close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 250. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velemmâ berazû licâlûte vecunûdihi kâlû rabbenâ efriġ ‘aleynâ sabran veśebbit akdâmenâ vensurnâ ‘ale-lkavmi-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Calut'la ordusuna karşı çıkınca da Rabbimiz dediler, sen bize sabırlar ver, ayaklarımızı diret, bizi kafirlere üstün et.
Câlut, Ahd-i Atıyk'te Colyat diye geçer (Müluk-i evvel, 17, 23 v. d.). Dâvûd, bu boylu poslu Filistin kahramanını, bir sapan taşıyla alnından yaralayıp yere yıkmış, kendi kılıcıyla başını keserek öldürmüştür  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar(dan iman erleri) Calut ve askerlerine karşı çıkarken de şunları söylemişlerdi: "Rabbimiz, (cihaddan kaçmamak, ordudan ve itaatten ayrılmamak için) üzerimize sabır ve metanet yağdır; ayaklarımızı (hizmet ve istikamet üzerinde sabit ve) sağlam tut ve (Senin Hakk Dinini ve adalet düzenini) inkâr eden topluluklara karşı bize yardım et..." (diye dua etmişlerdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Tâlût'a itaat eden o çok azıcık mü'min gurup, Câlût ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde: “Ey Rabbimiz! Bize zorluklara karşı tahammül gücünü adeta boşalt, adımlarımızı sağlam kıl ve Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden bu topluma karşı bize yardım et” diye dua ettiler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Câlût'a, askerî erkânına ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman: “Ey Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, savaş meydanında bize metanet ihsan eyle. Ordumuzun özgüvenini, cesaretini artır. Şerefimizi ve itibarımızı yücelt. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, kâfir bir kavme karşı da bize yardım et." diye dua ettiler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunlar Calut'un ve askerlerinin karşısına çıktıklarında da: "Ey Rabbimiz, bize bolca sabır ver, ayaklarımızı sağlam tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: 'Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Talût'a bağlı bulunan müminler, Calût ve onun askerlerine karşı çarpışmak üzere çıktıkları zaman şöyle dua ettiler: “- Ey Rabbimiz, üzerimize bol bol sabır dök, ayaklarımıza kuvvet ve sebat ver ve bizi kâfirler kavmi üzerine muzaffer kıl.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Calut ve askerlerine karşı çıktıkları zaman “Ey Rabbimiz, bize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam kıl ve kâfir topluma karşı bize yardım et.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar Câlût ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, “Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkâr eden bu topluma karşı bize yardım et!” diye dua ettiler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunlar, Câlût ile ordusuna karşı çıkınca: «Ey Tanrımız! Bizlere sabır ilet, ayaklarımızı diret, kâfirlere karşı bize yardım et» dediler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlardan iman edenleri) savaş için, Câlut ve ordusuna karşı meydana çıktıkları zaman şöyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır (ve sebat) yağdır, ayaklarımızı sabit (ve bizi metanetli) kıl, (Hakkı ve adil düzeni inkâr eden ve zulmü hayat tarzına dönüştüren) inkârcılar topluluğuna karşı bize yardım et!”
Cemil Said
swap_vert close
250,251. Câlût ve cunûdı ile muhârebe ider iken "Ya rabbi bize sabır vir, akdâmımızı meşkûr it ve bize kâfirlerin kavmi üzerine nusret ihsân it" didiler ve Allâh’ın izniyle ânları kahr itdiler. Dâvûd Câlût’ı katl itdi. Allâh âna mülk ve hikmet virdi ve istediğini öğretdi. Eğer Allâh insânların bir kısmını diğer kısmı ile müdâfa’a itdirmemiş olsa arz fesâda uğrar idi. Lâkin Allâh âlemîne merhamet ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karşı bize yardım et" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Câlût ve askerlerinin karşısına çıkınca da “Rabbimiz! Bizi sabırla donat, bize sebat ver ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!” diye niyazda bulundular.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Yüreğimizi sabırla doldur; bize direnme gücü ver; kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkarcılara karşı bize yardım et."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler «Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kâfirler kevmine karşı muzaffer buyur»
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Tâlût ve ona itaat eden mü’minler) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince, “Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, kalplerimize cihattan kaçma düşüncesi gelmesin, bize cesaret ver ve bu hususta) ayaklarımızı sabit kıl. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Câlût ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kâfir kavme karşı bize yardım et.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar (Taaluta itaat eden mü'minler), Câlut ile askerlerine karşı çıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: «Ey Rabbimiz, üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kâfirler güruhuna karşı bize yardım et».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Tâlût ve ona itâat eden mü'minler) Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında ise şöyle dediler: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebât ver ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar Câlût ve askerleriyle karşı karşıya geldiklerinde, “Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkâr eden bu (saldırgan, azgın ve zalim) topluma karşı bize yardım et!” diye dua ettiler.*
(*) Tâlût’u kumandan olarak kabul eden İsrâiloğulları, yenilgi sonunda kaybettiklerini geri almak üzere onun kumandasında sefere çıktılar. Yolları üzerinde Ürdün nehri vardı, ona yaklaşınca kumandan su içmeyi yasaklayarak ordunun kendisine bağlılığını ve irade gücünü denemek istedi. Askerlerin çoğu bu denemede başarılı olamadılar. Ancak kumandan bu vesileyle orduya bir ders daha vermiş, eğitimlerini geliştirmiş oldu… Filistîler (Antik çağın Filis-T-liler bugünkü Filis-TİN-lilerle alakası yok. Bunlar M.Ö. 1200-1175 arası Kenan diyarına yerleşmişlerdi) güçlü bir düşmandı, başlarında da Câlût (Golyat) isimli çok iri ve güçlü bir savaşçı kumandanları vardı. İsrâiloğulları ordusu düşmana yaklaşınca her zaman olduğu gibi korku ve gevşeme alâmetleri ortaya çıktı. Aralarında sayıları az da olsa imanları ve cesaretleri güçlü mücahidler de vardı. Bunlar iki tedbire başvurarak ordunun moralini yükseltmeye çalıştılar: a) Savaş tarihinden yararlandılar; zaferin her zaman sayıca üstün olanlara değil, maddî ve mânevî şartlarını haiz olanlara ait olduğunu hatırlattılar. b) Allah yolunda savaşanların O’nun yardımına mazhar olacaklarını ummaları gerektiğini hatırlattılar. Ayrıca sabır ve sebat vermesi için Allah’a niyazda bulundular. Bu dua aynı zamanda direnme ve sebat gösterme konusunda bir telkin mahiyetinde idi. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 389-390)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Calut ve ordusunu gördüklerinde “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı pekiştir ve gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Calut ile askerleri üzerlerine yürüyünce onlar dediler: « Ey çalabımız! Sen bizim katlanma gücümüzü artır, ayağımızı sürçtürme, seni tanımayanlar takımına karşı sen bize yardım et.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar Calût ile askerlerine karşı çıktıkları vakit «Yâ Rab kalbimizi sabır ile doldur, bizi sabit kadem kıl, bizi bu kâfir cemaate karşı mansur kıl» [⁷] dediler.
[7] Onları kır, geçir de biz galip olalım.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında, “Rabbimiz üstümüze sabır yağdır/boşalt [efriğ]¹⁶¹, ayaklarımızı sabit kıl/direnme gücü ver, kâfirlere karşı bize yardım et” diye dua ettiler.
161 “Ferağa” fiili, boşa çıkmak anlamındadır. Kovada kalan suyu boşaltmak için de kullanılır. Onun için burada, boşalt yağdır anlamını tercih ettik.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, “Rabbimiz! Bize sabır ver, ayağımızı sabit kıl (kaydırma), kâfir topluluğa karşı bize yardım et” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Müminler, Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında:“Ey Rabb’imiz, bu çetin imtihanda üzerimize sabır yağdır, zorluklar karşısında bize dayanma gücü bahşet; dizimize derman, yüreğimize cesâret vererek adımlarımızı sağlam kıl ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım eyle!” diye duâ ettiler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Câlût ve ordularıyla savaş meydanına çıktıklarında: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit kıl! Kâfir Kavm’e karşı bize yardım et!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Calût ve ordusu birden karşılarına çıkıverince: " Ya Rab artık sabır yağdır üstümüze, derman ver dizlerimize, İnkarcılara karşı zafer ver bizlere " diyerek dua ettiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Talut’un askerleri Calut ve askerleriyle karşılaşınca şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize azim, kararlılık, cesaret, mücadele ruhu yağdır. Ayaklarımızı sağlam bastır. Kâfir kavme karşı bize yardım et!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında, [*] (Talut’un askerleri) “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit tut! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” diye dua etmişlerdi.
Yüce Allah Talut’la beraber hareket eden ordusunun Calut ve askerleriyle savaşmak üzere savaş meydanına çıktıklarında ve muhtemelen savaşa tutuştuklarında, savaşın ancak ve ancak Allah’ın yardımıyla kazanılacağını bildikleri için Yüce Allah’a dua ettiklerini haber vermektedir. Önceki ayetin sonunda yer alan “Allah sabredenlerle beraberdir” cümlesini söyleyen bu kişiler Allah’tan çeşitli dileklerde bulunmuşlardı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Tâlût ve askerleri, Câlût ve ordusu ile karşılaşınca: “Ey Rabbimiz! Bizim üzerimize sabır yağdır, bize dayanma gücü ver ve kâfirlere karşı bize yardım et.” diye dua ettiler.¹
1 Savaş halindeyken Allah’ı anmak; ya kalbe korku geldiği zaman Allah’ı hatırlamakla ya da kalplerden geçenleri dil ile de söyleyip Allah’tan yardım istemekle olur. Tıpkı Tâlût ve ordusunun, Câlût’la savaşırken yaptıkları gibi. Bk. (Âlu İmrân: 146, 147, Enfâl: 45)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar Câlût ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, “Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!” diye dua ettiler.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza güç ve sebat ver, bu kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” dediler. 3/173-174, 47/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar Câlût ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır boca et ve ayaklarımızı (hak üzre) sabit tut; ve kâfirler güruhuna karşı bize yardım et!” diye dua ettiler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve; Calut ile askerlerine karşı saldırdıklarında da "Ey Rabbimiz üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver (kalblerimize cesaret, manevi güç aşıla da, savaşın güç anlarında düşmana karşı direnelim.) ve o kafirler topluluğuna karşı bize yardım et" diye niyaz ettiler.
Osman Fırat
swap_vert close
(Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşmana karşı) sabit eyle ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki Câlût ile askerlerine karşı meydana çıktılar, dediler ki: «Ey Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl ve bizlere o kâfirler gürûhu üzerine nusret ver.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Talut'un beraberindeki müminler ise Câlut ile ordusuna karşı çıkınca dediler ki: “Ya Rabbenâ, üstümüze (gürül gürül) sabır yağdır, Ayaklarımıza sebat ver ve kâfir topluluğa karşı bizi muzaffer eyle! ” [KM, I Samuel 17, 32-54]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır dök! ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Câlût ve 'askerine karşu geldiklerinde: Yâ rabbî! Bizim üzerimize sabır dök (bize sabır vir) ve ayaklarımızı sebâtlandır (sebât ihsân buyur) ve kâfir olan kavim üzerine bize nusret iyle didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Calût ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: “Ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Bize direnme gücü ver! Ayaklarımızı kaydırma! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında:-Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Câlût ve ordusuyla karşılaşınca da “Rabbimiz,” dediler. “Bize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver. Kâfirler güruhuna karşı bize yardım et.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim çıķdılar ya'nį śaf baġladılar, cālūt içün daħı süyi içün; eyittiler; “iy çalabumuz! dök bizūm üzerümüze śabrı; daħı yirinde dut ayaķlarumuzı; daħı arķa vir bize, ķavm üzere kim kāfirlerdür.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt kim muḳābil oldılar Cālūt bile çerisi. Eyitdiler: İy Çalabumuz bizeṣabrlıḳ vir, daḫı berkit ayaḳlarumuzı, daḫı nuṣret vir bize kāfir ḳavm üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar Calut və əsgərləri ilə qarşılaşdıqları zaman dedilər: “Ey Rəbbimiz, bizə bollu səbr və dizimizə (ayaqlarımıza) qüvvət ver! Bizə kafir qövm üzərində qələbə qazandır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when they went into the field against Goliath and his hosts they said: Our Lord! Bestow on us endurance, make our foothold sure, and give us help against the disbelieving folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When they advanced to meet Goliath and his forces, they prayed: "Our Lord! Pour out constancy on us and make our steps firm: Help us against those that reject faith."
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
بَرَزُوا
ortaya çıktılar
لِجَالُوتَ
Câlût'a karşı
وَجُنُودِه۪
ve ordusuna
قَالُوا
dediler
رَبَّنَٓا
Rabb- imiz
اَفْرِغْ
yağdır
عَلَيْنَا
üzerimize
صَبْراً
sabır
وَثَبِّتْ
ve sabit kıl
اَقْدَامَنَا
ayaklarımızı
وَانْصُرْنَا
ve bize yardım et
عَلَى الْقَوْمِ
topluluğuna karşı
الْكَافِر۪ينَۜ
kâfirler
(Tâlût ve ona itaat eden mü'minler) Câlût ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, "Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et" dediler.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
بَرَزَ
Fiil-I
ب ر ز
Ortaya çıktı, ayrıldı
جَالُوت
Özel isim
جَالُوت
Câlût (Hz. Davut (a.s.) döneminde mü'minlere karşı savaşan ordunun komutanı)
جُنْد
İsim
ج ن د
Ordu, taraftar
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَفْرَغَ
Fiil-IV
ف ر غ
Yağdırdı, döktü
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
صَبْر
İsim
ص ب ر
Sabır
ثَبَّتَ
Fiil-II
ث ب ت
Sabit kıldı, pekiştirdi, sağlamlaştırdı, sebat verdi, sebatkâr kıldı
قَدَم
İsim
ق د م
Ayak, makam
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler