close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 127. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż yerfe’u ibrâhîmu-lkavâ’ide mine-lbeyti ve-ismâ’îlu rabbenâ tekabbel minnâ(s) inneke ente-ssemî’u-l’alîm(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O vakit İbrahim ve İsmail Kabe'nin temel duvarlarını yükselttiler de Rabbimiz dediler, bu evi yaptık, sen kabul et. Şüphe yok ki sen, her şeyi duyansın, bilensin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Vaktâki İbrahim, İsmail’le birlikte Evin (Kâbe’nin) temellerini ve duvarlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz, bizden (bu hayırlı girişim ve gayretimizi) kabul et. Şüphesiz, Sen her şeyi İşiten ve hakkıyla Bilensin."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İbrahim ve İsmail mabedin temellerini yükseltirken şöyle yalvarıp dua ettiler: “Ey Rabbimiz! Bizim yaptığımız şeyleri bizden kabul et, sensin herşeyi bilen ve herşeyi duyan.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İbrâhim ile İsmâil, mâbedin, Kâbe'nin sütunlarını-duvarlarını yükseltirlerken: “Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzenlerini veren, koruyan, kontrol eden ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur. Sen, sadece Sen her şeyi işitir ve bilirsin." dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani, İbrahim ve İsmail birlikte Ka'be'nin sütunlarını yükseltiyorlardı. (O zaman şöyle demişlerdi): "Ey Rabbimiz! Bizden kabul et! Sen duyan ve bilensin."
Ali Bulaç
swap_vert close
İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): 'Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin';
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve o zaman, İbrahim ile İsmail (Aleyhisselâm) Kâbe'nin temellerini yükselttiler ve şöyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz, bizden bu hayırlı işi kabul et; hakikaten Sen duâmızı işitici, niyyetimizi bilicisin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine hatırlayın ki; İbrahim ve İsmail, Kâbe’nin temellerini yükseltirken şöyle diyorlardı: “Ey Rabbimiz! Bunu bizden kabul et. Hiç şüphesiz Sen, işiten ve bilensin!”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İbrâhim ile İsmail'in Beytullah'ın temellerini yükseltirken şu duayı yaptıklarını hatırlayınız: “Ey Rabbimiz! Bizden bu hizmeti kabul buyur; çünkü sen her şeyi duyan ve her şeyi bilensin.”
Besim Atalay
swap_vert close
İbrahim'le İsmail, evin temellerin yükselttiğinde, dediler ki: «Bizden onaylayasın, sen işitirsin, bilirsin Tanrımız!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İbrahim, İsmail'le birlikte Kâbe'nin sütunlarını/duvarlarını yükseltirken (ikisi şöyle dua etmişlerdi:) “Rabbimiz! Bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, sen (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilensin.”
Cemil Said
swap_vert close
Beytin temellerini inşâ itdikden sonra İbrâhîm ve İsmâ’îl "Yâ Rab bunı kabûl it" didiler sen her şeyi işidiyor her şeyi biliyorsun.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İbrahim ve İsmail, Kabenin temellerini yükseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İbrâhim İsmâil’le birlikte o evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyordu: “Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor, (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.
 Kâbe’nin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz. Âdem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler, Kâbe’nin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Âdem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Âdem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz. Şît zamanında kaybolur, yerinde siyah bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şît, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacer-i Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bu bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz. İbrahim Allah’ın emriyle Kâbe’nin bulunduğu yere gider, oğlu İsmail’i annesiyle birlikte orada iskân eder. Sonra İsmail ile beraber Kâbe’nin bulunduğu yeri kazar. Hz. Şît tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kâbe’yi inşa eder. Âyette «Beytullah’ın temellerini yükseltiyor» cümlesi bunu ifade eder.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İbrahim, İsmail ile birlikte evin (kabenin) temellerini yükseltiyor: "Rabbimiz, bizden kabul et, şüphesiz sen İşitensin, Bilensin."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve o vakit ki İbrahim beyitten temelleri yükseltiyordu İsmailde birlikte şöyle dua ettiler: Ey bizim Rabbımız kabul buyur bizden, daima işiten, daima bilen sensin ancak sen
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, İbrâhîm, (oğlu) İsmâil ile birlikte (Kâbe’nin) temellerini yükseltirken (şöyle dua etmişlerdi): “Ey Rabbimiz! Bizden (bu gayretimizi) kabul buyur. Şüphesiz sen her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilensin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in¹ temellerini yükseltirken: “Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin.”
