Hani Rabbi İbrahim’i[²³⁸] insanı şiddetle sarsan ağır imtihanlara[²³⁹] tâbi tutmuş ve o da bu (imtihanı) hakkıyla verdiği zaman[²⁴⁰] demişti ki: “Ben seni insanlığa önder yapacağım”.[²⁴¹] İbrahim: “Neslimden de!?” demişti.[²⁴²] Allah buyurmuştu: “Sözüm (senin neslinden de olsa) zalimler için asla geçerli değildir.”[²⁴³]
[238] Sözün Hz. İbrahim’e getirilmesi, Yahudileşen İsrâiloğullarına ata olarak Yakub’da kalmayıp iki kuşak daha geriye giderek İbrahim’e kadar uzanmalarını öğütlemek içindir. Eğer oraya varırlarsa kutsal ırkçılık yaparak yeni rasulü reddetme gerekçeleri yok olacak, Hz. İbrahim’de birleşen iki soyun da birbirine üstünlük iddiasının temeli kalmayacaktı.
[239] Lafzen: “Kelimeler”. Hz. İbrahim’i insanlığa önder yapan ibtilâ kelimâtın kök mânasında saklıdır. K-l-m kökünden türeyen tüm Arapça kelimeler “güç ve şiddet” ortak anlamına sahiptir (İbn Cinnî, el-Hasâis I, 13 vd). Buradan yola çıkarak Hz. İbrahim’in sınandığı kelimatın katlanılması güç, insanı şiddetle sarsan imtihanlar olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bunlar ateş, hicret ve kurban olarak sıralanabilir.
[240] İbtelâ, Kur’an’da 4 yerde kullanılmış (33:11; 89:15, 16), tümünde de ağır imtihan ve sınama anlamı öne çıkarılmıştır. Allah’ın kulunu ibtilâ etmesi varlıkla olabileceği gibi yoklukla, sevinçle olabileceği gibi hüzünle, vererek olabileceği gibi alarak da gerçekleşebilir.
[241] Bu âyetin ilk muhatabı olan Allah Rasûlü için taşıdığı mâna elbette çok farklıdır. Maddede ve mânada atası olan Hz. İbrahim’in adım adım izini takip eden Rasulullah, Mekke’de çektiği sıkıntı ve ödediği ağır bedelin ardından tıpkı İbrahim gibi insanlığa önder ve örnek seçilmiştir. İlginçtir ki Kur’an’da yalnızca iki insan için “güzel örnek” ifadesi yer alır: Biri Hz. İbrahim, diğeri de Hz. Muhammed’dir (60:4; 33:21).
[242] “Neslimden de” ifadesini bazı müfessirler soru olarak algılamışlarsa da, cümlenin yapısı hem duaya hem de soruya elverişlidir. Biz aslındaki bu çift boyutlu anlamı tercümede de muhafaza etmeyi yeğledik.
[243] Zımnen: Kendisine kötülük eden biri, insanlara önderlik ve yöneticilik yapmaya lâyık değildir. Çünkü kendisine kötülük eden başkalarına haydi haydi kötülük eder. Değilse, tarihte nice zalimler yöneticilik ve önderlik makamını lâyık olmadıkları hâlde gasbetmişlerdir. Âyetteki “ahd”i âhirete dair yorumlayanlar da olmuştur. Ne var ki bu ahdin, öncelikle dünyada gerçekleştiği âyetten açıkça anlaşılmaktadır. Bu âyetteki “söz” ile 40. âyetteki “Allah’ın sözü” arasında bir sebep sonuç ilişkisi vardır.