close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 14. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ leku-lleżîne âmenû kâlû âmennâ ve-iżâ ḣalev ilâ şeyâtînihim kâlû innâ me’akum innemâ nahnu mustehzi-ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlarla buluştular mı inandık derler. Şeytanlarıyla yalnız kaldılar mı şüphe yok ki derler, biz sizinleyiz, biz ancak alay etmekdeyiz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): "Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren işbirliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)" derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); "Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz" (zira "onların desteğini almak mecburiyetindeyiz") derler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıklarında, “Biz de sizin gibi inandık” derler. Azılı, sapık, insan ve cin arkadaşlarıyla başbaşa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz” derler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde: "Biz de iman ettik" derler. Elebaşılarıyla, liderleriyle baş başa kaldıkları zaman: "Biz sizinle beraberiz. Sadece onlarla alay ediyoruz." derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
İman etmiş olanlarla bir araya geldiklerinde: "Biz de iman ettik" derler. Ama kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında: "Biz sizinle birlikteyiz; ötekilerle ise sadece alay ediyoruz" derler.
14. Vahidi ve Sa`lebi`nin Abdullah ibnu Abbas (r. a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Medine`deki münâfıkların başını çeken Abdullah ibnu Ubeyy ile onun adamları hakkında inmiştir. Rivayete göre bir gün bunlar çıktılar, Resulullah (a. s.)`ın ashabından bir grupla karşılaştılar. Abdullah ibnu Ubeyy adamlarına: "Şimdi bu aptalları sizden nasıl uzaklaştıracağım göreceksiniz" dedi. Sonra Hz. Ebu Bekir (r. a.)`in elinden tutarak şöyle dedi: "Merhaba ey Sıddık! Temim oğullarının efendisi, İslâm`ın öncüsü, mağarada Resulullah (a. s.)`tan sonra ikinci adam, canını ve malını Resulullah (a. s.) için feda eden kişi." Daha sonra Hz. Ömer (r. a.)`in elinden tutarak şöyle dedi: "Merhaba ey Adiyy ibnu Ka`b oğullarının efendisi! Faruk (hakkı batıldan ayıran), İslâm`da güç sahibi, canını ve malını Resulullah (a. s.) için feda eden kişi." Sonra Hz. Ali (r. a.)`nin elini tutarak ona da benzer şekilde övücü sözler söyledi. Daha sonra ayrıldılar. Abdullah ibnu Ubeyy adamlarına: "Gördünüz mü nasıl yaptım? Siz de onları gördüğünüzde aynen benim yaptığım gibi yapın. Onları iyilikle övün" dedi. Müslümanlar Resulullah (a. s.)`a gelerek bu olayı ona bildirdiler. Ardından bu âyeti kerime indi. Ancak bu rivayetin senedi çok zayıftır. Bununla birlikte ayeti kerimenin münâfıklar hakkında indiği kesindir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: 'İman ettik' derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla sadece) alay ediyoruz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de müminlerle karşılaştıkları zaman: “- Biz de (sizin gibi) iman ettik” derler. Halbuki şeytanlarıyle (kendilerini aldatan dostlarıyla) yalnız başına kaldıkları zaman: “- Biz (dinde) sizinle beraberiz, biz ancak (müminlerle) istihza edicileriz.” derler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar, müminlerle karşılaştıklarında “İnandık” derler, şeytanlarıyla (büyükleriyle) başbaşa kaldıkları zaman, “Sizinle beraberiz, biz (Müslümanlarla) yalnızca alay ediyoruz” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Müminlerle karşılaştıklarında, “İman ettik” derler, reisleriyle baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinle beraberiz; biz sadece alay ediyoruz” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunlar, inanmış olanlara kavuşunca derler ki: «Biz de inan getirdik»; kendi şeytanların görünce de derler ki: «Biz sizinle birliğiz, ancak alay ederiz!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlardan bazıları) iman edenlerle karşılaştıkları zaman: “Biz de sizin gibi inanıyoruz.” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman: “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz; biz onlarla sadece eğleniyoruz.” derler. 
