(Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk'a) dönmezler.
İnsanlar, cehâlet ve inkâr karanlıkları içerisinde yüzüyorlardı. Zayıflar eziliyor, güçlüler sivriliyorlardı. Hak haklının değil, güçlünün idi. Zulümden bunalan insanlar, bir Tanrı ateşinin yanıp kendilerini aydınlığa çıkarmasını istiyorlardı. Ateş yakmak istemeleri, kendilerine yol gösterecek bir nûr, bir kılavuz beklemelerini sembolize etmektedir. Hz. Muhammed (s.a.v.) ile o bekledikleri ışık gelmiş, yakmak istedikleri ateş yanmıştı. Ama bu kez kendileri direndiler. Direnmeleri, psikolojik olarak basiretlerinin bağlanmasına yol açtı. Ateş yanmış, çevreleri aydınlanmıştı ama ateşin yaydığı ışıktan yararlanacak basîret yoktu. Böylece yine karanlıklar içinde kalıyorlardı. İşte bu âyet, onların bu durumlarını canlandırmaktadır.