close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 112. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Belâ men esleme vechehu li(A)llâhi vehuve muhsinun felehu ecruhu ‘inde rabbihi velâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Evet, kim, özü halis olarak yüzünü tertemiz bir surette Allah'a çevirir, ona teslim olursa ecri Rabbinin katındadır. Onlara ne korku vardır, ne de mahzun olurlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah’a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri (verilecektir). Onlar asla korku duyacak ve mahzun olacak da değillerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Evet, gerçekten her kim Allah'ı görür gibi bir duygu taşıyarak tüm hayatında yüzünü, özünü, iradesini Allah'a teslim ederse, o Rabbi katında mükafatını cennet olarak görecektir. Orada da ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Evet, kim iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idareci, askerî erkân ve müslüman olarak, varlığını, benliğini Allah'a teslim eder, hükmüne rıza gösterir, İslâm'ı yaşayan bir müslüman olursa, onun mükâfâtı Rabbi katındadır. Böylelerine her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/20; 4/142.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Aksine, kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse mükafatı Rabbinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hayır, onların dedikleri gibi değil! Her kim, taat ve amelinde muvahhid bir mümin olduğu halde, kendini tamamen Allah'a teslim ederse, onun için, Rabbi katında amelinin mükâfatı olarak Cennet vardır. Onlara hiç bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Evet, kim işlerini güzelce yaparak özünü Allah’a teslim etse, Rabbinin katında (ebedî âlemde) mükâfatını alacaktır. Böylelere ne (gelecek) korkusu ne de (geçmişin) üzüntüsü vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bilakis, kim iyilik yaparak bütün benliğini Allah'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır ne de üzüntü çekerler.
Besim Atalay
swap_vert close
Evet, iyilik yaparak, kendisini Allaha bırakan kimselerçin, Tanrıları katında sevapları var, onlara ne korku var, ne de kaygılanırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hayır, kim işini güzel yaparak yüzünü (kendini ruhu ve bedeniyle) Allah'a teslim ederse Rabbi katında mükâfatını görecektir ve böyleleri ne kaygılanacak ne de korkacaktır.
Ayette geçen “vech/yüz” terimi; soyut anlamıyla kişinin bütün varlığını, bütün dikkat ve duyarlılığını, ruhunu ve bedenini dile getirmek için kullanılmıştır. Klasik Arapçada “vech/yüz” ifadesi; insanın özünü, bütün kişiliğini yahut bütün benliğini anlatmak için kullanılırdı. Kur’an’da çokça tekrarlanan bu ifade, bu iki kullanımı da içererek burada da kişinin her şeyiyle kendini Allah’a teslim etmesi anlamında kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Bil’akis müslim olanlar a’mâl-i hasenede bulunanlar Allâh nezdinde mükâfâta nâil olacaklar korkmayacaklar, ve mahzûn olmıyacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Bu âyette ihsan, Hz. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a, onu görür gibi ibadet etmek” demektir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bilâkis, kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse rabbinin katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de üzüntü çekerler.
 Bu âyette Allah’a kulluk etmek ihsan vasfına bağlanmıştır. Yani bir kimse ibadet etmekle kendisini kurtaramaz. Kendini kurtarması için muhsinlerden olması gerekir. Muhsin: Yaptığı işi Allah için yapan, sadece O’ndan korkan, o sebeple işini noksansız bitiren ve her işin hakkını veren kimse demektir. Hıristiyan Araplardan oluşan Necran heyeti Resûlullah’ın huzuruna çıkınca yahudiler onların yanlarına geldiler. Aralarında münakaşa yaptılar. Birbirlerini itham ettiler. Bunun üzerine 113. âyet geldi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini ALLAH'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değiller.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hayır: kim özü muhsin olarak yüzünü tertemiz Allaha teslim ederse işte onun rabbinin indinde ecri vardır onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun olacak değillerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hayır! (Cennete girme hususundaki ölçü, Allah’ın lânetine uğramış olan ehl-i kitap kâfirinin dediği gibi değildir.) Kim (İslâm dinine îmân ettikten sonra) sâlih ameller yaparak (her hususta, kayıtsız şartsız) O’nun (Allah’ın) emirlerine teslim olursa (işte) onun mükâfatı Allah’a aittir. Böyle kimseler için (hesap gününde hiçbir) korku yoktur, onlar (asla) üzülmeyeceklerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bilakis, gerçekten kim iyi bir kimse olarak benliğini Allah'a teslim etmişse, onun ödülü Rabb'inin yanındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hayır, kim (taat ve amelinde) «ihsan» mertebesine yükselerek yüzünü (kendini) tastamam Allaha teslîm ederse işte ona Rabbi katında (amelinin) ecri (olarak cennet) vardır. Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olmazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hayır! Kim (güzel bir niyet ve ihlâsla) iyilik eden bir kimse olarak kendini Allah'a teslîm ederse, artık onun, Rabbi katında mükâfâtı vardır; hem onlara bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Evet, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini) Allah’a teslim etmişse, artık onun Rabbi katında ecri (ödülü) vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. *