Bkz. 2/76 Eski Arapçadaki kullanımına göre “Şeytan” terimi aynı zamanda, “Kötülükte aşırı giden, acımasız, şer üreten, ikiyüzlü ve kötülüğün yayılması için çalışan, bozgunculuk yapan” insanları ifade eder. Bu ayette de bu manada kullanılmıştır. Ancak “Şeytan” terimi; Kur’an’da çoğunlukla insanın ruhundaki kötü eğilimleri ve özellikle de hakikate ve maneviyata ters düşen bütün şer dürtüleri tanımlamak için kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Mü’minlere rast geldikleri vakit biz de inanıyoruz dirler ve kendi şeytanlarının [1] aralarına girdikleri vakit ise biz sizinle berâberiz bunlar ile eğleniyoruz dirler.
[1] Ya’ni kendileri gibi kâfirlerin  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman edenlerle karşılaşınca “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz” derler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları vakit, "İnanıyoruz," derler; fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında, "Sizinle beraberiz. Biz sadece alay etmekteyiz," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bir de iyman edenlerle karşılaştılar mı «amenna» derler ve kendi şeytanlarile halvet oldular mı «emin olun derler, biz sizinle beraberiz, biz ancak mütehziyiz»
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu munâfıklar,) mü’minlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de (sizin gibi) îmân ettik” derler. Hâlbuki şeytanlarıyla (yandaşlarıyla/dostlarıyla) baş başa kaldıklarında, “Şüphesiz biz sizinle beraberiz (sizin inandığınız gibi inanıyoruz), biz ancak onlarla (mü’minlerle) alay edicileriz!” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İnandık.” derler. Şeytanları¹ ile baş başa kaldıkları zaman, “Biz, sizinle beraberiz; onlarla, sadece alay ediyoruz.” derler.
1- Akıl babaları, yandaşları, yol arkadaşları.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar îman edenlere kavuşdukları zaman «inandık» derler. Şeytanlariyle yalınızca (başbaşa) kalınca ise «Emîn olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihza edicileriz» derler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: “(Biz de) îmân ettik!” derler. Şeytanlarıyla(reisleriyle) baş başa kaldıkları zaman ise: “Gerçekten biz sizinle berâberiz; biz (onlarla)ancak alay edicileriz!” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit ‘’Biz de inandık’’ derler. Şeytanlarıyla (kendilerini saptırmaya çalışan şeytan karakterli liderleriyle) baş başa kaldıklarında ise, biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıklarında “Bizde iman ettik” derler. Kendilerini aldatanlarla (şeytanlar) baş başa kaldıklarında, “Sizinle beraberiz, elbette onlarla eğlenip alay ediyoruz” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar inananlarla buluşunca: «Biz inandık» derler. Şeytanlarla başbaşa kalınca da: «Biz sizinle birliğiz, onlarla yalnız eğleniyoruz» derler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar iman edenler ile buluştukları zaman «biz iman ettik» derler, halbuki şeytanları ile [⁵] tenha kaldıkları zaman «biz sizinle beraberiz, biz yalnız müstehziyiz» [⁶] derler.
[5] Kendilerini azdıranlar ile, şeytan gibi inatçı olanlar ile.[6] Mü'minlerle istihza etmekten başka bir şey yapmıyoruz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar inananlarla karşılaştıklarında “Biz de inandık” derler. Ancak şeytanlarıyla¹⁰ baş başa kaldıklarında ise “Biz aslında sizinleyiz, inananlarla sadece alay ediyoruz” derler.
10 Şeyâtin: Şeytan kelimesinin çoğuludur. “Şetane” fiilinden gelir. Bu fiilin anlamı “iyi ve güzel şeylerden uzak olmak” demektir. Burada, kendileri gibi olanlarla veya kötülükte ısrar eden diğerleriyle yani münafık dostlarıyla baş başa kaldıklarında anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenlere rastladıkları zaman, “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, “Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay edicileriz” derler.
(Şeyâtin, Arapçada kibirli, asi, zarar verici, mel’un kimse ve kötü cin anlamına gelen şeytan kelimesinin çoğuludur. Hem insanlar, hem de cinler için kullanılır. Kur’an’da genellikle kötü cinler için kullanılmış olmasına rağmen, bazı yerlerde kötü insanlar da kastedilir. Konunun gelişinden insanları mı, cinleri mi kastettiği kolayca anlaşılabilir. Burada, İslâm’a karşı çıkmada en önde yer alan Arap liderleri kastedilmektedir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman, “Biz de inanıyoruz!” derler. Fakat onlarıperde arkasından yöneten şeytanlarıyla, yani kendilerini yönlendiren liderleriyle, akıl hocalarıyla baş başa kalınca da, “Aslında biz sizin yanınızdayız, bakmayın Müslümanlıktan dem vurduğumuza; böyle yapmakla, onlarla sadece alay ediyoruz!” derler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnanmış kimselerle bir arada bulundukları zaman: -“İnandık” dediler. Şeytanları ile başbaşa kaldıkları zaman: “Biz, sizinle birlikteyiz; doğrusu biz, alay etmekteyiz” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Müslümanlarla karşılaştıklarında: “ Biz de Müslümanız “ derken; şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında: “ Biz, sizden yanayız!. Sadece biraz takılıyoruz o kadar ” diyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık!" derler. İnkâr edenlerin elebaşlarıyla yalnız kaldıklarında; "Şüphesiz biz sizinle beraberiz. Biz ancak inananlarla alay ediyoruz!" derler. İnkâr edenlerin yanında Müminleri çekiştirirler. İnkâr edenlerin gözüne girmek için Müslümanların aleyhinde konuşurlar. Onlar kim güçlüyse onların yanına gider, onlara yağ çeker, onlardan görünmek isterler. Kendilerine özgü, güven veren bir duruşları yoktur. Her zaman çıkarlarına göre değişken davranırlar. Müslümanlar güçlenirse Müslüman, inkâr eden kâfirler güçlenirse kâfir olurlar. Onların taptığı sadece güçtür. Onların yolu çıkardır. Onlar bu tutumlarıyla kendilerini akıllı, Müminleri akılsız sayar, Müminlerle alay ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıklarında “(Biz de) iman ettik.” derler. [*] Şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarındaysa “Biz sizinle beraberiz; biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz.” derler.
Benzer mesajlar: Bakara 2:76; Âl-i İmrân 3:119.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, Müslümanlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de îman ettik.” derler. Fakat şeytanlarıyla¹ baş başa kalınca: “Aslında biz, kesinlikle, sizin yanınızdayız. Biz, (onlarla) sadece alay ediyoruz” derler.²
1 Şeytan: Azgınlıkta son derece yüze çıkmış, haktan uzak, yanlış/bâtıl olan, demektir. Şeytan kelimesi, insan, hayvan ve tüm yaratıklar ve düşünce tarzlarından “pis, azgın ve inatçı” olanları için kullanılan bir cins isimdir. Şeytana Kur’an dışında verilen; Azâzil ve Hâris isimleri Süryanî ve Yahudi kaynaklıdır. Şeytanın, “Allah’ın rahmetinden Âdem’e secdeyi reddederek kovulan bir melek olduğu, erkeklere kılıç ve kalkan yapmayı, kadınlara ise, süslü giyinip göz kapaklarını güzelleştirme sanatını öğrettiği” bilgileri tamamen Yahudi kaynaklıdır. Âdem’e secdeyi kabul etmediği andan itibaren, "hayırdan ümidini kesmiş, pişmanlık ve üzüntü duyan" anlamında İblis; secde etmeyiş sebebi olarak da "beni dumansız ateşten, onu ise çamurdan yarattın" diye ırkçı bir bahane uydurarak Âdem’i cennet’ten çıkarmaya çalıştığı andan itibaren de Şeytan adını almıştır. Yani şeytanlık, tıpkı Müslümanlık gibi bir sıfattır. Şeytanlaşan ilk varlık, cinlerden olan İblis’tir. Bu sebeple İblis’in özelliklerini taşıyan tüm akıllı varlıklara ve düşünce sistemlerine de “şeytan” denilir. Olağan üstü özellikler verilerek, yarı ilâh halinde ve adına “şeytan” denilen yaratılmış özel bir varlık söz konusu değildir. 2 Bu 14 âyette Allah, insanları; “Müslümanlar, kâfirler ve münâfıklar” diye üç gruba ayırmıştır. Her Müslüman’ın da insanları böyle kategorize etmesi gerekir. Bunun dışındaki sınıflandırmalar şeytanlaşan sistemlere aittir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve imana ermiş olanlarla karşılaştıklarında, “Biz de [sizin gibi] inanıyoruz!” derler; ama şeytanî dürtüleriyle ¹⁰ başbaşa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz” derler.
