close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veakîmu-ssalâte veâtu-zzekâte verke’û me’a-rrâki’în(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Namaz kılın, zekat verin, rüku edin rüku edenlerle.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, (şuurla ve huzurla ikame edin,) zekâtı (kamu payını devlete) verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edip (İslami hükümlere bağlı kalın).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Namaza dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız mâlî yardım olan zekatı verin. Allah'ın huzurunda rükû ederek eğilenlerle beraber eğilin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Namazları erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek âşikâre kılın. Vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Hakka ve tevhide yönelenlerle beraber siz de yönelin, namazlarınızı cemaatle kılın, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat ederek İslâmî faaliyetlere katılanlarla birlikte siz de saygıyla canla başla İslamî sorumluluklara, ibadetlere, cemaate, faaliyetlere katılın.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/125; 3/43; 5/55; 9/112; 22/77, 86; 48/29; 77/48; Müfredât-ı elfâzı’l-Kur’ân, 364; et-Tefsîru’l-Kebir, 3/45; el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 1/342-364.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Namazı kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Müslümanların namazı gibi) namaz kılın, onlar gibi zekât verin ve rükû eden müminlerle rükû edin (Cemaate devam edin).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin. Ve eğilenlerle beraber eğilin. (Namaz, ferdi hayatı; zekât, toplumsal hayatı, eğilip itaat etmek ise, devlet hayatını düzenler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Namazı kılınız, zekâtı veriniz ve rükû edenlerle beraber rükû ediniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Namaz kılın, zekât verin, rükû edenlerle birlikte rükû ediniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Namazı ikame edin, zekâtı verin ve rükû eden (mü'min)lerle birlikte siz de rükû edin.
Bkz. 6/72 ve namazla ilgili dipnotu.Namazla başlayan âyetin devamında gelen; “Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” ifadesi, namazlarınızda teknik olarak rükû olsun anlamındadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Salât ve zekâtı ihmâl itmeyiniz, diğer rukû’ idenler ile siz de rukû’ idiniz. [1]
[1] Ya’ni cemâ’atle namaz kılınız.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.
Edip Yüksel
swap_vert close
Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hem namazı dürüst kılın ve zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Salâtı ikame edin, zekâtı verin.¹ Ve rukû edenlerle birlikte rukû edin.²
1- Salatı ikame etmek, zekâtı vermek: İbadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü “Ze-Kef-Vav” kök harflerinden oluşmaktadır. Bu sözcük, Kur'an'da daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 19:13) 2- Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle teslim olanlarla birlikte olun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dosdoğru namaz kılın, zekât verin, rükû' eden (mümin) lerle birlikde rükû' edin (cemaate devam edin).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin ve rükû' edenlerle berâber rükû' edin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, (fakir, yoksul, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) zekâtı verin ve (yalnız bana) rükû edenlerle (boyun eğenlerle) beraber rükû edin (boyun eğin).*
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin ve Rablerine saygı ile eğilenlerle birlikte sizde eğilin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Namaza durun, zekatı verin, eğilenlerle birlikte eğilin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, zekât verin, rükû edenler ile beraber rükû edin [⁶].
[6] Rükû ile salât da, kast olunabilir. Muhammed ve eshabı ile namaz kılın, demektir. Rükûun zikri şunun içindir ki Yahudun salâtlarında rükû yoktu. Maamafih rükû ile huzu da kast olunabilir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılınız ve zekâtı veriniz, rükû edenlerle beraber siz de rükû ediniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Namazı dikkat ve özenle kılın, zekâtı verin ve Allah’ın hükümlerine boyun eğen şu müminlerle birlikte siz de boyun eğin!Başkalarına iyilikten, doğruluktan dem vuruyor, fakat kendiniz en büyük kötülükleri yapmaktan çekinmiyorsunuz!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin, Rukü’ Edenler ile birlikte rükû edin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Namazı kılın, zekatı verin, Birlikte ibadet edin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Salat-ı ikame ederek ayetlerimizle bilgilenin, bilinçlenin! Her gün kendinizi gözden geçirin! Yaptığınız hatalarınızdan af dileyin! Bir daha yapmamak üzere söz verin! İyi ve güzel şeyler yapın! Zekât-ı ikame ederek maddi manevi bütün kirlerden arının! Rabbinizin yasalarının önünde eğilenlerle birlikte siz de eğilin! Rabbinizin yasalarından başka yasalara uymayın! İnsanlara hiçbir zaman yasama, yönetme, yargılama, cezalandırma yetkisi vermedik. Siz de vermeyin! Aksi halde insanlara yasama, yönetme, yargılama, cezalandırma hakkı yetkisi vererek onları ilahlaştırırsınız. İnsanların yasaları önünde eğilerek insanlara taparsınız. Sakın böyle bir hataya düşmeyin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!
Mehmet Türk
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.¹
1 Yahûdîlerin namazında rükû bulunmadığından, bu emredilen namazın, Müslümanların kıldığı namaz olduğunu anlamak, mümkündür. Yani bu ifâdelerle Yahûdîlere, “Müslüman olun” denilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda ³⁴ bulunun ve namazda rükû edenlerle birlikte rükû edin.
34 İslam Hukuku’nda zekât, kişinin sermayesini ve gelirini (dolayısıyla nefsini) bencillik kirinden temizlemesi anlamına gelen, müslümanlara farz kılınmış zorunlu bir vergiyi ifade eder. Bu verginin hasılatı, esas olarak fakirlere harcanır, ama yalnızca onlara değil. Bu nedenle, ne zaman bu terim belirttiğimiz bu hukukî anlamda kullanılmışsa ben onu “arındırıcı (malî) yükümlülükler” olarak çeviriyorum. Ancak, bu ayet İsrailoğulları’na atıfta bulunduğundan ve yalnızca fakirlere yönelik hayır faaliyetlerini içerdiğinden, onu “sadaka” veya “karşılıksız yardım” olarak çevirmek daha uygun olur. Keza, zekât teriminin, müslümanlarla ilgili olarak kullanılmasına rağmen özel olarak zorunlu vergiyi kasdetmediği bütün örneklerde (vahiy kronolojisinde bu terimin ilk defa geçtiği 73:20 örneğinde olduğu gibi) bu ikinci çeviriyi benimsedim.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber siz de boyun eğin. 2/177, 22/77
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Namazı istikametle kılın, zekâtı gönlünüzden koparak verin,[⁸⁹] Allah’a rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin![⁹⁰]
[89] Îtânın i’tâdan farkı, birincisinin “gönülden gelerek verme” yan anlamını taşımasıdır (92:18, not 14). Zımnen: Arınmanın bedelini ödeyin! Zekât, yalnızca “karşılıksız vermeyi” değil, ondan daha öte “arınmak için fedakârlık etmeyi ve bedel ödemeyi” içerir. Zekât için, ilk geçtiği 73:20’nin 26 nolu notuna bkz. [90] Kur’an’da “Rükû edenlerle birlikte rükû edin” formu kullanılırken, “secde edenlerle birlikte secde edin” formu kullanılmaz. Bu da bu tür bağlamlarda rükûun kulluğun toplumsal boyutuyla ilgili, secdenin ise kulluğun şahsi boyutuyla ilgili olduğunu gösterir. Bu bağlamda rükû İslâm cemaatine aidiyeti ifade eder. Bu âyetlerin ilk muhatabı olan Medine Yahudileri açısından bu emrin anlamı açıktı: Eğer inancınızda samimiyseniz, işte karşınızda sizin kitabınızı, rasulünüzü ve kıblenizi (ki o günlerde namaz Kudüs’e yönelerek kılınıyordu) onaylayan bir topluluk var. Ayrımcılık yapmayın, siz de onlara katılın ve bu katılımınızı cemaatle tescil edin!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rüku edenlerle beraber rüku edin!
(Yahudi ve Hıristıyanlar namazlarında kıyamdan doğrudan doğruya secdeye giderler, ruku'a varmazlardı; kıyamdan secdeye kapanmakta bir itidalsizlik vardır ki, bunu rüku tamamlar)  
Osman Fırat
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve namazı kılınız, zekâtı da veriniz ve rüku' edenler ile beraber rüku' ediniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem namazı tam kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber siz de namaz kılın.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Namazı âdâb ve erkânıyla kılınız ve zekâtı viriniz ve rükû' idenlerle berâber rükû' idiniz.[²]
[2] Rükû' idenlerle berâber rükû' idiniz emrini ba'zı müfessirler: Yehûd'un namazlarında rükû' olmadığından rükû' idenlerle müslümanların murâd buyuruldığı sûretinde tefsîr itmişler ve ba'zıları da: Kıyâm, sücûd ta'bîrlerinin namaz ma'nâsını ifâde iylediği gibi rükû' kelimesinin de namaz dimek oldığını ve rükû' idenlerle berâber dimek cemâ'atle namaz kılınız ma'nâsında buludığı sûretinde tefsîr iylemişlerdir. Bu ikinci kavil daha münâsibdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekâtı verin; rükû edenlerle birlikte rükû edin![*].
[*] Bu âyet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekât ibadetleriyle yükümlü olduğunu gösterir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükûa varın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin; rükû edenlerle birlikte rükû edin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ŧururun namāzı daħi virüñ zekātı. daħı arķañuzı anuñ ya'nį ruķug namāz ķıluñ arķa egiciler-ile.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Duruñuz namāza, virüñüz zekātı. Daḫı namāz ḳıluñuz, namāz ḳılıcılar bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Müsəlmanların namazı kimi) namaz qılın, zəkat verin və rüku edənlərlə birlikdə rüku edin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Establish worship, pay the poor-due, and bow your heads with those who bow (in worship).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And be steadfast in prayer; practise regular charity; and bow down your heads(60) with those who bow down (in worship).
60 The argument is still primarily addressed co the Jews, but is of universal application, as in all the teachings of the Qur'an. The chief feature of Jewish worship was and is the bowing of the head.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَق۪يمُوا
ve ikâme edin
الصَّلٰوةَ
salâtı
وَاٰتُوا
ve verin
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَارْكَعُوا
ve rükû edin
مَعَ
beraber
الرَّاكِع۪ينَ
rükû edenlerle
Salâtı ikâme edin (hem Allah'ın resulünü hem de dinini destekleyerek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalışın), zekâtı ver(ip nefsinizin cimriliğini temizley)in ve rükû edenlerle beraber rükû edi(p Allah'ın hükmü karşısında eğilin, kibirlenmeyi)n!
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
رَكَعَ
Fiil-I
ر ك ع
Rükû etti
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
رَاكِعٌ
Etken fiil
ر ك ع
Rükû eden, rükû