close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 106. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ nensaḣ min âyetin ev nunsihâ ne/ti biḣayrin minhâ ev miślihâ(k) elem ta’lem enna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir ayetin hükmünü değiştirir, yahut geri bırakırsak ya ondan hayırlısını getiririz, yahut onun eşidini. Bilmez misin ki Allah'ın her şeye gücü yeter.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiçbir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten her şeye güç yetirendir.
[Not: Özel mazeret ve mecburiyetler karşısında ve İslami düzene geçiş ortamında izin verilen bazı durumlarla ilgili ayetlerin hükmü; şartlar olgunlaşınca ve ihtiyaç kalmayınca kaldırılır, yeni gelen ayetlerin kuralları esas alınır. Ama Kur’an’da kayıtlı bırakılan böylesi nesih (feshetme, lağvedip erteleme) ayetlerinin bir kısmı, aynı zaruretlerin ortaya çıkması halinde ve fetret süreçlerinde geçici ruhsat olarak uygulanmak üzere kolaylık sağlayacaktır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz, yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın herşeye gücü yettiğini bilmez misin?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz bir âyet nesheder, yürürlükten kaldırırsak veya unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini vahy ile getiririz. Allah'ın gücünün kudretinin her şeye yettiğini, her türlü düzenlemeyi yaptığını bilmiyor musun?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/101; 22/52.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz yerine daha iyisini veya bir benzerini getirmedikçe bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. Allah'ın her şeye güç yetirdiğini bilmez misin?
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, bir âyetin hükmünü diğer bir âyetle değiştirirsek veya unutturursak (geri bırakırsak) ondan daha hayırlısını yahud onun benzerini getiririz. Cenâb'ı Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmedin mi?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, (Kitap’tan ve tabiattan) bir ayet (ve yaratığı) gidersek veya unuttursak (veya geciktirsek,) ondan daha yararlısını veya aynısını getiririz. Sen Allah’ın her şeye gücü yettiğini bilemedin mi?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz, daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir âyeti ortadan kaldırmayız veya unutturmayız. Allah'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?[27]
[27] Nesh meselesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, II, 118-135.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ya bir eşini, ya daha iyisini getirmedikçe, unutturmadıkça, bizler bir âyeti kaldırmayız, bilmez misiniz, Allahın her şeye gücü yetişir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Ayette ifade edildiğine göre; önceden nazil olmuş bir mesajın, sonradan gelen bir başka mesajla yürürlükten kaldırılmasına “nesh” denilmektedir. Bu âyette ortaya konulan gerçek; Tevrat ve İncil gibi eski kitapların mesajının yerini Kur’an mesajının almasıdır. O Kitaplardaki öğretilerin bir kısmı Âl-i İmran 3/3 ve Fatır 35/31. ayetlerinde ifade edildiği gibi; Kur’an’da yerini almış ise de bir kısmı yeni hükümlerle yürürlükten kaldırılmıştır. Allah, vahyin iniş süreci boyunca coğrafi şartların ve sosyal hayatın gereği olarak pedagojik bir eğitim metoduyla insanlığın maddi ve manevi gelişimine göre Kitaplar, şeriatlar göndermiş; bu âyette ve Âl-i İmran 3/50’de görüldüğü gibi öncekilere ait bazı hükümleri de bu süreçte yürürlükten kaldırmıştır. Nitekim bu durumu açıklar manada Kur’an’ı Kerim’de; “…Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik…” (Maide 5/48) buyrulmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Âyâtdan hiç birini aynını veyâ daha hayırlısını yerine koymadıkca fesh itmeyeceğiz Allâh’ın her şeye kâdir oldığını bilmiyor mısınız?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak, mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kādirdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
 Sonra gelen bir âyetin, daha önceki âyetin hükmünü yürürlükten kaldırmasına «nesh» denir. Allah Teâlâ, insanlığın medenî ve kültürel gelişmesine ve bu gelişmenin doğurduğu ihtiyaçlara uygun olarak, gerektikçe yeni peygamber ve kitaplar göndermiş, öncekilere ait bazı hükümleri yürürlükten kaldırmıştır. Naslarının hükmü ebedi olan Kur’an-ı Kerim nâzil olurken, bu döneme mahsus olmak üzere bazı âyetler, diğerlerini neshetmiştir; ancak bunların sayısı oldukça azdır ve ilk İslâm neslinin terbiye ve intibakını temin maksadına yöneliktir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir mucize veya sistemi* yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. ALLAH'ın herşeye gücü yettiğini bilmez misin?
