close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 267. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhe-lleżîne âmenû enfikû min tayyibâti mâ kesebtum vemimmâ aḣracnâ lekum mine-l-ard(i)(s) velâ teyemmemu-lḣabîśe minhu tunfikûne velestum bi-âḣiżîhi illâ en tuġmidû fîh(i)(c) va’lemû enna(A)llâhe ġaniyyun hamîd(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, kazandığınız temiz şeylerden, yeryüzünden sizin için çıkardığımız nesneleri verin, görmemek için gözlerinizi yummadan ele alamayacağınız bayağı ve aşağılık şeyleri değil ve bilin ki Allah, müstağnidir ve tam hamda layık olan odur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Öyle ise) Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın temiz ve kıymetli tarafından infak yapın. (Fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar Allah yolunda harcayın.) Kendiniz, gözünüzü yummadan almaya tenezzül etmeyeceğiniz kötü (çürümüş, eskimiş, işe yaramaz ve hiçbir ihtiyacı karşılayamaz derecede az) şeyleri infak etmeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengin ve cömerttir. (Size bol bol ihsan ve ikram ettiği gibi, sizden de öyle iyilik ve infak ister.) Övülmeye layık (olan yalnız Kendisidir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz ürünlerden başkaları için harcayın; özellikle kötü olanı seçmeyin, gözünüzü yummadan alamayacağınız şeyi mi bağışlıyorsunuz? Bilin ki, Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır ve övülmeye layık olandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve topraktan, yerden size verdiğimiz mahsulün, madenlerin ve gömünün temizinden, helâlinden, sağlıklısından karşılık gözetmeden gönüllü hayra harcayınız. Kendinizin, göz yummadan alıcısı olmayacağınız kötü malı hayır diye vermeye kalkışmayınız. Allah'ın zengin olduğunu, muhtaç olmadığını, övülmeye, şükredilmeye lâyık olduğunu biliniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temiz olanlarından ve yerden rızık olarak çıkardıklarımızdan (hayır yolunda) harcayın. Kendiniz göz yummadan alamayacağınız çirkin şeyleri vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah'ın bir şeye ihtiyacı yoktur, O övülmeye layık olandır.
267.Hakim, Tirmizi, İbnu Mace ve daha başkaları Berâ bin Azib (r.a.)`in şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Bizim hurma ağaçlarımız vardı. Herkes hurmasından sahip olduğu hurmanın azlığına ve çokluğuna göre bir şeyler verirdi. Pek iyiliğe düşkün olmayan bazı kimseler de vardı üzerinde iyi olmayan, bozuk hurmalar bulunan salkımları bir adama verir, kırılmış salkımları getirir (sadaka hurmaların arasına) asardı. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.Ebu Davud, Nesai ve Hakim`in Sehl bin Huneyf`ten rivayet ettiklerine göre de bazı kimseler meyvelerinin kötülerini sadaka olarak vermek isterlerdi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Hakim`in Cabir bin Abdullah (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) fıtır sadakası olarak bir sa` hurma verilmesini istedi. Bir adam kötü hurmaları getirip verdi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Görüldüğü üzere birbirlerinden farklı gibi görünen bu rivayetlerin tümünde de aynı hususa işaret edilmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin (mahsüllerin) en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin). Kendinizin, ancak göz yumarak, alabileceği düşük ve bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın. Biliniz ki, Allah vereceğiniz sadakalardan müstağnîdir, her halde hamde lâyıktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın güzel kısmından ve yerden sizin için çıkarttıklarımızdan nafaka ve sadaka verin. Kötüsüne yönelip onu vermeye çalışmayın. Hâlbuki siz dahi gözünüzü yummadan onu alacak değilsiniz. Ve bilin ki; Allah çok zengin ve çok övülendir (nimet sahibidir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve sizin için rızık olarak yerden çıkarttıklarımızdan infak ediniz. Size verildiğinde, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayınız. Biliniz ki, Allah zengindir; övgüye lâyıktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Kazanmış olduğunuzla, yerden çıkardığımız şeylerin arısından yediresiniz, göz yummadıkça ancak sizce alınmıyacak kadar kötü olanı mı, yedirmek dilersiniz? İyi bilin, Allah zengin, Allah öğülmüş
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın! Biliniz ki Allah zengindir (hiçbir şeye muhtaç değildir), her zaman övgüye layık olandır.