1- Evin/Kâbe'nin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani İbrâhîm o Beytin temellerini (yahud: divarlarını), İsmail ile birlikde, yükseltiyordu (da ikisi de şöyle düâ etmişlerdi:) «Ey Rabbimiz, bizden (şu hizmeti) kabul buyur. Şübhesiz hakkıyle işiden, kemâliyle bilen sensin Sen».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve bir zaman İbrâhîm, İsmâîl ile berâber Beyt'in (Kâ'be'nin) temellerini yükseltiyordu. (Ve şöyle duâ ediyorlardı:) “Rabbimiz! (Yaptığımızı) bizden kabûl buyur! Şübhe yok ki Semî' (her duâyı işiten), Alîm (herşeyi bilen) ancak sensin!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman İbrahim, İsmail ile beraber Beyt’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyordu. (Ve şöyle dua ediyorlardı:) ’Rabbimiz! (Yaptığımızı) bizden kabul buyur! Şüphesiz (hakkıyla) işiten, (hakkıyla) bilen ancak sensin! *
(*) Âyetteki İbrahim ve İsmail (a.s)’ın “Kâbe’nin temellerini yükseltmesi” ifâdesinden; Kâbe’-nin daha önceden, Hz. Âdem zamanında yapıldığı, ilk Kâbe’nin kaybolan temellerini Hz. İbrahim’in bulup, tekrar inşa ettiği de anlaşılabilir. (M. Türk Meali 127. Ayet Açıklaması) Fakat Hacer’ü-l Esved taşı cennettin değil de bazı bilim insanlarının araştırmalarına göre bir gök taşı olabilir. (الله اعلم) Hacer’ü-l Esved’in bir meteor/ gök taşı olduğuna dair bazı batılı araştırmacıların görüşleri de aşağıdadır. Ayrıca Bkz:(New Light on the Origin of the Holy Black Stone of the Ka’ba 1 Nisan 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Author: Thomsen,E Journal: Meteoritics, volume 15,number 1,page 87) في عام 1857 قال بول باتريتش المهتم بالاحجار الكريمة وينتمي للامبراطورية المجرية النمساوية أن أصل الحجر الأسود نيزكي في عام 1932 جاء هاري سانت جون ليقول أنه اكتشف مكان ارتطام نيزك ضحم في الربع الخالي,وفي عام 1980 استخلصت إليزابيث تومسن وهي باحثة دانماركية درست في جامعة كوبنهاجن بأن عمر الحجر الأسود يعود لنحو 6000 عام ويحتمل أن يكون نتج من إصطدام نيزك بمنطقة الوبار بالربع الخالي وان تركيب الحجر الأسود فيه تماثل كبير مع تركيب تلك الأحجار الناتجة عن ارتطام ذاك النيزك (الحجر الأسود.. هل جاء من الجنة كما يقول المسلمون!!؟ الحجر الأسود هذا،) وقد نشر في "الأهرام" الصادر في يوم الجمعة بتاريخ 8/ 10/1982م بقلم محمد عبده الحجاجي مدير إدارة بالمكتبة المركزية بجامعة القاهرة أن الحجر الأسود من السماء وسقوط الأحجار من السماء ظاهرة كونية معروفة ومؤكدة، وقد قام العالم البريطاني "ريتشار ديبرتون" برحلة إلى الحجاز متخفيًا في زي مغربي، مدعيًا أنه مسلم وكان يجيد اللغة العربية، واندس بين الحجاج واستطاع أن يحصل على قطعة من الحجر، وحملها معه إلى لندن، وبدأت تجاربه عليها في المعامل الجيولوجية، فتأكد أنه ليس حجرًا أرضيًا، بل هو من السماء، وسجل هذا في كتاب له بعنوان "الحج إلى مكة والمدينة" الذي صدر بالإنجليزية في لندن سنة 1856م (أرشيف ملتقى أهل الحديث – 2).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İbrahim ve İsmail, beytin temellerini yükselttikleri zaman, ”Rabbimiz! Bizden kabul et. Sen işiten ve her şeyi en iyi bilensin.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün İbrahim İsmail ile birlikte Kabe’nin temellerini atarken diyorlardı: « Ey bizim çalabımız! Bizim bu yaptığımızı iyi karşıla! Çünkü işitici, bilici olan yalnız Sensin.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani, İbrahim ile İsmail Kâbe/nin temellerini [¹] yükseltmişler, böyle dua etmişlerdi: Ey Rabbimiz! İbadetimizi [²] kabul buyur. Çünkü semi/ sensin, hakkıyle âlim sensin. [³]
[1] Yâni, esasen Kâbe'yi bina eylediler. Yahut duvarlarını yükseltip ikmal eylediler. Yahut mertebesini âli kıldılar.[2] Yahut ta'atimizi, işlediğimiz amel-i hayrı.[3] Duamızı işiten, maksadımızı kemaliyle bilen yalnız sensin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe’nin/Beyt’in temellerini yükseltirken⁸¹: “Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur. Muhakkak ki Sen Semî’sin⁸², Alîm’sin⁸³” diye yalvardılar.
