close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 175. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike-lleżîne-şteravû-ddalâlete bilhudâ vel’ażâbe bilmaġfirat(i)(c) femâ asberahum ‘alâ-nnâr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardır sapıklığı doğru yola, azabı yarlıganmaya karşılık olarak satın alanlar; ateşe ne de sabırlı kimselerdir ya.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, hidayete karşılık sapkınlığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. (Bu gafiller acaba) Ateşe karşı ne kadar da sabırlı ve dayanıklıdırlar! (Bu ne şaşkınlık ve sapkınlıktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte onlar, doğru yol karşılığında sapıklığı, bağışlanma karşılığında, azabı satın almışlardır. Onlar cehennem ateşine karşı ne kadar da dayanıklıdırlar veya bunlar kendilerini ateşe götürecek işler yapmakta ne derece sabırlı ve dirençlidirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, doğru yol, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yol karşılığında, hak yoldan uzaklaşıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederek başlarına buyruk yaşamayı, bağışlanma karşılığında azâbı kendilerine belâ olarak satın alanlardır. Bunlar ateş ile cezalandırılma azâbına rağmen ne kadar da cüretli davranıyorlar!
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte onlar hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık da azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar!
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar, hak yolu bırakıp sapıklığı, mağfiret yerine azâbı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe ne de sabırlıdırlar!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın aldılar. Onlar ne kadar ateşe dayanıklıdırlar! (Şiddetli bir ateş azabını çekecekler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı, bağışlanmaya bedel olarak da azabı satın almışlardır. Onlar ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar sapıklığı, doğru yola değiştiler; azabı da değiştiler, cehennemde nice sabrederler?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapıklığı, mağfiret karşılığında azabı satın almışlardır. Onlar cehennem ateşiyle cezalandırılacaklarına rağmen ne kadar da cüretli davranıyorlar!
Cemil Said
swap_vert close
Tarîk-i hidâyeti dalâlete ve Allâh’ın mağfiretini ’azâbına tercîh idenler âteşe nasıl dayanacaklardır?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine azabı alanlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar, doğru yol karşılığında sapkınlığı, mağfiret karşılığında azabı satın almış kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı, mağfirete bedel olarak da azabı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar, hidayet karşılığında sapıklığı ve affedilme karşılığında azabı satın almışlardır. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlar!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar işte hidayeti verib dalâleti, mağfireti bırakıb azabı satın alan kimseler, bunlar ateşe ne sabırlı şeyler!...
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte bunlar hidâyeti bırakıp sapıklığı, bağışlanmayı bırakıp da azabı satın alanlardır (cüzî irâdeleriyle sapkınlığı tercih edenlerdir). Onlar ateşe girmeye ne kadar da cesaretlidirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar, hidayete¹ karşılık sapkınlığı satın alanlardır; bağışlanmaya karşılık azabı. Ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
1- Doğru yola iletilmeye.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar doğru yolu bırakıb sapıklığı, mağfirete bedel azaâbı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlar, hidâyete mukabil dalâleti, bağışlanmaya karşılık azâbı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar doğruluğu sapıklıkla, bağışlanmayı azapla değiştirmiş olan kimselerdir. Öleyse, onları ateşe karşı (kendilerini ateşe götürecek işleri yapmakta) sabırlı (dayanıklı, cüretli) kılan nedir!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar, Allah’ın doğru yoluna karşı sapıklığı, bağışlamasına karşı azabı satın almış olan kimselerdir. Ateşe ne kadar dayanaklıdırlar?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunlar o kimselerdir ki sapkınlığı doğruluğa , azap çekmeyi yarlıganmaya değişmişlerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dalâleti hidayete, azabı mağfirete bedel satın alanlar onlardır. Onlar ateş üstünde ne kadar sabırlıdırlar [⁹].
[9] Yahut ateşte ne kalacaklardır!  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar hidâyete [hudâ] karşılık sapıklığı, mağfirete karşılık azabı satın almışlardır. Meğer onlar ateşe ne kadar da dayanıklılarmış!
