close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close
Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlike-lkitâbu lâ raybe(*) fîhi(*) huden lilmuttekîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu, bir kitaptır ki onda şüphe yok. Takva sahiplerine yol göstericidir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bu (Kur’an), kendisinde asla şüphe (çarpıklık, karışıklık ve yanlışlık) bulunmayan, (ahirete inanan, ona hazırlık yapan, her türlü küfür ve kötülükten sakınıp Allah’ın rızasını arayan) müttakiler için yol gösterici olan bir Kitaptır (ki, mü’minlere hayat ve huzur rehberidir ve Allah’la kulları arasında bir sözleşmedir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Anlattığı konularda hiçbir şüpheye yer bırakmayan bu kitap; yolunu Allah'ın kitabıyla bulmak isteyenlere cennet yolunu gösterir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Geçmiş kutsal kitaplarda, Muhammed'e vahyedileceği müjdelenen, bütün insanların iman etmekle, uygulamakla yükümlü olduğu, yürürlükteki tek ve son ilâhî kitap yalnızca bu mükemmel, kutsal kitaptır, Kur'an'dır. Allah katından indirildiğinde, kaynağında, vahyinde ve içindeki bilgilerde; geçmiş kitaplarda müjdelenen, bütün insanları muhatap alan, yürürlükteki tek ve son kitap olduğunda, şüphe ve tereddüt yoktur. Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, Kuran esaslarını benimseyip, yeryüzüne hakim olan salih kullara dahil olarak Allah’ın emirlerine muhalefetten korunan mü'minler için, hidayet kaynağı-hidayet rehberidir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 32/1-2.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bu (Kur'an-ı Kerim) doğruluğunda şüphe olmayan bir kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet rehberidir.
2.Kendilerine vahiyle bildirilen gerçeklere, gözleriyle göremeseler de inanırlar.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici bir kitaptır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bu, O kitaptır ki, kendisinden hiç şüphe yoktur ve daha önceki kitaplarda, Allah'ın inzâl edeceğini vaad buyurduğu kâmil kitaptır. Âhirette zarar verecek şeylerden korunanlar (takva sahipleri) için delildir, yol göstericidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O vahiyler, kitaptır; (bilgidir, yasadır, öz ve gerçektir.) Kalbi daraltacak şüphe çekecek bir yanı yoktur. (Çünkü) özlerini koruyanlar (muttakiler) için bir rehberdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kendisinde hiç şüphe olmayan bu kitap, sakınanlar[8] için bir rehberdir.
[8] Takvâ kelimesinin geniş açıklaması için bk. KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 237-255; XIII, 16-17; XVI, 378-380.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bu bir kitaptır ki onda şüphe bulunmaz, sakınçlara kılavuzdur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu, kendisinde kuşku, çelişme, tutarsızlık olmayan (ilahi bir) kitaptır. Muttâkiler için bir yol göstericidir.  
Bkz. 3/103, 5/16, 6/155, 10/57, 14/1Bu ayetten anlaşıldığına göre; Kur’an’dan istifade etmenin birinci şartı, “Muttaki” olmaktır. Yani Allah’a karşı gelmekten sakındığımız ve ona karşı sorumluluk bilinciyle yaşadığımız takdirde, Kur’an bizim için bir hidayet kaynağı olacaktır. Allah inancını ve sevgisini yüreğine sindiremeyen ve bu inancın gereklerini yerine getiremeyenlerinse onun kitabını hakkıyla algılaması söz konusu olamaz.“Muttakî”nin, “Allah’tan korkan ya da sakınan” şeklindeki alışılagelen tercümesi, bu kelimenin ifade etmek istediği manayı yeterli biçimde yansıtmaz. “İtteka” kelimesi: kişinin Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle ve şuuruyla kendi varlığını biçimlendirme arzusunu ve O’nun direktiflerine uygun yaşama isteğini yansıtır. “Allah’tan korkmak” ifadesi: insanı baskı altına alarak onun Allah’a olan güvenini ahlaki değerinden ve anlamından yoksun bırakabilir. İnsan, korktuğu şeyden uzak durmak ister. Buna karşın insan, Allah’tan korkmak yerine ona karşı saygısızlık yapmaktan sakınmayı, onu sevmeyi ve ona karşı sorumluluk bilinciyle kendi varlığını biçimlendirmeyi düşünürse bu takdirde Allah’a daha yakın olur ki olması gereken de budur.   
