Ve Peygamberleri onlara: “Bakın, meşru hükümranlığın bir işareti olarak size içinde Rabbiniz tarafından bahşedilmiş bir iç huzuru ile Musa’nın ailesi ve Harun’un ailesinden geriye kalan, meleklerce taşınan mirasın bulunduğu ²³⁹ bir kalp bağışlanacaktır. ²⁴⁰ Eğer [gerçekten] inanıyorsanız, bunda sizin için bir işaret vardır” dedi.
239 Lafzen, “ve Musa Ailesi’nin (âl) ve Harun Ailesi’nin geride bıraktıklarından kalanlar, meleklerce taşınan”. “Meleklerce taşınan” veya “meleklerin sağladığı” ifadeleri, bu iki peygamber tarafından bırakılan manevî mirasın ilahî kaynaklı tabiatına bir işarettir: “kalanlar” (bakıyye) ise, bu mirastaki “sürekli” ve “dayanıklı” olanı gösterir.240 Lafzen, “... size kalbin gelmesi olacaktır”. Geleneksel olarak tâbût kelimesinin -burada “kalp” olarak çevrilmiştir- çok süslü bir sandık veya çekmece olduğu söylenen Tevrat’taki On Emir Muhafaza Sandığı’nı (Ark of the Covenant) gösterdiği şeklinde yorumlanmıştır. Bu ikinci anlamı kabul eden müfessirlerin çoğunluğu tarafından yapılan açıklamalar çok çelişkilidir ve bu “sandık” çevresinde örülmüş bulunan Talmud efsanelerine dayanmaktadır. Ancak, en üst derecedeki birçok otorite, “tâbût”a, “kalp” veya “gönül” anlamı da yüklemektedirler: Beydâvî’nin bu ayet ile ilgili yorumunda teklif ettiği alternatiflerden birinde, Zemahşerî’nin (Keşşâf’ında değil de) Esâs’ında, İbnu’l-Esîr’in Nihâye’sinde, Râğıb’da ve Tâcu’l-‘Arûs’da (bu son dördünde tabeta maddesinde) böyle yorumlanmıştır: Bkz. ayrıca Lane I, 321 ve IV, 1394 (sekineh maddesi). Eğer tâbût’un yukarıda bu anlamda kullanıldığını kabul edersek, bu, İsrailoğulları’nın gelecekte kalplerini değiştireceklerine bir işaret olur (yukarıda 243. ayette genel terimlerle anlatılan değişiklik). Daha sonra tâbût’ta “iç huzuru”ndan bahsedilmesi karşısında, onun “kalp” olarak çevrilmesinin “sandık” olarak çevrilmesinden daha uygun olduğu anlaşılır.