81 Buradaki fiil, yerfeu’ fiilidir. Şimdiki/geniş zaman kipidir. Hâlbuki olay binlerce yıl önce meydana gelmiştir. Geçmiş zaman yerine, geniş zaman kipiyle anlatması, olayı bir hikâye veya kıssa kalıbıyla değil, şimdi gözümüzün önünde oluyormuş gibi, hayatın içine sokarak anlatması Kur’an’ın bir anlatım tarzı ve bir üslûbudur. O bazen ahirette olacak olayları gelecek zaman kipiyle değil, geçmiş ve şimdiki/geniş zaman kipiyle de anlatır. Bu o olayın mutlaka gerçekleşeceğini bize telkin ederken, gelecekteki olayı şimdi oluyormuş gibi göz önüne getirip hayatımızın içine dâhil eder. Unutmayalım Kur’an sonsuz bir varlık olan âlemlerin Rabbi’nden inmedir. Sonsuzda ise bütün zamanlar hâldir (şimdiki/geniş zaman). Onun için Kur’an’daki zamanları mümkün mertebe şimdiki/geniş zaman odaklı tercüme etmek, Kur’an’ı daha iyi anlamayı ve onu hayatın içinde görmemizi sağlar. Unutmayalım Kur’an aynı zamanda bir hayat kitabıdır, bir kâinat kitabıdır. 82 Es-Semi’: En iyi işiten, her şeyi duyan. 83 El-Alîm: En iyi bilen, her şeyi bilen.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani İbrahim ve İsmail, Kâbe'nin temellerini yükseltirken, “Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz sen hem işiten, hem bilensin (demişlerdi).”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani İbrahim ve oğlu İsmail, Allah’a ibâdet amacıyla inşâ edecekleri Evin, yani Kâbe’nin temellerini birlikte yükseltirlerken Rablerine şöyle yalvarıyorlardı:“Ey Rabb’imiz, senin hoşnutluğun için yaptığımız iyilikleri ve duâlarımızı bizden kabul eyle! Doğrusu sen bütün duâları işitir, her şeyi bilirsin.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, İbrahim de Beyt’den (Ev’den / Ka’be’den) Temeller yükseltiyordu, İsmail de! “Rabbimiz! Bizden kabul et! Sen, gerçekten Bilen İşiten’sin”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İbrahim ve İsmail Kabe binasının temellerini biraz kaldırdıklarında şöyle dua etmişlerdi: " Ya Rab! dualarımızı kabul eyle. Artık her şeyi duyan da bilen de sensin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! İbrahim İsmail ile birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani İbrahim ve İsmail, o Ev’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı:) “Rabbimiz! Bunu bizden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin. [*]
Âl-i İmrân 3:96’da belirtildiği üzere, insanlık için ilk inşa edilen Kâbe’nin yeri çeşitli olaylar veya felaketler sebebiyle kaybolmuştu. Hacc 22:26’da ifade edildiği üzere Yüce Allah Kâbe’nin yerini Hz. İbrahim’e bildirmişti. Bunun sonrasında Yüce Allah işte beyt’in yerini Hz. İbrahim’e göstermiş, bildirmiş, yorumunu yapmakta olduğumuz ayette de belirtildiği gibi o da oğlu Hz. İsmail’le birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltmişti. Olayda Hz. İsmail’in de bulunması daha önce Hz. İbrahim’in Hz. Hacer’le birlikte onları Kâbe’nin yanına yerleştirmesinin bir sonucudur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İbrahim ve İsmail, Kâbe’nin temellerini yükseltirken:¹ “Ey Rabbimiz! (Bunu) bizden kabul buyur. Şüphesiz en iyi işiten ve eksiksiz bilen Sensin.” (diye dua ediyorlardı.)
1 Âyetteki İbrahim ve İsmail (a.s)’ın “Kâbe’nin temellerini yükseltmesi” ifâdesinden; Kâbe’-nin daha önceden, Hz. Âdem zamanında yapıldığı, ilk Kâbe’nin kaybolan temellerini Hz. İbrahim’in bulup, tekrar inşa ettiği de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İbrahim ve İsmail Mâbed’in temellerini yükseltirken yalvardılar: “Ey Rabbimiz! Bunu kabul et; Sensin her şeyi bilen, her şeyi duyan!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İbrahim, İsmail ile birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltirken: “Rabbimiz bizden hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen her duayı işiten ve bilensin.” 3/96, 14/35...40, 40/60
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İbrahim, İsmail’le birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltirken[²⁵³] şöyle yalvardılar: “Rabbimiz! Kabul buyur bizden! Yalnız sensin tüm duaları işiten; ve gönüllerdekini bilen de yalnız sen!
[253] Ve iz yuessisu (tesis ederken) yerine yerfe’u gelmesi, Hz. İbrahim’in Kâbe’nin ilk bânisi değil, ihya edicisi olduğunu gösterir. O, yıkılanı yeniden yükseltmiştir (Krş: 3:96).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ondan da evvel) Bir vakit İbrahim (büyük oğlu) İsmail ile birlikte Kabe'nin temellerini (duvarlarını) yükseltiyorlar iken: "Ey Rabbimiz bizden (yaptığımız şu hizmeti) kabul buyur; şüphe yok ki hakkıyle işiten ve hakkıyle bilen ancak Sensin.
Osman Fırat
swap_vert close
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O vakti yâd et ki, İbrahim Beytullah'ın temellerini İsmail ile beraber yükseltiyor, «Ya Rabbenâ! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki Sen semî' ve alîmsin,» diyordu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İbrâhim ile İsmâil beytullah'ın temellerini yükseltirken şöyle dua ediyorlardı. “Ey bizim Kerîm Rabbimiz! Yaptığımız bu işi kabul buyur bizden! Hakkıyla işiten ve bilen ancak Sen'sin. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
İbrahim, İsma'il'le beraber Ev'in temellerini yükseltiyor: "Rabbi'imiz, bizden kabul buyur, kuşkusuz sen işitensin, bilensin."
Kur'ân-ı Kerîm'in üslûbu, tasvîrî anlatımdır. Yani Kur'ân, olayları canlandırarak anlatır. Bunun için fi''illerin zaman kiplerini uygun biçimde kullanır. Meselâ geçmişteki veya gelecekteki bir olayı, şimdi cereyan ediyormuş gibi gözümüzün önüne getirmek ve bize seyrettirmek için geçmiş veya gelecek zamanı, geniş zaman kipiyle anlatır. Bakarsınız ki geçmişteki olay canlanmakta, gözünüzün önünde cereyan etmektedir. Bu âyetlerde Kur'ân, Hz. İbrâhîm'in, oğlu İsmâ'îl ile birlikte Ka'be'yi yaptığını anlatmaktadır. Hâdise binlerce yıl önce geçmiş bir olaydır. Fakat Kur'ân, bu geçmiş olayı, "İbrâhîm Ka'be'yi yaptı" şeklinde geçmiş zaman kipiyle anlatmıyor; "İbrâhîm, İsmâ'îl ile birlikte Ka'be'nin temellerini yükseltiyor" şeklinde, şimdiki zaman kipiyle anlatmağa başlıyor ve hemen sözü, sanki gözümüzün önünde Ka'be'yi yapmakta olan İbrâhîm'in ağzına koyuyor: "Rabbimiz, bizden kabul buyur, kuşkusuz sen, işitensin, bilensin!" Artık biz, İbrâhim'in, oğlu İsmâ'îl ile birlikte Ka'be'yi yapmakta olduklarını görüyor ve onların du'âlarını işitiyoruz. Artık olay eski değil, gözümüzün önünde geçen bir olaydır. Kur'ân, gelecekte vukubulacak bir olayı, cennette inananların, cehennemde nankör inkârcıları durumlarını anlatırken de genellikle gelecek zaman kipini değil, geçmiş veya şimdiki zaman kipini kullanır. Bu da olayın kesinlikle vukubulacağını gösterdiği gibi, aynı zamanda olayı karşımıza da getirir. Âdetâ cennetliklerin ni'met içinde sevinçlerini, cehennemliklerin azâb içinde kıvranışlarını seyrederiz. Kur'ân, görülen manzarayı, soyut bir anlamı, psişik bir durumu olduğu kadar insan karakterlerini, za'flarını ve meziyetlerini canlı tablolar halinde gözle görülür biçime sokarak anlatır. Çizdiği tablolara hayât verir. Bakarsınız ki o soyut anlam, biçimlenmiş; o insan karakteri cisimlenmiş; o geçmiş olay canlanmıştır. Canlanan olaylara bir de konuşma katınca sahnenin bütün elemanları tamamlanmış olur. Okuyucu veya dinleyici, olayın sergilendiği alana çekilir. Dinleyici, gördüğü manzara karşısında bunun okunan bir söz veya anlatılan bir mesel olduğunu unutur da, hareket eden kişilerin yaptığı olayları görür. Kur'ân'ın anlattığı kıssalar, onun ifâde stilinde hayâtın hikâyesi olmaktan çıkar da hayâtın kendisi olur. Kur'ân'ın bütün anlatımında bu tasvîrî ifâdeyi görürüz. İşte bu ifâde tarzında zaman kipinin çok önemi vardır. Onun kulandığı zamanları, genel ifâde tarzı içinde düşünmek ve değerlendirmek gerekir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İbrâhîm ile İsmâ'îl beytin divarlarını yükseltdikde didiler ki: Yâ rabbî! Bunı bizden kabûl buyur, şübhesiz sen işidici ve bilicisin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe’nin temellerini yükselttiği sırada şöyle yalvardı: “Rabbimiz, bunu bizden kabul et, dinleyen de bilen de Sen’sin!”
