Ve onlardan öyleleri de var ki: (çalışıp çabalayarak) "Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru’’ ederler. *
(*) Allah’tan hem dünya hem de ahiret saadetini istemek en doğru yakarıştır. Bu ayetten anlıyoruz ki insan hem dünya hem de ahireti için çalışmalıdır. Dünya ve ahiret kavramları aslında tek bir hayatı ifade eder. Dünya, gerçek hayatın başlangıç kısmı ve geçici olanı olup insanların tekâmül etmesi ve bazı sınavlardan geçmesi için de kısa süreli bir yaşama alanıdır. “Dünya için çalışmaya değmez.” diyerek dünyadan el etek çekmek ve dünyalıklardan tamamen arınmak doğru olmadığı gibi (Kasas, 28/77; Mülk, 67/15; A’râf, 7/3), ahireti unutup tamamıyla dünyaya ve dünyalıklara odaklanmak da doğru değildir… İnsan her iki âlemin de güzelliklerini istemeli, dünyasını imar ederken ahiretini, ahiretini inşa ederken de dünyasını berbat etmemelidir. Dünya-ahiret dengesini dikkate alarak bir hayat nizamı oluşturmalı ve bu nizamı oluştururken de Allah’ın istediklerini hayatının merkezine almalıdır. Yani hiç ölmeyecekmiş gibi güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmalı; hemen ölecekmiş gibi ebedi hayat için hazırlıklı olmalıdır. (C. Külünkoğlu Meali 201.Ayet Açıklaması) Yani istediğini elde etmek için dua yetmez, mutlaka çalışmak da gerekir. Çalışmadan, üretmeden, araştırmadan, okumadan ve mücadele vermeden laflayarak ve slogan atarak bir yere varamayacağımızı bilmeliyiz. Bu nedenle her iki dünyanın saadeti için önce çalışıp çabalamak, mücadele vermek gerekir.