Kuran'da birbirini iptal eden ayetler olduğu ve hatta bazı ayetlerin hadislerle iptal edildiği biçimindeki şeytani inanç, bu ayetin anlamı saptırılarak desteklenmiştir. "Ayet" sözcüğü tekil olarak kullanıldığı 84 yerin hiç birinde Kuran ayetleri için kullanılmaz; tekil olarak kullanıldığı zaman sürekli olarak "işaret, delil, mucize" anlamlarına gelir. Ne var ki çoğul hali olan "Ayaat" (ayetler) ise, tekil anlamına ek olarak Kuran ayetleri için de kullanılır. Nitekim Kuran'ın bir "ayeti" daha doğrusu bir birimi /ifadesi tek başına mucizevi bir özelliğe sahip değildir. Örneğin bir veya iki kelimeden oluşan birimler var ve bunlar, Kuran'ın tanımladığı ayet (mucize) özelliğini göstermez. Bazı kısa ifadeler Kuran'ın inişinden önce günlük konuşmada, kitaplarda ve şiirlerde kullanılan /kullanılabilen ifadelerdir. Örneğin bak 55:3; 69:1; 74:4; 75:8; 80:28; 81:26. Mucizelik özelliğini gösteren minimum ölçü bir sure (10:38) olup en kısa sure de 3 ayettir (103; 108; 110). Besmele, tek bir birim olduğu için kendi başına bir mucize değildir; ancak Kuran'in bütününü saran matematiksel örgü içinde mucizelik özelliğini kazanır. Ayetlerin (mucizevi özelliğe sahip olan ifadelerin) bir parçası olduğu için Besmele'den ayet diye sözedilebilir; ancak şunu unutmamak gerekir ki Tanrı, tekil olan "ayet" kelimesini Kuran'ın ayetleri için kullanmayarak, sadece mucizelerden sözetmeyi sağlamıştır. Nasih-Mensuh konusu için ayrıca 4:82 ayetine bakınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz bir âyetden her neyi nesih veya insa edersek ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz, bilmez misin ki Allah her şey'e kadir, daima kadirdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz herhangi bir âyetin hükmünü kaldırır (nesh eder) veya onu unutturursak onun yerine daha hayırlısını veya (en azından) onun dengini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, bir âyeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya onun dengini ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin?¹
1- Kimi ayetlerin “nesh” edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet Ehl-i Kitap'a bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz neshetdiğimiz (hükmünü diğer bir âyetle değiştirdiğimiz) veya unutdurduğumuz (geri bırakdırdığımız) bir âyetin (yerine) ya ondan daha hayırlısını, yahud onun benzerini getiririz. Allah'ın her şey'e kemâliyle kaadir olduğunu bilmedin mi? (Elbette bildin).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Biz) bir âyetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz.(1) Bilmez misin ki şübhesiz Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir!
(1)Şer‘î ıstılahta nesh, herhangi bir hükmün yerine, sonradan başka bir şer‘î hükmün beyân edilmesi ve böylelikle, evvelki hükmün vaktinin sona ermesidir. Nesh, ebediyetine hükmedilmemiş emir ve yasaklara mahsustur. (Kurtubî, c. 1/2, 62-65)“Evet mevâsim-i erbaada (dört mevsimde) giyecek, yiyecek ve sâir ilaçların tebeddülüne (değişmesine) lüzum ve ihtiyaç hâsıl olduğu gibi, bir şahsın yaşayış devrelerinde, ta‘lim ve terbiye keyfiyeti (şekli) tebeddül eder(değişir). Kezâlik (bunun gibi), hikmet ve maslahatın iktizâsı (gereği) üzerine, ömr-i beşerin (insan ömrünün)mertebelerine göre ahkâm-ı fer‘iyede (esâsa âid olmayan hükümlerde) tebeddül (değişme) vardır. Çünki fer‘î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat (faydalı) iken, diğer bir zamâna göre mazarrat (zararlı) olur. Veya bir ilâç, bir şahsa devâ iken, şahs-ı âhara (başka şahsa) dâ’ (hastalık) olur. Bu sırdandır ki Kur’ân, fer‘î hükümlerden bir kısmını neshetmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 44)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz, (önceki kitaplardan) bir ayeti (son kitapla) yürürlükten kaldırır veya unutturursak, ondan daha iyisini veya onun gibisini de (bu son kitapla) getirebiliriz. Sen, Allah’ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? *
(*) Kur’an’da ki kimi ayetlerin “nesih” edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, farkına varmadan Allah’a ve Kur’an’a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet ehl-i kitab’a bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur’an’daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil’deki bazı hükümlerin yerlerine Kur’an’la yeni hükümlerin getirildiğidir; yani daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Yine aşağıda da belirtildiği gibi çok önemli bir mesele olan Kur’an’daki nesih olayı ile ilgili Hz. Peygamberden zayıf bile olsa bir hadisin bulunmaması, neshi iddia edenlerin ne kadar büyük bir hata ve yanılgı içinde olduğunu da açıkça göstermektedir. Yine aşağıda metni bulunan (زهرة التفاسير)’’Zuheretüt-Tefasir’’adlı eserde de geçtiği gibi, (مَا نَنسَخْ) ‘’ma nensah ’’üzerindeki (ما)‘’ma’’harfi, şart edatı olup neshin olduğunu veya olacağını asla bildirmiyor, belki Allah dilerse, bunu yapabilir’’ diye şeklinde anlaşılıyor. Çünkü burada ‘’nesih ettik veya unutturduk ve yerine yenisini getirdik’’ denilmiyor. Bilakis buradaki şart edatı olan (ما) harfi cümleye nesheder veya unutturursak’’ şeklinde bir anlam katıyor. Bu nedenle şayet nesh olursa o da yeni kitapla/Kur’anla önceki kitaptan Tevrat’tan nesih söz konusu olabilir. Yani Kur’an’da nesih edilen hiçbir ayet yoktur. Ayrıca ünlü müfessir Ebu Müslim bu âyetin neshe delil gösterilemeyeceğini üç maddeyle özetler: 1) Burada sözü edilen âyetler Tevrat ve İncil’de yer alan Cumartesi yasağı, doğuya ve batıya yönelerek ibadet gibi hükümlerdir. 