Cemil Said
swap_vert close
İşte sıhhatinde hiç şübhe olmayan kitâb ki Allâh’dan korkanların mürşîdidir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'dır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu, kuşkusuz, erdemliler için yol gösterici bir kitaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
işte -o kitap, bunda şüphe yok, ayni hidayet, korunacaklar için
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte bu kitap (Kur’ân-ı Kerîm)! Kendisinde hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için bir hidâyet rehberidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bu Kitap, mutlak gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler¹ için hidâyettir.²
1. Takva, korunmak, önlemek, saklamak demektir. Vahye içtenlikle uyarak, kötü, zararlı şeylere ve tehlikeye karşı korunmak, sakınmak ve kendisini güvene almak konusunda titizlik göstermek; zararlı şey ile korunacak şey arasına bir engel koymak" demektir. Takva, korku anlamına da gelmektedir; ancak bu Allah'ın sevmesinden yoksun kalmak, Allah'ı incitmekten endişe etme anlamında sevgiyi yitirme korkusudur. Takva sahibi olanlara muttakî denir. 2. Doğru yolu göstericidir. Hidayet, güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek, gerçeğe ve doğruya ulaşmak demektir. Örnek: 22:4; 76:3; 37:118. “Kendilerini doğru yola çıkardık.” 2:16;3:20: Eğer İslam'a girerlerse hidâyete ermiş olurlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bu, o kitab'dır ki kendisinde (Allah katından gönderilmiş olduğunda) hiç şübhe yokdur. (O) takvaa sahibleri için doğru yolun ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte bu, o Kitab'dır ki, onda şübhe yoktur.(2) Takvâ sâhibleri için bir hidâyettir.
(2)“Kur’ân, şek ve şübhelere mahal değildir (yer vermez). Sizin şübheleriniz, ancak kalblerinizin hastalığından ve mizâcınızın sekāmetinden (bozukluğundan) ileri geliyor. Evet, gözleri hasta olanlar, güneşin ziyâsını inkâr ederler; ağızları acı olanlar, tatlı suya acıdır derler.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 178)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(İndirmekte olduğumuz) bu kitap (hâlinde yazılan Kur’an), onda asla şüphe yoktur. (O bütün insanları ve özellikle) muttakileri (kötülüklerden sakınıp arınmak isteyen erkek ve kadınları) doğru yola ileten bir kılavuzdur. *
(*) Not: Geleneksel rivayet ve inanışa göre Kur’an’ı Kerim Hz. Ebu Bekir döneminde derlenmiş ve kitap hâline getirilmiştir. Oysa bunu aktaran rivayet tamamen yanlış ve uydurmadır. Zira söz konusu geleneksel rivayet ve inanış, hem ilk dönemden başlayarak vahyin son bulmasına kadar inen ayetlerle Kur’an’ın hep kendisinden ‘’kitap’’ diye söz etmesiyle hem de Kur’an’ın Hz. peygamber döneminde kitap hailinde derlendiğine dair Arapça metinleri aşağıya alınan Buhari, Müslim, Ebu Davud ve El Beyhakî’nin rivayetleriyle çürütülmektedir. İşte söz konusu geleneksel uydurma rivayeti geçersiz kılan rivayetler şöyledir: 1- Ensar’dan dört kişi, Resûlullah döneminde, Kur’an’ın tamamını kitap halinde derlemişlerdi: Bunlar: Muaz bin Cebel, Ubey bin Ka’b, Zeyd bin Sabit ve Ebu Zeyd’dir. Bkz: (Buhari ve Müslim) 2-İbn Ebu Davud, Muhammed bin Ka’b el-Kurazi’den rivayetle sağlam bir senedle rivayet etmiştir: O şöyle demiştir: Kur’an, Resulullah zamanında Ensar’dan beş kişi tarafından bir kitapta derlenmiştir: Bunlar: Muaz bin Cebel, Ubade bin Sabit, Ubeyy bin Ka’b, Ebu’d-Derdâ’ ve Ebu Eyüp el-Ensari’dir. 3- El-Beyhaki ve İbn Ebî Dâvûd, Şa’bi’den rivayetle şöyle demiştir: Kur’an, Resulullah döneminde altı kişi tarafından bir kitapta derlenmiştir: Bunlar: Ubeyy, Zeyd, Muaz, Ebu’d-Derda’, Sa’id bin Ubeyd ve Ebu Zeyd’dir. İşte görüldüğü gibi her 3 rivayete göre de Resulullah döneminde Kur’an’ın tamamı derlenmiş ve bir kitap hâline getirilmiştir. Zaten birçok ayette Kur’an’ın kendisinden hep (الكتاب)’’kitap’’diye söz etmesi de bunu teyid etmektedir. Peki, ‘’kitap’’ne demektir? (الكتاب صحف جمعت بين دفتين - لغة واصطلاحاً : المصدر : "معنى كتاب". قاموس المعاني) Kitabın tanımı: ‘’Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış, yani ciltlenmiş kâğıt, parşömen, vb. malzemeden üretilmiş üzeri baskılı sayfaların bir araya gelmesiyle oluşan okumalıktır.’’ Demek ki Hz. Peygambere ilk inen ayetlerden başlayarak vahyin son bulmasına kadar bütün ayetler kitap halinde yazıya dökülüyordu. Yani ‘’Kur’an ayetleri değişik nesneler üzerinde parça parça dağınık bir şekilde yazıldığı ve Hz. Ebu Bekir döneminde bir araya getirilip kitap haline getirildiği’’ şeklindeki geleneksel inanış ve rivayet yanlış ve uydurma olup hem Kur’an’ın birçok ayetleriyle çelişmektedir hem de Buhari, Müslim, Ebu Davud ve el -Beyhak’ının rivayetleriyle geçersiz kılınmaktadır. İşte ilk günden beri inen bütün ayetler Tûr sûresi- 2-3. ayetlerde de belirtildiği gibi (والطور وكتاب مسطور في رق منشور) İşte, ’’Tûr’a (Musa’nın vahiy aldığı kutsal Sina dağına), yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba (Kur’an’a)...kasem ederim’’ şeklindeki ayetlerden ilk günden beri Kur’an’ın, inceltilmiş deri sayfalarında kitap halinde bir düzen içinde yazıldığını öğreniyoruz. Yine Beyyine-2. ayette: (رسول من الله يتلو صحفا مطهرة)‘’Bu (delil); tertemiz sayfaları (sayfalarda yazılmakta bulunan Kur’an’ı) okuyan, Allah tarafından gönderilen bir elçidir.’’ şeklindeki ayetten de anlaşılıyor ki, Kur’an hep kitap halinde sayfalarda yazılıyordu ve Hz. Peygamber de o sayfalardan Kur’an’ı okuyordu. Bu ayet aynı zamanda Hz. Peygamberin okuma yazma bilmediğini söyleyen geleneksel rivayetlerin de uydurma ve yanlış olduğunu ayrıca göstermektedir. Çünkü Resulullah sayfalardan okuyorsa, demek ki geleneksel inanışın aksine Allah Resulu okuma yazma biliyordu, zira bazı ayetlerde geçen (الامي) ’’ûmmi’’ ifadesinin anlamı, okuma yazma bilmeyen demek değildir. Kur’an’daki ‘’ümmi’’ kelimesiyle önceki ilahi kitaplarla (Tevrat, İncil vs.) ilgilenmeyen ve bu kitapları okumayan, bunlardan aktarma yapmayan kimse ifade ediliyor. Detaylı bilgi için (الامي) ifadesinin geçtiği ayetlerin açıklamalarına bkz: İşte burada da görüldüğü gibi ilk günden beri Allah Resulü sayfalar/kitap hâlinde yazılan Kur’an’ı okuyordu. Demek ki Kur’an, vahyin ilk gününden başlayarak vahyin bitimine kadar hep sayfalarda/kitap halinde yazılıyordu ve vahyin son bulmasıyla Kur’an’ın bir kitapta derlenip yazılması da tamamlanmıştır. Yani Allah Resulü vefat etmeden önce Kur’an’ın tümü bir kitap halinde yazıya dökülmüştü. Bu nedenle Kur’an, Hz. Ebu Bekir döneminde bir kitap hâline getirildiğini söyleyen rivayetler ve geleneksel inanış yanlış ve uydurma olup Kur’an’ın ilgili ayetleriyle de çelişmektedir… Ama Hz. Ebu Bekir döneminde istinsah olayı, yani Hz. Peygamber döneminden kalan nüshanın ikiye çıkarılması söz konusu olabilir. Yine kitaptan maksat vahyin indiği ilk gününden bu ayetin indiği güne kadar inmiş ve kitap hâlinde yazıya dökülmüş olan Kur’an’a da denir. Çünkü