(*) Ayette geçen “vech/yüz” terimi; soyut anlamıyla kişinin bütün varlığını, bütün dikkat ve duyarlılığını, ruhunu ve bedenini dile getirmek için kullanılmıştır. Klasik Arapçada “vech/yüz” ifadesi; insanın özünü, bütün kişiliğini yahut bütün benliğini anlatmak için kullanılırdı. Kur’an’da çokça tekrarlanan bu ifade, bu iki kullanımı da içererek burada da kişinin her şeyiyle kendini Allah’a teslim etmesi anlamında kullanılmıştır. (C. Külünkoğlu Meali 112. Ayet Açıklaması) Cennet ne Yahudilere ne de Hristiyanlara mahsustur. Her kim Allah için ihlas ve samimiyetle Allah’a yönelir, O’na şirk koşmaz ve iyilik sahibi olursa, yani Allah’ı görüyormuş gibi kendini Allah’ın huzurunda bilirse, işte onun Rabbi katında mükâfatı vardır ve onlara hiçbir korku da yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaklar. İşte bunlara Müslüman ve bu dine İslâm denilir. Cennet böyle olanlarındır. Allah katındaki din de İslâm’dan ibarettir. (M. Türk Meali 112. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hayır hayır! Kim içinden gelerek/ isteyerek, Allah’ın emirlerine teslim olursa, o kimse en güzel olanı yapmıştır. Onun teslimiyetinin karşılığı Rabbinin yanındadır. Onlara asla korku yoktur ve mahzunda olmayacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyle değil. Herkim iyilik işleyip de kendini Allah’a verirse onun için çalabının katında karşılık vardır. Artık bu gibiler için korku yoktur, onlar kaygılanacak da değillerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dediğiniz gibi değil belki kendini Allah/a münkat kılıp iyi iş işleyen kimsedir ki Rabbinden mükâfata nâil olacaktır. Onlar için hiç bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hayır tam aksi! Kim özünü [vechehu]⁷³ gerçekten Allah’a teslim eder ve iyilik yapanlardan olursa, onun mükâfatı Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur. Onlar asla üzülmezler.⁷⁴
73 Metinde “Kim yüzünü Allah’a teslim ederse” denmektedir. Yüzden kasıt, özdür, benliktir. Klasik Arapçada insanın bütün benliği, özü, kişiliği varlığı yüzle ifade edilir. Allah’a nispet edilirse “Zat”tır. Nitekim “vechullah” (Allah’ın yüzü)’nden kasıt Allah’ın zatı’dır. 74 Demek ki, cennet, özel bir gruba tahsis edilmiyor. Allah’ın iradesine teslim olan, dürüst yaşayan ve iyilerden olan herkese açıktır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Evet iyilik yaparak yüzünü (kendini) Allah'a teslim eden kimsenin ecri Rabbi katındadır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de üzülürler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hayır, cennete girmede gerçek ölçü şudur: Her kim ki, tüm ruhu ve benliğiyleyalnızca Allah’ın buyruklarına teslim olur ve bu teslimiyetin canlı şâhidi olarak güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyarsa, mükâfâtını Rabb’inin huzurunda mutlaka görecektir ve Hesap Günü ne korku duyacak, ne de üzülecektir!Fakat bu zâlimler, önyargı ve bağnazlıkları yüzünden o kadar aşırı gittiler ki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Evet! Kim bir muhsin olarak yüzünü Allah’a teslim ettiyse, onun ecri / ödülü rabbi katındadır. Onlara korku da yoktur; onlar üzülür de değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Evet, sırf Allah rızası için kendilerini hayra adayanlar, bunun karşılığını Allah'tan mutlaka alacaklardır. Artık onlar için korku da yoktur hüzün de.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hayır! Öyle değil! Kim iman ederek iyi davranırsa, iyilik yaparsa, varlıklarını insanlarla paylaşırsa, kendine yapılan kötülükleri, haksızlıkları bağışlarsa, bu konularda samimiyetini ortaya koyarak insani vasıflarını yükseltirse, bunları yaparken de bütünüyle kalbini Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur! Onlar üzülmeyeceklerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Aksine kim güzel davranarak yüzünü (benliğini) Allah’a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Onlara herhangi bir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de. [*]
Bu son cümle, “Öyleleri için ne bir korku vardır; ne de üzüntü çekerler” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Evet, her kim (inandığı) iyi işleri yaşayarak, özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır.¹ Onlar için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır.
1 Cennet ne Yahudilere, ne de Hristiyanlara mahsustur. Her kim Allah için ihlas ve samimiyetle Allah’a yönelir, O’na şirk koşmaz ve ihsan sahibi olursa, yani Allah’ı görüyormuş gibi kendini Allah’ın huzurunda bilirse, işte onun Rabbi katında mükâfatı vardır ve onlara hiçbir korku da yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaklar. İşte bunlara Müslüman ve bu dine İslâm denilir. Cennet bunlarındır. Allah katındaki din de İslâm’dan ibarettir. Bu âyette "Nefsehû" denilmeyip, "vechehû" denilmiştir. Zira yüz (vech), “zikr’ul-cüz iradet’ül-küll” yoluyla kişiliğin (nefsin) bütününden mecazdır. Sadece yüzün görülmesi bir insanın bütünüyle teşhis edilmesine yeter. Bu da İslâmiyet’in sadece insanın içiyle ilgili bir şey olmadığına bir işarettir. Zira secde uzvu olan yüzün, öteki bütün uzuvların en şereflisi ve bütün vücudun temsilcisi olan bir uzvu olduğu kesindir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Evet, gerçekten her kim tüm benliğini Allah’a teslim eder ⁹¹ ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mükafatını görecektir; ve böyleleri ne korkacak, ne de üzülecekler. ⁹²
91 Lafzen, “kim yüzünü Allah’a teslim eder”. Kişinin yüzü, bedeninin en anlamlı parçası olduğundan klasik Arapça’da insanın bütün kişiliğini yahut bütün benliğini göstermek için kullanılırdı. Kur’an’da defalarca tekrarlanan bu ifade, İslâm’ın mükemmel bir tanımını vermektedir -ki, esleme (“kendini teslim etti”) kök-fiilinden türetilmiş olan bu kelime “kendini (Allah’a) teslim etmek” anlamına gelir: ve Kur’an’ın tümünde islâm ve müslim terimleri bu anlamda kullanılmışlardır. (Bu kavramın geniş bir tartışması için, bkz. müslim ifadesinin vahiy kronolojisinde ilk defa kullanıldığı yer olan 68:35 ile ilgili dipnot.)92 Böylece Kur’an’a göre kurtuluş, herhangi bir özel “zümre”ye tahsis edilmiş olmayıp Allah’ın birliğini kavrayan, kendini O’nun iradesine teslim eden ve dürüst şekilde yaşamak suretiyle bu ruhsal tercihe pratik bir anlam kazandıran herkese açıktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hayır, kim tüm varlığı ile Allah’a teslim olmuş ve iyilik yapan bir kimse ise artık onun ödülü Rabbi katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar asla üzülmeyeceklerdir. 27/89, 2/195
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hayır aksine, her kim bütün varlığıyla görürcesine inandığı Allah’a teslim ederse,[²¹¹] ancak o kişi Rabbi katında onun karşılığını bulacak; gelecek için kaygı, geçmiş için üzüntü duymayacaktır.[²¹²]
[211] Lafzen: “kim yüzünü Allah’a teslim ederse”. “Yüz” ile kastedilen insanın varlığıdır. Parçayı anarak bütün kastetme (zikr-i cüz irade-i küll) kabilindendir. [212] Gelecek kaygısı ve geçmiş hüznü duymama garantisini verebilecek Allah’tan başka bir güç ve merci yoktur. Böyle bir garanti, tam anlamıyla “mutluluk garantisi”dir. Böyle bir teminatı verebilecek bir makamın, insanın geçmişini ve geleceğini izleyebilme ve onu kontrol edebilme gücüne sahip olması gerekir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hayır!., (gerçek onların sandığı gibi değildir) Kim ihlas sahibi olarak (Rabbine hakkıyla kulluk ederek) özünü Allah'a teslim ederse; onun mükafatı Rabbinin katındadır, o gibi kimseler için hiç bir korku yoktur ve onlar üzüntü de çekmezler.
Osman Fırat
swap_vert close
Hayır, kim işini güzel yaparak özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hayır... Kim muhsin olduğu halde yüzünü Allah için salim kılarsa işte onun için Rabbinin nezdinde mükâfaatı vardır. Ve onların üzerine bir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hayır, iş öyle değil! Kim halis olarak kendisini Allah'a teslim edip güzel davranışlarda bulunursa Rabbinin nezdinde onun mükâfatı olacaktır. Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır. [3, 20; 4, 142]
Cibril hadisi diye meşhur olan ve Cebrâil (a.s.)’ın İslâm’ı mükemmel bir özetlemesini ihtiva eden hadîs-i şerîfe göre İhsan: “Senin Allah’ı görüyormuşçasına O’na ibadet etmendir. Çünkü sen O’nu göremiyorsan da O seni görüyor.” Burada bu anlamda veya geniş mânası ile ihsan (iyilik yapmak, iyi davranışlarda bulunmak) kasdedilebilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hayır, kim işini güzel yaparak özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Evet, eyilik ider oldığı halde Allâh Te'âlâya bütün mevcûdiyetini teslîm iden kimseye rabbi 'indinde ecir ve mükâfât vardır, onlar içün korku yokdur ('azâb ve 'ikâb endişesiyle) mahzûn dahî olmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hayır! Güzel davranarak kendini Allah rızasına kilitleyenin ödülü, Sahibinin (Rabbinin) katındadır. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzülmezler de.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Hayır, işini güzel yaparak kendini tamamen Allah'a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mükafat vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Üzülecek de değillerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa, onun Rabbi katında ödülü vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah'a teslim ederse, Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
evet; her kim ıśmarlar-ise yüziñi Tañrı’ya ol mü’min iken yā muḥsin-iken; anuñdur müzdi çalabı’sı ķatında. daħı ķorķu yoķdur anlaruñ üzere ne daħı anlar ķayġuralar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Evet kim Müselmān olsa, Tañrı Ta‘ālāya īmān getürse, ol ḫayr ṭā‘at işlese,anuñ müzd ẟevābı Tañrı ḳatındadur, ḳorḳu daḫı yoḳdur üstlerine, ne daḫıanlar ḳayururlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Xeyr, onların dediyi kimi deyil) əksinə, yaxşı işlər görüb özlərini Allaha təslim edənlərin Rəbbi yanında mükafatı (əvəzi) vardır. Onların (axirətdə) heç bir qorxusu yoxdur və onlar qəm-qüssə görməzlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nay, but whosoever surrendereth his purpose to Allah while doing good, his reward is with his Lord; and there shall no fear come upon them neither shall they grieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nay,-whoever submits His whole self(114) to Allah and is a doer of good,- He will get his reward with his Lord; on such shall be no fear, nor shall they grieve(115).
114 The word translated "self is Wajh, a comprehensive Arabic word. It means (1) literally face, but it may imply (2) countenance or favour, as in 92:20; (3) honour, glory. Presence as applied to Allah, as in 4:72; (4) cause, sake ("for the sake of) as in 76:8; (5) the first part, the beginning, as in 3:71; (6) nature, inner being, essence, self, as in 5 :111, 27:88, and perhaps also 55:27. Here I understand meaning 6; the face expresses the personality or the whole inner self of man. (Cf. 7:29 and n. 1010) (R). 115 This phrase comes in aptly in its own context many times. In this Surah it occurs in 2:38 , 62, 112, 262,274. and 277. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بَلٰى
bilakis
مَنْ
kim
اَسْلَمَ
teslim etmişse
وَجْهَهُ
yüzünü
لِلّٰهِ
Allah'a
وَهُوَ
kendisi iken
مُحْسِنٌ
muhsin
فَلَهُٓ
artık onun vardır
اَجْرُهُ
mükâfatı
عِنْدَ
katında
رَبِّه۪ۖ
Rabbi
وَلَا خَوْفٌ
ve bir korku yoktur
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا هُمْ
ve onlar değildir
يَحْزَنُونَ۟
mahzun oluyorlar
Bilâkis, (her) kim muhsin olarak (güzellik yapıp güzel olarak) yüzünü Allah'a teslim ederse (her an O'nun huzurundaymış gibi yaşamaya çalışırsa), onun mükâfatı Rabbi katındadır. Ve onlara (dünyada da âhirette de hiçbir) korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
بَلٰى
Edat
بَلٰى
Bilakis, tabi ki, evet, hayır (inandım)
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مُحْسِن
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsin, güzel yapan, güzellik yapan kimse
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi