183-184. Ey İnanmış olanlar! Oruç, sizden öncekilere (toplumlara) yazıldığı (farz kılındığı) gibi, (fenalıklardan) sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. Ancak, sizden kim hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca zor dayanabilenler ise, (tutamadıkları günler sayısınca) bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Her kim de vermesi gerekeni, gönülden artırarak fazlasıyla verirse, onun için daha hayırlı olur. (Ama bir sorun yoksa) oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.*
(*) Ayetten de anlaşıldığı üzere oruç ibadeti diğer ilahi dinlerde önceki toplumlara da farz kılınmıştır. Çünkü oruç tutmanın, ayette de ifade buyrulduğu gibi; sağlıklı bir yaşam için insan üzerinde çok büyük faydaları vardır. Başlı başına bir disiplin olan oruç, riyanın karışmadığı ve yapay davranışların bulaşmadığı en önemli ritüellerdendir. Nasıl ki her ritüelin bir yapılış şekli varsa, orucun da kendine has kuralları vardır. Oruç tutmak temel anlamıyla yemeden, içmeden ve cinsel yönelişlere girmeden sabah ve akşam arasını ihya etmek demektir. Orucun; metabolizmaya, sindirime, zihinsel organlara, karaciğere sağladığı faydaların yanında, kanserin önlenmesi, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklara karşı direncin artmasına kadar pek çok faydası vardır. Bunu biraz açalım; oruç tutarken gün içinde yemek ve içmek gibi bir durum olmadığından, mide ve bağırsaklar da kendini düzenleme fırsatı bulur. Bu sayede sindirim sistemi çok daha verimli çalışır. Kandaki lipit ve kolesterol düzeyi azaldığı için de damarlar kendini tamir eder ve hücreler yenilenebilir. Oruçlu kişinin organizması kendini kontrol etmeye zaman bulunca da bu organizma kanser hücrelerinin oluşumuna da katkı sağlayan kötü hücrelere anında müdahale eder duruma gelir. Normal hayatta tükettiğimiz yiyecek ve içecekler nedeniyle hırpalanan ve yorgun düşen akciğerimiz de oruç sayesinde dinlenir ve böylece çok daha sağlıklı çalışır. Sindirim sisteminin temizlenmesiyle de tüm vücudumuz temizlenmiş olur… (C. Külünkoğlu Meal Açık…)
Ayrıca Kur’an’ın dışındaki bazı fıkıh kitaplarında oruç bozmanın cezası (kefaret) olarak öngürülen 60 gün oruç, Kur’an’a aykırıdır. Çünkü ‘’Kur’an, burada oruç tutmamanın kefareti, yine tutulmadığı gün sayısınca tutulması gerekir’’demektedir. Dayandıkları rivat de sahih değil.