close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 126. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kâle ibrâhîmu rabbi-c’al hâżâ beleden âminen verzuk ehlehu mine-śśemerâti men âmene minhum bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣir(i)(s) kâle vemen kefera feumetti’uhu kalîlen śumme edtarruhu ilâ ‘ażâbi annâr(i)(s) vebi/se-lmasîr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O zaman İbrahim, Ya Rabbi dedi, bu şehri emniyetli bir yer et. Buradakilerden Allah'a ve son güne inananları meyvelarla rızıklandır. Allah, kafir olanı da bir müddet rızıklandıracağım da sonra zorla onu, ateşle azaba uğratacağım. Oraya gidiş, ne yaman bir sonuçtur, ne kötü bir gidiştir dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O zaman İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve ahalisinden Allah’a ve ahiret gününe inananları (her çeşit) ürünlerle rızıklandır" demişti de; (Allah: "Sadece inananları değil,) inkâr edeni de az bir süre (dünyada) yararlandıracağım, sonra onu ateşin azabına uğratacağım; ne kötü bir dönüştür o!.." demişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O vakit İbrahim: “Ey Rabbim!” diye yalvardı: “Burayı emin bir bölge yap ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları türlü meyvelerle rızıklandır” demişti de, Allah: “Sadece inananları değil, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri dahi, yaşadıkları az bir süre yararlandırırım da, sonra onları cehennem azabıyla karşı karşıya kalma zorunda bırakırım, ne kötü bir duraktır o cehennem” diye cevap verdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O vakit İbrâhim: “Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzenlerini veren, koruyan, kontrol eden Rabbim! Burasını emin, güvenli bir belde haline getir. Halkını, Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe imân edenlerini çeşitli meyvalarla rızıklandır." diye dua etti. Allah: “Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere dahi rızık verir de, hayattan biraz nasib aldırırım. Sonra onları, Cehenneme sürükler, ateş ile cezalandırırım. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir." buyurdu.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 14/35; 27/91; 28/57; 29/67; 95/3.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İbrahim: "Ey Rabbim! Burasını güvenli bir belde kıl. Halkından Allah'a ve ahirete iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "Kim küfrederse onu da kısa bir süre geçindirir sonra ateş azabına atarım. Orası ne fena bir varış yeridir" demişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani İbrahim: 'Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır' demişti de (Allah: “Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o' demişti.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O vakıt Hz. İbrahim: “-Ya Rab, burasını emîn bir belde kıl ve ahalisinden Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır!” diye dua etti. Allah: “Kâfir olan kimseyi de dünyanın az vaktında rızıklandırırım, sonra onu âhirette cehennem azabına muztar bırakırım. O varılacak ateş, ne kötü bir yerdir!” buyurdu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve hatırlayın ki, İbrahim: “Ey Rabbim! Burayı emniyetli bir şehir kıl. Ahalisinden Allah’a ve ahirete inananları meyve ve ürünlerle rızıklandır” dedi. Allah: “Kâfir olanları da az bir miktar faydalandırır, sonra ateş azabına zorlarım. Orası ne kötü dönüş yeridir.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hatırla İbrâhim'in şöyle dediğini: “Ey Rabbim! Burayı güvenli bir belde yap, halkından Allah'a ve âhiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle!” Allah da şöyle buyurdu: “İnkâr edeni de az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Orası ne kötü bir yerdir!”
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, İbrahim, demişti ki: «Ey Tanrım, sen bu şehri emin kıl, burda oturanlardan Allah ile, son güne inanmış olanlara yemişlerden azık ver», Allah da buyurdu ki: «Küfreden bir kimseyi az gönendiririm, sonra onu ateşe atacağım!»; o ne kötü bir duraktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani İbrahim: “Ey Rabbim! Bu şehri güvenli bir yer kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle besle.” demişti. (Allah da) “Onlardan kâfir olanı dahi (yaşadığı müddetçe) bir süre geçindirir, sonra cehennem azabına katlanmak zorunda tutarım. Ne kötü bir varış yeridir orası!” buyurmuştu.
