(İndirmekte olduğumuz) bu kitap (hâlinde yazılan Kur’an), onda asla şüphe yoktur. (O bütün insanları ve özellikle) muttakileri (kötülüklerden sakınıp arınmak isteyen erkek ve kadınları) doğru yola ileten bir kılavuzdur. *
(*) Not: Geleneksel rivayet ve inanışa göre Kur’an’ı Kerim Hz. Ebu Bekir döneminde derlenmiş ve kitap hâline getirilmiştir. Oysa bunu aktaran rivayet tamamen yanlış ve uydurmadır. Zira söz konusu geleneksel rivayet ve inanış, hem ilk dönemden başlayarak vahyin son bulmasına kadar inen ayetlerle Kur’an’ın hep kendisinden ‘’kitap’’ diye söz etmesiyle hem de Kur’an’ın Hz. peygamber döneminde kitap hailinde derlendiğine dair Arapça metinleri aşağıya alınan Buhari, Müslim, Ebu Davud ve El Beyhakî’nin rivayetleriyle çürütülmektedir. İşte söz konusu geleneksel uydurma rivayeti geçersiz kılan rivayetler şöyledir: 1- Ensar’dan dört kişi, Resûlullah döneminde, Kur’an’ın tamamını kitap halinde derlemişlerdi: Bunlar: Muaz bin Cebel, Ubey bin Ka’b, Zeyd bin Sabit ve Ebu Zeyd’dir. Bkz: (Buhari ve Müslim) 2-İbn Ebu Davud, Muhammed bin Ka’b el-Kurazi’den rivayetle sağlam bir senedle rivayet etmiştir: O şöyle demiştir: Kur’an, Resulullah zamanında Ensar’dan beş kişi tarafından bir kitapta derlenmiştir: Bunlar: Muaz bin Cebel, Ubade bin Sabit, Ubeyy bin Ka’b, Ebu’d-Derdâ’ ve Ebu Eyüp el-Ensari’dir. 3- El-Beyhaki ve İbn Ebî Dâvûd, Şa’bi’den rivayetle şöyle demiştir: Kur’an, Resulullah döneminde altı kişi tarafından bir kitapta derlenmiştir: Bunlar: Ubeyy, Zeyd, Muaz, Ebu’d-Derda’, Sa’id bin Ubeyd ve Ebu Zeyd’dir. İşte görüldüğü gibi her 3 rivayete göre de Resulullah döneminde Kur’an’ın tamamı derlenmiş ve bir kitap hâline getirilmiştir. Zaten birçok ayette Kur’an’ın kendisinden hep (الكتاب)’’kitap’’diye söz etmesi de bunu teyid etmektedir. Peki, ‘’kitap’’ne demektir? (الكتاب صحف جمعت بين دفتين - لغة واصطلاحاً : المصدر : "معنى كتاب". قاموس المعاني) Kitabın tanımı: ‘’Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış, yani ciltlenmiş kâğıt, parşömen, vb. malzemeden üretilmiş üzeri baskılı sayfaların bir araya gelmesiyle oluşan okumalıktır.’’ Demek ki Hz. Peygambere ilk inen ayetlerden başlayarak vahyin son bulmasına kadar bütün ayetler kitap halinde yazıya dökülüyordu. Yani ‘’Kur’an ayetleri değişik nesneler üzerinde parça parça dağınık bir şekilde yazıldığı ve Hz. Ebu Bekir döneminde bir araya getirilip kitap haline getirildiği’’ şeklindeki geleneksel inanış ve rivayet yanlış ve uydurma olup hem Kur’an’ın birçok ayetleriyle çelişmektedir hem de Buhari, Müslim, Ebu Davud ve el -Beyhak’ının rivayetleriyle geçersiz kılınmaktadır. İşte ilk günden beri inen bütün ayetler Tûr sûresi- 2-3. ayetlerde de belirtildiği gibi (والطور وكتاب مسطور في رق منشور) İşte, ’’Tûr’a (Musa’nın vahiy aldığı kutsal Sina dağına), yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba (Kur’an’a)...kasem ederim’’ şeklindeki ayetlerden ilk günden beri Kur’an’ın, inceltilmiş deri sayfalarında kitap halinde bir düzen içinde yazıldığını öğreniyoruz. Yine Beyyine-2. ayette: (رسول من الله يتلو صحفا مطهرة)‘’Bu (delil); tertemiz sayfaları (sayfalarda yazılmakta bulunan Kur’an’ı) okuyan, Allah tarafından gönderilen bir elçidir.’’ şeklindeki ayetten de anlaşılıyor ki, Kur’an hep kitap halinde sayfalarda yazılıyordu ve Hz. Peygamber de o sayfalardan Kur’an’ı okuyordu. Bu ayet aynı zamanda Hz. Peygamberin okuma yazma bilmediğini söyleyen geleneksel rivayetlerin de uydurma ve yanlış olduğunu ayrıca göstermektedir. Çünkü Resulullah sayfalardan okuyorsa, demek ki geleneksel inanışın aksine Allah Resulu okuma yazma biliyordu, zira bazı ayetlerde geçen (الامي) ’’ûmmi’’ ifadesinin anlamı, okuma yazma bilmeyen demek değildir. Kur’an’daki ‘’ümmi’’ kelimesiyle önceki ilahi kitaplarla (Tevrat, İncil vs.) ilgilenmeyen ve bu kitapları okumayan, bunlardan aktarma yapmayan kimse ifade ediliyor. Detaylı bilgi için (الامي) ifadesinin geçtiği ayetlerin açıklamalarına bkz: İşte burada da görüldüğü gibi ilk günden beri Allah Resulü sayfalar/kitap hâlinde yazılan Kur’an’ı okuyordu. Demek ki Kur’an, vahyin ilk gününden başlayarak vahyin bitimine kadar hep sayfalarda/kitap halinde yazılıyordu ve vahyin son bulmasıyla Kur’an’ın bir kitapta derlenip yazılması da tamamlanmıştır. Yani Allah Resulü vefat etmeden önce Kur’an’ın tümü bir kitap halinde yazıya dökülmüştü. Bu nedenle Kur’an, Hz. Ebu Bekir döneminde bir kitap hâline getirildiğini söyleyen rivayetler ve geleneksel inanış yanlış ve uydurma olup Kur’an’ın ilgili ayetleriyle de çelişmektedir… Ama Hz. Ebu Bekir döneminde istinsah olayı, yani Hz. Peygamber döneminden kalan nüshanın ikiye çıkarılması söz konusu olabilir. Yine kitaptan maksat vahyin indiği ilk gününden bu ayetin indiği güne kadar inmiş ve kitap hâlinde yazıya dökülmüş olan Kur’an’a da denir. Çünkü yazıya dökülmüş olana da kitap denir. Bkz:) (التحرير والتنوير Ayrıca 2. ayette geçen (هدي للمتقين) şeklindeki cümlenin tefsiri ise şöyledir: Gerçi Kur’an insanların tümünün hidayet vesilesidir “insanlar için bir hidayettir.” Ama Kur’an’ın hidayetinden sadece ilahi söz karşısında ilgisiz kalmayanlar ve onu kabullenenler istifade edebilir. Bu nedenle burada bu şekildeki ifade kullanılmıştır. İşte bu kimseler Kur’an’ın delillerini ve burhanlarını işittikleri zaman Allah’a iman ediyor, namaz kılıyor ve sonraki ayetlerde işaret edilen hidayetin en yüce aşamasına nail olabiliyorlar. Bu nedenle ayette: “İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve yoksullara infak ediyorlar ki kurtuluşa erenler de ancak onlardır.” O hâlde yolun başlangıcında hakkı kabul etmek için Kur’an’ı hidayeti kabule ortam sağlayan ve kendisinden iman ve salih amel hasıl olan genel bir takva gereklidir. İman ve salih amelin neticesi de Allah’ın felah ve kurtuluş diye tabir ettiği o yüce hedefe ulaşmaktır. Kur’an’ın diğer ayetlerinde de hep insanların geneline ikaz edilmektedir. Örneğin: “İnsanlar için uyarıcı” [Müddessir-36], “âlemler için uyarıcı” (Furkan-1] ayetleriyle karşılaşıyoruz. (Bakara Suresi’nin Tefsiri (1-9)-hajij) İşte Hz. Peygamber döneminde Kur’an’ın bir kitap hâlinde derlendiğine dair Buhari, Müslim ve diğerlerinin ilgili rivayetleri aşağıya alınmıştır. Yani Kur’an, Hz. peygamber döneminde, onun talimatı ve gözetimi altında bir kitap halinde yazılıp kayıt altına alınmıştır.
وروى البخاري (3810) ومسلم (2465) عن أنس رضي الله عنه قال : " جَمَعَ الْقُرْآنَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْبَعَةٌ كُلُّهُمْ مِنْ الْأَنْصَارِ : مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَأُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَأَبُو زَيْد أخرج ابن أبي داود بسند حسنٍ ، عن محمد بن كعب القرظي ، قال : (جَمع القرآن على عهد رسول الله ـ صلى الله عليه وآله ـ خمسة من الأنصار : معاذ بن جبل ، وعبادة بن ثابت ، وأُبيّ بن كعب ، وأبو الدرداء ، وأبو أيوب الأنصاري) وأخرج البيهقي وابن أبي داود ، عن الشعبي ، قال : (جَمع القرآن في عهد النبي ـ ص ـ ستة : أُبيّ ، وزيد ، ومعاذ ، وأبو الدرداء ، وسعيد بن عبيد ، وأبو زيد) والهداية إن أخذت بمعنى الدلالة مطلقا فعامة أو بمعنى الدلالة الموصولة فخاصة وحينئذ يكون للمؤمنين قيد الأمرين (تفسير الألوسي) وهدى أي لنفوسكم من الضلالة ورحمة للمؤمنين أي لمن آمن به، بالنجاة من العذاب والارتقاء إلى درجات النعيم. (تفسير القاسمي)وإجمال ذلك - إن موعظة القرآن وشفاءه لما في الصدور من أمراض الكفر والنفاق وجميع الرذائل وهداه إلى الحق والفضائل موجّهات إلى أمة الدعوة وهم جميع الناس، والمؤمنون قد اختصّوا بما تثمره هذه الصفات الثلاث من الرحمة لأنهم هم الذين ينتفعون بها ( تفسير المراغي)