2) Neshin anlamı “istinsah”, yani ilâhî Kelâm’ın Levh-i Mahfuz’dan aktarılmasıdır. 3) Bir şart-cevap cümlesi olan bu âyet Kur’an’da neshin vuku bulduğuna değil, olması hâlinde daha iyisinin ikamesine delildir (Nkl: Râzî). Bu âyetin ait olduğu pasaj, daha önce kendilerine vahiy ile hitap edilen toplulukların ilâhî kelâma sırt çevirmeleri ve buna da gerekçe üretmelerinin anlatıldığı bir pasajın hemen ardından gelmektedir. Açıktır ki âyette, Yahudilerin Hz. Muhammed’e gelen mesaja sırt dönme gerekçeleri çürütülmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu olan nesih Kur’an’ın herhangi bir âyetinin neshi değil Tevrat’ta bulunan bazı hükümlerin neshidir. Âyetin bağlamı (105 ve 108) ve nüzul sebebi bunu doğrulamaktadır (bkz: İbn Âşûr). Yine bu pasajda ortaya konulan prensip -Kitâb-ı Mukaddes öğretisinin, yerini Kur’an’ın getirdiği öğretiye bırakması- birçok Müslüman alimin yanlış yorumlarına sebep olmuştur. Bu bağlamda kullanılan âyet (“mesaj”) kelimesi, aynı zamanda Kur’an’ın bir “hükmü”nü ifade etmek için de kullanılmaktadır (çünkü bu hükümlerin her biri bir mesaj taşır). Âyet terimini bu sınırlı anlamda alan bazı alimler, yukarıdaki pasajdan, Kur’an’ın bazı ayetlerinin vahiy tamamlanmadan önce Allah’ın talimatı ile “nesih” edildiği (yürürlükten kaldırıldığı) sonucunu çıkarmaktadırlar. Bu iddianın -ki, yazdıklarını tashih için ikinci defa okurken bazı bölümleri atan veya başkaları ile değiştiren herhangi bir yazarı akla getirmektedir- saçmalığının yanı sıra, Kur’an’ın herhangi bir ayetinin “nesih”edilmiş olduğunu bildiren tek bir Hadis bile bulunmamaktadır. Sözde “nesih doktrini”nin temelinde bazı eski müfessirlerin Kur’an’ın bir pasajını diğeri ile uzlaştırmadaki yetersizlikleri yatmaktadır: Söz konusu ayetlerden birinin “neshedildiği” yargısına vararak altından kalkılmaya çalışılan bir yetersizlik. Bu keyfî değerlendirme, “nesih doktrini”nin taraftarları arasında kaç Kur’an ayetinin ve hangilerinin neshedildiği, ayrıca bu sözde nesih ile, söz konusu ayetin Kur’an’ın tertîbinden tamamen çıkarıldığı mı yoksa yalnızca o ayet ile konulan özel hükmün veya beyanın mı iptal edildiği konusunda neden hiçbir görüş birliği olmadığını da açıklamaktadır. Kısacası, “nesih doktrini” hiçbir tarihsel olguya dayanmamaktadır ve bu nedenle reddedilmelidir. Diğer taraftan, yukarıdaki Kur’an pasajını yorumlamadaki zahirî güçlük, âyet teriminin “mesaj” olarak anlaşılması ve bu ayetin, Yahudilerin ve Hristiyanların Kitâb-ı Mukaddes’in yerini alan herhangi bir vahyi kabul etmediklerini ifade eden önceki pasaj ile bağlantılı olarak okunması halinde derhal ortadan kalkar: çünkü onu bu şekilde okumamız halinde, neshin, bizzat Kur’an’ın herhangi bir bölümü ile değil, sadece geçmiş ilahî mesajlar ile ilgili olduğunu görürüz. (M. Esed. Meal Açıklaması) Özetle, Ehl-i kitaba cevap olan bu âyet, Tevrat’ taki bazı hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğini ifade eder, kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi… مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أو نُنسِها": = ما نلغي ونمحو من آية أي من كتاب كالتوراة أو الإنجيل لأنها قد حُرِّفت عبر الزمن، أو نتركها تُنسى بسبب تحريف الشيطان لمعناها ا.نأت بخير منها أو مثلها - نأتِ بآية أخرى بواسطة رسولٌ آخر خير من تلك الآية الباطلة الّتي حُرِّفت، أو نُعيدُ تنزيلها من جديد مع رسول آخر إذا كانت قد انتَسَت لأن معناها قد حُرِّف ولم يُعمل بها. لذلك أكمل تعالى آية (106) والآية الّتي تليها آية (107) بقوله فيها: "أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، الخ ( (ما هو مفهوم النسخ في القرءان الكريم، وهل يوجد ناسخ ومنسوخ؟ (1))-- ولكن هل الآية تدل على وقوع النسخ، أو تدل فقط على جوازه على فرض تفسير الآية بالآية القرآنية نقول إن الآية تدل على الإمكان لا على الوقوع؛ لأن النص السامي بشرط وجواب هذا الشرط - إذ إن " ما " من أسماء الشرط جزم به ننسخ وجوابه: (نَأْتِ بِخَيْرٍ منْهَا أَوْ مِثْلِهَا) فهي دالة على الإمكان لَا على الوقوع بالفعل،- فالآية لَا تدل على وقوع النسخ، ولا على لزومه (زهرة التفاسير- محمد ابوزهرة) فالمنسوخ هو في التوراة والناسخ لتلك الأحكام هو القرآن ...لَمّا نزل قوله تعالى في سورة الأنعام {وَعَلَى الَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ...إلخ}. ونظير هذه الآية في سورة النحل قوله تعالى {وَإِذَا بَدَّلْنَا آيَةً مَّكَانَ آيَةٍ وَاللّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُواْ إِنَّمَا أَنتَ مُفْتَرٍ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ } ، فقوله تعالى {وَإِذَا بَدَّلْنَا آيَةً مَّكَانَ آيَةٍ} يعني إذا بدّلنا حكم آية في القرآن مكان آية في التوراة {قَالُواْ} اليهود {إِنَّمَا أَنتَ مُفْتَرٍ} يا محمّد لأنّك تأتي بأحكام لا تنطبق مع أحكام التوراة .فالقرآن ليس في أحكامه تبديل وتغيير كما يظنّ المسلمون ، والشاهد على ذلك قوله تعالى في سورة الأنعام { وَلاَ مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِ اللّهِ وَلَقدْ جَاءكَ مِن نَّبَإِ الْمُرْسَلِينَ} { مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ } [البقرة:106] الآية التي لم يرد حديث نبوي واحد يقول أنها تؤول بنسخ الأحكام والنصوص والقرآنية ، والتي ما كانت إلا في سياق الحديث عن نسخ كتب السابقين وإحلال القرىن محلها،أما ما نجده في كتب المفسرين هي أقوال غير معصومة لا تردّ رأيها إلى قول معصوم ولا يمكن الاعتماد عليها في أمر جلل كهذا ، فالنسخ بصورته التي يعتقدها مثبتي النسخ أمر عظيم يحذف ويثبت ويزيد وينقص في كتاب الله فإن لم يكن ذلك بقول المعصوم الذي نزل عليه الوحي فلن يقبل البتة. -- أما الآية "مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ.." فلا تتحدث عن إلغاء آيات القرآن بعضها البعض، بل عن إلغاء آيات القرآن لأحكام التوراة والكتب السماوية السابقة. لقد كره اليهود أن يُنـزّل على رسول اللّه صلى الله عليه وسلم أحكام تلغي أحكام التوراة، كاستقبال بيت المقدس مثلا، فاللّه تعالى يرد على حسدهم هذا، مؤكدًا أنّ الآيات التي يلغيها من التوراة أو الكتب السماوية السابقة، يأتي بخير منـها، وأن ما ينساه أهل الكتاب من كتبـهم، التي لم يَعِد اللّه بحفظها، يُنـزل اللّه في القرآن العظيم خيرًا منـها. فلماذا ينـزعج اليهود من هذا، مع أن التوراة تنص أنـها شريعة موقتة (لا نسخ في القرآن الكريم (لا يوجد ناسخ ولا منسوخ في القرآن) ؟  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz bir ayeti kaldırır veya unutturursak, o ayetten daha iyisini veya benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu görmüyor musun?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz herhangi ayeti değiştirirsek, ya da unutturursak onun yerine yey olanını, ya da benzerini getiririz. Bilmez misin ki gerçekten Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz her hangi bir ayeti nesh veya tehir eder [¹] isek ondan hayırlısını veya onun gibisini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kemaliyle kadirdir.
[1] Yahut unutturursak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer Biz, bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır [nesh]⁷² veya onu unutturursak ondan daha iyisini veya benzerini getiririz. Sen Allah’ın her şeye gücü yettiğini bilmiyor musun?
72 Kur’an’da hükmü kaldırılmış yani nesh edilmiş bir ayet yoktur. Kur’an’da nesh var diyenler bu ayete dayanıyorlar. Hâlbuki bu ayet, Kur’an’da neshin var olduğunu göstermiyor. Allah’ın kendi ayetini ancak isterse kendisinin değiştirebilecek kadar güçlü olduğunu belirtiyor. Burada şayet nesh söz konusu ise, siyak-sibakından (bu ayetten önceki ve sonraki ayetlerden) da anlaşılacağı gibi, Kur’an vahyi, tahrif edilen önceki kitaplardaki ayetleri ve hükümleri nesh etmiştir. Yoksa Kur’an’ın kendi ayetleri içinde nesh yoktur. Ayetin sonunda “Allah’ın her şeye kâdir olduğunu” ifade eden ayetten de bunu anlarız. Bu ayet bize “kudretullahı” açıklıyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Her hangi bir ayeti (hükmen) nesh eder veya (bildirimini) ertelersek, ondan daha hayırlısını veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz, önceki ümmetlere gönderdiğimiz kutsal kitaplardaki bazı geçici toplumsal-hukûkî düzenlemeleri içeren herhangi bir ayeti —değişen şartlara uygun olarak—yürürlükten kaldırır veya unutturur isek, mutlaka ondan daha iyisini veya en azından bir benzerini göndeririz. Nitekim, önceki kutsal kitapları aynen onaylayan bu Kur’an, hem bu kitaplarda yapılan tahrifâtı düzelterek, hem de değiştirilmesi gereken hükümleri değiştirerek, kıyâmete kadar geçerli olacak en son ve en mükemmel hayat sistemini ortaya koymuştur. Öyle ya, Allah kendi mesajını korumayacak mı sanıyordun? Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Âyetten neyi yürürlükten kaldırırsak veya unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz. Bilmedin mi Allah, her şeye güç yetirendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer biz, bir ayeti siler ya da unutturursak, ya ondan daha iyisini, ya da bir benzerini getiririz. Bildiğin gibi Allah her şeye kadirdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak; yerine daha hayırlısını veya daha fazlasını göndeririz. Allah’ın her şeyi yapabilecek güçte olduğunu bilmez misiniz?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz bir ayetten [*] her neyi [nesh] [*]eder veya unutturursak daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye gücü yetendir.