Cemil Said
swap_vert close
O vakit İbrâhîm "Allâhım bu beldeyi emîn iyle ve Allâh’a ve âhiret günine inananları meyveleri ile merzûk it" didi bunları kâfirlere de vireceğim fakat ânlar az zamân içün istifâde ideceklerdir, sonra âteş azâbına dûçâr iyleyeceğim ânların yolı ne kadar fenâdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İbrahim: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" buyurmuştu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İbrâhim, “Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve âhiret gününe inananları da çeşitli ürünlerle rızıklandır” diye dua etmişti. Allah buyurdu ki: “İnkâr edene de az bir süre dünya nimetleri veririm, ama sonunda onu cehennemin azabına sürerim. O ne kötü bir sondur!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İbrahim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Ne kötü varılacak yerdir orası!
 Allah, inkâr edenleri de dünyada rızıklandırmakta, dünya nimetlerinden diledikleri gibi istifade etmelerine imkân vermektedir. Şu halde dünya nimeti, dindarlığa bağlı değildir. Dünya nimeti mümine de kâfire de verilir. Bunlar birer imtihan vesilesidir; hayırlı olup olmadıkları neticeye bağlıdır. Servet ve iktidar, eğer kulluğa vesile olmuş ise o zaman bu, iki cihan saadetidir. Azgınlık ve sapıklığa sebep olmuş ise ebedî hayatı mahvetmiş, saadet yerine felâket getirmiş olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İbrahim, "Rabbim, burayı güvenlik yeri kıl. ALLAH'a ve ahiret gününe inanan halkına ürünlerle rızık ver," deyince, "İnkar edene de rızık vereceğim. Onu kısa bir süre geçindirir, sonra onu ateş cezasına mahkum ederim. Ne kötü bir uğrak yeridir orası!," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve o vakit İbrahim «Yarab burasını emin bir belde kıl ve ahalisini envaı semerattan merzuk buyur, «Allaha ve Ahıret gününe iyman eyleyenlerini» dedi, buyurdu ki «küredeni dahi merzuk eder de az bir zaman hayattan nasıb aldırırım ve sonra ateş azabına muztar kılarım ki o ne yaman bir inkılâbtır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani İbrâhîm, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. (Bu şehrin) halkından Allah’a ve âhiret gününe îmân edenleri (her türlü) ürünlerle rızıklandır” diye dua etmişti. (Allah da,) “İnkâr edeni bile az bir süre (dünyada) rızıklandırır sonra onu (yapmış olduğu kâfirlikten dolayı) cehennem azabına uğratırım” buyurdu. (Orası) varılacak ne kötü bir yerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani İbrahim: “Ey Rabb'im! Bu beldeyi güvenli bir yer kıl, halkından, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanları, çeşitli ürünlerle rızıklandır.” dedi. O da: “İnkâr edeni dahi az bir süre geçindiririm; sonra onu ateşin azabına uğratırım. Orası, varacaklar için ne kötü bir yerdir.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani İbrâhîm: «Yâ Rab, burasını emniyyetli bir şehir yap ve ehâlisinden Allaha ve âhiret gününe inananları (yemiş, hububat gibi) mahsullerle rızıklandır» demişdi. (Allah da:) «Kâfir olanı dahi kısa bir zaman için (yaşadığı müddetce) fâidelendireceğim, sonra onu cehennem azabına icbar edeceğim. Varacağı yer ne kötüdür» buyurmuşdu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O vakit İbrâhîm de: “Rabbim! Burasını emniyetli bir belde kıl ve halkını, içlerinden Allah'a ve âhiret gününe îmân edenleri mahsûllerle rızıklandır!” demişti. (Rabbi de ona) şöyle buyurdu: “İnkâr edene de (ni'met veririm); fakat onu kısa bir müddet (dünya hayâtında)faydalandırır, sonra da onu ateş azâbına (girmeye) mahkûm ederim! O varılacak yer ise, ne kötüdür!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine bir vakit de İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve ahalisinden Allah’a ve ahiret gününe inanmış olanları (her çeşit) ürünlerle rızıklandır" demişti de; (Allah: "yalnız iman etmiş olanları değil,) inkâr etmiş olanı da az bir süre yararlandıracağım, sonra (inkâr, isyan, zulüm ve azgınlığı sebebiyle) onu ateşin azabına uğratacağım; ne kötü bir dönüştür o!" demişti.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İbrahim Rabbine “Rabbim bu beldeyi güvenli bir yer yap, burada yaşayıp ta, Allah’a ve ahiret gününe inananları bereketli rızıklarla rızıklandır” dedi. Rabbi de “Kim inkâr ederse, onu az bir müddet yaşatırım, daha sonra ateşin azabına sürerim. Orası ne kötü dönüş yeri” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün İbrahim şöyle demişti: « Ey çalabım! Burayı korkusuz bir il yap. Buralı olup da Allah’a, öbür dünyaya inananları onun ürünlerinden azıklandır.» Allah da Şöyle buyurmuştu: « Ben tanımazlık edenleri önce biraz gönendiririm, sonra onları ateş azabına zorlar atarım. Onların dönecekleri yer ne kötüdür!»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani, İbrahim «Yâ Rab bunu [¹⁶] emin [¹⁷] bir belde eyle ve ahalisinden Allah/a ve âhiret gününe İman edenleri bir takım meyvalar ile merzuk kıl» demişti. Allah « kâfir olanı da biraz [¹⁸] müstefit ettikten sonra ateş azabına naçar kılacağım, ve orası ne kötü uğraktır!» buyurmuştu.