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında dalaleti, mağfiret karşılığında azabı satın alanlardır. Onlar, ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte onlar, doğruya ve gerçeğe ulaşma yerine sapıklığa düşmeyi, bağışlanma yerine de azâba uğramayı tercih eden kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da dayanıklıymış!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki Hidayet ile Sapkınlığı, Bağışlanma ile Azâb’ı satın aldılar. Onlar Ateş’e karşı ne sabırlıdır!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü onlar, aydınlığı bırakıp karanlığa daldılar; af yerine cezayı tercih ettiler. Ateşe ne kadar dayanabilecekler bakalım.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı bırakıp azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapkınlığı, bağışlanma karşılığında da azabı satın alanlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar! [*]
Yüce Allah insanlığın kurtuluşu için indirdiği ilahi mesajları içeren kitabındaki gerçekleri gizleyenlerin feci akıbetlerini ifade etmekte ve ateş azabına dayanma durumlarını düşünmeleri gerektiğine dikkat çekmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şu, hidâyete karşılık sapkınlığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın alanlar, cehennem ateşine karşı ne kadar da cüretkârdırlar.¹
1 Yani kendilerini cehennem ateşine götürecek işleri yapmaya ne kadar hevesli, sabırlı ve cüretkârdırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı ve mağfiret karşılığında azabı satın almışlardır: oysa ateşten ne kadar az korkar görünüyorlar!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; bağışlanmayı bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe ne kadarda dayanıklılarmış! 2/86, 4/44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı, mağfiret karşılığında azabı satın aldılar.[³³⁶] Meğerse ateşe ne kadar da dayanıklıymışlar!?[³³⁷]
[336] Aynı tarz ifade bu sûrenin başında münafıklar için kullanılmıştı (2:16). Burada ise hakikati gizleyenler için kullanılıyor. [337] Burada kullanılan fiil-i taaccüb-i evvelde ince bir ironi gizlidir. Bu ünlemle ifade edilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar sapıklığı hidayete azabı bağışlanmaya tercih etmiş kimselerdir! (Artık sapıklık ve azap onların kendi malı olmuştur; hak ve hakikati açıklamaya, dünya zevklerinden birini feda etmeye asla sabredemeyen o zalimler) Ateşe karşı (kendilerini cehenneme sürükleyecek ameller işlemekte) ne de sabırlıdırlar, (sonsuza dek ateşte yanmak için ellerinden gelen gayreti sarf ediyorlar, neler neler yapıyorlar)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki, hidâyet mukabilinde dalâleti, mağfiret mukabilinde azabı satın almışlardır. Onları ateşe karşı bu kadar sabırlı kılan nedir?
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte onlar hidâyeti bırakıp dalaleti, mağfireti verip azabı satın almışlardır. Bunlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklı imişler!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapıklık, mağfiret karşılığında azab satın almışlardır. Onlar ateşe, karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşte onlar hidâyeti virüb dalâleti, mağfireti virüb 'azâbı satın alanlardır. 'Acabâ onları (bu işleriyle) cehennem 'azâbına cür'et itdiren nedir?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar yoldan çıkmayı, rehbere uymaya; azabı, bağışlanmaya tercih edenlerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış!
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; mağfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe karşı ne de sabırlıdırlar.(!)
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar doğru yolu sapıklıkla, bağışlanmayı azapla değiştirmiş olan kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklı şey bunlar!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bunlar hidayeti satıp şaşkınlığı, affedilmeyi satıp azabı almışlardır. Ne kadar da dayanıklıdırlar ateşe!...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar anlardur kim śatun aldılar azġunlıġı ŧoġru yol-ıla; daħı 'aźābı yarlıġamaġ-ile. ne śaburludur anlar od üzere!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar ol kişilerdür kim ṣatun aldılar azġunluġı hidāyet‐ile, ‘aẕābıdaḫı maġfiret‐ile tebdīl itdiler. Pes nice ṣabr eyleyibilür anlar ṭamu odına?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar doğru yol əvəzinə zəlalət yolunu, bağışlanmaq əvəzinə əzabı satın almış kəslərdir. Onlar cəhənnəm oduna necə də səbrlidirlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those are they who purchase error at the price of guidance, and torment at the price of pardon. How constant are they in their strife to reach the Fire!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They are the ones who buy Error in place of Guidance and Torment in place of Forgiveness. Ah! what boldness (They show) for the Fire!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
اشْتَرَوُا
satın aldılar
الضَّلَالَةَ
dalâleti
بِالْهُدٰى
hidâyete karşılık
وَالْعَذَابَ
ve azabı
بِالْمَغْفِرَةِۚ
mağfiretine karşılık
فَمَٓا
artık ne kadar
اَصْبَرَهُمْ
sabırlıdır onlar
عَلَى النَّارِ
ateş hususunda
İşte onlar hidâyete karşılık dalâleti, mağfirete karşılık azabı satın alanlardır. Onlar ateş(e girme) hususunda ne de (istekli ve) sabırlıdırlar.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِشْتَرٰى
Fiil-VIII
ش ر ي
Satın aldı, sattı
ضَلَالَة
İsim
ض ل ل
Dalâlet
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مَغْفِرَة
İsim
غ ف ر
Mağfiret etmek
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَار
İsim
ن و ر
Ateş