Burada geçen [ayet] kelimesi bilinen anlamda “Kur’an cümleciği” değil, Bakara 2:105, En‘âm 6:124 ve Zuhruf 43:31-32. ayetler gereği “şeriat” veya “risâlet” anlamına gelmektedir. Bu nedenle neshinden söz edilen şey önceki şeriatlerle ilgilidir [Nesh], kültürümüzde “şer’i bir hükmün yine şer’i bir delille iptal edilmesi” şeklinde tarif edilir. Kelimenin “ayetlerin hükümsüz bırakılması” anlamında Kur’an bünyesinde kullanımı söz konusu olamaz. Bu durum, hiçbir şeyin Kur’an’ı iptal edemeyeceğini vurgulayan Fussilet 41:42. ayetinden de açıkça anlaşılmaktadır. Bakara 2:106. ayetteki mesaj, bir önceki ayetin de işaretiyle risalettir; yani yeni bir elçilik ve mesaj verilmesidir. Allah’ın kitabında iptal edilmiş veya hükmü kaldırılmış hiçbir ayet yoktur. Bu iddia Kur’an’da çelişkinin olmadığını içeren Nisâ 4:82’ye, ayrıca Hûd 11:1-2 ile Hacc 22:52’ye açıkça aykırıdır. Böyle bir iddia Hacc 22:51, Sebe’ 34:5 ve 38’de verilen bilgilere muhatap olma anlamında kesinlikle yeniden gözden geçirilmelidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz herhangi bir âyetin daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe onu asla yürürlükten kaldırmaz¹ ve unutturmayız.² Sen Allah’ın gücünün her şeye yettiğini hiç bilmez misin?
1 Nesih: Değiştirmek, bir şeyi diğerinin yerine getirmek, yok etmek anlamına gelir. Dini terim olarak: her hangi bir dini hükmün daha sonra gelen diğer bir dini hükümle kaldırılması veya değiştirilmesidir. Kendisinden önceki hükmü kaldıran hükme “nâsih”, hükmü kaldırılana da “mensûh” denilir. Neshin câiz olup olmadığı ve bunun “İslâm Şeriatı”nda meydana gelip gelmediği konusunda İslâm âlimleri arasında farklı görüşler vardır. Ancak bu âyetteki (مِنْ اٰيَةٍ) ifâdesinden ve (Nahl: 101)’den; Kur’an’da nesih olduğu, (Nisâ: 160-161, Yûnus:15, A’lâ: 6-7) âyetlerinden de Allah’ın gönderdiği tüm dinlerde olabileceği, anlaşılmaktadır. İslâm âlimlerinin büyük bir çoğunluğu, neshin câiz olduğu kanaatindedirler. Bunlara göre Kur’an, kendisinden önce indirilmiş kitapları neshettiği gibi İslâmî hükümlerin, tedricen indirilmesinden dolayı bazı âyetlerin hükümleri de sonradan kaldırılmış veya değiştirilmiştir. Zâten nesih, Allah’ın gönderdiği dinlerin îman esaslarında değil, emir ve yasaklarda söz konusudur. Bu değiştirmeler de; Müslümanların, dinî görevlerini kolaylaştırmak ve pratik bir şekle sokmak amacıyla meydana gelmiştir. Zâten bu âyette de; “öncekinden daha hayırlısını veya benzerini” ifâdesiyle, önceki hükmün hayırsız olmadığı, sonraki hükmün daha hayırlı veya benzer olduğu açıkça ifâde edilmektedir. Nesih konusunda ittifak halinde olan İslâm âlimleri nâsih ve mensûh hakkında ihtilâf etmişlerdir. İmam Şafiî’nin de içlerinde bulunduğu bir grup müctehid, bir Kur’an âyetini, ancak başka bir Kur’an âyetinin neshedebileceği görüşündedirler. Neshedildiği halde metni Kur’an’da bulunan âyetler, yeni Müslüman olanlar veya ortaya çıkan yeni durumlar için “Müslümanların kendilerinden olan devlet başkanları” tarafından tedric amacıyla geçici olarak kullanılabilir. Kur’an’da neshin câiz olmadığını ilk ileri süren, Mutezile âlimlerinden el-Isfahânî’dir. Yenilerden bazıları, tatmin edici izah yapamasalar da neshe karşı çıkmışlar ve bu konuda da akıllarını dinlerinin önüne almışlardır. Muhammed Esed ve takipçilerinin, İslâm’ın nezaket sınırlarını aşarak yaptıkları yorumları ve neshi kabul edenlere hakarete varan sözler söylemeleri, meşrep taassubunun hangi boyutlara vardığının açık bir göstergesidir. Bk. (Nisâ: 160-161, Nahl: 101)2 Bir âyetin, Allah tarafından başka bir âyetle değiştirilmesi; Allah’ın hikmetindendir. Önceki kötü, sonraki iyi gibi anlaşılamaz. Her ikisi de iyidir. Bunu; “Allah, önce birinci iyiyi, sonra da ikinci iyiyi uygulamamızı emretmiş,” şeklinde anlamak gerekir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. ⁸⁷ Allah’ın her şeye kâdir olduğunu bilmez misin?