10 Lafzen, “Şeytanlarıyla” (şeyâtîn, şeytân’ın çoğulu). Kadîm Arapça’daki kullanımına uygun olarak bu terim, çoğunlukla, “kötülükteki şiddetli ısrarları (temerrüd) nedeniyle şeytanlara benzeyen” insanları ifade eder (Zemahşerî): Bu, yukarıdaki ayet ile ilgili olarak müfessirlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen bir yorumdur. Ancak şeytân terimi -ki şetane fiilinden türetilmiştir: “o (doğru ve güzel olan her şeyden) uzaklaştı” (veya “uzaktı”) (Lisânu’l-‘Arab, Tâcu’l-‘Arûs)- Kur’an’da çoğunlukla insanın ruhundaki “şeytanî” (yani, son derece kötü) eğilimleri ve özellikle, hakikate ve maneviyata düşman olan bütün dürtüleri tanımlamak için kullanılmıştır (Râğıb).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıklarında “İnandık” derler. Şeytanlarının yanına varınca da “Biz, sizinle beraberiz. Onlarla sadece alay ediyoruz” derler. 2/75-76, 35/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama inanan kimselerle karşılaştıklarında “Biz iman ettik” derler. Şeytanlarıyla[³⁰] baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinle beraberiz, biz (onlarla) sadece alay ediyoruz” derler.
[30] Yahudilerin ikiyüzlülerinden söz eden 76. âyette “birbirleriyle baş başa kaldıklarında” şeklinde gelen ibare, bu âyette “şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında” şeklinde gelmiştir. Bu benzerlikten yola çıkarak buradaki şeytan, onlara sapıklıkta önderlik yapan insan şeytanları olarak anlaşılmaya daha müsaittir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler; fakat şeytanları ile (kendilerini azdıranlarla) başbaşa kaldıklarında: "Biz elbette sizinle beraberiz; Biz sadece (inandık diyerek) onlarla alay ediyoruz!" derler.
Osman Fırat
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İman ettik" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar imân edenlere rastgelince, «Biz imân ettik,» derler. Kendi şeytanları ile yalnız kalınca da, «Biz sizinle beraberiz, biz ancak o imân edenler ile istihzâda bulunan kimseleriz,» derler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit “Biz de müminiz” derler. Fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında da: “Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz. ” derler.
Şeytan: “Azgınlıkta, şer ve kötülükte kendi benzerlerini çok geçmiş kötü, inatçı” anlamında cins ismi olup cinlerden olduğu gibi insanlardan da olabilir. Cin şeytanlarının ataları İblis olup, bazen özel isim olarak İblîs yerine eş-Şeytan kullanılır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler. Fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar mü'minlerle yüzyüze geldiklerinde îmân iyledik dirler ve şeytânlarıyla ('âlimleri ve ileri gelenleriyle) yalnız kaldıklarında: Biz sizinle berâberiz. (Îmân itdik diyerek mü'minlerle) ancak istihzâ idiyoruz dirler.[¹]
[1] Reîsu'l münâfikîn "Abdullah bin Ubey" bir gün adamlarından bir kaç kişi ile yolda gider iken Ebâ Bekir es-Sıddîk ve 'Ömer'ul Fârûk ve 'Ali'yul Murtazâ rıdvânullâhi 'aleyhim hazerâtına tesâdüf iyledi. Merkûm nifâk yüzinden müşârunileyhimi medh ve senâda bulundı. Cenâb-ı Haydar "Yâ ibni Ubey! Allâh'dan kork, nifâkdan vazgeç" buyurmakla ibni Ebî "Yâ Ebâ'l Hasan! Bizi nifâka nisbet itme, biz de sizin gibi mü'min musaddıkız" cevâbını virdi. Bu vak'a üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olarak Cenâb-ı Hak merkûmların nifâkını ihbâr ve tasdîk buyurdı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’a inanıp güvenenlerle yüz yüze gelince, “Biz O’na inanıp güveniriz.” derler. Şeytanlarıyla [*] baş başa kalınca, “inanın biz sizin yanınızdayız, onlara sadece göz yumuyoruz!” derler.
[*] Şeytan, doğru yoldan uzaklaşan insan ve cinlere denir. (Bkz. En'âm 6/112)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnananlara rastladıkları zaman:-İnandık, derler. şeytanları ile başbaşa kalınca da: -Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz, derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Şeytanlarıyla(7) baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinleyiz,” derler. “Onlarla sadece eğleniyoruz.”
(7) Kendilerini azdıranlar. Bunların cinlerden olması şart değildir; Kur’ân, insan şeytanlarından da söz eder, bunların birbirinden ilham aldığını söyler, hattâ cin şeytanlarını insanların azdırdığını bildirir. 6:112, 72:6 ve 114:6’ya bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan irseler anlara kim įmān getürdiler eyittiler “įmān getürdük” daħı ķaçan geçtiler şeyŧānları dapa eyittiler bayıķ biz siziñlevüz degülüz biz illā yañśuya dutıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣaḥābeden mü’minlere mülāḳī olduḳlarında, bizler de sizler gibi mü’minleriz, dirler. Ne zamān onları aldatıcı insān şeyṭānları olan dostları‐y‐la ḫalvet itdiklerinde, biz siziñle berāberiz. Ancaḳ biz mü’minleri istihzā’ ideriz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar mö’minlərlə qarşılaşdıqları zaman: “Biz də (sizin kimi) iman gətirdik”,-deyirlər. Halbuki öz şeytanları ilə (onları aldadan dostları ilə) təkbətək qalanda: “Biz də sizinləyik, biz ancaq (mö’minlərə) istehza edirik”,-deyirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when they fall in with those who believe, they say: We believe; but when they go apart to their devils they declare: Lo! we are with you; verily we did but mock.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When they meet those who believe(37), they say: "We believe;" but when they are alone with their evil ones, they say: "We are really with you: We (were) only jesting."
37 A deeper phase of insincerity is actual duplicity. But it never pays in the end. If we compare such a man to a trader, he loses in the bargain.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o vakit ki
لَقُوا
karşı- laştılar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerle ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
قَالُٓوا
dediler
اٰمَنَّاۚ
iman ettik
وَاِذَا
ve o vakit ki
خَلَوْا
baş başa kaldılar
اِلٰى شَيَاط۪ينِهِمْۙ
şeytanlarıyla
قَالُٓوا
dediler
اِنَّا
şüphe- siz biz
مَعَكُمْۙ
sizinle beraberiz
اِنَّمَا
ancak
نَحْنُ
biz
مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
alay edicileriz
(Bu münafıklar) Mü'minlerle karşılaştıklarında, "(biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran insan ve cin) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise, "biz sizinle beraberiz, biz onlarla sadece alay ediyoruz" derler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
لَقِىَ
Fiil-I
ل ق ي
Karşılaştı, kavuştu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
خَلَا
Fiil-I
خ ل و
Baş başa kaldı, gelip geçti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
مُسْتَهْزِئ
Etken fiil-X
ه ز ا
Alay edici