Nitekim size kendi içinizden öyle bir elçi gönderdik ki o, size (bütün) âyetlerimizi (bütün mesajlarımızı) okur, sizi (her türlü kirli ve yanlış düşüncelerden) arındırır, size kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (problem çözme bilimi, bilimsel gerçekleri, doğru hüküm vermeyi ve kitapta bulunan hükümleri sebep ve amaçlarıyla birlikte) öğretir, daha başka bilmediğiniz şeyleri de öğretir. *
(*) Ayrıca kitabı öğretir, ifadesinden de Hz. Peygamberin okuma ve yazma bildiğini gösteriyor. Çünkü okuma yazma bilmeyen, yani kendisi kitaba bakarak okuyamayan başkalara kitabı nasıl öğretebilir? Herkese ezberleterek mi okutuyor, böyle bir şey mümkün mü? Ezberinden okusaydı, burada (يعلمكم الكتاب) ‘’yuâllimükümü -l kitabe’’ yerine (يذكركم الكتاب) ‘’yuzekkirükümü-l kitaba’’, yani size kitabı belletiyor, şeklinde olacaktı. Demek ki Allah Resulu okuma yazmayı biliyordu. Yani konuyla ilgili geleneksel inanış yanlıştır. (الله اعلم) Ayrıca hikmetin sünnet olmadığını, bu hikmetin diğer peygamberlere, Hz. Lokman’a ve hatta yüce Allah’ın dilediği kimselere de verildiğini söyleyen bazı ayetler aşağıdadır. Peki bunlara da sünnet mi verilmiş? Hayır! Öyleyse hikmet, doğru hüküm verme yeteneği, problem çözme bilimi ve bilimsel gerçekleri, kitaptaki hükümlerin sebep ve amaçlarını, Kur’an’ın; baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeler ile ilgili yönünü niteleyen geniş anlamlı bir ifadedir. (الله اعلم) Ayrıca Kur’an: (اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ) ‘’Ey Resulüm! Sana kitaptan ne vahyedilmişse, onu mutlaka (insanlara) OKU!..’’ (Ankebüt-45), (Kehf- 27), şeklindeki ayetler ile buradaki ayet vb. ile Hz. Peygambere gelen vahyin tümü okunmuş ve insanlara aktarılmıştır. Bu nedenle iddia edilen ‘’Gayri Metluv Bir Vahiy’, yani okunmayan vahiy asla söz konusu değildir. Bir tek vahiy vardır, o da Kur’an’ı Kerim’dir. Hadisler asla vahiy değildir, eğer hadisler vahiy olsaydı, Hz. peygamberin bazı içtihat ve eylemleri Kur’an’da kınanmazdı. Öreneğin: (et- Tahrîm, 66/1); (Tevbe, 9/43), (el-Enfâl, 8/67), (Abese, 80/1-10), (el-Ahzâb, 33/37);) Eğer hadisler VAHİY olsaydı Kur’an gibi korunup kaybolmaması için Hz. Peygamber onları de mutlaka yazdıracaktı. Vahiy Kâtiplerini oluşturduğu gibi, Hadis Kâtiplerini de oluştururdu. Ama bakıyoruz ki, hadislerin yazılmasına bile izin vermemiştir. Eğer hadisler vahiy olsaydı, böyle yapar mıydı? Asla! Demek ki, yüce Allah’tan gelen vahyin tümü okunmuş ve tebliğ edilmiştir. Peki (metluv olmayan), yani okunmayan vahiy nerededir? Yoksa haşa Hz. Peygamber yüce Allah’ın bu emrini ihmal mı etmiştir? Bu nedenle ‘’Vahyi Gayri Metluv’’ iddiası insanı küfre götürecek kadar çok tehlikeli bir sözdür. ‘’Allah muhafaza!’’ Zaten nice ayetlerden anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber kendisine gelen bütün ayetleri/ yani vahyin tümünü hem okuyor hem de öğretmeye çalışıyordu. Bu nedenle okunmayan, tilavet edilmeyen - Gayri Metluv Bir Vahiy - asla söz konusu değildir. Ayrıca hikmetın tanımı ile ilgili aşağıdaki açıklamalara bakılabilir. (الله اعلم)
الحكمة: (مصطلحات) بكسر الحاء جمع حكم مصدر حكم، العلم بحقائق الأشياء {وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ}. يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ ۚ وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ (البقرة - 268) (فقهية)الحِكْمَةُ الإلَهِيَّةُ:مَا أظْهَرَهُ اللَّهُ فِي القُرْآنِ وَيَتَلَمَّسُهُ النَّاظِرُ فِي مَوْجُودَاتِ الكَوْنِ ( تعريف و معنى الحكمة في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي) وقال النَّووي الحِكْمَة، عبارة عن العلم المتَّصف بالأحكام، المشتمل على المعرفة بالله تبارك وتعالى، المصحوب بنفاذ البصيرة، وتهذيب النَّفس، وتحقيق الحقِّ، والعمل به، والصدِّ عن اتِّباع الهوى والباطل، والحَكِيم من له ذلك». والحكيم هو شخصٌ عاقل يرجح الأمور نحو الصواب بما امتلكه من خبرات عبر تجاربه في الحياة (حكمة – ويكيبيديا) كما وتعبّر الحكمة عن المعرفة التي يكتسبها الفرد بسبب التجارب والخبرات التي مرّ بها (ما معنى الحكمة) –