87 Bu pasajda ortaya konulan prensip -Kitâb-ı Mukaddes öğretisinin, yerini Kur’an’ın getirdiği öğretiye bırakması- birçok Müslüman alimin yanlış yorumlarına sebep olmuştur. Bu bağlamda kullanılan âyet (“mesaj”) kelimesi, aynı zamanda Kur’an’ın bir “hükmü”nü ifade etmek için de kullanılmaktadır (çünkü bu hükümlerin her biri bir mesaj taşır). Âyet terimini bu sınırlı anlamda alan bazı alimler, yukarıdaki pasajdan, Kur’an’ın bazı ayetlerinin vahiy tamamlanmadan önce Allah’ın talimatı ile “nesh” edildiği (yürürlükten kaldırıldığı) sonucunu çıkarmaktadırlar. Bu iddianın -ki, yazdıklarını tashih için ikinci defa okurken bazı bölümleri atan veya başkaları ile değiştiren herhangi bir yazarı akla getirmektedir- saçmalığının yanısıra, Kur’an’ın herhangi bir ayetinin “nesh” edilmiş olduğunu bildiren tek bir sahih Hadis bile bulunmamaktadır. Sözde “nesh doktrini”nin temelinde bazı eski müfessirlerin Kur’an’ın bir pasajını diğeri ile uzlaştırmadaki yetersizlikleri yatmaktadır: Sözkonusu ayetlerden birinin “neshedildiği” yargısına vararak altından kalkılmaya çalışılan bir yetersizlik. Bu keyfî değerlendirme, “nesh doktrini”nin taraftarları arasında kaç Kur’an ayetinin ve hangilerinin neshedildiği, ayrıca bu sözde nesih ile, sözkonusu ayetin Kur’an’ın tertîbinden tamamen çıkarıldığı mı yoksa yalnızca o ayet ile konulan özel hükmün veya beyanın mı iptal edildiği konusunda neden hiçbir görüş birliği olmadığını da açıklamaktadır. Kısacası, “nesh doktrini” hiçbir tarihsel olguya dayanmamaktadır ve bu nedenle de reddedilmelidir. Diğer taraftan, yukarıdaki Kur’an pasajını yorumlamadaki zahirî güçlük, âyet teriminin “mesaj” olarak anlaşılması ve bu ayetin, Yahudilerin ve Hristiyanların Kitâb-ı Mukaddes’in yerini alan herhangi bir vahyi kabul etmediklerini ifade eden önceki pasaj ile bağlantılı olarak okunması halinde derhal ortadan kalkar: çünkü onu bu şekilde okumamız halinde, neshin, bizzat Kur’an’ın herhangi bir bölümü ile değil, sadece geçmiş ilahî mesajlar ile ilgili olduğunu görürüz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha iyisini veya onun dengini getiririz. Bilmiyor musun ki Allah her şeye bir ölçü koyandır? 2/213, 13/39, 16/101
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız[²⁰²] ya da yürürlükten kaldırmayız:[²⁰³] Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
[202] Veya tekil olarak gelen âyetine “mucize” anlamı vererek: “..bir mucizeyi unutturmayız”. [203] Veya İbn Kesir ve Ebu Amr’in nenseuhâ okuyuşuyla: “erteleyip geciktirmeyiz”. Ebu Müslim bu âyetin neshe delil gösterilemeyeceğini üç maddeyle özetler: 1) Burada sözü edilen âyetler Tevrat ve İncil’de yer alan Cumartesi yasağı, doğuya ve batıya yönelerek ibadet gibi hükümlerdir. 2) Neshin anlamı “istinsah”, yani ilâhî Kelâm’ın Levh-i Mahfuz’dan aktarılmasıdır. 3) Bir şart-cevap cümlesi olan bu âyet Kur’an’da neshin vuku bulduğuna değil, olması hâlinde daha iyisinin ikamesine delildir (Nkl: Râzî). Bu âyetin ait olduğu pasaj, daha önce kendilerine vahiy ile hitap edilen toplulukların ilâhî kelâma sırt çevirmeleri ve buna da gerekçe üretmelerinin anlatıldığı bir pasajın hemen ardından gelmektedir. Açıktır ki âyette, Yahudilerin Hz. Muhammed’e gelen mesaja sırt dönme gerekçeleri çürütülmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu olan nesh Kur’an’ın herhangi bir âyetinin neshi değil Tevrat’la gelen şeriatın neshidir. Âyetin bağlamı (105 ve 108) ve nüzul sebebi bunu doğrulamaktadır (bkz: İbn Âşûr).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onlar bazı hükümleri tebdil etmemizi istismar ederek inen vahiylerden sizi kuşkulandırmaya da çalışırlar.. oysa) Biz bir ayetten her neyi nesheder (herhangi bir hükmünü yürürlükten kaldırır) veya unutturursak (ertelersek) mutlaka daha hayırlısını yahut benzerini getiririz, biliniz ki Allah herşeye kadirdir.
(Yahudiler müslümanlara: "Görmüyor musunuz, Muhammed -Kıble konusunda- bir gün bir şey emrediyor ertesi gün yasaklıyor?” diyorlardı; işte bunun üzerine bu ayet nazil oldu. Oysa ,"Nesh" vahyi indiren Cenab-ı Hakkın, en son hükmün daha uygun olacağını bilmemesi manasına gelmezdi, müslümanları basamak basamak ve tedrici olarak şartlar ve durumlara göre tekamül ettiriyordu! Nitekim içki konusunda, öldürülme konusunda durum böyle cereyan etmiş ve neticede İslam ümmeti kurulduktan ve şartlar mükemmelleştirildikten sonra, son hükümler nazil olmuştu.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz herhangi bir âyetin (Tevrat veya İncildeki bir ayetin) hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak yerine (Kur’an’da) daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz bir âyetten her neyi nesh eder veya unutturursak ondan daha hayırlısını veya onun mislini getiririz. Bilmez misin ki Allah Teâlâ şüphe yok her şeye kemaliyle kâdirdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz, daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, herhangi bir âyetin hükmünü neshetmez veya ertelemeyiz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? [16, 101; 22, 52]
Hem nesheden, hem de neshedilen âyetler, Kur’ân metni olma bakımından eşit değerdedirler. Daha hayırlı olma, o hükmü uygulayanların elde edecekleri sevap yönündendir. Nesh: Dilde nakil veya izale anlamındadır. Istılahta: “Şariin, şer’î bir hükmü, daha sonraki şer’î bir delille kaldırması”dır. Allah Teâlâ insanlığı Cahiliye anarşisinden İslâm’a çıkarırken köprü konumundaki sahâbe neslini eğitmede neshi bir metod olarak kullanmıştır. Geçiş döneminin, muayyen bir vakit için yapılmış bazı istisnalar ihtiva etmesi kaçınılmazdır. Esasen nesh, bir yönü ile, vahyin bölüm bölüm indirilmesinin bir tezahürüdür. Biz insanlara göre değiştirme görünen durum, Allah Teâlâ bakımından nihaî hükmü beyan etmedir. Ancak bize, ilk hükmün sona ereceği vakit bildirilmediğinden, sınırlı ilmimiz, bu işi yürürlükten kaldırma sanmaktadır. Allah, mahlûkatı yaratmadan önce nâsihi de mensûhu da bilir. Fakat yüce hikmetiyle, mensûh olan ilk hükmün, muayyen bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat (işlev) ile sınırlı olduğunu da bilmektedir. Neshe bir misal verelim: Miras paylarındaki nihaî hüküm (4,11-12) gelmeden önce, anne ve baba gibi yakınlara vasiyetle mal bırakma farz kılınmıştı (2,180). Neshin çok az örneği vardır. İtikadî bir konu değil, ilmî bir değerlendirmedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz bir ayeti siler veya unutturursak ondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
Yahut: Ertelersek  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz bir âyeti, ondan daha hayırlısını (müslümânlara daha fâidelisini) ve yâhud onun mislini göndermedikce nesh (hükümsüz) itmez veyâ unutdurmayız. (Yâ Muhammed) Bilmez misin ki Allâh Te'âlâ her şeye kâdirdir.[³]
[3] Ba'zı âyetlerin sonradan nesh olunması (hükümden iskâtı) üzerine yahûdîler "Muhammed" evvelce söylediği sözden pişman olarak döndi dirlerdi. Bu âyet onları red ve tekzîb içün nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz bir âyeti nesh eder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını ya da aynısını getiririz.[*] Bilmez misin, her şeye bir ölçü koyan Allah’tır.
[*] Nesih sözlükte, iki belgeyi yan yana getirip birindeki yazıyı diğerine aktarmak veya bir şeyi kaldırıp yerine başkasını koymaktır. Nesih ya aynısıyla ya da daha iyisiyle olur. Allah, önceki kitapların hükümleri son kitabında aynen korumuş ve şöyle demiştir: "Allah, Nuh'a buyurduğunu sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimiz şudur: Bu dini ayakta tutun, o konuda ayrılığa düşmeyin..." (Şûrâ 42/13) Allah, kitapların bazı hükümlerini Kur'ân'a almamış ve şöyle demiştir: "Ey Ehl-i Kitap, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan birçoğuna da dokunmayan Elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi." (Maide 5/15) Önceki kitapların bazı hükümleri de daha iyisi ile değiştirilmiştir. Mesela Müslümanlara orucu, önceki ümmetler gibi tutarken (bkz. Bakara 2/183) daha sonra bazı hafifletmeler yapılmıştır ( bkz. Bakara 2/187).  