Şaban Piriş
swap_vert close
İbrahim, İsmail'le birlikte Kabe'nin temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı):-Rabbimiz hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hani, İbrahim ile İsmail, Kâbe'nin temellerini yükseltirken, “Rabbimiz,” diyorlardı, “bunu bizden kabul et. Çünkü Sen herşeyi işiten, herşeyi bilensin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İbrahim'in, İsmail'le birlikte, o evin ana duvarlarını yükselterek şöyle yakardıkları zamanı da an: "Rabbimiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semî'sin, her şeyi çok iyi duyarsın; Alîm'sin, her şeyi çok iyi bilirsin."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim götürür-idi ibrāhįm temellerin, evden, daħı ismā'įl. “iy çalabumuz ķabūl eyle bizden! bayıķ sen işidiciseñ bilici.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim yüceldürdi İbrāhīm peyġamber esāslarını Tañrıevinüñ. İsmā‘īl daḫı bilesince yapardı. Eydürlerdi: Yā Rabbenā, ḳabūl eylebizden. Taḥḳīḳ sensin işidici, bilici, du‘ālar ḳabūl eyleyici.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onu da yadına sal ki, İbrahim və İsmail evin (Kə’bənin) bünövrəsini ucaltdıqları zaman: “Ey Rəbbimiz! (Bu xeyirli işi) bizdən qəbul et, Sən, doğrudan da, (hər şeyi) eşidənsən, bilənsən!” – deyə dua etdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Abraham and Ishmael were raising the foundations of the House, (Abraham prayed): Our Lord! Accept from us (this duty). Lo! Thou, only Thou, art the Nearer, the Knower.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember Abraham and Isma´il raised the foundations of the House (With this prayer): "Our Lord! Accept (this service) from us: For Thou art the All-Hearing, the All-knowing.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
يَرْفَعُ
yüksel- tiyordu
اِبْرٰه۪يمُ
İbrâhîm
الْقَوَاعِدَ
temelleri
مِنَ الْبَيْتِ
beyt'ten
وَاِسْمٰع۪يلُۜ
ve İsmâîl
رَبَّنَا
Rabb- imiz
تَقَبَّلْ
kabul buyur
مِنَّاۜ
bizden
اِنَّكَ
şüphe-siz Sen
اَنْتَ
Sensin
السَّم۪يعُ
Semî'
الْعَل۪يمُ
Alîm
Hani İbrâhîm, (oğlu) İsmâîl ile beraber Beyt(ullah olan Kâbe'n)in temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı), "Rabbimiz! Bunu bizden kabul buyur; çünkü Sen Semî''sin, Alîm'sin (her şeyi, herkesi işiten ve bilensin).
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
اِبْرٰه۪يم
Özel isim
اِبْرٰه۪يم
Hz. İbrâhîm (a.s.)
قَوَاعِد
İsim
ق ع د
Temeller, oturanlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْت
İsim
ب ي ت
Beyt, ev
اِسْمٰع۪يل
Özel isim
اِسْمٰع۪يل
Hz. İsmâîl (a.s.)
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
تَقَبَّلَ
Fiil-V
ق ب ل
Kabul buyurdu, kabul etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim