Onlar, Müslümanlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de îman ettik.” derler. Fakat şeytanlarıyla¹ baş başa kalınca: “Aslında biz, kesinlikle, sizin yanınızdayız. Biz, (onlarla) sadece alay ediyoruz” derler.²
1 Şeytan: Azgınlıkta son derece yüze çıkmış, haktan uzak, yanlış/bâtıl olan, demektir. Şeytan kelimesi, insan, hayvan ve tüm yaratıklar ve düşünce tarzlarından “pis, azgın ve inatçı” olanları için kullanılan bir cins isimdir. Şeytana Kur’an dışında verilen; Azâzil ve Hâris isimleri Süryanî ve Yahudi kaynaklıdır. Şeytanın, “Allah’ın rahmetinden Âdem’e secdeyi reddederek kovulan bir melek olduğu, erkeklere kılıç ve kalkan yapmayı, kadınlara ise, süslü giyinip göz kapaklarını güzelleştirme sanatını öğrettiği” bilgileri tamamen Yahudi kaynaklıdır. Âdem’e secdeyi kabul etmediği andan itibaren, "hayırdan ümidini kesmiş, pişmanlık ve üzüntü duyan" anlamında İblis; secde etmeyiş sebebi olarak da "beni dumansız ateşten, onu ise çamurdan yarattın" diye ırkçı bir bahane uydurarak Âdem’i cennet’ten çıkarmaya çalıştığı andan itibaren de Şeytan adını almıştır. Yani şeytanlık, tıpkı Müslümanlık gibi bir sıfattır. Şeytanlaşan ilk varlık, cinlerden olan İblis’tir. Bu sebeple İblis’in özelliklerini taşıyan tüm akıllı varlıklara ve düşünce sistemlerine de “şeytan” denilir. Olağan üstü özellikler verilerek, yarı ilâh halinde ve adına “şeytan” denilen yaratılmış özel bir varlık söz konusu değildir. 2 Bu 14 âyette Allah, insanları; “Müslümanlar, kâfirler ve münâfıklar” diye üç gruba ayırmıştır. Her Müslüman’ın da insanları böyle kategorize etmesi gerekir. Bunun dışındaki sınıflandırmalar şeytanlaşan sistemlere aittir.