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz neshettiğimiz veya, unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz bir âyeti nesheder(53) yahut unutturursak,(54) ya onun daha hayırlısını veya benzerini getiririz. Allah'ın herşeye kadir olduğun bilmiyor musun?
(53) Nesh, âlimlerin çoğunluğu tarafından, “bir hükmü yürürlükten kaldırarak onun yerine yeni bir hüküm koymak” şeklinde yorumlanmıştır. Kur’ân, kendisinden önce indirilmiş olan kitapları tasdik etmiş ve onlara da inanma zorunluluğu getirmiş, ancak onların hükümlerinden bir kısmını değiştirmiştir. Daha önceki kitap ve peygamberler de, kendilerinden önce indirilmiş olan hükümlerden bazılarını değiştirmişlerdir (3:50’ye bakınız). Kur’ân âyetlerinin kendi içinde nesh olup olmadığı konusunda ise ihtilâf edilmiştir. Bir kısım bilginler, İslâmın tedricî bir terbiye yöntemi izlemesi nedeniyle, bazı hükümlerin toplum ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra konulduğunu, böylece zaman içinde bir kısım hükümlerin başka hükümlerle değiştirilmiş olduğunu söylerler. Diğerleri ise, farklı hükümler içerir görünen âyetler arasında bir çelişki bulunmadığına dikkat çekerek, bunlardan herbirinin geçerli olacağı bir zaman ve zeminin bulunduğunu savunurlar.(54) Bir diğer okunuşa göre, “ertelersek.”  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ne kim nesh eyleyevüz bir āyet yā unıtduravuz anı getürevüz yigrek andan yā ancılayın. bilmedü kim bayıķ Tañrı her nesene üzere güci yiterdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Nesḫ eylesevüz bir āyeti, yā unutdursavuz anı, andan ḫayrlusın getürür‐biz yā anuñ gibi getürür‐biz. Bilmez misin kim Tañrı Ta‘ālā her nesneyeḳādirdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (zaman, məkan və şəraitin tələbinə görə) hər hansı bir ayəni (ayənin hökmünü) ləğv edir və ya onu unutdururuqsa, ondan daha yaxşısını, yaxud ona bənzərini gətiririk. Allahın hər şeyə qadir olmasını bilmirsənmi?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such of Our revelations as We abrogate or cause to be forgotten, we bring (in place) one better or the like thereof. Knowest thou not that Allah is Able to do all things?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
None of Our revelations(107) do We abrogate or cause to be forgotten, but We substitute something better or similar: Knowest thou not that Allah Hath power over all things?
107 The word which I have translated by the word "revelations" is Ayat. See C. 42 and n. 15. It is not only used for verses of the Qur'an, but in a general sense for Allah's revelations, as in 2:39 and for other Signs of Allah in history or nature, or miracles, as in 2:61. It has even been used for human signs and tokens of wonder, as, for example, monuments or landmarks built by the ancient people of 'Ad (26:128). What is the meaning here? If we take it in a general sense, it means that Allah's Message from age to age is always the same, but that its form may differ according to the needs and exigencies of the time. That form was different as given to Moses and then to Jesus and then to Muhammad. Some commentators apply it also to the Ay at of the Qur'an. There is nothing derogatory in this if we believe in progressive revelation. In 3:7 we are told distinctly about the Qur'an, that some of its verses are clear (and of established meaning), and others are not entirely clear, and it is mischievous to treat the verses that are not entirely clear and to follow them (literally). On the other hand, it is absurd to treat such a verse as 2:115 as if it were abrogated by 2:144 about Qiblah. There may be express abrogation, or there may be "causing or permitting to forget." How many good and wise institutions gradually become obsolete by afflux of time? Then there is the gradual process of disuse or forgetting in evolution. This does not mean that eternal principles change. It is only a sign of Allah's infinite power that His creation should take so many forms and shapes not only in the material world but in the world of man's thought and expression.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا
eğer
نَنْسَخْ
hükmünü kaldırırsak
مِنْ اٰيَةٍ
bir âyetin
اَوْ
ve- ya
نُنْسِهَا
onu unut- turursak
نَاْتِ
getiririz
بِخَيْرٍ
daha hayırlısını
مِنْهَٓا
ondan
اَوْ
ve- ya
مِثْلِهَاۜ
benzerini
اَلَمْ تَعْلَمْ
bilmez misin
اَنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
عَلٰى
üzerine
كُلِّ شَيْءٍ
her şey
قَد۪يرٌ
Kadîr'dir
(Resulüm!) Biz (ehl-i kitabın elinde bulunan Tevrât ve İncîl'den) bir âyetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak mutlaka daha hayırlısını veya benzerini (bu Kur'ân ile) getiririz. Bilmez misin, şüphesiz Allah her şeye Kadîr'dir (kudretiyle her şeyi hükmü altında tutandır)!
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَسَخَ
Fiil-I
ن س خ
Hükmünü kaldırdı, iptal etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَنْسٰي
Fiil-IV
ن س ي
Unutturdu
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
قَدِير
İsim
ق د ر
Kadîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kudretiyle her şeyi hükmü altında tutan demektir)