[16] Mekke-i Mükerreme'yi veya Haremi.[17] Bilûmum âfetlerden masûn bir belde kıl demektir ki ahalî-i belde hakkında duadır.[18] Yaşadıkları müddetçe.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani İbrahim, “Rabbim burayı güvenli bir bölge [beleden] yap. Halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır” demişti. Allah da: “İnkâr edene gelince, onu da dünya nimetlerinden az bir süre yararlandırır, sonunda onu ateşin azabına sürüklerim. Orası ne kötü bir yerdir!” diye karşılık vermişti.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani İbrahim, “Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır” demişti de Allah, “Küfre sapanı da az bir müddet geçindirir, sonra da onu cehennem azabına (girmeye) zorlarım ve bu, pek de kötü bir sonuçtur” diye söylemişti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O vakit İbrahim:“Ey Rabb’im, burayı güvenli bir şehir kıl; buranın halkından Allah’a ve âhiret gününe inananları çeşitli ürünlerle besle!” diye duâ etmişti. Bunun üzerine, Allah şöyle buyurmuştu: “Evet, inananlara dünya ve âhiret nîmetlerini vereceğim; ancak, her kim ayetlerimi inkâr ederse, onu dünyadaki geçici nîmetlerden azıcık faydalandıracağım fakat sonunda Cehennem azâbına sürükleyeceğim; ne fenâ bir dönüş!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, İbrahim dedi ki: “Rabbim! Bunu güvenli bir belde yap! Ahâlisini, onlardan Allah’a ve Âhir Gün’e inanmış kimseleri Ürünler’den rızıklandır!”. Dedi ki: -“İnkâr etmiş kimseyi de bir miktar yararlandırırım; sonra onu Ateş’in azabına sürüklerim. Ne kötü Gidip Varılacak Yer!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İbrahim: " Ya Rab! burasını her türlü belâdan emin eyle, Allah’a ve ahırete inanan halkına bol rızklar ihsan eyle " diye yalvarınca Allah buna: " Ama inkarcılara da ben bakarım, fakat sonunda ceza olarak ateşe de atarım… Ne kötü bir son! " diye karşılık verdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Bunun üzerine; "İnkâr edeni bile dünyada az bir süre rızıklandırır; sonra o inkârında devam ederse; onu cehennem azabıyla baş başa bırakırız! Cehennem ne kötü varılacak yerdir!" demiştik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani İbrahim de demişti ki: “Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap; halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle rızıklandır!” [*] (Allah da) şöyle demişti: “Kim inkâr ederse onu az bir süre yararlandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. [*] Ne kötü varış yeridir (orası)!” [*]
Benzer mesaj: İbrâhîm 14:35.,Benzer mesaj: Lokmân 31:24.,Ayetin Hz. İbrahim’e cevap içeren son bölümü şöyle de tercüme edilebilir: “İnkâr edenleri de (rızıklandıracağım. Ancak) onu (inkârcıyı) az bir süre yararlandıracağım; sonra onu (inkârcıyı) cehennem azabına sürükleyeceğim. Ne kötü varılacak yerdir orası!” Burada verilmek istenen mesaj, insanlar inkarcı olsalar da onların da bu hayatı yaşama haklarının bulunduğunu beyandır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hani İbrahim: “Ey Rabbim! Bu şehri güvenilir bir belde kıl ve oranın halkından Allah’a ve âhiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır.” diye dua edince,¹ (Allah): “Onlardan kâfir olanı da (dünyadan) kısa bir süre yararlandırır sonra onu, dönüş yerlerinin en kötüsü olan cehennem azabına, kesinlikle sürüklerim.” buyurdu.
1 Hz. İbrahim’in bu duâyı, eşini ve oğlu İsmail’i Mekke’de Kâbe’nin yeri civarına bırakınca yaptığı, rivâyet edilmektedir. En doğrusunu ise Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve İbrahim “Ey Rabbim!” diye yalvardı, “Burayı emin bir bölge yap ve halkından Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere bereketli rızıklar bağışla.” [Allah]: “Her kim hakikati inkar ederse, onun kısa bir süre zevk içinde yaşamasına izin veririm -ama sonunda onu ateşin azabına sürerim; ne kötü bir duraktır o!” diye cevap verdi.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani İbrahim: -Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da: -İnanmayanı bile az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kötü bir akıbet! Diye buyurmuştu. 11/6, 22/26, 77/46
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hani İbrahim de şöyle dua etmişti: “Rabbim! Burasını emin bir bölge[²⁵⁰] kıl! Onun sakinlerinden Allah’a ve âhiret gününe inananları türlü ürünlerle rızıklandır!”[²⁵¹] Allah karşılık verdi: “Onlardan küfredenleri de, geçici zevkleri tattırdıktan sonra yakıcı bir azaba mahkûm ederim ki, orası pek fena bir duraktır.”[²⁵²]
[250] Burada hâzâ beleden şeklinde belirsiz gelirken İbrahim 35’te hâze’l-beled şeklinde belirlilik takısıyla gelir. Çünkü bu âyet “çorak bir vadi” (14:37) olan bölgenin imarından önceki hâline işaret ederken, İbrahim 35’te mamur ve şehirleşmiş hâline işaret edilmiştir. Bir görüşe göre ikisi de aynı anlamdadır, çünkü burada nekra iki kez gelmiştir. Bir başka görüş ise bu ibarenin açılımı hâze’l-beled, beleden âminen (bu belde, güvenli bölgedir) şeklindedir, el-beled gizlenmiştir. [251] Öteden beri bu âyetle, “Ben neslimden olanları ekip-biçmeye elverişsiz bir vadiye yerleştirdim” (14:37) âyeti arasında çelişki olduğunu zanneden kadim müfessirler, bölgenin Hz. İbrahim’in bu duasıyla mı “haram” kılındığını, yoksa İbrahim sûresindeki âyette ifade edildiği gibi bölgenin hürmetinin daha öncelere mi dayandığını tartışmışlardır. Her iki görüşü savunanlar da kendilerine hadislerden destek bulabilmiştir. Oysa bu âyette “güvenlikten”, İbrahim 37’de “kutsallıktan” söz edilmektedir. Bölgenin kutsallığı Hz. İbrahim’den öncesine, hatta ilk insana, belki de yaratılışın başlangıcına kadar gidiyordu. Ancak çorak ve kurak bir arazinin bir kadın ve bir süt bebesi için hiç de güvenli bir yer olmadığı malumdur. Kaldı ki Hz. İbrahim, bu güvenliği sadece maddî nesli için değil, iman soyundan kıyamete kadar gelecek mânevî nesilleri için de istiyordu. [252] Hz. İbrahim duasında dünyevi rızkı yalnız Allah’a ve âhirete iman edenler, bir başka ifadeyle “tevhid ve adâlete” tabi olanlar için istemişti. Allah, onun bu düşüncesinin ilâhî kanuna uygun olmadığını, rızkın dünyada mü’min-kâfir demeden tüm insanlara verileceğini ifade ederek onu tashih etti (Krş. 11:48)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine İbrahim: "Ey Rabbim burayı (ekine elverişsiz vadiyi) güvenilir bir belde yap halkından Allah'a ve ahiret gününe inananlara (yemiş, hububat gibi) mahsûller ihsan eyle!" diye dua ve niyazda bulundu. (Fakat) Rabbi ona "(sadece iman edenleri değil) Kafir olanı dahi kısa bir süre (yaşadığı müddetçe, o nimetlerden) yararlandırırım, sonra onu cehennem azabına sürüklerim, varacağı yer ne kötü bir son duraktır" buyurdu.