yazıya dökülmüş olana da kitap denir. Bkz:) (التحرير والتنوير Ayrıca 2. ayette geçen (هدي للمتقين) şeklindeki cümlenin tefsiri ise şöyledir: Gerçi Kur’an insanların tümünün hidayet vesilesidir “insanlar için bir hidayettir.” Ama Kur’an’ın hidayetinden sadece ilahi söz karşısında ilgisiz kalmayanlar ve onu kabullenenler istifade edebilir. Bu nedenle burada bu şekildeki ifade kullanılmıştır. İşte bu kimseler Kur’an’ın delillerini ve burhanlarını işittikleri zaman Allah’a iman ediyor, namaz kılıyor ve sonraki ayetlerde işaret edilen hidayetin en yüce aşamasına nail olabiliyorlar. Bu nedenle ayette: “İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve yoksullara infak ediyorlar ki kurtuluşa erenler de ancak onlardır.” O hâlde yolun başlangıcında hakkı kabul etmek için Kur’an’ı hidayeti kabule ortam sağlayan ve kendisinden iman ve salih amel hasıl olan genel bir takva gereklidir. İman ve salih amelin neticesi de Allah’ın felah ve kurtuluş diye tabir ettiği o yüce hedefe ulaşmaktır. Kur’an’ın diğer ayetlerinde de hep insanların geneline ikaz edilmektedir. Örneğin: “İnsanlar için uyarıcı” [Müddessir-36], “âlemler için uyarıcı” (Furkan-1] ayetleriyle karşılaşıyoruz. (Bakara Suresi’nin Tefsiri (1-9)-hajij) İşte Hz. Peygamber döneminde Kur’an’ın bir kitap hâlinde derlendiğine dair Buhari, Müslim ve diğerlerinin ilgili rivayetleri aşağıya alınmıştır. Yani Kur’an, Hz. peygamber döneminde, onun talimatı ve gözetimi altında bir kitap halinde yazılıp kayıt altına alınmıştır. وروى البخاري (3810) ومسلم (2465) عن أنس رضي الله عنه قال : " جَمَعَ الْقُرْآنَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْبَعَةٌ كُلُّهُمْ مِنْ الْأَنْصَارِ : مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَأُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَأَبُو زَيْد أخرج ابن أبي داود بسند حسنٍ ، عن محمد بن كعب القرظي ، قال : (جَمع القرآن على عهد رسول الله ـ صلى الله عليه وآله ـ خمسة من الأنصار : معاذ بن جبل ، وعبادة بن ثابت ، وأُبيّ بن كعب ، وأبو الدرداء ، وأبو أيوب الأنصاري) وأخرج البيهقي وابن أبي داود ، عن الشعبي ، قال : (جَمع القرآن في عهد النبي ـ ص ـ ستة : أُبيّ ، وزيد ، ومعاذ ، وأبو الدرداء ، وسعيد بن عبيد ، وأبو زيد) والهداية إن أخذت بمعنى الدلالة مطلقا فعامة أو بمعنى الدلالة الموصولة فخاصة وحينئذ يكون للمؤمنين قيد الأمرين (تفسير الألوسي) وهدى أي لنفوسكم من الضلالة ورحمة للمؤمنين أي لمن آمن به، بالنجاة من العذاب والارتقاء إلى درجات النعيم. (تفسير القاسمي)وإجمال ذلك - إن موعظة القرآن وشفاءه لما في الصدور من أمراض الكفر والنفاق وجميع الرذائل وهداه إلى الحق والفضائل موجّهات إلى أمة الدعوة وهم جميع الناس، والمؤمنون قد اختصّوا بما تثمره هذه الصفات الثلاث من الرحمة لأنهم هم الذين ينتفعون بها ( تفسير المراغي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın azabından (muttakiler) korunanları en doğru yola iletmesinde şüphe ve tereddüt olmayan yalnızca bu kitaptır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu öyle bir Kitaptır ki doğruluğunda hiç şüphe yoktur, Allah’tan sakınanlara da yol göstericidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu, bir Kitaptır ki onda şüphe götürecek hiçbir şey yoktur [³], müttekiler hakkında bir rehberdir [⁴]
[3] Bürhanın parlaklığı, delâletinin aşikâr olması Allah tarafından nâzil olduğunda şüphe bırakmaz.[4] Mütteki Allah'tan, günahlardan sakınan kimsedir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bu kitap, kesin gerçeğin tâ kendisidir²; sorumluluk bilincinde olanlar [müttakîn]³ için yol gösteren bir rehberdir.
2 “Lâ reybe fihi”: Olacağı veya olması kesin olan işler için söylenen bir ifadedir. Bu anlamda kesin gerçeği ifade etmektedir. Semantik olarak da bu anlam doğrudur. Çünkü Arapçada kesin olmayan veya kesinliğin dışındaki şeyler için genellikle şüphe kelimesi kullanılır. İslam düşüncesinde şüphenin dereceleri vardır. Şüphe, şek ve reyb gibi. Şüphe, Arapçada ş-b-h (şebihe) kökünden gelir. Bu kökün anlamı “benzemek” demektir. Arapçada bir şey hakkındaki ihtimal ikiden fazlaysa “şüphe” kelimesi kullanılır. Eğer ihtimal iki ise o zaman “şekk” kelimesi kullanılır. Çünkü şek “bir şeyin ikiye yarılması”dır. Yani iki ihtimali ihtiva eder. Hatta Kur’an’da Allah hakkında tartışmaya girenler için “Efillahi şekkun” (Allah hakkında şekkiniz mi var?) (İbrâhim, 14/10) denmektedir. Şüphe yerine şekk kullanılmaktadır. Çünkü Allah hakkında insan şüphe değil, şekk eder. Ya vardır ya yoktur gibi ontolojik anlamda bir ikilemde kalır. Reyb ise, şekk ve şüpheyle birlikte bunların dışında kalan her türlü kuşku, tereddüt, zan, endişe, tezat, çelişki, tutarsızlık vb. ne varsa hepsini içerir. Bunun olumsuz hali olan “Lâ reyb” ise “yakîn” anlamındadır. Bu da kesin gerçeğin ifadesidir. Kur’an bu tanımlamayı kendisi için de yapar (Hâkka, 69/38-52). Bu sebeple burada Kur’an için “Kesin gerçeğin tâ kendisidir” diye tercüme ettik. Geniş bilgi için bkz. “Kur’an’ı Anlamak” isimli kitabımızın ilgili bölümü. 3 Takva kelimesi Arapçada “vikâye” kökünden gelir. Kelime olarak, “sakınma, korunma” demektir. Takva sıfatını üzerinde taşıyanlara “muttaki” denir. Genellikle “Allah’tan korkanlar” diye tercüme etmişlerdir ama bu anlam semantik analizlere pek uymaz. Çünkü sakınan kişi bir gaye için sakınıyordur. Bu gaye kişiyi böyle bir fiile yöneltmiştir. Kişinin bu fiili onda bir sorumluluk bilinci oluşturur. Dolayısıyla bu kelimeyi Kur’an’da Allah’a izafe edildiğinde “Allah’a karşı sorumluluk bilinci”, veya sadece “sorumluluk bilinci” olarak tercüme etmek daha yerinde ve semantik analize daha uygun olur. Şurası unutulmamalıdır ki, insan Allah bilincine tam olarak vâkıf olmadığı zaman, ahlaki anlamda doğru ve yanlış arasında gerçek bir ayrım yapamaz. Nitekim kişinin kendini koruması için Allah bilincine ve O’na karşı sorumluluk bilincine sahip olması gerekir. Takva kavramının “Allah’a karşı sorumluluk bilinci” şeklinde çevirisinde bu kelimenin “Meâl-Tefsir”inde semantik anlamını yakalamış olan M. Esed’le hemfikiriz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte o (yüce) kitap (Kur'an), hiç şüphesiz takva sahipleri için bir hidayettir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte şu kitap, toplumun ve bireyin temel hayat prensiplerini çizen bu ilâhî yazgı var ya,kendisinde hiç şüphe yoktur, insan aklını şüpheye düşürebilecek hiçbir çelişki, eğrilik, tutarsızlık yoktur onda. Öyleyse, gönlünü aç ve onu içtenlikle oku; okudukça göreceksin ki, bu sözler yüce Yaratıcıdan gelen hakîkatin ta kendisidir. Fakat bu kitap, kötülüğü, çirkinliği tercih eden kimseler için değil; her türlü fenâlıktan titizlikle sakınan, doğruya ve güzelliğe ulaşmayı arzu eden o takvâ sahipleri için bir kılavuz, bir yol gösterici, bir hidâyettir. Şu hâlde, tüm insanlığa doğru yolu gösteren bu kitap, ancak takvâ sahiplerini hedefe ulaştıracaktır. Peki, kimdir bu takvâ sahipleri?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İçinde kuşku olmayan bu Kitap, Bir hidayettir Müttakîler / Sakınıp Korunanlar için!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sadece bu Kitap'ta, şüphe yoktur. Bu Kitap, sağlamcılar için bir kılavuzdur:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Okuduğunuz kitap hiçbir şüpheye mahal bırakmaz. Allah tarafından elçisiyle insanlara okunsun diye gönderilmiştir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, inançlarında samimi olup sağlam duran, Allah’a, Allah’tan gelenlere kesin olarak inananlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. [Muttakî]ler [*] (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir.
Kök itibariyle [v-k-y] kökünden gelen ve “geçişli” fiil olarak “korumak” anlamına gelen [vekâ] kelimesi, [ittekâ] şeklinde beş harfli kalıpta “geçişsiz” fiil olarak “korunmak”, “sorumluluğunu bilmek”, “sorumlu davranmak”, “hassas ve bilinçli olmak” demektir. Buradan hareketle [et-takvâ/takvâ] kelimesi de “korunmak”, “sorumlu davranmak”, “duyarlı olmak” gibi anlamlar içermektedir. “Korunmak” anlamındaki [takvâ] kelimesi, “kötülüklerden korunabilme özelliği”dir. Kelimenin bütün bu anlam alanını içine alacak şekilde düşünürsek [takvâ]yı “duyarlı olmak”, [muttakî]yi de “duyarlı kişi” olarak tercüme edebiliriz. Şems 91:8’de de ifade edildiği gibi, [takvâ] bir taraftan [fücûr] denen kötülüklere karşı insanın korunabilmesini ifade etmekte, diğer taraftan iyilik yapabilmenin insandaki potansiyelini harekete geçirmeye işaret etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bu, kendisinde şüphe¹ olmayan tek kitaptır.² Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar için³ dosdoğru yolu gösteren (âyetler) ondadır.⁴
1 Rayb: Şüphe, kuşku, zan, töhmet ve çelişki demektir. Âyetin bu bölümü: “Bu, çelişkisiz tek kitaptır.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Yeryüzünde “kitap” denilince ancak bu kitap yani “Kur’an-ı Kerim” anlaşılır. Bu sebeple Peygamberimizin hadislerinin toplandığı kitaplara bile “kitap” denilmez, “sünnet” denilir. Müslümanlara göre kitap: “Peygamberimiz Muhammed (a.s)’a Allah tarafından, Cebrail vasıtasıyla, vahiy yoluyla indirilen ve bize tevatüren ulaşan, Allah kelamıdır.”3 Aslında bu kitap, bütün insanlık için hidâyet kaynağı olarak indirilmiştir. Fakat hidâyetten istifadenin ilk şartı, Allah’tan hakkıyla sakınmayı istemektir.4 Bu âyet; (فِيهِ)’deki (ه) zamirinin mercii (اَلْكِتَابُ) olarak düşünülürse, “Allah’a karşı hata etmekten sakınanlara dosdoğru yolu göstermek üzere (indirilen) bu kitapta hiçbir şüphe yoktur.” şeklinde de tercüme edilebilir. Yukarıdaki meal, (فِيهِ) cümle başlangıcı düşünülerek yapılmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BU İLAHÎ KELÂM–ki üzerinde hiçbir şüpheye yer yoktur– Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara ² bir rehber [olarak indirilmiş]tir,
2 Muttakî’nin “Allah’tan korkan” şeklindeki alışılagelen çevirisi, bu ibarenin olumlu içeriğini yeterli biçimde yansıtmaz -yani, O’nun her zaman ve her yerde hazır olduğunun farkında olmayı ve kişinin bu farkında oluşun ışığı altında kendi varlığını biçimlendirme arzusunu... Öte yandan, bazı çevirmenlerce benimsenen “kötülükten sakınan” veya “sorumluluğu konusunda dikkatli olan” şeklindeki çeviri ise, İlahî sorumluluk bilinci kavramının sadece belirli bir yönünü yansıtır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yol kılavuzu olan işte bu kitabın/Kuran’ın içinde hiçbir şüpheye yer yoktur. 4/82, 2/23, 17/9, 45/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İŞTE bu, kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan[¹²] Kitap’tır. Takvâ sahipleri[¹³] için bir hidayet rehberidir.[¹⁴]
[12] “Kuşku”nun (rayb) niteliği konusunda iki ihtimal var: 1) Kur’an’ın işleviyle ilgilidir ve “Muttakiler için hidayet olduğunda şüphe yok” anlamına gelir. 2) Kur’an’ın mahiyetiyle ilgilidir ve bu sûrenin 23. âyetindeki meydan okuma buna bir karşılıktır. Bizce kuşku vahyin kaynağına yöneliktir. Bu ise yalnız vahyin muhatabı olan Allah Rasûlü’ne değil, aynı zamanda vahyin sahibi olan Allah’a da bir iftiradır (Rayb için bkz: 9:110, not 140. Şekk ile farkı için bkz: 34:54, not 70). [13] Takvâ tek bir sözcükle karşılanamayacak merkezi bir kavramdır (İlk geçtiği 91:8’in 8 nolu notuna bkz). Japon âlim T. İzutsu’nun takvânın anlamına dair yaptığı semantik kazı, kendisini “sorumluluk” kavramına ulaştırmıştı. Bu isabetli yorum, daha sonraki çalışmalarda benimsendi. Biz takvâyı, Allah’a izafetle kullanıldığında “Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ile, yalın olarak kullanıldığında “sorumluluk bilinci” ile karşıladık. Bazen de orijinal hâliyle bıraktık. Bunu sadece cümlenin akışı ve dil estetiği açısından değil, kavramın bağlama göre değişen vurguları sebebiyle tercih ettik. Aslında takvâ ilâhî fıtratın bilinçteki tezahürüdür. Kişi kendine emanet edilen fıtratını ne kadar korursa takvâya da o kadar yakın olur. Bu yüzdendir ki takvâ adında somutlaşan sorumluluk bilinci, emanet ve borçluluk bilincini içerir. Kişide emanet üzerine titreme hissi bir seviyeyi aşınca, bu emanetin sahibine borçluluk duygusunu tetikler. Bu da doğrudan alacaklının kimliğini meraka yöneltir. Nihayet merak arayışa arayış da bir seviyeyi aşınca hidayete götürür. “Muttakiler için hidayettir”in açıklaması işte budur. [14] “Muttakiler için hidayettir” anlamındaki huden li’l-muttakîni “hidayete erenler için takvâ kaynağıdır” anlamına gelen takven li’l-muhtedîn gibi anlamamak gerekir. İbarede “hidayet, takvânın değil, takvâ hidayetin altyapısı olarak sunulmaktadır. Yani takvâ hidayetin sebebi, hidayet takvânın sonucudur. Bunu anlamak için “Kitap nedir iman nedir bilmeyen” (42:52) Allah Rasûlü’nün “muhteşem bir ahlâk üzere” (68:4) oluşunu hatırlamak gerekir. Hidayetten önceki takvâ “sorumluluk ahlâkı”dır (Krş: 90:17, not 16). Temelde “sorumlu davranış” mânasına gelen ‘sâlih amel’, işte böyle bir ahlâktan neşet eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar) İşte (okuduğunuz) şu Kitap (Kur’an öyle bir kitaptır ki onda (onun, Allah katından gönderilmiş olduğunda) asla kuşku yoktur! (kitaplar içinde hak -kendisinde şüphe olmayan- Allah’ın kitabı olduğu bunun kadar kesinlik ve şüphesizlik ile bilinen ve doğru yolu bunun kadar gösteren hiçbir kitap yoktur. Bunun ne vahyinin niteliği ve inmesinde ve bir şüphe, ne de töhmet vardır.) O, Takva sahipleri (Rablerinin azabından sakınan, emir ve yasaklarını tam uygulayarak O'nun koruması altına girmeye hak kazanan kullar) için doğru yol rehberidir.
Osman Fırat
swap_vert close
İşte bu Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte bu kitap ki, bunda bir şekk yoktur. Muttakîler için bir hidâyettir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! [32, 1-2]
el-Kitab: “Yazılı şey” demektir. Böylece kitap adı verilerek zımnen Kur’ân vahiylerinin yazı ile tesbit edilmesi emredilmektedir. Kur’ân o kitaptır ki kitap denilince, hatıra onun geldiği en mükemmel kitaptır ve diğer bütün kitaplar onun mânasını açıklamak görevindedirler. Takvâ: Korunma, sakınma demektir. İnsanın, başta küfür ve şirk olarak kendisine zarar veren her türlü kötülükten, haram ve isyandan korunarak, ta nihayette cehennem azabından da korunmasını sağlayan değer sistemidir. Muttakî ise, takvâ sıfatını taşıyan kimsedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.
Müttekîn kelimesi vikâye kökünden gelir. Vikâye korumak, müttekî korunan, takvâ sâhibi demektir. Aynı kökten gelen takvâ, Arap dilinde canlı bir varlığın, dışarıdan gelecek tehlikeli bir güce karşı kendini korumasını ifâde eder. Bu kelime, daha önce de Arapçada kullanılıyordu. Fakat Kur'ân sistemi içine girince önemli bir anlam kazandı. Kur'ân'da takvâ, herhangibir tehlikeden değil, Allah'ın azâbından ve insanı bu azâba sürükleyecek günâhlardan korunma anlamını kazanmıştır. Daha sonra inen âyetlerde takvâ, sâf dîndarlık anlamına gelmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu kitâb (Hak tarafından gönderilmiş oldığında) şek ve şübhe olmayan kitâbdır. Allâh'dan korkub günâhlardan sakınanlara yol göstericidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte o Kitap[*] budur; içinde şüpheye yer yoktur. Müttakîler için rehberdir.
[*] Âdem aleyhisselamdan beri her nebîye verilen Kitap budur (En'âm 6/83-90) . Ufak tefek farklılıklar dışında önceki kitapların aynısıdır. (Bakara 2/106) ve Arapça Kur'ân haline getirilmiştir. Aslı, Allah katındaki Ana Kitap'tadır. (Zuhruf 43/3-4) [2] Müttakî, kendi doğal yapısını koruyan kişidir. Müttekinin zıddı tağut yani sınırları aşan kişidir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
2,3. Hiç kuşkusuz bu kitap, kendilerini günahlardan korumaya çalışan, görmediği halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar için yol göstericidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şu kitap ki, onda hiç kuşku yoktur. Takvâ sahipleri(2) için o bir yol göstericidir.
(2) Korunanlar. Yani, Allah’ın buyruklarına ve yasaklarına uygun davranan ve böylece kendi eylemlerinin kötü sonuçlarından kendilerini korumuş olanlar. Yahut, güçlü bir himaye altına girerek korunup sakınmış olanlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte sana o Kitap! Kuşku/ çelişme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
aña allāh-ü alam şol kitāb yoķdur gümān anuñ içinde; yol göstermekdür śaķınıcılara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İşte o kitāb. Bunda şübhe yoḳdur ḳorunacaḳlar içün ‘ayn‐ı hidāyetdir.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bu, (Allah tərəfindən nazil edilməsinə, haqdan gəlməsinə) heç bir şəkk-şübhə olmayan, müttəqilərə(Allahdan qorxanlara, pis əməllərdən çəkinənlərə) doğru yol göstərən Kitabdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
This is the Scripture whereof there is no doubt, a guidance unto those who ward off (evil).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
This is the Book; in it is guidance sure, without doubt, to those who fear(26) Allah.
26 Taqwa , and the verbs and nouns connected with the root, signify: (1) the fear of Allah, which, according to the writer of Proverbs 1:7 in the Old Testament, is the beginning of Wisdom; (2) restraint, or guarding one's tongue, hand, and heart from evil; (3) hence righteousness, piety, good conduct. All these ideas are implied: in the translation, only one or other of these ideas can be indicated, according to the context. See also 47:17; and 74:56, n. 5808.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكَ
işte bu
الْكِتَابُ
o Kitâb'tır ki
لَا رَيْبَۚۛ
şüphe yoktur
ف۪يهِۚۛ
onda
هُدًى
bir hidâ- yettir
لِلْمُتَّق۪ينَۙ
muttakiler için
Bu, kendisinde asla şüphe olmayan (Allah tarafından indirilen bir) Kitâb'tır. (O ancak) Muttakiler (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlar) için bir hidâyettir.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَيْب
İsim
ر ي ب
Şüphe, felâket
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مُتَّقِين
Etken fiil-VIII
و ق ي
Muttakiler, takvâ sahipleri