Cemil Said
swap_vert close
Ey îmân idenler kesb itdiğiniz emvâlin en iyisinden ve sizin içün yerden çıkardığımız meyvelerin en a’lâsından sadaka viriniz. Emvâlinizin en fenâsını fukarâya tevzî’ itmeyiniz. Öyle bir şey virmeyiniz ki ânı mukâvele ile ahzına mecbûr olmaksızın kim size virse almazsınız. Allâh’ın ganî ve hamîd oldığını biliniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar, kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardığımız nimetlerden yardım olarak verin. Size verilse, ancak gözünüz kapalı olarak kabul edebileceğiniz kötü mallarınızı yardım olarak vermeye kalkmayın. Bilin ki ALLAH Zengindir, Övgüye layıktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın ve gerek sizin için Yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın, kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız fenasını vermiye yeltenmeyin ve Allahın gani, hamîd olduğunu bilin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden infak edin. Kendiniz, gözünüzü yummadan almaya tenezzül etmeyeceğiniz kötü (işe yaramaz ve hiçbir ihtiyacı karşılayamaz) şeyleri infak etmeye kalkmayın. Ve bilin ki şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, hamd edilmeye, övülmeye yegâne layık olandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin¹. Gözünüz kapalı kendinize almayacağınız, uygun görmediğiniz² kötü şeyleri infak etmeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegâne Varlık'tır.
1. Karşılıksız yardımda bulunun. 2. Ayette yer alan “Teyemmemu” sözcüğü, teyemmüm etmek anlamının yanı sıra belli bir kişiyi hedefleyip, başka bir şey hedeflememek anlamına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, (Hak yolunda) infaakı (harcamayı) kazandıklarınızın en güzellerinden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pek âdi, bayağı şeyleri vermiye yeltenmeyin. Bilin ki şübhesiz Allah her şeyden müstağnidir, asıl hamde lâyık olan Odur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız şeylerin iyilerinden (Allah yolunda) sarf edin!(1) Hem hakkında (kusûruna) gözünüzü yummadan alıcıları olmayacağınız kötü olanını vermeye kalkışmayın!(2) Ve bilin ki, şübhesiz Allah, Ganî(hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan)dır, Hamîd (hamd edilmeye çok lâyık olan)dır.
(1)“Sadakanın şerâit-i kabûlünün (kabûl şartlarının) beşi: (...) Birinci şart, sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek. (...) İkinci şart, Ali’den alıp Veli’ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. (...) Üçüncü şart, minnet etmemektir. (...) Dördüncü şart, öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa sefâhete sarf edenlere sadaka makbûl olmaz. (...) Beşinci şart, Allah nâmına vermektir. (...) Şu şartlarla berâber tevsî‘ (genişletme) de var. Yani, sadaka nasıl mal ile olur, ilim ile dahi olur. Kavil (söz) ile, fiil ile, nasîhat ile de oluyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 7)(2)Rivâyetlere göre, Medîne’de bazı sahâbeler hurma salkımlarını getirirler, fakir ve muhtaç kimselerin alabileceği yerlere asarlardı. Bu arada bazısının da döküntü kabîlinden olan şeyleri, câiz ve mahzursuz zannederek getirmeleri üzerine, bu âyet nâzil olmuştur. (İbn-i Kesîr, c. 1, 240)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Kazandığınız temiz (sağlıklı, helal ve güzel) şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz (ürünler)den (yoksul, muhtaç ve işsiz kimseler) için harcayın; Kendinizin, ancak göz yumarak, alabileceği düşük ve bayağı (kötü, kalitesiz, kıymetsiz) şeyleri vermeye kalkışmayın. Ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, her türlü övgüye lâyık olandır.*
(*) Burada infak edilecek malın keyfiyetine geçilmiş; verilenin kötü ürün ve mallardan değil iyilerinden olması emredilmiştir. Yani amaç, en değerli şeylerden infak etmenin gerekliliğine dikkat çekmektir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Kazandığınız temiz şeylerden ve Allah’ın sizin için topraktan çıkardıklarından ihtiyaç sahiplerine harcayın. Size verildiğinde beğenmeyip almayacağınız, kötü ve pis şeyleri ihtiyaç sahiplerine vermeye yönelmeyin. Muhakkak ki Allah ihtiyacı olmayan ve övülmeye layık olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Kazandıklarınızın, kendiniz için yerden yetiştirdiklerinizin iyilerinden yoksullara verin. Gözünüzü yummadan almayacağınız kötü nesneleri vermiye yeltenmeyin. Bilin ki gerçekten Allah kendine yeticidir, övülücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandığınızın, yerden sizin için çıkardığımız şeylerin [⁵] pâklerinden [⁶] harcedin. Âdi malı kastetmeyin. Onu mu harcediyorsunuz; halbuki onu size verseler göz yummadıkça [⁷] almazsınız. Biliniz ki Allah herşeyden müstağnidir, öğülmüştür.
[5] Hububat, ma'adin, meyva gibi.[6] Adisinden değil, yahut helâlından, haramından değil.[7] Müsamaha ile, mübalâtsızlık ile; yahut bayia göz yumdurmadıkça, ondan fiyatını tenzil ettirmedikçe.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Kazandıklarınızdan ve yerden sizin için çıkardıklarımızın iyilerinden harcayın [enfikû]. Kendiniz göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri de sadaka diye vermeye kalkmayın. Biliniz ki Allah Ganîy’dir, Hamîd’dir¹⁷³.
173 El-Hamîd: Bütün övgülere lâyık olan, şükür ve hamdleri kabul eden.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan infak edin; göz yummadan alamayacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni, övülmeye layık olduğunu bilin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Gerek sizin çalışıp üreterek kazandığınız, gerekse yerden sizin için çıkardığımız toprak ürünleri, maden, define ve petrol gibi nîmetlerin temiz ve helâl olanlarından bir kısmını Allah yolunda ihtiyaç sahiplerine harcayın. Size verilecek olsaydı, beğenmediğiniz için yüzünüzü buruşturmadan almayacağınız döküntü, bozuk, çürük ve değersiz malları sakın sadaka olarak vermeye kalkışmayın.Şunu iyi bilin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir,dolayısıyla sizin iyiliklerinize de ihtiyacı yoktur, asıl buna muhtaç olan sizsiniz. Ve gerçek anlamda yüceltilmeye, şükredilmeye ve övülmeye lâyık olan da sadece O’dur. O hâlde, Allah’ın bahşettiği nîmetleri yoksullarla paylaşmaktan sizi alıkoymaya çalışan insan ve cin şeytanlarının sözlerine aldanmayın:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin temizlerinden ve Yer’den size çıkardığımız şeylerden infak edin / harcayın! İçine iyice bakmadan alıcısı olmadığınız Kötü’yü vermeye yeltenmeyin! Bilin ki Allah, hamîd ganiyydir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Verirken malınızın temiz ve sağlıklısından verin. Keza sizin için ürettiğimiz toprak mahsullerinin de temiz tarafından verin. Alırken burun kıvırıp mırın kırın ettiğiniz pis şeyleri sakın ola sadaka olarak vermeye kalkışmayın. Şunu iyi bilin ki Allah, şükür zenginidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Ticaret veya üretim yoluyla kazandıklarınızdan Allah yolunda harcayın! Kendiniz için beğenmediğiniz şeyleri vermeye kalkışmayın! Bilin ki Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın değerli olanlarından ve yerden (topraktan) size rızık olarak çıkardıklarımızdan [infak] edin (verin)! (Size verilse), gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı [infak]a (vermeye) kalkışmayın! [*] Bilin ki şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.