Osman Fırat
swap_vert close
İbrâhim demişti ki: "Rabbim, bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve âhiret gününe iman edeleri çeşitli ürünlerle besle!" (Rabbi) buyurdu: "İnkâr edeni dahi az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azâbına (girmeğe) zorlarım, ne kötü varılacak yerdir orası!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şunu da zikret ki İbrahim, «Yarabbi! Burasını bir emîn belde kıl, ahalisini, Allah'a ve ahiret gününe imân etmiş olanları da semerelerden merzûk buyur» demişti. Allah Teâlâ da, «Kâfir olanı da az bir müddet müstefîd ederim, sonra da onu ateş azabına muzdar kılarım. Ne fena bir gidiş!» diye buyurmuştu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve o vakit İbrâhim: “Ya Rabbî, burayı güvenli bir şehir yap. Buranın halkından Allah'a ve âhiret gününe iman edenleri çeşit çeşit mahsullerle rızıklandır! ” dedi. Bunun üzerine buyurdu ki: “Onlardan inkâr edeni dahi rızıklandırıp az bir zaman hayattan nasip aldırır, sonra da onları cehennem azabına sürerim. Orası varılacak yer olarak ne fena bir yerdir! ” [14, 35; 27, 91; 28, 57; 29, 67; 95, 3]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İbrahim demişti ki: "Rabbim, bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle besle!" (Rabbi) buyurdu: "İnkar edeni dahi az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına (girmeğe) zorlarım, ne kötü varılacak yerdir orası!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İbrâhîm: Yâ rabbî burasını emîn bir belde kıl [¹] ve ahâlîsinden Allâh'a ve âhiret gününe îmân idenleri 'âlemin meyve ve mahsûlünden rızıklandır didikde Allâh Te'âlâ: Onlardan kâfir olanları da rızıkdan biraz müstefîd iderim sonra da cehennem 'azâbına sokarım. Orası ne fenâ gidilecek bir yerdir buyurdı.[²]
[1] Cenâb-ı Halîl beyti binâ iylediği zamân orada şehir yokdı. Ancak ba'zı 'arab kabâili zemzem münâsebetiyle oraya gelir ve muvakkaten ikāmet iderlerdi. İbrâhîm 'aleyhisselâmın du'âsı kabûl buyurularak Mekke bir şehir oldı. Huccâc her tarafdan oraya erzâk ve me'kûlât getirirler.[ 2] İbrâhîm 'aleyhisselâm rızkı da imâmet gibi telâkkî iderek du'âsında îmân idenleri rızıklandır dimiş ve fakat Cenâb-ı Hak küffârın da rızık husûsunda nasîbedâr oldığını bildirmişdir. Az temettu' itdirmekden maksad rızkın ve malın kılleti olub bir âyet-i kerîmede buyuruldığı vecihle küffâr mal ve rızık cihetinden dünyâda İslâmlardan fazla nasîbedârdırlar.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: “Sahibim (Rabbim), burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!” Allah da şöyle dedi: “Âyetleri görmezlikten gelene de bir süre iyilik yapar, sonra onu ateş azabına mahkûm ederim. Ne kötü hale düşmektir o!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani İbrahim:-Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da:-İnkarcı olanı bile az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kötü bir akibet! diye buyurmuştu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de, İbrahim, “Rabbim,” demişti, “bu beldeyi güvenli bir belde yap; onun ahalisinden Allah'a ve âhiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır.” Allah buyurdu ki: “İnkâr edeni de Ben biraz rızıklandırır, sonra da ateş azabına sürerim. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası!”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İbrahim şöyle yakarmıştı: "Rabbim! Şu kenti güvenli bir kent yap, halkının Allah'a ve âhiret gününe inananlarını çeşitli ürünlerle rızıklandır." Rab dedi ki: "Küfre sapanları az bir nimetle rızıklandırır, sonra da ateş azabına itiveririm. Ne kötü bir dönüş yeridir o!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyitti ibrāhįm: “iy çalabum! eyle uşbunı şar imin; daħı rūzį vir ķavmına yimişlerden; aña kim įmān geltürdi anlardan, Tañrı’ya daħı śoñraġı güne.” eyitti Tañrı: “daħı ol kim kāfir oldı, gönendürem anı az andan göñülsiz eyleyen anı od 'aźābına. daħı ne yavuz dönecek yirdür ol!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim eyitdi İbrāhīm peyġamber: İy Çalabum, bu Mekke şehriniimin eyle āfetlerden, daḫı rızḳ vir Mekke ḫalḳına dürlü dürlü yemişlerden,kim ki īmān getürse anlardan daḫı ḳıyāmet günine. Tañrı Ta‘ālā eyitdi:Kim ki kāfir olsa dirildür‐men anı az ni‘met‐ile. Andan ṣoñra anı iḫtiyārsuzcehennem ‘aẕābına givürür‐men. Ne ḳatı yaman varaçaḳ yirdür ol cehennemodı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yadına sal ki, İbrahim; “Ey Rəbbim, buranı bəladan asudə (uzaq) bir şəhər et, əhalisinin Allaha və axirət gününə inananlarına cürbəcür meyvələrdən ruzi ver!”- deyə dua etdikdə, O (Allah) : “Kafir olanlara da bir qədər (ömürləri boyu) ruzi verərəm, lakin sonra da cəhənnəm əzabına düçar edərəm. Amma ora (Cəhənnəm) nə fəna bir yerdir!” – deyə buyurdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Abraham prayed: My Lord! Make this a region of security and bestow upon its people fruits, such of them as believe in Allah and the Last Day, He answered: As for him who disbelieveth, I shall leave him in contentment for a while, then I shall compel him to the doom of fire a hapless journey's end!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember Abraham said: "My Lord, make this a City of Peace(127), and feed its people with fruits(128),-such of them as believe in Allah and the Last Day." He said: "(Yea), and such as reject Faith,- for a while will I grant them their pleasure, but will soon drive them to the torment of Fire,- an evil destination (indeed)!"
127 The root salama in the word Islam implies (among other ideas) the idea of Peace and therefore when Makkah is the city of Islam , it is also the City of Peace . The same root occurs in the latter part of the name Jerusalem , the Jewish City of Peace. When the day of Jerusalem passed (see verse 134 or 141 below). Makkah became the "New Jerusalem" — or rather the old and original "City of Peace " restored and made universal. 128 The territory of Makkah is barren and rocky, compared with, say, Ta'if, a city to the east of Makkah. A prayer for the prosperity of Makkah therefore includes a prayer for the good things of material life. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve o vakit
قَالَ
demişti
اِبْرٰه۪يمُ
İbrâhîm
رَبِّ
Rabbim
اجْعَلْ
kıl
هٰذَا
burayı
بَلَداً
bir belde
اٰمِناً
emni- yetli
وَارْزُقْ
ve rızık- landır
اَهْلَهُ
halkını
مِنَ الثَّمَرَاتِ
mahsullerden
مَنْ
o kim- seyi ki
اٰمَنَ
iman etti
مِنْهُمْ
onlardan
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَالْيَوْمِ
ve gününe
الْاٰخِرِۜ
âhiret
قَالَ
bu- yurdu
وَمَنْ
o kim- seyi ki
كَفَرَ
inkâr etti
فَاُمَتِّعُهُ
fakat onu fay- dalandırırım
قَل۪يلاً
az biraz
ثُمَّ
sonra
اَضْطَرُّهُٓ
onu mah- kûm ederim
اِلٰى عَذَابِ
azabına
النَّارِۜ
ateş
وَبِئْسَ
o ne kötü
الْمَص۪يرُ
varılacak yerdir
O vakit İbrâhîm demişti ki: "Rabbim! Burayı emin bir belde kıl, halkından Allah'a ve âhiret gününe iman edenleri (her türlü) mahsulle rızıklandır!" (Rabbi de duasını kabul etti ancak) Buyurdu ki: "Kim de inkâr ederse onu da az bir süre (dünyada) faydalandırır sonra da onu (âhirette) ateş azabına mahkûm ederim. O, ne kötü varılacak yerdir!"
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِبْرٰه۪يم
Özel isim
اِبْرٰه۪يم
Hz. İbrâhîm (a.s.)
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَلَد
İsim
ب ل د
Belde, diyar, memleket, şehir, ülke
ءَامِن
Etken fiil
ا م ن
Güvende, emniyetli
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ثَمَرَات
İsim
ث م ر
Mahsuller, ürünler, meyveler
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِضْطَرَّ
Fiil-VIII
ض ر ر
Mahkûm etti, mecbur kaldı, zorda kaldı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
بِئْسَ
Fiil-I
ب ا س
Ne kötü!
مَصِير
İsim
ص ي ر
Dönüş, varış yeri