Ey iman nimetine kavuşanlar, peygambere ve idarecilerinize,
"-Dinî, idârî, siyasî ve askerî otoriteni bizim de çıkarlarımızı dikkate alarak, menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan" demeyin, peygambere ve kendinize hakaret içerecek iltibasa meydan vermeyin.
"- Kur'an, sünnet ve ilmî esaslarla, örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan, sesimize kulak veren, yardım, destek ve imkân sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden, meseleleri zamana yayarak çözen, danışarak tedbir ile bizi yöneten hükümet ve meclis kur, bakanlar ve hâkimler tayin et" deyin. Rasulullahın tebliğini, teşriini, uygulamak-hayata geçirmek niyetiyle, can kulağı ile dinleyin, icabet edin. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
bk. Kur’an-ı Kerim 2/44, 213, 219, 248, 269; 3/66, 104, 159; 4/43, 46; 5/48, 50, 90; 7/155; 16/67; 17/28; 23/68; 24/48; 30/29; 38/26, 29; 42/39; 58/11; ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/51-52; Hak Dini Kur’an Dili, 1/376.