )‘’favk ‘’kelimesinin anlamı bu şekilde olduğuna dair Ahzap 10. ayette de bulunuyor. Bunula ilgili detaylı bir açıklama aşağıya alınmıştır. (جَاؤُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ) Ahzab-10: ‘’Hani onlar size hem üst tarafınızdan (ِمن فَوْقِكُمْ hem de alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.’’ İşte nasıl ki Ahzab-10. ayette geçen ( فوق )‘’favk‘’ kelimesi, aşağının zıddı olan yere bitişik yukarı ise, Nisa-154. ayette de geçen (فَوْقَهُمُ ) kelimesini de bu anlamda değerlendirmek daha uygun olur. Yani misak sırasında onlar Tur’un yamacında ve aşağısında bulunup, Tur’un yerinden sökülüp üzerlerine kaldırılması söz konusu değil. Bu nedenle Tur, onların yukarı tarafında bulunuyordu şeklinde algılamak daha uygundur. İşte o esnada korkunç bir manzara/ deprem sarsıntısı meydana gelmiş ve dağ adeta İsrail oğullarının tepesine çökecek gibi görünmüştür. Ayrıca İbni Arabi ve el-Kâşani de‘’{turu üstünüze yükselttik} ifadesini‘’beyninizi, mânâları anlayabilecek ve kabul edebilecek şekilde geliştirdik.’şeklindedir, demişler. Dağın yükseltilmesinin“havaya kaldırma”anlamı taşımadığı için bkz: (M. İslamoğlu Meal Açıklaması 7:171 ve not 136) وليس في كتب بني إسرائيل ولا في الأحاديث الصحيحة ما يدل على أن الله قلع الطور من موضعه ورفعه فوقهم وإنما ورد ذلك في أخبار ضعاف فلذلك لم نعتمده في التفسير وذلك حينما تجلى الله لموسى عليه السلام في الطور تجلياً خاصاً للجبل فتزعزع الجبل وتزلزل وارتجف وأحاط به دخان وضباب ورعود وبرق كما ورد في صفة ذلك في الفصل التاسع عشر من سفر الخروج وفي الفصل الخامس من سفر التثنية فلعل الجبل من شدة الزلازل وما ظهر حوله من الأسحبة والدخان والرعود صار يلوح كأنه سحابة، ولذلك وصف في آية الأعراف (171) بقوله: { وإذ نتقنا الجبل فوقهم كأنه ظلة } [نتقه: زعزعه ونقضه] حتى يخيل إليهم أنه يهتز (التحرير والتنوير.) . إذ الرفع والارتفاع هو جعل الشيء - أو أن يكون الشيء - رفيعا عاليا كما قال - تعالى -: { فيها سرر مرفوعة } [الغاشية: 13] وقال: { وفرش مرفوعة } [الواقعة: 34] فكل من السرر والفرش تكون مرفوعة وهي على الأرض. وقوله - تعالى - في آية الأعراف: { وإذ نتقنا الجبل فوقهم كأنه ظلة } [الأعراف: 171] ليس نصا أيضا في كون الجبل رفع في الهواء. فأصل النتق في اللغة: الزعزعة (تفسير المنار) قال الراغب: نَتَقَ الشيءَ: جَذبه ونَزعه حتّى يَسترخي، كنَتقِ عُرَى الحِمل قال تعالى: ( وَإِذْ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ ) وهذا يُعطي معنى: التَزعزُع في قُلَلِ الجبل وانتزاع صخورٍ عظيمة منها وتَدلّيها جانبيّاً مُطلّةً على القوم وهم في أسفل، وكانت كأظلّةٍ مطلّةٍ عليهم، والأظلّةُ كما تصلح من علوٍّ كذلك تصلح من جانب، وفي كلتا الصورتَين تصدق الفوقيّة.وبذلك اتّضح معنى قوله تعالى: ( وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ ) أي رفعناه جانبيّاً، لا شيء سواه (شبهات وردود حول القران الكريم ) وهناك من يقول إن زلزالا شديدا ضرب الجبل، بحيث كان يرى بنو إسرائيل ظل قمة الجبل على رؤوسهم من شدة الاهتزاز، وترقبوا أن يسقط الجبل عليهم، لكن الزلزال هدأ بفضل الله واستقر الجبل : المصدر (الأمثل في تفسير كتاب الله المنزل - الشيخ ناصر مكارم الشيرازي - ج ١ - الصفحة ٢٦٠) وأخرج ابن جرير عن ابن عباس قال‏:‏ الطور الجبل الذي أنزلت عليه التوراة، وكان بنو إسرائيل أسفل منه‏.‏( الدر المنثور في التفسير بالمأثور)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizden kesin söz alıp, sizleri yeryüzünde hatırlı (bağımsız) bir toplum haline getirdiğimizde, “Size verdiğime kitaba sımsıkı sarılın, kitabın içindekileri (emirlerimi ve tavsiyelerimi) hatırlayın ki, umulur ki sakınırsınız” demiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün sizden söz almıştık da Sina dağını başınızın üstüne yükseltmiştik. « Size verdiğimiz Kitap’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün ki, sakınmış olasınız» demiştik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani sizden misak [²] almış, Tur/u da üzerinize kaldırmışdık, «— size getirdiğimiz Kitabı, kemal-i ciddiyetle alın, onda olanı hatırlayın, tâ ki mütteki olasınız» demişdik.
[2] Tevrat ile âmil olacağınıza dair sizden aht ve peyman yeminli ahit almışdık.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani sizden kesin söz/teminat [mîsâk] almış ve Tur-ı (Sina’yı) üzerinize kaldırmış⁵¹ ve “Size verdiğimiz şeye sımsıkı sarılın, içinde olanları hatırlayın. Ola ki sorumluluk bilincine varırsınız” (demiştik).
51 Dağın üzerlerine kaldırılması bir deyimdir. Dağın şahit tutulması demektir. Bu konu Kitab-ı Mukaddes’te, Ahd-i Atik/Tevrat’ta da geçer. Bkz., (Çıkış, Bab: 19/16-20).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani sizden kesin söz almış ve Tur dağını üstünüze çıkararak, “Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekileri hatırlayın; umulur ki takvaya erersiniz (demiştik).”
(Bu olay Kur’an’ın muhtelif yerlerinde, çeşitli şekillerde beyan edilmiştir. Allah Tealâ ile İsrail oğulları dağın eteğinde ahit yaparlarken, korkunç bir manzara meydana gelmiş ve dağ adeta İsrail oğullarının tepesine çökecek gibi görünmüştür. Bu olay Talmut’ta şöyle anlatılır: “O kutsal varlık, Sina dağını büyük bir tekne gibi onların üstüne kaldırdı ve, “Tevrat’ı kabul ederseniz iyi olur, yoksa burası mezarınız olur” dedi.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey İsrail Oğulları, hatırlayın: Hani Allah’a verdiğiniz sözün önemini iyice idrâk etmeniz ve bu antlaşmayı bozduğunuz takdirde doğabilecek vahim sonuçları belleklerinizde hep canlı tutabilmeniz için, Sînâ dağını yerinden söküp, tıpkı bulut gölgesi gibi tepenize yükselterek, sizden şu kesin sözü almıştık: “Size bahşettiğimiz ilâhî vahye sımsıkı sarılın ve içindeki temel hayat prensiplerini sürekli aklınızda ve gündeminizde tutun ki, yeryüzünde adâlet, barış ve huzur ile O’na kulluğu sağlayarak kötülüklerden sakınıp korunabilesiniz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, sizin mîsâkınızı (açık ve kesin bağlılık sözünüzü) aldık. Tûr’u / Dağ’ı üzerinize kaldırdık. Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun! İçindekileri belleyip düşünün! Umulur ki sakınıp korunursunuz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatırlarsınız, yüce Tûr Dağı'nda sizden sıkı söz almış: " verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın, geleceğinizi sağlama alabilmeniz için de onun içindekileri dilinizden düşürmeyin " demiştik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! “Yasalarımıza uyacağınıza dair sizden sağlam bir söz almış, size Tûr dağının gölgesinde güzel bir yaşam alanı göstermiş, hata yapıp günah işlemekten sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitabı sıkı tutun, Kitabın içindekileri düşünün, Kitapla emrettiğimiz yasalara uyun, Asla insanların yasalarına uyarak Rabbinize karşı suç işlemeyin!" demiştik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) [*] Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. (Onlara) “Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun) [*] ve içinde olanı hatırlayın ki [takvâ]lı olabilesiniz.” (demiştik).
Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü’minûn 23:20 ve Tîn 95:2’dir.,Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Bir zamanlar dağı¹ (bir gölgelik gibi) üzerinize kaldırarak sizden bağlayıcı söz almış ve: “Eğer Allah’tan hakkıyla sakınmak istiyorsanız size verdiğimiz (kitaba) sımsıkı sarılın ve içerisindekileri hatırınızdan çıkarmayın.” demiştik.
1 Bazıları, bu dağın, “Sina Dağı” olduğunu, bazıları da herhangi bir dağ olduğunu söylemişlerse de burada esas olan; İsrâil Oğullarının Allah’a zorla îman ettiklerini, Allah’ın insanları kendisine böyle de îman ettirme gücüne sahip olduğunu ifâde etmektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İŞTE O ZAMAN, Sina Dağı’nı üzerinize yükselterek ⁵¹ ciddî ve samimî (görünen) taahhüdünüzü kabul etmiş ve “Size bahşettiğimiz şeye [bütün] gücünüzle sımsıkı sarılın ki Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız!” [demiştik].
51 Lafzen, “ve dağı (Tûr) üzerinize yükselttik”: yani yüksek dağın, aşağıda 83. ayette dile getirilen ciddî ve samimî taahhütlerinize şahitlik yapmasını sağladık. Bütün çevirim boyunca et-Tûr ibaresini “Sina Dağı” olarak çevirdim, çünkü (Kur’an’da) daima bu anlamda kullanılmıştır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizden sapa sağlam misak/söz almış, dağı da üzerinize kaldırmış “Allah’a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun.” demiştik. 2/83, 7/171, 43/43
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİR zaman da (Sina) Dağı(nı)[¹²⁷] başınıza dikip sizden (şöyle) söz almıştık:[¹²⁸] Size verdiğimiz mesaja sımsıkı sarılın, onun muhtevasını hatırdan çıkarmayın ki[¹²⁹] takvaya ermeyi umabilesiniz.
[127] “Ulu dağ” ya da “yüce dağ” anlamına gelen tûr, birçok yerde sıfatıyla değil Seynâ/Sînâ adıyla anılmıştır (Msl: 23:20). Biz de bu sıfatla kullanıldığı tüm yerlerde Sînâ adını parantez içinde zikrettik (Krş: 28:29). Dağın yükseltilmesinin “havaya kaldırma” anlamı taşımadığı için bkz: 7:171 ve not 136. [128] İki cümlelik bu ibarenin çevrilmesinde vavın konumundan kaynaklanan bir zorluk vardır. Eğer vav bağlaç olarak alınırsa cümlenin çevirisi “sizden söz almış ve (Sina) Dağı(nı) başınıza dikmiştik” şeklinde olmalıdır. İç bağlamı gözeten çevirimiz, vav’ın hâl oluşuna dayanır. [129] Ebu’d-Derda naklediyor: “Nebi ile birlikteydik. Bir ara gözlerini semaya kaldırdı ve dedi ki: Gün gelir ilim insanları terk eder, insanların onda hiç nasibi kalmaz. Ziyad b. Lebid sordu: İlim bizi nasıl terk edebilir ki? Biz Kur’an’ı okuyoruz ve bundan böyle de vallahi okumaya devam edeceğiz, hanımlarımıza, oğullarımıza okutacağız. Rasulullah cevap verdi: Anan seni kaybetsin ey Ziyad! Ben de seni Medinelilerin akıllısı sanırdım; Yahudilerin ve Hıristiyanların elinde de Tevrat ve İncil yok muydu?” (Tirmizî, İlim 5)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey İsrailogulları) bir vakit sizden (Tevrat ile amel edeceğinize dair) kesin söz almış; Tur'u üzerinize kaldırmış ve size "Verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekilerden gafil olmayın; (Tevrat’taki hükümleri okuyup, onunla amel edin) ki (Rabbinizin azabından) korunanlardan olabilesiniz" diye emretmiştik
Osman Fırat
swap_vert close
Ve bir zaman sizden söz almış, üzerinize dağı kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun, içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız, " (demiştik).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hani bir vakitte misakınızı almış, Tûr'u da üzerinize kaldırmış, «Size verdiğimizi kuvvetle ahzediniz, onda olanı zikreyleyiniz ki, ittika etmiş olabilesiniz» demiştik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey İsrail'in evlatları! Bir vakit de Tevratı uygulayacağınıza dair sizden söz almış, sonra bu ahdi bozduğunuz için Dağı üzerinize kaldırarak demiştik ki: «Size verdiğimiz Kitaba kuvvetle sarılın ve muhtevasını iyi inceleyip ders alın ki kötü akıbetten korunasınız.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir zaman da sizin sözünüzü almış, üzerinize dağı kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun, içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız," (demiştik).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunı da yâd idiniz ki sizden 'ahid ve mîsâkınızı aldık ve dağ parçasını üzerinize kaldırarak virdiğimiz şeyi (Tevrat'ı) 'azim ve kuvetle alınız ve onda münderic şeyleri tezekkür idiniz. Tâ ki (helâkden ve 'azâbdan) kurtılasınız, didik.[¹]
[1] Mûsâ 'aleyhisselâm nâzil olan Tevrat'ı Benî İsrâîl'e teblîğ ile icrâ ahkâmını emr iyledikde tekâlif-i ilâhiyeyi ağır bularak kabûlden imtinâ' iylediklerinden cesîm bir kaya parçasını Cebrâîl 'aleyhisselâm üzerlerine kaldırdı. Dağ parçası üzerlerinde mu'allâk durır iken Tevrat'ı alın ve ahkâmını icrâ idin emri virildi. Korkularından yere kapanub kitâbı kabûl itdiler, ahkâmını icrâ ve evâmirine itâ'at ve inkıyâdı va'd iylediler ve sonra bu 'ahid ve va'adlerinden döndiler.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün üstünüze Tur’u [*] kaldırarak kesin söz almıştık: “Size verdiğimize sıkı sarılın, onda olanı aklınızdan çıkarmayın ki kendinizi koruyabilesiniz!” demiştik.
[*] Tûr, Sina yarımadasında bir dağdır. Musa ve Harun aleyhisselama elçilik görevi orada verilmiştir. (Meryem 19/51-53)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizden sapa sağlam söz almıştık. Dağı da üzerinize kaldırmış:-Allah'a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun, demiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine hatırlayın o zamanı ki, üzerinize Tur Dağını yükselterek sizden söz almış, “Size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sarılın; onda olanları hatırlayın ki korunmuş olasınız” demiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hani, sizden şu şekilde kesin söz almış da Tûr'u üzerinize kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayıp zikredin ki, sakınabilesiniz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim ŧuttuķ 'ahduñuzı ķavluñuzı; daħı götürdük üzerüñüze ŧaġı: “aluñ anı kim virdük size becidlig ile; daħı anuñ anı kim anuñ içindedür; anuñ-içün kim siz śaķınasız ya'nį ma'śiyetlerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim ‘ahdlerüñüzi alduḳ. Daḫı götürdük sizüñ üstüñüze Ṭūrṭaġını. Eyitdük ki: Aluñuz ol kitābı kim size virdük cidd ü cehd eylemek bile.Daḫı ẕikr eyleñüz anuñ içinde olan buyruḳları. Ola kim taḳvā üstine olasız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey İsrail oğulları!) Sizdən əhd-peyman aldığımızı və Tur dağını başınızın üzərinə qaldırdığımızı xatırlayın! (Biz: ) “Sizə göndərdiyimizi (Tövratı) möhkəm tutun, içindəkiləri unutmayın ki, bəlkə, pis əməllərdən çəkinəsiniz” - (deyə əmr etmişdik).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (remember, O children of Israel) when We made a covenant with you and caused the Mount to tower above you, (saying): Hold fast that which We have given you, and remember that which is therein, that ye may ward off (evil).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember We took your covenant and We raised above you (The towering height) of Mount (Sinai)(78) : (Saying): "Hold firmly to what We have given you and bring (ever) to remembrance what is therein: Perchance ye may fear Allah."
78 The Mountain of Sinai (Tural 5mm), a prominent mountain in the Arabian desert, in the peninsula between the two arms of the Red Sea . Here the Ten Commandments and the Law were given to Moses. Hence it is now called the Mountain of Moses (Jabal Musa). The Israelites encamped at the foot of it for nearly a year. The Covenant was taken from them under many portents (Exods. 19:5, 8, 16, 18), which are described in Jewish tradition in great detail. Under thunder and lightning the mountain must indeed have appeared an awe-inspiring sight above to the Camp at its foot. And the people solemnly entered into the Covenant: all the people answered together and said, "All that the Lord hath spoken we will do:" (Cf. 7:171, n. 705, and n. 97).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
اَخَذْنَا
almıştık
م۪يثَاقَكُمْ
sağlam sözünüzü
وَرَفَعْنَا
ve kaldır- mıştık
فَوْقَكُمُ
üstünüze
الطُّورَۜ
Tûr'u
خُذُوا
tutun
مَٓا
o şey- leri ki
اٰتَيْنَاكُمْ
size verdik
بِقُوَّةٍ
kuvvetle
وَاذْكُرُوا
ve zikredin
مَا
o şe- yi ki
ف۪يهِ
için- dedir
لَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
تَتَّقُونَ
takvâlı olursunuz
Hani, (Tevrât ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr (Dağı'n)ı da üstünüze kaldırmıştık. "Size verdiğimiz (bu Tevrât)ı kuvvetle tutun ve (her anda Allah'ı) zikredin, umulur ki takvâlı olursunuz (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışırsınız)" (demiştik).
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
فَوْق
İsim
ف و ق
Üstünde, yukarıda
طُور
İsim
ط و ر
Tûr (dağı)
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
قُوَّة
İsim
ق و ي
Kuvvet, güç, sağlamlık
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu