close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vettekû yevmen lâ teczî nefsun ‘an nefsin şey-en velâ yukbelu minhâ şefâ’atun velâ yu/ḣażu minhâ ‘adlun velâ hum yunsarûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Korkun o günden ki hiç kimse, bir başkasının yerine bir şey ödeyemez o gün; kimsenin kimseye şefaati kabul edilmez, kimseden karşılık da alınmaz, onlara yardım da edilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, (Allah’ın izin verdikleri hariç) hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidyenin (günah bedelinin) alınıp (salıverilmeyeceği) ve (hiçbir şekilde) yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunamayacağı, hiç kimseden aracılığın kabul edilmeyeceği, hiç kimseden cezasının affı için bedel alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün mutlaka gelip çatacağı takva bilinciyle yaşasanıza!
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kimsenin, hiçbir şekilde başkasının yerine sorguya çekilmeyeceği; başkasının başına geleceklerin bir kısmını bile göğüsleyemeyeceği; kâfir olarak ölenler için hiçbir şefaatçinin şefaatinin kabul edilmeyeceği; cezaların fidyeye çevrilmeyeceği, kimselere yardımın da yapılmayacağı bir günden, Allah'a sığınıp emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, kendinizi azaptan koruyun.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 26/100-101; 31/33; 37/25.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hiç kimsenin kimse adına bir şey yapamayacağı, kimseden bir şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve onların (hesaba çekilenlerin) bir yardım göremeyecekleri günden sakının.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de öyle bir azâb gününden sakının ve korkun ki, o günde (kıyamette) hiç bir kimse, hiç bir kimse adına bir şey ödeyemez, kimseden şefâat da kabul edilmez; azâbdan kurtulmak için kimseden bedel ve karşılık alınmaz. (Allah'ın azabından kurtulmak hususunda) o kâfirlere yardım da yapılmaz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki; kimse kimsenin hiçbir ihtiyacını gidermez. Onlardan şefaat kabul olmaz, fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez. (Demek dinlerde ırkçılık ve üstün insan kavramı yoktur.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hiç kimsenin başkasına fayda veremeyeceği, şefaatin kabul edilmeyeceği, fidye alınmayacağı ve yardım yapılmayacağı bir günden sakınınız.[18]
[18] Şefaat hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 419-426; XII, 431-432; XV, 410-411; XVI, 392-393; XVIII, 372-373.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bir kimse, bir kimsenin işine yaramıyan, hiçbir kimseden şefaat kabul olunmayan, karşılık da alınmıyan, yardım da olunmayan bir günden sakınınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiç kimseden (azaptan kurtulmak için) herhangi bir şefaat (bedel ve karşılık) kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara yardım da edilmez. 
Bkz. 2/123, 255; 6/51, 70; 10/3; 21/28; 34/23 ve şefaatle ilgili dipnotu; 53/26  
Cemil Said
swap_vert close
Bir nefsin diğer nefse hiç bir fâidesi olmıyacağı ve kimsenin kimseden şefa’at ve mu’âvenet intizâr idemiyeceği günün geleceğinden korkınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.[15] Onlara yardım da edilmez.
Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Öyle bir günden korkun ki, o gün kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, hiçbir kimsenin yerine başkası kabul edilmez; onlara asla yardım da yapılmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.
"Şefaat" mitolojisi dünyanın birçok dininde yaygın bir inançtır. Şeytan, Muhammed'in tüm ümmeti için şefaat edeceği yalanını müslümanların inancına sokmuştur. Kuran bu şeytani inancı reddeder; Muhammed hiçkimseyi kurtaramaz. Muhammed'in şefaat ederek kendilerini Allah'tan kurtaracaklarına inananlar, Muhammed'in ahiretteki biricik şikayetine muhatap olacak ve umdukları şefaat tam tersine gerçekleşecek (25:30). Kuran'a göre şefaat, gerçeğe tanıklık etmekten ibarettir (20:109; 43:86; 78:38). Her gün namazlarında okudukları Açılış (Fatiha) suresiyle sadece Allah'tan yardım isteyeceğine söz veren sözde müslümanların, namazdan hemen sonra, kendilerini işitmeyen, kendisine bile yarar ve zarar vermekten aciz olan Muhammed'den (39:30 ve 16:20-21) yardım dilemeleri ne büyük bir çelişkidir! Açılış suresinde geçen "Maliki yevmid-Din"; yani "Yargı gününün Sahibi" ifadesi, konuyu tek başına açıklamaya yeter (82:17-19). Ayrıca 2:123, 254; 3:80; 5:109; 6:51; 6:70, 82, 94; 7:53; 9:80; 10:3, 18; 13:14-16; 19:87; 33:64-68; 34:23, 41; 39:3, 44; 43:86; 53:19-23; 74:48; 83:11 ayetlerine bakınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şeödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir.
Emrah Demiryent
swap_vert close
Artık öyle bir günden korkun ki o gün (azabımızdan kurtulmak için) hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. (Allah’ın izni olmadan) hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, ondan (azaba müstahak olandan, günahlarına bedel olmak üzere) fidye de alınmaz. Onlara (azabımıza müstahak olanlara) yardım da edilmez.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hiç kimsenin başkası adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaatin¹ kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.
1. Kur'an, Allah'tan başka birilerinin “şefaat” edeceği anlayışını ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre bu anlamda şefaat kesinlikle yoktur. Bu nedenle şefaatin varlığına inanan bir kimse Allah'a eş koşmuş sayılır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ve öyle bir günden korkun ki (o günde) hiçbir kimse, hiçbir kimse nâmına bir şey ödeyemez. Ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve öyle bir günden sakının ki, (o gün) kimse, kimse nâmına bir şey ödemez, ondan(Allah'ın izni olmadıkça) bir şefâat de kabûl edilmez, ondan bir fidye de alınmaz ve onlar yardım (da) olunmazlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve öyle bir günden (kıyamet gününden) sakının ki o günde hiçbir kimse başkası için herhangi bir fayda sağlayamaz. (Peygamberler dâhil makamı, rütbesi ne olursa olsun) Hiç kimseden şefaat kabul olunmaz. Hiç kimseden karşılık alınmaz ve onlara yardım da edilmez. *
(*) Kur’an’ı Kerim, kıyamet gününde Allah’tan başka birilerinin “şefaat/yardım” edeceği anlayışını ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur’an’a göre bu anlamda şefaat kesinlikle yoktur. Bu nedenle kıyamet gününde birilerinin şefaat edebileceğine inanmak çok yanlıştır. Çünkü ayette (ولَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ)’’ o gün hiçbir kimseden şefaat kabul olunmaz’’ denilmektedir. İzne bağlanan şefaat ise, ahirette değil, dünyada iken peygamberlerin kendi ümmetlerine ve muvahhidlerin/müminlerin birbirlerine yaptıkları dua ve istiğfardan ibarettir. Zira şefaatin ahiretle bir alakası yoktur, dua ve istiğfarın/şefaatin yapıldığı yer dünya hayatıdır. Çünkü ahiret, iman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua ve istiğfar etme yeri değildir, bütün bunlar orada geçersizdir. Bunlar ancak dünyada olur, ama bunlar kabul olursa menfaati ahirettedir. Bunun şiari şöyledir: (الشفاعة في الدنيا وحصادها في الاخرة) ‘’şefaat dünyadadır, hasadı/ürünü almak/ ise ahirettedir. Kur’an, ahirette “şefaat edilme ”anlayışını ve inancını kesin olarak reddetmektedir. Yani o gün hiçbir kimse, bir kimseye şefaat/yardım edemeyecektir. Kur’an’ın bazı ayetlerinde izne bağlanan şefaat/ dua ve bağışlanma dileği/ ise, dünyadadır, ahirette değil. Yani yüce Allah dünyada iken bir kimse için dua edilmek ve istiğfarda, yani şefaatte bulunmak için izin vermişse, dünyada onun için dua edilir ve onun için bağışlanma/ şefaat talabinde bulunulabilir. Peki, yüce Allah dünyada kimler için bağışlanma/şefaat talebinde bulunulma izni veriyor? Cevap: Bu izin ancak muhavvid/ mümin insanlar için verilir, muvahhid olmayanlar için bu izin verilmez. Örneğin: Dünyada iken Hz. İbrahim babası için yüce Allah’tan bağışlanma, yani şefaat etme talebinde bulunuyor, ama babası müşrik olduğundan yüce Allah Hz. İbrahim’e izin vermiyor. Yine Hz. Nuh kendi oğlunun kurtuluşu için yüce Allah’a yalvarıyor/şefaatte bulunuyor, ama yüce Allah onun oğlunun da müşrik olduğundan şefaatini reddediyor. Ve yine Hz. peygamber bazı münafıklar için yüce Allah’tan bağışlanma/şefaatte bulunma talebinde bulunuyor, ama onlar da muvahhid olmadıklarından yüce Allah Hz. Peygamberin de onlara yapacak dua ve istiğfarı/şefaati reddediyor. Konuyla ilgilil ayetler için bakz: (Tevbe-80 ve 84. ayetler) Demek ki, peygamberlerin dünyada kendi ümmetleri için yüce Allah’a yalvarıp bağışlanmaları istemeleri onların şefaatidir, dünya hayatında müminin mümin için yaptığı dua ve bağışlanma talebi, birbirlerine olan şefaatidir. Çünkü istiğfar = şefaattir. Zaten Nisa sûresindeki (مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا ۖ وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سيئة الخ) 84. ayetten de anlaşıldığı gibi şefaat ahirette değil, dünyadadır. (الله اعلم) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiçbir kimse, diğer bir kimsenin cezasını ödeyemez, o kimseden şefaat kabul edilmez, cezasını karşılayacak bedel alınmaz ve onlara yardım da edilmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki o gün kimse kimsenin ödeyeceğini ödeyemez, kimse kimseyi kayıramaz, kimseden kurtulmalık alınmaz, onlara yardım da edilemez.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiçbir kimse hiçbir kimse için hiçbir şey ödeyemez, hiçbir kimseden şefaat kabul olunamaz, hiçbir kimseden ıvaz da alınamaz, onlara yardım da edilemez
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiç kimsenin bir başkasının cezasını çekmeyeceği, kimsenin hiçbir şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiçbir kimseden hiçbir karşılık [adl] alınmayacağı ve kendilerine yardım da yapılmayacağı bir günden kendinizi koruyunuz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez, hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve öyle bir Günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bedel ödeyemeyecek, hiç kimsenin başkasının kurtuluşu için aracılık, yani şefaat etmesine izin verilmeyecek, Allah katında sözü geçtiği varsayılan hiçbir varlık, insanları hak ettikleri cezadan kurtaramayacak, hiç kimseden kurtuluş fidyesi kabul edilmeyecek ve ilâhî yardımı hak etmeyen hiç kimseye yardım edilmeyecektir.Şefaat, bir suçlunun cezadan kurtarılması için aracılık etmektir. Kur’an, ancak Allah’ın dilediği kimselerin (10. Yûnus: 3, 20. Tâhâ: 109, 34. Sebe: 23, 53. Necm: 26), yine ancak O’nun izin verdiği kimselere (21. Enbiyâ: 28) şefaat edebileceğini bildirmiştir. Bu yüzden, aracıları memnun etmek için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için çaba gösterilmeli ve şefaat, yalnızca O’ndan istenmelidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir nefsin bir nefisden bir şey karşılık görmeyeceği, ondan şefaat kabul edilmeyeceği, fidye (kurtulma bedeli) alınmayacağı bir günden sakınıp korunun! Onlar yardım edilir de değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kimsenin kimseye hiçbir iyilik yapamayacağı güne karşı tedbirinizi alın. Çünkü o gün kimsenin şefaati sökmeyecek, kimseden bedel de kabul edilmeyecektir. Hasılı o gün kimseye yardım edilmeyecektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki; o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul edilmez. Suçlular cezalarıyla ortada kalırlar. Üstelik onların cezadan kurtulması için asla fidye alınmaz. Tarafımızdan onlara yardım da edilmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Öyle bir güne karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse, kimseden hiçbir şey gideremez; onlardan [şefaat] kabul edilmez; [*] kendilerinden fidye alınmaz; [*]onlara yardım da edilmez. [*]
Şefaatle ilgili ayetler Zümer 39:43-44. ayetleriyle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesajlar: Bakara 2:123; Âl-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14. ,Benzer mesajlar: Bakara 2:123; En‘âm 6:164; İsrâ 17:15; ‘Ankebût 29:12; Lokmân 31:33; Fâtır 35:18; Zümer 39:7; Necm 53:38; Mümtehine 60:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve kimsenin, kimseye hiçbir şekilde faydasının olmayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, hiçbir fidyenin alınmayacağı ve kimsenin de başkalarından yardım görmeyeceği (âhiret) gününden, sakının.¹
1 Mu’tezile, bu âyete dayanarak âhirette büyük günâh işleyenlere şefâatin olmayacağı kanaatine varmışlardır. Ehl-i Sünnete göre; buradaki şefâatin kabul olunmaması özellikle kâfirler hakkındadır ve hitâp, küfürde ısrar edenlere mahsustur. Veya buradaki şefâat; “iltimas, adamını bulma” anlamındadır. Bu sebeple de kendiliklerinden şefâat edebilirler düşüncesiyle Peygamberler ve velîlere tapınmamalı ancak Allah’a kul olunmalıdır. Çünkü O, istediğine istediği zaman şefâat ettirir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunamayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ³⁵ ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği Gün[ün mutlaka gelip çatacağı] bilinciyle yaşasanıza!
35 “Fidye almak” (‘adl), hem vekaleten kefaret (vicarious redemption) olarak adlandırılan Hristiyan doktrinine, hem de Yahudiler’in, “seçilmiş toplum”un -ki onlar kendilerini öyle görürler- Hesap Günü cezadan muaf olacağı şeklindeki saplantılarına açık bir işarettir. Bu her iki düşünce de Kur’an’da kesin olarak reddedilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki; o gün kimsenin kimseye faydası olmayacak, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve onlar yardım da görmeyecekler. 2/123, 2/254, 39/43-44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin[⁹⁷] kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi[⁹⁸] alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!
[97] Şefaat için iniş sürecinde ilk geçtiği 74:48’in notuna bkz. (Krş: 34:23 ve bu konuda yapılmış tüm Kur’an’ı kapsayan ayrıntılı bir sayım-döküm için bkz: 39:44, not 47). [98] Âyetteki ‘adlun kelimesinin anlamı Nebi’ye sorulduğunda, “fidye” şeklinde cevaplamıştır (Taberî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve öyle bir günden (kıyamet gününden) korkun ki o gün; kimse, başka bir kimse için bir şey ödeyemez, (herkes kendi derdine düşer, Allah'ın izni olmadıkça ) Kimseden şefaat kabul olunmaz. (Azaptan kurtulmak için varını yoğunu verse de, ondan) Fidye (kurtuluş bedeli) kabul edilmez ve onlara (o gibi kimselere) yardım da yapamaz!
Osman Fırat
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, cezasına denk bir karşılık da alınmaz. Onlara yardım da edilmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öyle bir günden korkunuz ki, o günde hiçbir şahıs hiçbir şahıstan dolayı hiçbir şey ödemez. Ve o şahıstan hiçbir şefaat kabul edilmez. Ve ondan hiçbir fidye alınmaz. Ve onlara ne de yardım olunurlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse başkasının yerine birşey ödeyemez, kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez. [31, 33; 26, 100-101; 37, 25]
Mu’tezile bu âyetten, büyük günah işleyenlere şefaatin fayda vermeyeceği sonucunu çıkarmıştır. Ehl-i sünnete göre âyet, kâfirler hakkındadır ve hitap, küfürde ısrar edenlere mahsustur. Zira İsrailoğulları, kendilerinin babaları ve dedeleri olan peygamberlerin, her hâl ve durumda, kendilerine şefaat edeceklerini iddia ediyorlardı. Bu âyet, bunu reddediyor. Yoksa şefaatin muteber olduğuna dair âyetler mevcuttur. İleride ele alınacaktır. Ayrıca kesin hadisler de vardır. Kabul edilmeyecek şefaat, herkesin kendiliğinden ve Allah’ın iznine bağlanmadan, yapılacağı düşünülen şefaatlerdir. Şu halde kendiliklerinden şefaat edebilirler zannıyla nebîlere ve velîlere tapılmamalı, ancak Allah’a ibadet etmelidir ki O, istediğine, istediği zaman şefaat ettirir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezasını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefaat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve öyle bir günden (rûz-ı mahşerden) sakınub korkınız ki onda bir nefs diğer bir nefsden bir şey ödemez (biri diğeri içün cezâ olunmaz) bir kimseden şefâ'at kabûl idilmez ve (günâhkârlardan) fidye ve bedel alınmaz ve onlara yardım da olunmaz [¹]
[1] Yahûdîlerin: Biz İbrâhîm ve İshak ve Ya'kûb 'aleyhisselâm evlâdıyız onlara olan münâsebet ve karâbetimiz sâyesinde âhiretde cezâ görmeyiz, onlar bize şefâ'at iderler dimeleri ve enbiyâya intisâbla iftihâr iylemeleri üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olmuş ve mahşer güni bir nisbet ve karâbetin fâide virmeyeceği beyân buyurulmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat [*] kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.
[*] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredât). Ayet, mahşer günü kimseye şefaat edilmeyeceğini açıkça bildirmektedir. Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de öyle bir günden korkun ki, ne kimse bir başkasının cezasını öder, ne kimseden şefaat kabul edilir,(29) ne kimseden fidye alınır, ne de onlar bir yardım görürler.
(29) Bu âyette şefaatten hiçbir şekilde yararlanamayacağı bildirilenler, yukarıdaki âyetlerin gelişinden de anlaşılacağı gibi, inkâr ehlidir; burada, kendilerini Allah huzurunda imtiyazlı mevkide gören Yahudilerin iddialarına cevap vardır. Şefaatle ilgili olan diğer âyetler ise bu âyetin mutlak ifadesinin sınırını çizmekte ve kıyamet gününde ancak Allah’ın izin verdiği kimselerin şefaat edebileceğini bildirmektedir. (Bk. 2:255, 10:3, 17:79, 19;87, 20:109, 34:23, 39:44, 53:26.) Mutezile, her ne kadar bu âyete dayanarak şefaati reddediyorsa da, bunun asıl nedeni, Mutezile inancına göre büyük günah sahiplerinin ebediyen Cennete giremeyecek olmasıdır. Onlara göre, büyük günah işleyenler ne mü’mindir, ne de kâfir; bunlar tevbe etmeden ölürlerse ebediyen azapta kalırlar. Günahların şefaatle bağışlanması böyle bir inanç sistemi içine yerleşmediği için, onlar, şefaatle ilgili âyetleri ve sahih hadisleri tevil etmek zorunda kalmışlardır. Mutezileden bu konuda ödünç görüş alarak şefaati reddedenlerin, bu noktayı dikkatten kaçırmamaları icap eder. Şefaatle ilgili olarak 17:79’un açıklamasında ayrıntı gelecektir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve sakının o günden ki, hiçbir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiçbir benlikten şefaat kabul edilmez, hiçbir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķorķuñ bir günden kim [4b] ḥācetsüz eylemeye bir nefsi bir nefsden nesene; daħı ķabūllenmeye ol nefsden şafa'at; daħı alınmaya andan yolu daħı anlar yarı virinilmeyeler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Hem şol günüñ ‘aẕābından ḳorḳuñ ki ol günde bir mü’mine bir kāfirden bir şeyiṣābet itmez. Ya‘nī īmān ṣāḥibi mü’miniñ nefs‐i kāfire şefā‘ati ḳabūl olunmaz, hemonlarıñ def‘‐i ‘aẕābı içün yardım da olunmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Qorxun o gündən ki, (Allahın izni və köməyi olmayınca) heç kəs heç kəsin karına gələ bilməsin (heç kəs heç kəsə öz əməlindən bir şey verə bilməsin), heç kəsdən şəfaət (bu və ya digər şəxsin günahlarının bağışlanması barəsində xahiş, iltimas) qəbul olunmasın, heç kəsdən (günahlarının təmizlənib əzabdan xilas olması üçün) fidyə (əvəz) alınmasın və onlara (günahkarlara) heç bir kömək göstərilə bilməsin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And guard yourselves against a day when no soul will in aught avail another, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be received from it, nor will they he helped.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then guard yourselves against a day when one soul shall not avail another nor shall intercession be accepted for her, nor shall compensation be taken from her, nor shall anyone be helped (from outside)(63).
63 Before passing to particular incidents, the conclusion is stated. Be on your guard: do not think that special favours exempt you from the personal responsibility of each soul. (Cf. 2:123 and 2:254).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاتَّقُوا
ve sakının
يَوْماً
bir gün- den ki
لَا تَجْز۪ي
ödemez
نَفْسٌ
hiç kimse
عَنْ نَفْسٍ
kimseden
شَيْـٔاً
bir şey
وَلَا يُقْبَلُ
ve kabul edilmez
مِنْهَا
ondan
شَفَاعَةٌ
bir şefâat
وَلَا يُؤْخَذُ
ve alınmaz
مِنْهَا
ondan
عَدْلٌ
bir fidye
وَلَا هُمْ
ve onlar değildir
يُنْصَرُونَ
yardım olu- nuyorlar
Öyle bir günden sakının ki (o gün) hiç kimse bir başkası namına bir şey ödey(ip onu kurtar)amaz, hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefâat kabul edilmez ve fidye de alınmaz. Onlara (o gün) yardım da edilmez.
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَبِلَ
Fiil-I
ق ب ل
Kabul etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَفَاعَةٌ
İsim
ش ف ع
Şefâat
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَدْل
İsim
ع د ل
Fidye, adalet
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti