Eğer bir yolculukta olur da (senetlerinizi) yazacak kimse bulamazsanız, (borca karşılık) bir rehin¹ almanız gerekir.² Eğer birbirinize güvenerek bir emanet bırakırsanız emanet bırakılan kimse, emaneti sahibine versin³ ve Rabbi olan Allah’a karşı hata etmekten sakınsın. Sakın şâhitlik ederken (bildiklerinizi) saklamayın. Kim şâhitlik ederken (bildiklerini) saklarsa, onun kalbi günâhla dolar. (Unutmayın ki) Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
1 Rehin: Kelime olarak sabit olma, hapis ve men etme, alıkoyma demektir. Terim olarak; dinen meşru mal hükmünde olan bir malı, bir borç veya hakkın temin edilmesini sağlayacak şekilde, hak yerine getirilinceye kadar hapis etme, elde tutma muamelesidir. İslâm’dan önce Arap toplumunda rehin uygulaması vardı. Ancak vadesi gelen borç ödenmezse rehin alan rehini kendiliğinden mülk, edinebiliyordu. İslâm, rehin müessesesini ıslah ederek borç vadesinde ödenmediği takdirde, rehnin rehin alanın mülkiyetine kendiliğinden geçme âdetini yasakladı. Rehin, özellikle alacağı yazı ve şahitle belgelendirme mümkün olmadığı takdirde teminat vazifesi görür. Rehin akdinin rükünleri, “icab ve kabul”den ibarettir. Akid, rehin verenle alanın icab ve kabul iradelerini açıklamaları sonunda meydana gelir. Rehinin teslim alınmasıyla da işlem tamamlanmış olur. İcab ve kabul sırasında şahit bulundurmak gerekmediği gibi, bu irade beyanlarının yazı ile tespiti de gerekmez. Süresi içinde rehinin kullanılması ve gelirlerinden yararlanılması hakkı rehini verene aittir. Zira ortada bir borç vardır ve rehin buna karşılık olarak verilmiştir. İslâm hukukunda borç karşılığı herhangi bir menfaatin sağlanması fâizdir. Geniş bilgi için fıkıh kitaplarına müracaat edilmelidir.2 Bu şartlarda rehin alınması gerekir. Ancak bu, “yolculukta olmaz veya kâtip bulursanız rehin alamazsınız.” şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir borç karşılığında her zaman ve her şartta rehin verilebilir. Efendimiz, seferde olmadığı halde rehin vermiştir.3 Bu bölümü, “eğer (sadece) güvenerek birbirinize borç vermişseniz, kendisine güvenilen kimse borcunu mutlaka ödesin.” şeklinde de anlaşılabilir.