Bu cümle Bakara 2:177, Âl-i İmrân 3:92 ve İnsân 76:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç, en değerli şeylerden infak etmenin gerekliliğine dikkat çekmektir. Çünkü infak aslında vermek değil, almaktır. Burada Allah için infakta bulunanlara, mahşerde bunun kat kat fazlası verilecektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Kazandıklarınızın temiz olanları¹ ile yerden sizin için çıkardığımız nîmetlerden,² Allah yolunda harcayın. Kendinize verildiği zaman iğreneceğiniz kadar kötü şeyleri, sakın sadaka olarak vermeye kalkmayın.³ Şunu iyi bilin ki Allah, hiç bir şeye muhtaç olmayan ve daima övülmeye layık olandır.
1 Sadakalarınızı, kazandıklarınızın temizlerinden; yani helâl olarak kazandıklarınızdan ve bunların iyi ve hoş olanlarından verin.2 Yani; hububat, meyveler, madenler, deniz mahsulleri, havadan elde edilen nîmetler ve defineler gibi yerden çıkan her şeyden ve bunların da iyilerinden, Allah yolunda harcayın.3 Yani kendinize verildiğinde alamayacağınız kadar kötü ve iğrenç şeyleri, Allah yolunda sadaka olarak sakın vermeye kalkışmayın. Rivâyetlere göre, sadaka emredildiği zaman bazı Müslümanlar, hurma salkımlarını getirirler muhtaç olanlar yesinler diye Mescide asarlardı. Bu esnada bazıları da câiz olduğu kanaatiyle döküntü, bozuk, çürük-çarık şeyleri getirirlerdi. Bu tür olaylar üzerine bu âyet nâzil oldu. Bu âyetten, her malın vacip olan vergisinin, kendi cinsinden olacağı anlaşılmaktadır. Meselâ altına altın, gümüşe gümüş, paraya para, hayvana kendi cinsinden hayvan, buğdaya buğday, arpaya arpa gibi. Ancak bunların kıymetlerini vermek mükellefin isteğine aittir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz ey imana ermiş olanlar! Kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz [ürünler]den başkaları için harcayın; ama harcamak için, size verildiğinde küçümser şekilde bakışlarınızı çevirmeden kabul etmeyeceğiniz bayağı şeyleri seçmeyin. Ve bilin ki Allah kendine yeterlidir, her zaman övgüye layık olandır.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz olanından infak edin. Gözünüzü kapatmadan almayacağınız, kötü ve işe yaramayan şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır. 89/18-19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
[⁵⁰³] Siz ey iman edenler! Kazancınızın temiz ve helâl olanından ve sizin için topraktan bitirdiğimiz ürünlerden karşılıksız harcayın;[⁵⁰⁴] fakat, size verildiğinde gözü kapalı olmadıkça el uzatmayacağınız, bayağı ve haram olanı vermeye kalkmayın![⁵⁰⁵] Zira iyi bilin ki, Allah (kendi kendine ve tüm varlığa) yetendir, hamdin her türüne lâyıktır.
[503] Yukarıda, veren kimsenin durumu ele alınmıştı. Bu âyette ise, verilen kazanç ve malın durumu ele alınıyor. [504] Âyette geçen tayyibâtı “temiz ve helâl”, habîs’i de “bayağı ve haram” olarak çevirmemizin nedeni birincilerin helâl ikincilerin haram kılındığını ifade eden âyetlere dayanmaktadır (5:5 ve krş. 7:157). Zımnen: Haram, şer’an servet değildir; dolayısıyla haram kazançla yapılan hayrın hayrı olmaz. Zira haram necasete benzer: kirlenen temizlenir, fakat necasetin kendisi temizlenmez. [505] Âyet 177’de geçen ahlâkî öğüt. Zımnen: Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler; (Allah yolundaki) Harcamayı, kazandığınız servetin ve yerden sizin için çıkardığımız rızıkların temizlerinden (iyilerinden ve helallerinden) yapın, kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız bayağı şeyleri vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki Allah gani'dir. (Hiçbir şeye muhtaç değildir. Hak yolunda harcamayı emretmesi sizin yaranızadır) ve Hamid'dir. (övülmeye layık olan ancak O’dur)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardığımız ni’metlerin iyilerinden (Allâh için) verin, kendinizin göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri sadaka vermeye kalkmayın. Bilin ki Allâh zengindir, övülmüştür.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz. Ve öyle kötüsünü vermek kastinde bulunmayınız ki, siz ondan infak edersiniz de kendiniz ise onun hakkında göz yummadıkça alıcısı olmazsınız. Ve biliniz ki, şüphe yok Allah Teâlâ ganîdir, hamîddir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkardığımız nimetlerin iyi olanlarından Allah yolunda harcayın! Siz göz yummadan, gönlünüze yatmaksızın almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın! İyi bilin ki: Allah ganidir, hamîddir (kimseye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere layıktır). [22, 37]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardığımız ni'metlerin iyilerinden (Allah için) verin, kendiniz (utandığınızdan ve iğrendiğinizden dolayı) göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri sadaka vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengindir, övülmüştür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Kazandığınız ve sizin içün toprakdan bitirdiğimiz şeylerin eyilerinden infâk idiniz. Sadaka içün fenâlarını ayırmayınız. Sizin ancak iğmâz itmek sûretiyle alacağınız (göz yummadıkca ve yâhud utanarak ve yâhud son derece ihtiyâcınızdan dolayı mecbûr olmadıkca almayacağınız ve kabûl itmeyeceğiniz) fenâ olan ve kabûle değeri olmayan şeyleri sadakaya tahsîs itmeyiniz. Allâh sizin infâkınıza (sadakanıza) muhtâc değildir. Cenâb-ı Hakk'ın bunı ancak sizin menfa'atiniz içün emir itdiğini ve büyük büyük ni'metlerle şükre müstehak oldığını biliniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Müminler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerden hayra harcayın! Gözünüzü kapamadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah zengindir ne yaparsa güzelini yapar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ey iman edenler, Gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın iyilerinden bağışta bulunun. Gözünüzü kapatmadan alamayacağınız kötü malları vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve hamd edilmeye layık olandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve size yerden çıkardığımız şeylerin helâl ve temiz olanlarından bağışta bulunun. Kendinizin ancak göz yumarak alabileceğiniz kötü şeylerle hayır yapmaya kalkmayın. Şunu bilin ki Allah'ın kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; O her türlü övgüye lâyık olandır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Ganî'dir, cömertliğine sınır yoktur; Hamîd'dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! [23a] nafaķa eyleñ arularından anuñ kim ķazanduñuz; daħı andan kim çıķarduķ sizüñ-içün yirden. daħı ķaśd eylemeñ arusuza andan; nafaķa virürsiz, alıcılar degül-iken siz anı, illā kim müsamaḥa eyleysiz anuñ içinde. daħı bilüñ kim bayıķ Tañrı baydur, ögülmiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, ḫarc eyleñüz Allāh yolına ḥalāllarından ḳazan‐duġuñuz māllaruñ, daḫı ol nesneden kim çıḳarduḳ yirden sizüñ‐çün.Daḫı ḳaṣd eyleyüp yamanlarına ol rızḳuñ ki biz virdük size ṣadaḳa eyleñüz,siz anı ḳabūl eylemez‐iken illā göz yummaġ‐ıla kerihlig‐ile (?). Daḫı bi‐lüñüz ki Tañrı Ta‘ālā ġanīdür, sizüñ ṣadaḳañuzdan meşkūrdur ef‘ālinde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Qazandığınız və sizin üçün torpaqdan yetişdirdiyimiz şeylərin (ən pak, halal və) yaxşılarından (Allah yolunda) sərf edin! Ancaq göz yumaraq aldığınız pis, yaramaz şeylərdən vermək fikrində olmayın! Bilin ki, Allahın heç bir şeyə ehtiyacı yoxdur. (O, hər cür) şükrə (tə’rifə) layiqdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Spend of the good things which ye have earned, and of that which we bring forth from the earth for you, and seek not the bad (with intent) to spend thereof (in charity) when ye would not take it for yourselves save with disdain; and know that Allah is Absolute, Owner of Praise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Give of the good things which ye have (honourably) earned(314), and of the fruits of the earth which We have produced for you, and do not even aim(315) at getting anything which is bad, in order that out of it ye may give away something, when ye yourselves would not receive it except with closed eyes(316). And know that Allah is Free of all wants, and worthy of all praise(317).
314 According to the English proverb "Charity covers a multitude of sins". Such a sentiment is strongly disapproved in Islam. Charity has value only if (1) something good and valuable is given, (2) which has been honourably earned or acquired by the giver, or (3) which is produced in nature and can be referred to as a bounty of Allah. (1) may include such things as are of use and value to others though they may be of less use to us or superfluous to us on account of our having acquired something more suitable for our station in life: for example, discarded clothes, or an old horse or a used motor car; but if the horse is vicious, or the car engine so far gone that it is dangerous to use, then the gift is worse than useless; it is positively harmful, and the giver is a wrongdoer. (2) applies to fraudulent company-promoters, who earn great credit by giving away in charity some of their ill-gotten gains, or to robbers (even if they call themselves by high-sounding names) who "rob Peter to pay Paul". Islam will have nothing to do with tainted property. Its economic code requires that every gain should be honest and honourable. Even "charity" would not cover or destroy the taint. (3) lays down a test in cases of a doubtful gain. Can we refer to it as a gift of Allah? Obviously the produce of honest labour or agriculture can be so referred to. In modern commerce and speculation there is much of quite the contrary character, and charity will not cover the taint. Some kinds of art, skill or talent are God-given: it is the highest kind of charity to teach them or share their product. Others are the contrary: they are bad or tainted. In the same way some professions or services may be tainted, if these tend to moral harm. 315 The preceding note tries to indicate some of the things which are bad or tainted. We should not even think of acquiring them for ourselves, soothing our conscience by the salve that we shall practise charity out of them. 316 Closed eyes imply disgust or connivance because of some feature which we would not openly acknowledge.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَنْفِقُوا
infak edin
مِنْ طَيِّبَاتِ
temizlerinden
مَا
o şey- lerin ki
كَسَبْتُمْ
kazandınız
وَمِمَّٓا
ve o şey- lerden ki
اَخْرَجْنَا
çıkardık
لَكُمْ
sizin için
مِنَ الْاَرْضِۖ
yerden
وَلَا تَيَمَّمُوا
ve (vermeye) kalkışmayın
الْخَب۪يثَ
kötü olanını
مِنْهُ
ondan
تُنْفِقُونَ
infak ediyor- sunuz
وَلَسْتُمْ
siz değil iken
بِاٰخِذ۪يهِ
onun alıcıları
اِلَّٓا
ancak
اَنْ تُغْمِضُوا
göz yummanız
ف۪يهِۜ
hak- kında
وَاعْلَمُٓوا
bilin ki
اَنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
غَنِيٌّ
Ğaniyy'dir
حَم۪يدٌ
Hamîd'dir
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Kazandıklarınızın temiz olanından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan (Allah yolunda) infak edin! (Size verilse) Gözünüzü kapatmadıkça almayacağınız kötü şeyleri (hayır diye Allah yolunda) infak etmeye kalkışmayın ve bilin ki şüphesiz Allah Ğaniyy'dir, Hamîd'dir (zengin, kerim ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu, bütün hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zattır).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طَيِّبَات
İsim
ط ي ب
Temiz, temiz kadınlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَيَمَّمَ
Fiil-V
ي م م
Kalkıştı, teyemmüm etti
خَبِيث
İsim
خ ب ث
Kötü, murdar, pis
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
اٰخِذ
Etken fiil
ا خ ذ
Alan, tutan
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَغْمَضَ
Fiil-IV
غ م ض
Göz yummak
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَنِىّ
İsim
غ ن ي
Ğaniyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Zengin, kerim ve her şey kendisine muhtaç olan demektir), zengin, müstağni
حَمِيد
İsim
ح م د
Hamîd (Allah'ın esması, ismidir. Bütün hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zat demektir)