close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike-lleżîne-şteravu-ddalâlete bilhudâ femâ rabihat ticâratuhum vemâ kânû muhtedîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardır doğru yolu satıp azgınlığı alanlar. Alışverişlerinden faydalanmadıkları gibi bir kazanç yolu da tutmamışlardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte onlar (münafıklar) hidayet karşılığı dalâleti satın alıp (sapıtmış kimselerdir), fakat bu (akılsız ve ahlâksız) ticaretlerinden bir yarar sağlayamamış; artık hidayeti de bulamamış (kesimlerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar hidayete karşılık sapıklığı değişmişler, ama bu değişimleri onlara kâr getirmemiş ve onlar doğru yolu da bulamamışlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar doğru yolun, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolun yerine, dalâleti başlarına belâ olarak satın alanlar, başlarına buyruk yaşamayı, bozuk düzeni, helâki tercih edenlerdir. Onların ticaretleri kazançlı olmamıştır. Doğru yola gelmeye istekli de değiller.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bu kimseler hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır. Ancak yaptıkları alışveriş bir kazanç sağlamamış, kendileri de doğru yolu bulamamışlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte bunlar, hidayet yerine sapıklığı satın almışlardır; fakat bu alışverişleri bir yarar sağlamamış; hidayeti de bulmamışlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunlar, o kimselerdir ki, hidayete karşılık dalâleti (sapıklığı, cehennemi) satın almışlardır. Onların ticareti kâr etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bunlar, hidayete karşılık sapıklığı satın aldılar. Ticaretleri bir kar etmedi. Çıkış yolu da bulamadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte onlar, doğru yola karşılık sapıklığı satın alanlardır. Onların bu ticareti kazançlı olmayacak ve doğru yolu da bulamayacaklardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar, doğru yola karşılık azgınlığı aldılar, tecimleri kazanmadı, yanlış yola daldılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, hidayete karşılık (kendi iradeleriyle) sapıklığı satın almış olan kimselerdir. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir. 
Bkz. 17/7  
Cemil Said
swap_vert close
Dalâleti hakîkat ile iştirâ iden ânlardır. Fakat bu ticâretleri kendilerine fâide virmedi, râh-ı müstakîmden ayrıldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, doğruluk yerine sapıklığı aldılar da alışverişleri kar getirmedi; doğru yolu bulamamışlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Doğruya karşılık sapkınlığı satın alanlar işte onlardır. Bu sebeple ticaretleri kâr etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte onlar, hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir.
 Cenab-ı Allah bu sûresinin başında önce yüce kitabı Kur’an’dan, onun müttakîler için bir yol gösterici ve hidayet kaynağı oluşundan, sonra da gayba imandan ve İslâm’ın temelini oluşturan ana vazifelerden söz etmiş ve bu arada insanları inanç yönünden üç guruba ayırmıştır: Birincisi müminlerdir; onların vasıfları ilk beş âyette özetlenmiştir. İkincisi kâfirlerdir; onların durumu da altıncı ve yedinci âyetlerde özetlenmiştir. Üçüncüsü, münafıklardır; bunların durumları da geniş bir şekilde ele alınarak 8. âyetten 21. âyete kadar geçen âyetlerde açıklanmıştır. Kur’an, insanlığa doğru yolu göstermek için gönderilmiş bir kitaptır. Bu itibarla ilk önce kendisine muhatap olan insanlığın doğru veya yanlış inanç durumunu bunların getirdiği mesuliyetleri, doğruya veya eğriye inanan insanın dünyada ve ahirette karşılaşacağı neticeleri izah etmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldı. Ticaretleri ne kâr bırakır, ne de onları gerçeğe ulaştırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bunlar işte öyle kimselerdir ki hidayet bedeline dalâleti satın almuşlardır da ticaretleri kâr etmemiştir yolunu tutmuş da değillerdir.
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte onlar (munâfıklar), hidâyete karşılık, sapkınlığı satın alanlardır (cüzî irâdeleriyle sapkınlığı tercih edenlerdir). Onlar bu ticaretlerinden bir kâr elde etmemiş ve doğru yolu bulamamışlardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, hidayete¹ karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.
1- Doğru yolda olma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki doğru yolu bırakıp sapkınlığı (eğri yolu) satın almışlardır. Demek, alış verişleri onlara kazanç sağlamamış, onlar doğru yolu da bulmamışlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlar, hidâyete karşılık dalâleti satın alanlardır. Fakat ticâretleri (onlara) kâr getirmemiştir. (Onlar, o zarardan kurtulmak için) doğru yolu bulmuş kimseler de değillerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar hidayete karşılık sapıklığı değişmişler, ama bu değişimleri onlara kâr getirmemiş ve onlar doğru yolu da bulamamışlardır. *
(*) Arapçada ( (اشتري ‘’satın almak’’ anlamına geldiği gibi, bir şeyi tercih etmek, başka bir şeyden üstün, değerli ve kıymetli tutmak veya değiştirmek anlamlara da gelir. { وَاشْتَرَوْا بِهِ ثَمَنًا قَلِيلاًً اختاروه وفضّلوه ( المعجم: اللغة العربية المعاصر Bk: ‘’el-Mu’cemü’l-Ğani, el-Mu’cem el-lüğatü’l Arabiyyetüll muasırah, Tefsiru’t -Taberi, Tefsirü’l Meraği.’’  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte böyleleri, doğru yola karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Fakat bu alış veriş onlara kazanç sağlamamış, bu nedenle doğru yola ulaşmamış olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki, doğruluğu iğriliğe değişmişlerdir. Onun için bu alışverişlerinde hiçbir kazanç elde edememişlerdir. Onlar doğru yolu tutamamışlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki doğru yol alacaklarına iğri yol almışlardır; bu alış verişleri kendilerine kazanç vermemiştir. Onlar ticaret yolunu da bulamamışlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar hidâyet yerine sapıklığı satın aldılar. Onlar bu ticaretleriyle ne kazanç elde edebildiler ne de doğru yolu bulanlardan oldular.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın alan kimselerdir. Bu yüzden yaptıkları ticaretten kazanç elde edememişler ve hidayete ermişlerden de olamamışlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte bunlar, dosdoğru cennete ulaştıran doğru yolu terk ederek, cehenneme giden yolu, sapıklığı tercih eden kimselerdir. Fakat bu değiş tokuştan dünyevî bir kazanç elde edemedikleri gibi, hidâyete ermekten de mahrum kalmışlardır.Kur’an ışığından yüz çeviren bu münâfıkların durumunu, bakın şu misal ne güzel anlatıyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte onlar, Hidayet’e karşılık Sapkınlığı satın almış olanlardır. Onların ticareti kâr etmedi. Hidayete ermiş değillerdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bunlar, sağlamı hurda ile değişen şaşkınlardır. Bunun için alış verişleri kârlı olmamış, bir türlü de düze çıkamamışlardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte onlar, inançlı, doğru, sağlam bir yola karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş, doğru yolu bulamamışlardır. Kibirleri, bencillikleri, benmerkezcilikleri yüzünden kaybetmişlerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte onlar hidayet karşılığında sapkınlığı satın alanlardır. [*] Onların (bu) ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girmemiştir. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:86, 108, 175; Âl-i İmrân 3:177; Nisâ’ 4:74; İbrâhim 14:3; Nahl 16:107 Burada sözü edilen ticaret elbette mecazdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hidâyete karşılık sapkınlığı satın alanlar, işte bunlardır. Ve bu alışverişleri kendilerine bir kazanç sağlamadığı gibi on-lar asla doğru yolu da bulamayacaklardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
(Çünkü) onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda sağlamış, ne de [başka bir şekilde] hidayet bulmuşlardır.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bunlar, doğru yol yerine sapıklığı satın aldılar ama bu ticaretleri asla kâr etmedi ve onlar doğru yolu bulanlardan da olamadılar. 2/175, 43/36-37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar, bu yüzden ticaretleri onlara kâr sağlamadı; zira onlar doğru yolda giden kimseler değiller.[³²]
[32] Kur’an’ın dinî alana transfer ettiği satın alma, ticaret, kâr, terazi, tartı, rehin almak, ücret, ödünç, borç gibi ticari kavramlar hayli dikkat çekicidir. Bu, hakikati asrın idrakine söyletmekle açıklanabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte onlar (bu gibi kimseler) hidayete karşılık sapıklığı satın alanlardır; ancak onların bu ticareti kar sağlamamış ve onlar doğru yolu da bulamamışlardır. (küfür karanlığında bocalayıp dururlar)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve onlar doğru yolu bulamamışlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar (o münafıklar) o kimselerdir ki, hidâyet mukabilinde dalâleti satın almışlardır. Onların bu ticaretleri bir kazanç temin etmemiştir. Ve onlar hidâyete ermiş kimseler değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte onlar hidâyeti verip, dalâlet satın aldılar. Ama bu, kârlı bir ticaret olmadı. Çünkü kâr yolunu tutmadılar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da ticaretleri kar etmedi, doğru yolu da bulamadılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Hidâyeti virüb mukâbilinde dalâleti satın alanlar onlardır. Bu alışverişlerinde kazanmadılar ve hidâyete de iremediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, doğruyu(hidayeti) verip yanlışı(dalaleti) alanlardır. Doğru yolda olmadan,[*] yaptıkları ticaret kazanç getirmez.
[*] Hidayet; doğru yola girme, rehberlik etme ve o yola kabul etme anlamlarına gelir. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlarına gelir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, hidayet yerine sapıklığı satın aldılar da alışverişleri kar getirmedi ve doğru yolu bulanlar olmadılar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte onlar, hidayeti sapıklıkla değiştirmiş kimselerdir. Fakat ne bu ticaretlerinden bir kazanç sağlamışlar, ne de amaçlarına ulaşabilmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bunlar, doğruluk ve aydınlığı verip karanlık ve sapıklığı satın aldılar da ticaretleri hiçbir kazanç sağlamadı. Bir yol-yordama girebilmiş de değillerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar anlardur śatun aldılar azġunlıġı ŧoġru yolıla pes aśśı eylemedi bezirgenlikleri. daħı olmadılar ŧoġru yol tutıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Onlar hidāyete bedel ḍalāleti ṣatun alırlar, ya‘nī īmānı terk‐ile cenneti fidā ilecehennemi aldılar. Anlarıñ ticāretleri fā’ide itmedi ve hidāyete irenler [ ...]
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar doğru yol əvəzində əyri yolu satın almış kəslərdir. Onların alveri xeyir getirmədi və haqq yolu da tapmadılar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
These are they who purchase error at the price of guidance, so their commerce doth not prosper, neither are they guided.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
These are they who have bartered Guidance for error: But their traffic is profitless, and they have lost true direction,
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
اشْتَرَوُا
satın aldılar
الضَّلَالَةَ
dalâleti
بِالْهُدٰىۖ
hidâyete karşılık
فَمَا رَبِحَتْ
fakat kazanan olmadı
تِجَارَتُهُمْ
ticaretleri
وَمَا كَانُوا
ve olmadılar
مُهْتَد۪ينَ
hidâyet bulanlar
İşte onlar, hidâyete karşılık dalâleti satın alanlardır. Onların bu ticaretleri kazançlı olmamış, onlar hidâyeti de bulamamışlardır.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِشْتَرٰى
Fiil-VIII
ش ر ي
Satın aldı, sattı
ضَلَالَة
İsim
ض ل ل
Dalâlet
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَبِحَ
Fiil-I
ر ب ح
Kazandı
تِجَارَة
İsim
ت ج ر
Ticaret
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler